Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Eylül '07

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
1061
 

Sanata bakış...

Sanata bakış...
 

Yıl 2007, bakıyoruz...

Sebebi ne olursa olsun, sanatın toplum içerisinde tartışılıyor olması, ilgi(?) düzeyi ve yaklaşımda farklılıklar da olsa, zihniyetin nereden nereye geldiğini anlamak açısından yol gösterici oluyor...

Hürriyet gazetesinde, Pazar 09 Eylül 2007, sayfa 30, Dünden Bugüne, Soner Yalçın Not Defteri köşesinde, sanata bakış, yaklaşımlar, sonuçları ile ilgili okuduğum yazı, bu yazıyı yazmamda (olumlu anlamda)tetikleyici oldu... (Yazarın haberinin içeriğini aktarmıyacağım)

Heykel..!

Malumunuz, Antalya’nın Kemer Beldesi’nde, merkezde sergilenen, bir sanatçımızın, kendi iç dünyasından oluşturduğu bir figür, bir obje, bir nesne üzerinden, tinsel yaklaşımını yansıttığı sanatsal ürünü üzerine koparılan fırtına sebebiyle de olsa, sanat, toplumumuzda tartışılır bir konu oldu...

Heykel ile ilgili, şudur, budur demek, asgaride, benim için yeterliliğim olmayan bir konu. Ben bir sanat eserleri uzmanı ya da eleştirmeni değilim.

Eleştiren, eleştirisini eyleme dönüştürme yönünde kamuoyuna açıklama yapan kişinin, yeterliliğini bilmemekle beraber, beklentisini, sanatçının ve sanatını daha iyi ve daha üretken olması için bir çaba olarak değerlendirmek mümkün mü?

......?

Bir başka heykel hikayesi...”Özgürlük Heykeli”

19. asırda Osmanlı İmparatorluğu'nun toprağı olan Mısır, yüzyılın ilk yıllarından itibaren Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın soyundan gelen 'Hıdiv' unvanlı valiler tarafından idare ediliyordu ve içişlerinde bağımsız hale gelmişti.

Mısır valileri, sadece yabancı memleketlerle imzaladıkları anlaşmalarla mali protokolleri padişaha tasdik ettirmekle yükümlüydüler ve İstanbul, bu gibi talepleri genellikle her zaman yerine getiriyordu.

Mısır Valisi Said Paşa'nın Fransız mühendis Ferdinand de Lesseps'e 1854'te hazırlattığı ve Akdeniz ile Kızıldeniz'i birbirine bağlayacak olan Süveyş Kanalı projesi de onaylaması için Osmanlı hükümdarına sunulmuştu.

Projenin arkasında Fransa vardı ama İngiltere, Akdeniz'deki ve Hindistan'daki hákimiyetini sona erdirebilecek olan böyle bir hazırlığa karşı çıkıyor ve zamanın hükümdarı Sultan Abdüláziz'i, projeyi reddetmesi için devamlı bir baskı altında tutuyordu.

Said Paşa, İstanbul'un tasdikini beklemedi ve 1854'ün 30 Kasım'ında Fransız mühendise projenin hayata geçirilmesi için gerekli şirketin kurulması iznini verdi.

Fransız sermayesiyle kurulan şirketin hisse senetlerinin tamamı satılınca İngiltere, Sultan Abdüláziz'e daha da fazla baskı yapmaya başladı ve hükümdar, Mısır Paşası'nın projesini 12 yıl boyunca onaylamadı.

Mısır tarafı ise, İstanbul'un tasdiki gelmeden işe başladı ama Said Paşa 1863'te birdenbire ölüverdi.

Yerine geçen İsmail Paşa ise Fransız değil, İngiliz taraftarıydı, bu yüzden iktidarının ilk yıllarında projeye gereken önemi vermedi ama daha sonraki senelerde Kanal'ın Mısır'a nasıl bir hayati değişiklik getireceğini farkedince işe o da dört elle sarıldı.

Kazılar neredeyse tamamlanmak üzereyken Fransız hükümeti, Sultan Abdülaziz'e İngilizler'den daha fazla baskı yapmaya başladı.

Sultan Abdülaziz, 1866'nın 19 Mart'ında yayınladığı fermanla Kanal'a izin verirken Kanal Şirketi ile Said ve İsmail Paşalar arasında varılan anlaşmaları onayladı, üstelik Mısır'ın kanal inşaatı için yaptığı dış borçları da devlet garantisi altına aldı ve kendisi de Kanal Şirketi'nin hisselerine oldukça yüksek bir meblağ yatırdı.

Said Paşa ile kanalın mühendisi olan Ferdinand de Lesseps arasında 1854'te varılan anlaşmanın çok ilginç bir maddesi vardı...

Kanal'ın Akdeniz'e açıldığı yere dev bir heykel dikilecekti.

Heykel, firavunlar zamanının giysilerine bürünmüş bir kadın şeklinde olacak ve elinde 'Asya'nın ışığının Mısır'dan geldiğini' sembolize eden bir meşale tutacaktı.

Sultan Abdülaziz'in ödediği paralar arasında yapılacak olan heykelin masraflarının bir bölümü de vardı. Paşa ve mühendis, eseri Fransa'nın tanınmış heykeltraşlarından olan Frederic Auguste Bartholdi'ye sipariş ettiler, hatta bir hayli avans da ödendi ve Bartholdi işe başladı.

Dikileceği yerde monte edilecek şekilde parçalar halinde hazırlanan heykel birkaç sene sonra tamamlanmış, kanalın Akdeniz'e açıldığı yerde birkaç hafta içerisinde yerleştirilebilecek hale getirilmiş ve Marsilya'dan bir gemi ile Mısır'a nakledilmesinin hazırlıklarına bile girişilmişti.

Ama, Said Paşa'dan sonra Mısır'ın başına geçen İsmail Paşa, Müslüman bir memlekette böylesine büyük bir heykelin dikilmesinin halk arasında hoşnutsuzluk yaratacağını düşündü ve mühendis Ferdinand de Lesseps'e, heykelin Mısır'a getirilmemesi talimatını verdi.

Mühendis'in Paşa'yı ikna çabaları neticesiz kaldı. Süveyş Kanalı 1869 Kasım'ında dünyanın dört bir tarafından gelen davetlilerin katıldığı büyük ama 'heykelsiz' törenlerle açıldı.

Bartholdi'nin eseri ise, Mısır'da bu yaşananlardan sonra Paris'te bir depoya kondu ve tozlanmaya terkedildi.

O yıllarda dünyanın bir başka tarafında, Fransa ile Amerika Birleşik Devletleri arasında büyük bir muhabbet yaşanıyor ve taraflar birbirlerine jest üstüne jest yapıyorlardı.

Paris'te kurulan Fransız-Amerikan dostluk grubunun lideri olan Edouard Rene Lefebvre de Laboulaye, Fransız Hükümeti'ni Amerikalılar'ın Fransa'n ın dostluğunu daima hatırlamaları için bir hediye gönderilmesi konusunda ikna etti ve hediyenin devasa bir heykel olması kararlaştırıldı.

Heykel bir elinde hukuku simgeleyen bir kitap tutacak, diğer elinde de 'dünyayı aydınlatan özgürlüğün sembolü' olan bir meşale taşıyacaktı.

Sipariş gene aynı heykeltraşa, Frederic Auguste Bartholdi'ye verildi. Bartholdi'nin eseri zaten hazırdı, senelerden beri bir depoda beklemedeydi ve tek eksiği üst kısmında, yani elleriyle kollarında ve yüzünde bazı değişiklikler yapılmasıydı.

Amerikalılar heykelin New York'un hemen girişinde bulunan ufak adalardan birine yerleştirilmesine karar verdiler.

Bartholdi, kaidenin yerini görmek için New York'a gitti ve Paris'e dönüşünde yeniden işe başladı.

Bakır ve çelik ten yaptığı heykelin mühendisliği ilgilendiren taraflarını Paris'e kendi adıyla anılan bir kule dikmiş olan Gustave Eiffel ile beraberce çalışarak tamamladı ve 1884 Haziran'ın ilk günlerinde eserini Fransız hükümetine teslim etti.

Bartholdi heykelin yüzünü tamamen değiştirmiş ve metale annesi Charlotte'in siluetini işlemişti.

Birbirine monte edilecek şekilde yapılmış 350 parçadan oluşan heykel 'İsere' adındaki bir Fransız gemisine yüklendi ve 4 Kasım 1885 günü New York'a ulaştı.

New York'ta, bu arada heykelin kaidesinin yapımı için bir bağış kampanyası başlamış, ilk bağışı Macar göçmeni olan, New York'ta 'World' adında bir gazete çıkartan Joseph Pulitzer yapmış ve kaide için 100 bin dolar vermişti.

Macar göçmeni gazeteci, daha sonra gazetecilikte dünyanın en büyük ödülü sayılan 'Pulitzer'in de isim babası olacaktı.

Kaidenin inşasından sonra sıra heykelin dikilmesine ve resmi açılışa geldi.

Bartholdi, New York'a yanına bu defa Süveyş Kanalı'nın mühendisi ve heykelin fikir babası olan Ferdinand de Lesseps'i de alarak gitti ve 1886'nın 25 Ekim'inde yapılan törende eserinin açılışını bizzat yaptı.

Konu ile ilgili olarak asagidaki adrese bakabilirsiniz.
www.americanparknetwork.com/parkinfo/sl/history/liberty.html

1880'li yıllar, masrafları bizden, Fransa'da yapılan Özgürlük Heykeli...

New York'a değil, Mısır'a dikilmek üzere hazırlanmıştı...

Mısır o zamanlar bizim topraklarımız içerisinde, halifeliğin kapsama alanı içerisinde idi...

Özgürlük Heykeli, kaidesiyle beraber 93 metre...

Dünyanın en tanınan abidelerinden biri...

1886 yılından bu yana Amerika'nın simgesi olan anıtsal heykel ve gözlem kulesi...

Heykel, sağ elinde bir meşale, sol elinde ise bir tablet tutar...

Tabletin üstünde 4 Temmuz 1776 tarihi (Bağımsızlık Bildirgesi'nin tarihi) yazılıdır...

Meşalenin 7 sivri ucu 7 kıtayı veya 7 denizi simgeler...

Heykelin içinden meşaleye kadar 168 basamaklı bir merdivenden çıkabilir...

Heykelin meşale tutan sağ elinin yüksekliği 13 metredir...

Meşalenin etrafındaki dehlizde 15 kişi birarada dolaşabilir...

Heykelin başının genişliği 2 metre, yüksekliği ise tacı ile birlikte 5 metredir...

1984 yılından beri UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer almaktadır.

Osaka, Piriştine, Pekin, Nevada, South Dakota, Bordeaux da birer kopyaları bulunmaktadır.

Bir heykel, biz, dünya, anlamı, anlam kattığı konular, kıtalar, kıta Amerikanın sembolü..!

Evet, ülkemizde sanat, kültür, bakış tartışılıyor...

Heykeller semboldür!

Süveyş Kanalı, Özgürlük heykeli, Sembolü olacak heykel, bugün bizlerle anılmıyorsa, sebebini uzaklarda aramamak lazımdır.

Sembollere, kişisel fantezi kurgularınızla anlam yüklemeye başladığınızda, esas anlamlarından, esas yerlerinden uzaklaşmaya başlarlar.

Heykelleri, sembolleri, anlamlarındaki kişisel kurgunuzu dikkate alarak yargılamadan önce, ilan edilen anlamı üzerinden yaklaşmak, daha sağlıklı, gelecekte de “Tüh bee” dememenize sebep olacaktır.

Saygılarımla

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 53
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 1635
Kayıt tarihi
: 09.08.07
 
 

"Beklentiler denizinde boğulmaktansa, gerçekler ve gerçekleşenler nehrinde yıkanarak arınmayı tercih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster