Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ocak '08

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
22861
 

Sanat nedir, sanatçı kimdir?

Sanat nedir, sanatçı kimdir?
 

Vatandaş bir yerler de okuyor; “Bir sanatçının yaptığı çıbıldak! Resimler bazı sapık ve yobazlar tarafından otuziki yerinden bıçaklanmış!”

Bunun üzerine yorumlar başlıyor; “Bunlar adam olmaz, ne olacak! Sanat, sanatçı düşmanları.”

Acaba bunu söyleyenler kendini “Bunlar”dan, adam olmayanlardan" ayrı görüyor mudur?

Ah bir bilse… Bilse, sanat nedir, sanatçı kimdir? Sonra dese ki, "Bunlar; ilim, irfan, medeniyet düşmanları" gam yenmeyecek! Kulağa hoş geliyor ya… Vur abalıya…

İzninizle önce açıklayalım sanatı, sanatçıyı. Sizler sonunda karar verirsiniz, bıçaklanan bez veya kâğıt parçası mı, kırılan bir heykel taş parçası mı? Yoksa! kıranın, bıçaklayanın, eleştirenin, içerisinde, dışa vuramadığı kin ve nefret duygularının dışa vurulması, bıçaklanması mı?

Nedir sanat? Bir tanımı yoktur. Kesin olan bir şey varsa; İnsanı ilgilendiren ve insana özgü bir çalışma ve faaliyet olduğudur.

Yapılan bir çalışmada; yapanın hayal gücü, farklılıkları, değerleri yansıtılmış olmalıdır.

* * *

Sanatçı kimdir? Ortaya koyulan, farklı, özgün, hayal gücü içeren çalışmaları meydana getirendir.

Peki, "sanaatkar" kimdir? Bir işle, bir meslekle uğraşan yahut bir işte ustalığı ve mahareti olanlardır.

Sanat kapsamına neler girmektedir? Bir börek, bir pasta, bir resim, bir heykelin yapımı, farklı bir şekilde yapılan bir ev, desenli ve renkli döşenen bir kaldırım taşı…

Her resim, heykel yapan sanatçı mıdır? Değildir. Ne zaman sanatçı olunmaktadır?

Eser sayılabilecek özellikleri taşıdığı zaman. Sanat "İlla ki; estetik olur, " Böyle bir kural da yoktur.

Anlatılan ve ima edilen manada amatörce yapılan sanat, para kazanmak için yapılmaz. Hiç mi yapılmaz?
Yapılır elbet. Ancak o zaman yapılanın adı, iş olur, geçim kaynağı "Zanaat" Olur.

Nedir, zanaat? “İnsanların maddî ihtiyaçlarını karşılamak için yapılan, eğitim ve tecrübe gerektiren uygulamadır.
Zanaatın hüner, marifet anlamı da vardır.”

-Kimi insanlar der ki; “Sanat, sanat içindir.”

-Kimi insanlar der ki; “Hayır, sanat toplum içindir.”

Peki, O zaman, sanat toplum içinse, ağlamak yok! müşteri, pardon toplum ne isterse O yapılır…

- "O nedenmiş O?”

-O, şu demektir; kendin için her türlü eser, çalışma meydana getirebilir bunları da, evinde, bahçende sergileyebilirsin.

-Eğer; isterlerse, istenirse caddede, sokakta da sergileyebilirsin, İstenirse, isterlerse,

-"Hayır! Ben çalışmamı yapar, istediğim yerde istediğim gibi sergilerim kime ne?" Diyebilirsen;

-Kimseye ne değildir! Sanat toplum içinse, toplumu, değerlerini dikkate alacaksın,

-Yok eğer; "sanat, sanat içinse, " gönlüne göre yapar ve kendine ait istediğin bir yerde, bu iş için ayrılan özel yerlerde, meraklısına, sevdiklerine, sevenlerine sergilersin.

-Sanatçılar duyarlı insanlardır. Bağnaz, fanatik olamazlar.

-Veya biz öyle biliriz.

-Yanılıyor muyuz?


Resim:www.kortej.com'dan alıntıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu konudaki düşüncenize katılıyorum. Sanat eseri sergilendiğinde, hele ki kalıcı olarak gözönünde bulunacağında mutlaka toplumun değerleri, hassasiyetleri göz önüne alınabilir, belki alınmalıdır da. Ancak bir eser sergi salonunda sergilenirken benzer kaygılar taşınmayabilir. Sonuçta sergiyi gezen kişiler özgür iradeleriyle orada bulunmaktadırlar. Toplumlar değiştikçe hassasiyetler de, anlayışlar da değişecektir. Saygılar.

Güz Özlemi 
 30.06.2011 17:17
Cevap :
Değerli 'Asabi Kedi', gerçeğinde insan özgürce düşünebilmeli ve düşündükleri limitsiz ifade edebilmelidir. Hassasiyetin başlama noktası, herhalde diğerlerinin değerlerine saygılı olabilmekte yatmaktadır. Kişisel kanaatimiz; kişi, düşündüklerini uygulayarak mutlu olabileceğini düşünüyor ve buna inanıyorsa, bırakınız tabiri uygun düşerse, ne hali varsa görsün ve görmelidir. Nihayetinde tuzu tarif edemiyorsunuz. O halde tuzu, yaşamı tatmalı, yaşamalı ve kendisi bir sonuca gitmelidir. Teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  30.06.2011 17:31
 

Sayın Canmehmet, vurguladığınız gibi sanatın bir tanımının olup olmadığı ya da nasıl olması gerektiği üzerinde sürüp giden bir tartışma vardır. Ancak bana mantıklı gelen sanatın yararlıyı ve etik olanı dikkate almaksızın özgür ve yaratıcı bir eylem olduğudur. Ancak kuşkusuz alımlayan (izleyici) sevme ya da sevmeme hakkına sahiptir. Sanat yararı gözettiğinde ise artık zanaat olmuştur ve işlevi farklılaşır ki bunu zaten siz de belirtmişsiniz. Konuyla ilgili mütevazi bir blog da ben yazmıştım. blog.milliyet.com.tr/Ruhum_sozcuklerde_gezerken____2__Sanat_askina_/Blog/?BlogNo=313619 Selam ve saygıyla.

Güz Özlemi 
 30.06.2011 13:14
Cevap :
Değerli 'Asabi Kedi', Sanat konusunda, içerikte genel kabule göre açıklanan iki görüş bulunmaktadır. Birincisi; sanatını, yeteneğini özgürce uygulamaya dönüştürmek ve bunları özel yerlerde meraklılarına sergilemek. İkincisi; sanatını, yeteneğini (sipariş edilenlere göre ve) bir para, bedel karşılığında satmak. Sanıyoruz bu noktada iki anlayış birbirine karışmaktadır. Sizinde ifade ettiğiniz gibi sanat, sanat için yapıldığında bunun bir engelleyicisi olmamalıdır. Ancak yapılanların kamuoyuna, genele sergilenmesinde hassasiyetlere de saygı gösterilmelidir. İlgi ve yorumunuza teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  30.06.2011 15:07
 

toplumsal bir değişimin uluortasındayız... değiştirecekler amam aceleden ecele gidiyorlar...)) seviye meselesi her şey...gerekirse halka inmesini bilecek toplum mühendislerimiz. ronensansı es geçmiş bir toplum acele ile avrupalı olamaz... değerlerimiz var ve el üstündeler... o zaman her şey her yerde olmaz elbette.. güzel bir konu idi şimdi gördüm...kolay gelsin başarılar dilerim...

Metin TOPÇU 
 23.11.2008 23:23
Cevap :
Saygıdeğer Metin Bey, Bilirsiniz, bizlerin yaklaşık 1000 yıllık, devlet ve toplum yaşamı ile ilgili birikimimiz bulunmaktadır. Bu hem öyle bir anlayışa sahip birikim ki; Değil memleketinden uzak yolda kalan yabancı insana yardım için; dağ başındaki aç hayvana, yuvasız kuşlara ve yaralı leyleklerin tedavisi için vakıf kurdurmaktadır. Milletimiz; komşusu aç iken tok yatmamış, komşusuna giden yemeğin kokusundan dolayı hakkı kalmaması için onunla yemeğini paylaşmıştır. Bu toplumun gerçekte acaba; yeniden bir şekile girmesi mi, yoksa kaybettiği değerlerini yeniden özümsemesine, değerlendirmesi mi ihtiyacı vardır? Yakında burada yayınlanacaktır; Rönesans ve Batının bugünkü durumunun kaynağı İslam'dır. Hem de çok açık olarak ve tereddüte yer vermeyecek şekilde. İlginize teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  24.11.2008 11:37
 

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=104028

Mehmet Sağlam 
 14.04.2008 22:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1073
Toplam yorum
: 2681
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1706
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster