Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Temmuz '08

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
1024
 

Sanatla yaşam arasındaki diyalektik bağ

Sanatla yaşam arasındaki diyalektik bağ

(İnsan ne yaşıyorsa onu yazar.)

Herkes yaşadığını yazacaktır.

Herkes eteğindeki taşı dökecektir.

Gaipten gelen ilhamla sanat eseri yazılmaz.

Bunun tersini iddia edebilir misiniz?

O zaman, sanatla yaşam arasındaki bağı, diyalektik ilişkiyi inkâr etmiş olursunuz ki, böyle bir sanat eseri olanaksızdır.

Dertli de yaşadığını yazmıştır; Yunus, Pir Sultan da...

Baki de ne yaşamışsa onu yazmıştır; Fuzuli, Nedim de aynı...

Ancak arada bir fark vardır:

Dertli, Yunus ve Pir Sultan Abdal halk kitlelerinin yolunda, köylü kitlelerinin saflarında yaşadıklarını, emekçi kitlelerinin yaşamını paylaştıklarından emekçinin yaşamını yansıtmışlardır eserlerinde.

Fuzuli, Nedim ve Baki ise feodal sultanların ve sarayın saflarında edindikleri deneyimleri, daha doğrucası sarayın eşiğinden yalandıkları uğruna feodal aristokrasiye duydukları hayranlığı, minneti ve uşaklığı yazmışlardır.

Her sanat eseri, kendisini yaratanın kişisel yaşam özelliklerinden çizgiler alır, renkler taşır. Her sanat eseri yaratıcısının dünya görüşünün imbiğinden sağılır. Sanatçının cesareti, cesaretsizliği, örgütlülüğü ve halkla birleşmişliği ya da yalnız adamlığı ve umutsuzluğu sanatına yansır. Bu kaçınılmazdır. Bir ozan düşünün ki;

Sayılmayız parmağıla

Tükenmeyiz kırmağıla

Taşramızdan sormağıla

Kimse bilmez ahvalimiz

Diyen bir şair hiç yalnız adama benziyor mu? Sanki bütün dünya bu şairin yanındadır; o da buna güvenerek böylesine cesaret fışkıran, kahramanlık yükselen bu dizeleri yazabiliyor.

Ve tam karşıt nitelikte bir ozan düşünün ki;

İşte üç çifte kayık iskelede amade

Gidelim servi revanım yürü Sa’dabade

Diyen bir şairin emekçi halkla ne ilişkisi olabilir? Onun bütün tutkusu zevki sefadır; gerçeğe karşı dövüşmektedir. Kitlelerin çektiği sıkıntı ve cefa onu ilgilendirmez. Hatta “goca öküzün ağzını öpmek” ona çok derin bir tiksinti verir. Hatta emekçi yaşamı ona iğrenç gelir. O bağlandığı sarayın kapısında yalandıklarını yazar.

Kısacası sanatla yaşam arasında diyalektik bir bağ vardır.

www.fatihozcan.org

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

BAZEN KELİMELER AKAR EKRANDAN..PARMAKALRIM DOLAŞIR KLAVYEDE..KURGULADIĞIMI DEĞİLDE BAŞKA BİR ŞEY YAZIYORUMDUR..BEN O KARAKTERLER OLUVERMİŞİMDİR...İLHAM GELİR KESİNLİKLE..KLAVYYE BAŞINDA BAŞKALAŞIR İNSAN, DEVLEŞİR KELİMELER DÖKÜLDÜKÇE BİRER BİRER... KENDİ YAŞADIKLARINDAN FEYİZ ALIR BELKİ, GEZİP GÖRDÜĞÜ YERLERİ ANLATABİLİR AMA KENDİNİ YAZMAZ YAZAN KİŞİ... O AYRICAKLI BİR YERDEDİR...BESLER KENDİNİ DURMADAN... İHTİYACI YOKTUR HEP KENDİNİ ANLATMAYA..BUNU DA YAPMAZ ZATEN ÇOĞU...BİR GÜÇ VERMİŞTİR Kİ ALLAH ONLARA YARATICILIK DENİR BUNUN ADINA...HER KULUNA VERMEZ..BAŞKA BAŞKADIR KULLARIN KABİLİYETLERİ... BİLMEM ANLATABİLDİM Mİ ... SAYGILAR...

papatya altı yüz elli 
 04.07.2008 9:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 511
Toplam yorum
: 126
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 491
Kayıt tarihi
: 04.04.08
 
 

"Cv" Dedikleri Özgeçmişim 1953 yılının karanlık günlerinde Haziran ayının 24. günü, ağaçların mey..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster