Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '07

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
367
 

Sanatçı niçin konuşur?

Sanatçı niçin konuşur?
 

İlgi alanlarına giren konularda sanatçılar, çekinmeden bazen riski de göze alarak konuşurlar. Bu konuşmaların bedellerini ağır cezalarla ödediklerine de şahitiz. Onların bu sabırsız çıkışlarını, toplumda gündeme girebilmek için olay çıkaranların tavırlarına benzetenler de vardır. Kendilerine özgü yaratılışlarını bilmeden, sanatçıların konuşmalarını sağlıklı bir şekilde yorumlayamayız.

Sanatçılar; özel yeteneklerle donatılmış olarak doğan, toplumda sanıldığından az bulunan farklı insanlardır. Diğer insanlardan daha duyarlı, ileriyi görebilen, sezgi gücü ve yaratıcı zekâ avantajları ile çağın ilerisinde yaşarlar. Sanatçılar, sadace yaşadıkları topluma değil, tüm insanlığa ışık tutan kişilerdir. Bu özellik onlara evrensel olmanın sorumluluğunu da yüklemiştir. Onlar ayrıcalıklı kişilikleriyle daima topluma önder ve örnek olurlar. Özel yaşamları ile topluma örnek olamayan sanatçıların ise sadece sanatları kabul görmüştür. Sanat, sanat için yapılmakla birlikte dışarıya vurulunca toplumla paylaşılır hale gelir. Arı da balı kendisi için yapar. Biz o balın çoğunu toplum için kullanır, çok azını arıya bırakırız." Bal." dendiğinde artık arı değil, değerli bir besin maddesini hatırladığımıza göre, sanatı da toplumdan ayıramayız.

Sanatçının önemli özelliklerinden biri de kendi iç dünyasını dışarıya vurma arzusudur. Bu arzu tatmin edilmezse sanatçı bunalıma girer, yaşayamaz. Bu nedenle sanatçılar sürekli üretirler. Böylece iç dünyalarını dışarıya vururlar. Üreterek boşalır ve rahatlarlar. Yaratıcının verdiği bu özellik olmasaydı, her türlü riske rağman sergilenen fikirlerden mahrum kalacaktık. İşine geldiği gibi yazıp çizen, suya sabuna dokunmadan yaşayabilenlerin sanatçılığı tartışılır.

Uygar toplumlar, yukarıda belirtilen özelliklerinden yararlanmak için sanatçılara özgürlük tanırlar. Gerçekten de bu çok akılcı bir yol. Ancak yönetimler de "sapla- samanı" ayırabilecek yeteneğe sahip olmalı ki; Yanıltmalar olmasın. Günümüzde, gerçek sanatçılardan çok, sanat şarlatanlarının konuşuklarını teşhis edebilmeliyiz.

Kaynak:Yukarıdaki metin 20.YY. sanat felsefesi ve estetik verileri ışığında hazırlanmıştır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Bakan bu yazıyı okumuş olsaydı, sanatçıların sakıncalı kişiler olmadıklarını anlayabilir ve tepki çekmezdi.

Süleyman Çete 
 30.12.2011 21:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 163
Toplam yorum
: 91
Toplam mesaj
: 34
Ort. okunma sayısı
: 1201
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1941 yılında Trabzon'da doğdum. 1961 Erzurum Yavuz Selim İlköğretmen Okulunu bitirdim. 1965 A..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster