Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Haziran '11

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
544
 

Sanat evrensel… Sanatçı değil mi?

Sanat evrensel… Sanatçı değil mi?
 

Osmanlı Devrinde Alman Konsolosluğu...Resim internetten alıntı


Yağmurlu serin bir gün; Berlin’de bugün grinin tonları hâkim...

Diş doktorundan eve dönüyorum.

Dişimin kaplaması, tacı düştü. Acil serviste tamir ettiler.

Oturduğum evin sokağına geldiğimde rahat bir nefes aldım. Kafayı vurup yatmaktı niyetim…

Allah: Tacını kaybeden dişin; sanatçının kıymetini bilmek istemeyen konsolosluğun eline düşürmesin.

Ben yolda yürürken sağıma soluma; karanlıkta da sık sık arkama bakarım.

İstanbul’daki Alman Konsolosluğu vize bahşederken; hangi kıstasları göz önünde tutar bilemem.

Tam evimin kapısından girmek üzereyim ki kaldırımın kenarında; üçayak üstünde duran bir tabela beni selamdı.

“Merhaba; diş ağrısı çeken dikkatli yaya yolcu! Görevim seni davet etmek. Bu akşam resim sergisi var; henüz tanışmadığın, kapı komşunun sanat galerisinde… Bahçenin bir köşesinden sana gülümseyen; iri halkalı küpeli; sarışın genç güzel kadın; gördün mü?

İşte o sanatsever, Nicole Rabb

Ressam Heykeltıraş Teoman Manacıoğlu’nun (Ayvalık/Türkiye) sponsoru… Meraklandın değil mi? O halde akşama görüşmek üzere…”

Bu davete icabet etmemek olur mu?

Bir iki saat sonra bahçe kapısından içeri dalarken; zil çalan eteklerim aşina olduğum vatanımın o tadı farklı müziğine eşlik etmeye başladı.

Komşum Nicole beni candan karşıladı, ne ikram edebilirim telaşı içine girdi. Limonataya benzeyen bir içecekle yetindim.

…Ama yaptığı açıklamaları kafam pek almadı. Ressam Teoman Manacıoğlu’nun gizemli, hüzünlü yapıtlarını kendimce çözmeye çalıştım. Anı defterine yazdıklarımdan bir bölüm “…Siz yoksunuz diye eserleriniz öksüz yetim kalmadı. Biz buradayız, ben buradayım”

Gözlerim, kulaklarım bir hemşeri ararken Nicole beni Serdar Ateşer ile tanıştırdı. İcra ettiği sanat dalı müzik hatta galeriden ayrılmadan önce bana kendi CD sini armağan etti. Eve gelir gelmez dinledim.

Adını koymadığı müzik tarzı bana filmlere eşlik edebilecek mistik kategorisine yakışır gibi geldi.

Gece boyu; uzun dalgalı gür siyah saçlı, gözleri zekâ fışkıran Serdar Bey’i esir aldım desem pek yalan olmazdı.

Sabırla sorularımı yanıtladı.

Mimar Sinan Üniversitesi mezunu Teoman Manacıoğlu: Ayvalık’ta yaşıyor. İstanbul’u terk edeli on bir yıl olmuş.

Eserlerinin bir kısmı, can dostu Serdar Bey’in stüdyosunu süslermiş.

Serdar Bey’in dostları: Nicole ve Hermann Serdar Bey’i ziyaret ettiklerinde; sessizce duvarda asılı duran eserlere hayran kalmışlar.

“ Tüm masraflar: Uçak biletleri; konaklama bizden… Yeter ki Üstat Teoman: Bizim galerimizde bir resim sergisi açsın.”

Ressam Teoman Manacıoğlu bu teklifi kabul edince; dokuz ay öncesinden hazırlıklar başlamış. Sergi tarihi belirlenmiş. Önemli bir tarih olan 17-19 Haziran 2011 tarihlerinde karar kılınmış; önemli çünkü oturduğum semt bu günleri kültür sanat günleri olarak kutluyor. Mütevazı semtimiz: Yakından uzaktan gelecek sanatsever ziyaretçilerle dolup taşacağından önemli günler ve önemli bir tarih…

Sanatçı Teoman Bey vakit kaybetmeden İstanbul Alman Konsolosluğuna vize alabilmek için müracaatta bulunmuş.

Evi barkı işi gücü olan 19.7.1957 doğumlu sanatçımız ilk kez yurtdışında bir sergi açacak.

Alman vizesinden başka bir eksiği yok!

Alman konsolosluğu düşünmüş taşınmış…Hâlâ düşünüyor olmalı ki…

Sanatçımıza vize vermeye gönlü razı olmamış.

Gönül rızasının alınamamasının sebebi henüz bilinmiyor.

Bu saatten sonra da…

Müzisyen sanatçımızın; benim gibi Alman vizesine ihtiyacı olmadığından. Can dostu ressam Teoman’ın eserlerini kucakladığı gibi Berlin’e gelmiş. Sergi ziyaretçilere açıldı. Herkes ressam nerede diye sora dursun…
Bizler gece boyu vize ambargosunun şifresini çözmeye çalıştık.

Alman Konsolosluğu bir sanatçıya vizesini esirgediğinden haberi var mı? Düşünceme göre yok.

Bir çalışanın masasına takılmış kalmıştır diyorum.

Eskiden konsolosluklarda çalışanların çoğu kendi vatandaşlarıydı.

Şimdilerde; konsolosun dilinden anlayan ülkede yaşayanlar masaları paylaşıyorlar.

Daha ucuza geliyor olmalı.

Ucuz et yahni meselesi değil benim meramım…

Lakaytlık!

Sanat evrensel ise vizeye ne ihtiyaç duyar; ona can veren sanatçılar?

Benim kafam almadı almıyor.

İstanbul’daki Alman Konsolosluğuna saygılar selamlar.

Sanatseverler sizleri kutlarlar.

19 Haziran 2011 Pazar

Alev Meisel/ Berlin

Doğum günün kutlu olsun Sevda’m

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sanatçıların evrenselliği sanat kadar olmasada ismi evrensel fakat Türkiye dışında Avrupa' da ve amerika' da sanata ve sanatçıya kıymet veriliyor Türkiyede bunun kıymeti yok Türkiye sanatta 400.yıl geri olduğu için Devlet adamları politikacılar sanata pirim vermiyor . Sanattan anlamadıkları içinde ellerinde tüzükleri yok Bu tüzük olmadığı için Kültür turzm bakanı , dış işleri bakanlığı sanatla ilgili olan herşeyden mümkün olduğu kadar kaçıyor . Biz sanatçılardan hareket olmadığı sürece değil avrupada sergi açmak Türkiyede bile sergi açamayız . Almanlar az bile yapıyor Önce sanatçının memleketinde işler yoluna girmeli diye düşünüyorum ...

resim ustası 
 03.07.2011 14:36
Cevap :
Merhaba Resim Ustası; sayfama hoşgeldiniz. "Önce sanatçının ülkesinde işler yoluna girmeli" Çok net özetlediniz. Teşekkür ederim. Doğa ve sanat öksüz ve yetimler. İşte bu yüzdendir ki bir adım ileri iki adım geri...Gelişme işte bu yüzden gerçekleşemiyor. Nasıl anlatılır? Dinleyen, araştıran olmadıkça...Katkınız mutlu etti. Selamlar saygılar.  04.07.2011 14:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 584
Toplam yorum
: 2445
Toplam mesaj
: 327
Ort. okunma sayısı
: 819
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster