Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Nisan '08

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
259
 

Sanatta Mevlana tutumu

Sanatta Mevlana tutumu
 

Mevlana


“Kim olursan ol gel,

İster Mecusu, ister putatapar”

Mevlana’nın bu şiiri ünlüdür ve bazı çevrelerde ideolojik birlik ve disipline darbe vuran bir tutum olarak değerlendirilmiştir. Mevlana tavrı diye literatüre bile girmiştir. Bu tutumun ideolojik birlik ve disiplini bozacağından korkulmuştur. Her kafadan bir sesin çıkacağı, at izinin it izine karışacağı, bu nedenle tozdan dumandan kimin ferman okuduğunun anlaşılamayacağı bir durumun ortaya çıkacağından korkulmuştur.

Oysa bu tutum, bu ilkesiz gibi görünen tavır tarihsel bağlamda tam da Türk milletinin tutumudur. Türk kavmi binlerce yıl önce, Orta Asya’da da bazı nesnel dinamiklerin sayesinde etnoslar harmanlanması ve özümlemesi yapmış bir kavimdir; Ortaçağ’da da birçok etnik kökenden halkı bir araya getirerek büyük imparatorluklar yönetmiş bir kavimdir. Mevlana tavrı takınmadan böyle bir önderlik yeteneği gösterebilir miydi sizce?

Türk kavmi, Orta Asya’da yaşadığı coğrafyanın büyük ticaret yollarına hâkim olması, yerel basitlikten kurtulmuş bir Türkçenin varlığı gibi somut dinamikler sayesinde Orta Asya gibi geniş bir coğrafyada Türkçe konuşan veya konuşmayan bütün kavimleri özümlemiş ve onlara özümlenmiş, durmadan kurulup dağılan büyük boy birlikleri, büyük imparatorluklar (hakanlıklar) örgütlemiş büyük ve eşi az bulunur milletlerden biridir.

“Ne olursan ol, yeter ki gel” demeden ya da “sen sarısın; sen çekik gözlüsün; sen Budistsin vs.” deseydi örneğin, Tanrı Dağı eteklerinden başlayan, çölün 90 metre altından yerleşim yerlerine su taşıyan 5 bin kilometre uzunluğundaki Karız kanalları gibi bir uygarlık harikasını, “yeraltındaki Çin Seddini” becerebilir miydi?

O halde herkesle birleşme tutumu olan Mevlana tavrı doğru bir tutumdur. Önderlik etmek isteyenin tutumudur. Ancak bu tutumu böyle saf haliyle değil de, sürekli ve aralıksız bir ideolojik mücadele yöntemiyle insanları değiştiren ve dönüştüren tavırla birlikte ve onunla içiçe takınmak gerekir. Burada ideolojik mücadeleyle insanları değiştiren tutumu bir zamanlar uygulandığı gibi benim gibi düşünmeyeni yola getirmek için kafa yarma, göz patlatma şeklinde değil de, insani ikna etme yöntemiyle dönüştürme olarak algılamak gerekmektedir.

Herkese gel diyen tutum mutlak gerçeğin değişim olduğuna inanan tutumdur. Aykırı tutumlarıyla ve özellikleriyle birlikte geleni, sürekli bir ideolojik mücadeleyle değiştireceğine inananlar gerçeğin yasalarını bilenlerdir.

Gelme diyenler ise gerçeğe karşı savaş açanlardır. Değişime inanmayanlardır. Dünyayı ve yaşamı tek tip olarak ve donmuş olarak gören zavallılardır. Bunların yaratacağı sanat eseri de donmuş, yavan tuzsuz çorba gibidir.

Mevlana, farklı dinlerden, farklı inançlardan, farklı kavimlerden insanları çağırmış. “İster Mecusi ol, ister Putperest ol, Hıristiyan olsan da gel, yeter ki gel!” tavrını doğru anlamak gerekir. Mevlana, ünlü Rus masalındaki, turna balığı, yengeç ve kartalın çekmeye çalıştığı ve batağa sapladığı araba gibi birliğe çağrı yapmıyor ki! Hangi görüş ve inançta olursa olsun bütün insanları nereye çağırıyor? Mevlana tekkesine... Başka bir deyişle Mevleviliğe... Kendi dünya görüşüne... Gelenleri ideolojik mücadeleyle de Mevleviliğe bağlayabileceğine güvenen insanın tavrıdır bu. Kaldı ki, gelenler zaten Mevleviliğe inanarak gelecekler daha başından...

İşte, sanat eserinde bence Mevlana tavrını işlemek, tam da vatan savunması dönemine giren yurdumuzda milli birliğe yapılacak en büyük hizmet olur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bende sizin sayfanıza geldim ve hoş buldum! Mevlana felsefesini tam anlamı ile tanımıyorum! Bildiğim (bir AZ!) beni büyülemeye yetiyor! Elinize sağlık! Selam ve saygılar!

Alev Meisel 
 05.04.2008 1:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 511
Toplam yorum
: 126
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 493
Kayıt tarihi
: 04.04.08
 
 

"Cv" Dedikleri Özgeçmişim 1953 yılının karanlık günlerinde Haziran ayının 24. günü, ağaçların mey..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster