Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Aralık '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
85
 

Sanatçı Duyarlılığı...

Türkiye’de gerginlik gerginliği tetikliyor.

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile ülkemizde muhalif safta yer alan sanatçılarımız/aydınlarımız arasında bir polemik yaşandı.

Tabii ben burada tarafları “yargılayacak” değilim.

Yalnız, dikkatinizi çekiyor mu, bilemiyorum... Ülkemizde gerginlik ve stres üzerinden bir şeyler/kazanımlar elde etme telaşesi var.

Türkiye Cumhuriyeti, artık illegal yöntemlerle ve demokrasinin dışına çıkan teşebbüslerle yarınları yok edilecek bir ülke değil.

İnsan, kargaşanın hemen hemen her yerde hâkim olduğu bir dünya düzeninde, ülkelerdeki kırılmaları körükleyecek  demokrasi dışı bir müdahaleyi düşünmek bile istemiyor.

Sanatçılar/aydınlar, her zaman için toplumun bir adım önünde giden kişilerdir.

Sanatçılar toplumun sorgulayan, araştıran, eleştirel aklı her daim yaşamının merkezinde tutan yüzüdür. Aydın-sanatçı dediğimiz kişiler, tabii ki toplumda bir “farkındalık” yaratırlar.

Bu bağlamda aydın-sanatçı titrini verdiğimiz kişiler, toplumun aynı zamanda “mihmanderidir”.

Sanatçılardan ülkelerinin durumları hakkında görüş almak, ülkelerindeki politik atmosfer bağlamında yorumlarını istemek ve bu veçhede değerlendirme yapmalarını beklemek çok normaldir.

Normaldir de...

Normal olmayan bunun ifade ediliş üslûp ve adabıdır!

Demokrasilerin doğasında eleştirmek, konuşmak, fikir beyan etmek vardır.

Sanırım, bizim gibi ülkelerde görüş ifade etmek ile düşünce açıklamanın yanında diğer bir sorun, bunun yapılış “şeklidir”.

Toplumların gerginliğini arttırmak, sonuç itibariyle yine aynı çıktının oluşmasına, yani gerginliğe neden olacaktır.

* * * *

Konuşalım, düşünelim, fikir beyanında bulunalım ama bunu yaparken üslûp ve adap denen güzel konuşma enstrümanına da dikkat edelim.

Sayın Metin Akpınar da Müjdat Gezen de ülkemizin yetiştirmiş olduğu ve sahip olduğu saygın değerlerindendir.

Bence...

Her iki sanatçımızın yapmış oldukları ülke gündemi üzerine değerlendirmeleri, az önce yukarıda anlatmaya çabaladığım üslûp ve adap dairesinin dışında tezahür etmiştir.

Dediğim gibi, sanatçılar ve aydınlar aklı ve bilgiyi dikkate alarak, pozitif ilimler doğrultusunda toplumu aydınlatma ve bilinçlendirme misyonuna da sahiptirler.

Aydın kişiliğine haiz insanlar, vicdanlarının sesini susturamazlar. Her daim içseslerinin esiri olurlar. Aydınlar, doğruyu söylemekle, yanlışı eleştirmekle, ülkelerinin sosyo-ekonomik, sosyo-politik gidişatı doğrultusunda uyarılarda bulanmakla “mükelleftirler”!

Gerçi bu mükellefiyetin kimler tarafından verildiği de tartışmalıdır ama değinilen hususlardan ötürü, aydın/sanatçı kimlikli kişiler, toplumun bir adım önünde olurlar.

Kayıtsızlık olsun, vurdumduymazlık olsun, adamsendecilik olsun, alakâdarsızlık olsun, tüm bu sayılan hasletler sanatçılarda ve aydınlarda harekete geçirici bir etkiye sahiptir.

Öte yandan...

Ülkemizin yürütme kanadında bulunan birinin, Sayın Erdoğan’ın sanatçılarımızı eleştirme üslûbu da kabul edilemez.

Dikkat ediyorsanız, AK Parti ve onun lideri Sayın Erdoğan, siyasetlerini daha çok “öteki” üzerinden sürdürmekte. Cumhurbaşkanı için sanatçılarımızın eleştiri yapmış olmaları pek değer atfetmiyor. Sayın Erdoğan ve partisi AK Parti, kendisi gibi düşünmeyen, kendi tahayyül ettikleri siyasal ideolojinin dışında bir yerde konumlanmış kitleleri, bu ülkenin bir parçası gibi görmüyor. Yanisi! Sayın Erdoğan, muhalif halk kitlelerini de aydın zümresini de kendi “karşıtları” gibi addetmekte ve kendi toplum kitlesinin önüne onları atmakta. Halbuki, bir insan sanatçı da olabilir, toplumun önünde yer alan münevver bir kişi de olabilir, sıradan bir vatandaş da olabilir; burada önemli olan bu saydığımız kesimlerin sarf ettikleri kelamların da dikkate değer olduğudur.

* * * *

Aslında, bu bahsettiğimiz gerginlik siyaseti ve kendisi gibi olmayanları “ötekileştirme” sadece siyaset kulvarında gerçekleşmemekte.

Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldiğinde, ülkemizde bir takım sıkıntılar yaşanmakta ve bunlar toplumda problemlere neden olmaktaydı.

AK Parti temsil ettiği “Siyasal İslam” ideolojisi yüzünden toplumumuzda sürekli bir kuşkuyla karşılanmış, hayatlarını laik seküler prensiplere göre devam ettiren kitleler nezdinde şüpheyle değer görmüştür.

Şuan için nasıl ki AK Parti, “Askeri Vesayetle” “Yargı Vesayetini” siyaset kurumunun içinden törpülemiş, siyaseti modern demokrasilerde olması gereken kurum ve kurallarla “görünürde” tahkim etmiş; ve artık merkeze neredeyse “alternatifsiz” bir biçimde oturmuş ve kendi sosyopolitik/sosyoekonomik entelijensiyasını oluşturmuşsa da...

Ve artık toplumun belirli bir kesimini ülke için olmazsa olur olarak telakki ediyorsa da...

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidar olduğundan beridir de, ülkemizde laik Atatürkçü olarak kendilerini lanse eden aydın/sanatçıların, toplumun daha muhafazakâr kesimine aynı Batılı Oryantalistlerin baktığı gözle baktıkları dillendirilebilinir.

Oryantalizm, Batının tanımlayıp, kontrol ettiği kavramlar, tablolar ve kategoriler dahilinde Doğuya ait ne varsa, onu bütünüyle “olumsuzlamaktan” geçen söylem/yaklaşım.

Şimdi, ülkemizde de AK Parti’nin iktidar döneminde muhalefet olan aydınların/sanatçıların, aynı Batılıların oryantalizm yaklaşımında yaptığı gibi, diğerlerini yani toplumun mütedeyyin kesimini “ötekileştirdiği” ileri sürülebilinir.

Her iki taraftan da baktığımızda, siyaset kurumunun aktörleri de toplumun bir nevi sesi olan sanatçılar da, sanırım aynı demokrasilerde olan “denge” ve “fren” ayarını konuşurlarken gösterememişlerdir.

Sanatçılar/aydınlar, ülkemiz ve dünya varolduğu sürece yine topluma önderlik etmeye devam edecekler; ülkelerindeki gelişmeleri “eleştirel aklın” süzgecinden geçirdikten sonra, yorumlayarak bir aydın tavrıyla çıktı olarak yine toplumun “ilgisine” sunacaklardır.

Burada önemli olan, birbirimizi kırıp-dökmeden ve özellikle “hedef” göstermeden birlikte yaşayabilme “iradesini” gösterebilmektir.  

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 511
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 75
Kayıt tarihi
: 18.05.16
 
 

Ben, Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü mezunuyum. Şuan için öze..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster