Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Aralık '07

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
7136
 

Sanatta pornografi ve görüntü ilişkisi

Sanatta pornografi ve görüntü ilişkisi
 

Bronzino (Venus, Cupid, Folly and Time)


"Birine pornografik görünen, bir başkası için dehanın kahkahasıdır."

D. H. Lawrence

Tarih boyunca cinsellik tüm sanat dallarında yer almıştır. Fakat zaman zaman, sanatta cinsellik önüne engel konmuş, tartışılmış ve abartılı bulunmuştur. Pornografi ve erotizm hep karşımıza çıkmakta fakat anlam bakımından neyin pornografik, neyin erotik olduğu konusunda farklı kişilere göre farklı zamanlara göre, farklı yaklaşımlar olmuştur. “Pornografi sözcüğü insanların çoğuna çirkin gelir. Bilinçli ya da bilinçsiz bir utanç duygusu uyandırır. Peki pornografi nedir? Sözcük, yunanca pornographos sözcüğünden türetilmiştir ve ‘fahişelik edebiyatı’ anlamına gelir. Yani asıl anlamıyla fahişelerin ve müşterilerinin yaşamını, tavırlarını, alışkanlıklarını akla getirir. Genellikle, pornografinin asıl özelliğinin cinsellik olduğu konusunda görüşbirliği vardır. Dolayısıyla pornografi kapsamına girebilmek için edebiyat, resim veya heykel, cinsel arzuyu uyandırmalı ya da böyle bir amaca yönelmelidir.”

Aslında sanatın önüne engel olarak çıkan cinsellik değil müstehcenlik ilkesidir. Tüm bu tanımlamalardan sonra sanat eserinin pornografik, müstehcen ya da edebe aykırı olup olmadığına nasıl karar verilmektedir. Daha önce de bahsedildiği üzere bu yargı tamamen görecelidir. Yani görüş birliğine varmak imkansızdır. Ahlaki açıdan bile değerlendirildiğinde sanat eseri için ahlaki değer sorgulaması yapmak anlamsızdır. “Ahlaki ya da ahlaksız kitap diye bir şey yoktur. Kitaplar ya iyi yazılmışlardır ya da kötü. Hepsi bu.”

Sanat toplumsal hayatı yansıttığı için, cinsellik de doğal olarak sanatta yer almaktadır. Etik, toplumsal hayatta karşımıza sıkça çıkmaktayken sanata baktığımızda estetik ön plana çıkar. Etik değerler dönmeden döneme değişir Toplum kendi etik değerlerini belirler. Etik yasaklar barındırır, içinde yaptırımlar yer alabilir. Fakat sanat özgür bir tutum ister. Her şey sanatın konusu olabilir, sanattçı belirlediği konu üzerinde estetik değerlerlerle çalışır. Dolayısıyla sanatta var olan şey nesne figür, her neyse, etiksel değerlerle yorumlanamaz. Fakat, diğer taraftan toplumsal yapı, etik değerler, psikolojik durum, ya da daha bir çok etken sanatta özellikle görülen şeyin cinsel çağrışımlar yapıp yapmadığı konusunda etkilidirler. Yani sonuç, algılanan şey sadece sunulan, ile sınırlı kalmaz. Aksine algılayan kişinin tutumlarına ve içinde bulunduğu duruma göre de belirlenir. İzleyici, okuyucu, ya da sanatın sunulduğu kişilere göre algılama ve zihinde canlanan düşünceler değişir. Örneğin, resim sanatına bakıldığında resmedilen şeyin erotik ya da pornografik olduğuna nasıl karar verilir. Çıplak kadın resmi midir erotik olan? Nü resimlerde asıl kahraman hep gizlidir. Resimdeki figurse "seyirlik”tir, seyreden erkek olarak kabul edilir.

Nü, cinsel kışkırtma amacıyla yapılan estetik değerleri de içine alan bir resimdir. Örneğin Bronzino’nun Venüs Küpid, Zaman ve Sevgi adlı eserinde çocuk kadını öpmektedir, fakat kadın çocukla ilgili değil resmedilişyle ilgili gibidir. Resimdeki kadın seyirciye yani erkeğe bakmaktadır. Onun için resmedilmiş gibidir. Dolayısyla resimdeki cinsel imge, bilinçli olarak yaratılmış ve resmedilmiştir. Avrupa nü sanatında ressamlar seyirciler erkekti, resmedilen kişilerse çoğunlukla kadındır. Bu seyirlik olma durumu günümüz toplumsal yapısını bile etkilemektedir. Kadınların dişiliklerinin farkındadırlar ve sergilemektedirler, izlendiklerini de bilmektedirler.

Estetik, pornografik, erotik ve cinsellik kavramları sinemada da çok tartışılan kavramlardır. Şimdi içinde olduğumuz konumda sinema hâlâ kolektif bir çalışmanın ürünüdür. Ama baş yaratıcı, ana yaratıcı yönetmendir. Bir yönetmenin filmini üretirken yaratıcılığına en uygun alan kurmaca sinemadır. Burada yönetmen kendi özgün, kişisel, keyfi sinemasını yaratabilir. Alan buna müsaittir. Yönetmen, bir sinema dünyası kurar, bunun senaryosunu yazar ve herkesi, her şeyi bu senaryoya göre oynatır, onları kendi sinema dünyasının, sinema öznelinin nesnesi yapabilir. Cinsel hayat, hatta erotizm sinemada ilk filmlerden itibaren işlenmiş, yansıtılması görsel olarak kolay olmuştur. Filmlerde konu olarak cinselliğin, ne kadar, nasıl, ve ne amaçla kullanıldığı önemlidir. Öyle ki bu durum zaman zaman abartılmış hatta erotizm ağırlıklı filmler seks furyası halinde sinema tarihinde yer almış, bir şekilde sömürülmüştür. Zaman zaman, sinemada cinsellik önüne engel konmuş, tartışılmış ve abartılı bulunmuştur.

Sinemada cinsellik de özellikle kadın vücudunun estetik ya da estetik olmayan sunumuyla ortaya çıkmıştır. Özellikle Hollywood’un “seks bombaları” furyası ile beyinlere kazınan kadın imajı, sarışın çekici seksi alımlı hatta sonradan “famma fatale” kadındır. Hollywood’da bu durum abartılmış ve geleneksel kadın rolünden çıkan kadınlar fallik biçimde yer almıştır. Öyle ya da böyle sinemada cinsellik amaç ya da araç olarak başlangıcından bu yana yer almıştır. Zaman zaman engellense de ya da zaman zaman bu sunum abartılmış olsa da kabul edilen bir gerçek vardır ki, obje olarak özellikle kadın kullanılarak erotik sinema yapılmış, kadının seyirlik etkisi hep ön plana çıkartılmıştır. Ama film karelerine ya da imgelere bakıldığında erotik film kavramı ya da görüntülerin erotik ya da müstehcen olup olmadığı tıpkı diğer sanat dallarında olduğu gibi estetik değerlerle açıklanabilir.

Son dönem sinemaya baktığımızda, cinsellik, erotizm, pornografik görüntü gibi kavramlarında daha gelişmiş bir bakış açısı görmekteyiz. Hatta daha özgürlükçü bir yapı oluşmuştur. Fakat bunun yanı sıra soyunan kadının obje görevi, cinsel imgeleri içeren sahneler filmin tümüne bakıldığında çok az bir bölümü işgal etseler de “her nedense” bu görüntüler filmin tanıtım fragmanında ya da afişinde mutlaka kullanılmaktadır.


1.Berger John, Görme Biçimleri, Çeviren: Yurdanur Salman, Metis Yayınları, 6. Basım, 1995, İstanbul.

2.Gabbard O. Glen, Gabbard Krin Psikiyatri ve Sinema Çeviren: Yusuf Eredam-Hasan
Satılmışoğlu, 1. Baskı, Eylül 2001, İstanbul.

3.Hyde H. Montgomery, Pornografinin Tarihi, Çeviren: Feride Çiçekoğlu, Kalem Yayıncılık, Birinci Basım, 1986, Ankara

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Durumu gayet güzel özetlemişler. Sizin konuyla ilgili bloğunuza diyecek yok zaten. Bu durum her şeyin bakış açısıyla ilintili olduğunu gayet çıplak koyuyor ortaya. Bikini ile denize giren bir kadın bir bey+in dikkatini çekmezken tişörtle denize giren bir bayanın çıktıktan sonraki görüntüsü çok daha pornografik olabiliyor. Sevgi ve saygılarımla. Elinize sağlık.

Ayrıntıda gezinmek 
 05.05.2008 23:55
Cevap :
İlginize ve yorumunuza teşekkürler:)  06.05.2008 15:00
 

Batı sanatında en ideal kadın vücudu güzelliklerin en güzeli olarak betimlenirken, erkek vücudu da klâsik Yunan heykelciliğinden bu yana Tanrı Apollan örnek alınarak yapılagelmiştir. Hiçbir Batılı ressam "Resmimi erkeklere sunmak için yapıyorum" diye düşünmemiştir. O ressamların tek düşündüğü sanata olan saygıdır. Onlar, kadın vücudundaki güzelliği görmüştür. Kadın vücudundaki uyumu doğanın yarattığı bir şahaser olarak gören sanatçılar bu güzellikleri tuallerine aktarmışlardır. Nasıl olur da biz bu sanatçılara "Erkeklere bakan kadın resimleri yapmışlardır" deriz? Sinemadaki pornografiyi ve erotizmi ayıran ise çok kalın ve belirgin bir çizgidir. Sinema nihayetinde bir ticari kaygı taşıdığından elbette fragmanında "en çarpıcı" sahneleri gösterecektir. Ancak, plastik sanatlar ile sinemanın yarıştığı kulvar da farklıdır, ulaşmak istediği izleyici de. Keşke bu iki sanat dalındaki erotizmi-pornografiyi ve çıplaklığı ayrı ayrı yazsaydınız.

ESAT SÖNMEZ 
 21.12.2007 22:25
Cevap :
Haklısınız aslında biraz özetlenmiş bir yazı oldu sanat dallarını ayrı ayrı irdelemk daha mantıklı olacaktı. Teşekkür ederim  23.12.2007 15:02
 

"Pornografi" dediğimiz şey, hepimizin anladığı anlamıyla, cinsel ilişkiyi en yakın plandan ve hiçbir sanat kaygısı taşımadan yansıtan her türlü görüntüdür. "Erotizm" ise bir cinsel ilişkiden çok, genellikle kadın vücudunu sanat kaygısı güderek görüntüleme işidir. Fakat, resim sanatındaki yapıtları "çıplak kadın" olarak görmemiz yanlıştır. Böyle düşünürsek heykel sanatındaki erkek ve kadın eserleri de "çıplak" olarak görmemiz gerekir ki, bu sanattan ne kadar anladığımızı ortaya koyar. Bilindiği gibi özellikle Batı sanatında kadın bedeni hem heykelde, hem de resimde kullanılmıştır. Kadın vücudu dünyada ender rastlanan güzellikteki yaratılardan birisidir. Venüs heykeli bilindiği gibi en ideal kadın vücududur. Batılı resamlar da işte bu yoldan giderek kadın vücudunu estetik bir obje olarak ele almışlardır. Kimi banyodan yeni çıkmış kadını resmetmiştir, kimisi yatağında uyuyan bir kadını. Fakat, bunlar "erkekler için yapılmıştır" demek, sanatçıya karşı yapılmış çok büyük ayıptır.

ESAT SÖNMEZ 
 21.12.2007 22:07
Cevap :
Görüşünüze saygı duyuyorum... Teşekkür ederim detaylı yorumunuza, fakat bu kaynaklı bir yazı sanat eserlerinde bu genel bir görüştür.  23.12.2007 15:09
 

Efendim, konuyu gayet güzel irdelemişsiniz. Sizin gibi yazarların dolu dolu yazılarını daha çok okumak isterim. Ama çok seyrek yazıyormuşsunuz gibi geldi bana! Lütfen biraz daha gayret! Yani 19 ayda 8 blog da çok az. Hiç değilse ayda bir tane olsun :) Bu arada "hakkımda" bölümüne göz attım, sevdiğiniz filmler benimkiyle aynı; sevindim. Sevgiler, selamlar...

Murakami 
 21.12.2007 18:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 55
Toplam yorum
: 33
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 524
Kayıt tarihi
: 07.06.06
 
 

Web editörü. İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri mezunu. TV kanallarında yap..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster