Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Temmuz '18

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
277
 

Sanayileşmesinin Gizli Tarihi: Aynı Dönemde Japonlar Kalkınmaya Türkler Parçalanmaya Başlar (2)

Sanayileşmesinin Gizli Tarihi: Aynı Dönemde Japonlar Kalkınmaya Türkler Parçalanmaya Başlar (2)
 

Bir bilginin size yararı, ondan yeni bilgiler üretebilmenizle doğru orantılıdır.


Dünya kamuoyuna Japon kalkınmasının parlak ışıklar altındaki vitrini gösterilmiş, bu işin pişirildiği mutfak, arka plan gözlerden uzak tutulmuştur.

Bu bölümden itibaren, son iki yüz yıldan bugüne, sanayileşme hamlemizde nerede hata yaptığımızı görmek adına: Bilgimiz ve deneyimimizin izin verdiği ölçüde, Osmanlı ve Japonya’nın kalkınma hamlesi eş zamanlı olarak aktarılmaya çalışılacaktır.

Japonya, bir taraftan Çin’i ve diğer Asya toplumlarını Batı çıkar ve değerleri için açılmaya zorlayarak Batı dünya egemenlik ilişkilerine eklemlenmesine katkı sağlayabilecek; diğer taraftan da Rusya’nın bölgede yükselişini ABD ve İngiltere yararına durdurabilecek bir konumdadır.

Japonya’nın bu görevleri yerine getirebilmesi, ancak modernleşmesi ve bölgesel bir güç olması ile mümkün olabilecektir. Bu görevlerle Japonya, Batı dünya egemenlik ilişkilerinde tamamlayıcı bir rol üstlenebilecektir. Bu nedenle Japonya’ya ilgi duyulmuştur. Japonya’nın bu ilgiye olumlu cevap vermesi ile söz konusu ilişkilere başarılı şekilde eklemlenmesi ve böylece modernleşme sürecine girmesi ve başarı sağlaması mümkün olmuştur. (1)

Yukarıdaki açıklamadan anlaşılan Amerika ve İngiltere, Rusya’nın büyümesini dengelemek (Çin’i zorlamak) için Japonları (kalkınma hamlelerini) desteklemişlerdir.

Bu noktada, kalkınma hamlelerinin insan unsurundan bağımsız olamayacağı iddiasında bulunan ilim insanının görüşüne yer verilmelidir.

Dünyaca ünlü Harvard’lı iktisat profesörü : “Bizim ekonomik dediğimiz meseleler aslında sosyal ve kültüreldir.” Demektedir.

-"Otuz yılımı yatırım, istihsal ve iktisadi gelişme meselelerine verdim ama sonunda şunu anladım ki bütün bu meseleler bir toplumun sosyal yapısı ile orada çarpışan fikirlere, karşılıklı menfaatlerle karşı karşıya gelince hiçbir sonuç vermez." (2)

Ömrünü iktisadi gelişme meselelerine harcayan ilim insanına göre:

-Ekonomik gelişmeler insan unsuru ile yakından ilgilidir. (İnsanla hayat bulmakta, başarılı olabilmektedir.)

-Ekonominin bir yüzü sermaye/servet; diğer yönü insanın kural haline getirdiği yaşayışı ve anlayışıdır.

-Ekonomik ve sosyal unsurlar bir bütündür. Ekonomik gelişme, kültürel kalkınma ile birlikte ancak anlam kazanmaktadır.

Özeti: İnsanınızın karakterini ve anlayışını dikkate almadan (kopya-taklit) hazır programlarla, hazır alınan ürünlerle sanayileşemiyor, kalkınamıyorsunuz.

Japon Kalkınması:

Amerikan Savaş Gemileri (1853’te) Japonları dışarıya açılmaya zorlamadan evvel, Japonlar dış dünyaya kapalı bir yaşam sürdürmektedir. Japonların Batı’ya açılmaları, Amerikalıların zorlamaları neticesidir.

Ancak, Batılılara direnemeyen Tokugawa yönetimi, halk nezdinde meşruiyetini kaybeder ve (Tokugawa yönetimi) Şogunluk kurumu ile birlikte ilga edilir. (Kaldırılır)

Bu olaylardan sonra (1868’de) tahta geçen İmparator Meiji, Japonya’yı Batı örneğine göre yeniden örgütler  ve başarılı reformlar gerçekleştirir.

Japonya ve Türkiye Asyalıdır. Biri Asya’nın en doğusunda ve diğeri de en batısında yer almaktadır. İki ülke de köklü modernleşme çabası içine girmişlerdir. Japonya, modernleşme sürecinde önemli bir mesafe almış ve dünya ekonomisinin ikinci büyük gücü olmuş, Dünya ekonomisine entegre olarak kısa zamanda ekonomik büyümesini devasa boyutlara çıkarmıştır.

Buna mukabil Türkiye, temel sorunlarını aşamamıştır. Bu çalışmaya yön veren varsayım; Japon modernleşme başarısı, Batı ile kurulan belli ilişkilerin bir ürünüdür.

Bir başka ifade ile; Japonya sanıldığı gibi iç dinamikleri ile değil, Batı’nın, özellikle ABD ve İngiltere’nin bu ülkeyle kurduğu özel ilişkiler sonucu modernleşme sürecine girmiştir. (3)

19. yüzyılda Batı, Doğu’yu denetim altına alma çabaları çerçevesinde, Japonya’yı kendi çıkarlarına elverişli hale getirmek için askeri önlemlerle dışa açılmaya zorlamıştır. Japonya bu zorlamaya sürecine girmiş ve dış ilişkilerini Batı siyaseti ile uyumlu şekilde direnemeyerek Batı’ya açılmış ve batıcılaşma/modernleşme biçimlendirmiştir.

Çin 19. yüzyıl boyunca Batı dünya egemenlik ilişkilerine direnme başarısı göstermiş ve bir Hindistan’a dönüştürülememiştir. Japonya aynı zamanda Uzak Doğu’ya yayılan ve oradan da Amerika kıtasına sarkmayı başaran Rusya’nın da komşusudur.

Japonya, bir taraftan Çin’i ve diğer Asya toplumlarını Batı çıkar ve değerleri için açılmaya zorlayarak Batı dünya egemenlik ilişkilerine eklemlenmesine katkı sağlayabilecek; diğer taraftan da Rusya’nın bölgede yükselişini ABD ve İngiltere yararına durdurabilecek bir konumdadır.

Japonya’nın bu görevleri yerine getirebilmesi, ancak modernleşmesi ve bölgesel bir güç olması ile mümkün olabilecektir. Bu görevlerle Japonya, Batı dünya egemenlik ilişkilerinde tamamlayıcı bir rol üstlenebilecektir. Bu nedenle Japonya’ya ilgi duyulmuştur. Japonya’nın bu ilgiye olumlu cevap vermesi ile söz konusu ilişkilere başarılı şekilde eklemlenmesi ve böylece modernleşme sürecine girmesi ve başarı sağlaması mümkün olmuştur.

Japon seçkinlerinin ülkenin Batı’ya açılacağı kararını vermeleri ile birlikte Japonya, Batı örneğinde bir toplum oluşturmak ve ancak böylece güçlenmek amacıyla toplumsal düzeyde bir dizi reformlar yapmıştır.

Meiji dönemi (1868-1912), Japon modernleşmesinin temel niteliklerini kazandığı bir dönemdir. (4)

Yukarıda yazılanlar özetle:

-Japonların Batı’ya açılmaları, Amerikalıların zorlamaları neticesidir.

-Batılılara direnemeyen Tokugawa yönetimi, halk nezdinde meşruiyetini kaybeder ve Şogunluk kurumu ile birlikte kaldırılır. Bu olaylardan sonra (1868’de) tahta geçen İmparator Meiji, Japonya’yı Batı örneğine göre yeniden örgütler ve başarılı reformlar gerçekleştirir.

-Japonya sanıldığı gibi iç dinamikleri ile değil, Batı’nın, özellikle ABD ve İngiltere’nin bu ülkeyle kurduğu özel ilişkiler sonucu modernleşme sürecine girmiştir.

-Buna mukabil (O dönem) Türkiye, temel sorunlarını aşamamıştır.

Peki, Türkiye’nin (Osmanlının) aşamadığı (anlatılmayan) temel sorunları nelerdir?

Aşağıda aktarılanlar, Seyyah, gazeteci, yazar ve ilim insanı, Abdürreşid İbrahim’in, 1909 Yılında Uzakdoğu seyahatinde Japonya’da gördükleri ile ilgili olarak bunları bize yazdığı (Alem-i İslam) kitabına aittir.

Yazar, Japon Prens, Bakan, General, Üniversite Hocaları, yöneciler, kontlar ve büyük sermaye sahipleri ile birçok kez ve çok uzun görüşmeler yapmıştır.

Bu anlatımlarda ana tema, Japonya’nın kalkınmasındaki sırların öğrenilmesi ve aktarılmasıdır.

Bir ülkenin kalkınmasında birincil önceliğin ne olduğu, Yaşlı Tokyo adliye meclisi reisinin ağzından Japonların uçurumun kıyısından hangi olayla ve nasıl döndükleri anlatılmaktadır. (Yıl 1909)

“…Japonya bundan 50 sene evvel 300 bu kadar vilayete taksim olunurdu, her ne kadar memleketin hâkimiyet ve imparatorluğu şimdiki hanedana mensup idiyse de, umumiyetle vilayetler birer emirlik şeklinde idare olunurdu. Ve her emirlik de kendi ülkesinde hür ve müstakil idi. Birbirleriyle muharebeler ederlerdi, birinin mülkü diğerine geçer ve ilâ gayri zâlik. Bununla beraber umumiyetle federasyon usulünde tümüne bir Japonya denilirdi. İmparatorluk payitahtı Kiyoto beldesinde bulunurdu.

Çimbo Tingo tarihi 20. Senelerinde Tokyo emirliğinde olan Tokogavakiki gayet kuvvetli bir emirlik olmuştu, pek çok muharebeler kazandı, büyüdükçe büyüdü, sonunda imparatorluğa karşı dahi harp ilan etti.

O arada emirlikler arasında bir i’tilaf (yakınlaşma-anlaşma) başlamıştı, bu yakınlığa da sebep 1808’de Amerika’nın Japonya’ya karşı icra ettiği nümayiş olmuştu. Amerika’nın tecavüz edeceğini hisseden Japonlar kendi aralarında ittifak antlaşmasının lüzumuna kesin olarak karar vermişlerdi.

Nihayet Tokogavakiki güç ile galebe ettiğinde bütün emirliklerle beraber kendi emirliğini de lağvederek, memleketi tamamıyla müstakilen şimdiki (imparator) Mikado’ya terketti. İmparatorluk da Tokyo’ya naklolundu.

Daha doğrusu evimize dışardan hırsız geleceğini hissedince birleşiverdik.

Sonra baktık ilim ve maarife ihtiyacımız büyük, çocuklarımızı Avrupa’ya tahsile gönderdik, öğretmenler getirdik. (5)

Yaşlı Japon siyasetçi ne demektedir?

-“…1808’de Amerika’nın Japonya’ya karşı icra ettiği nümayiş olmuştu. Amerika’nın tecavüz edeceğini hisseden Japonlar kendi aralarında ittifak antlaşmasının lüzumuna kesin olarak karar vermişlerdi. “ 

Demek ki, Japon kalkınmasının ilk roketi, ülke içinde sağlanan birlik olmuştur.

Birlik sağlandıktan sonra ancak, sıra ilim ve maarife gelmiştir. Daha doğrusu gelebilmiştir.

www.canmehmet.com

 

Devam edecek

Resim:Tarafımızdan hazırlanmıştır.

Kaynaklar:

(1)JAPON MODERNLEŞMESİ ÜZERİNE (1868-1912) Hakkı Büyükbaş Yrd. Doç. Dr., Erciyes Ü., Nevşehir İİBF hbuyukbas@eunev.edu.tr

(2)“Osmanlı’dan günümüze kimlik ve ideoloji”, Prof. Dr. Kemal H. Karpat (Daha fazlası için bakınız: http://www.canmehmet.com/osmanli-ile-ilgili-konusmadan-evvel-ilgili-donemde-asya-avrupa-ve-afrika-haritalarina-birlikte-bakilmalidir.html

(3) JAPON MODERNLEŞMESİ ÜZERİNE (1868-1912) Hakkı Büyükbaş Yrd. Doç. Dr., Erciyes Ü., Nevşehir İİBF hbuyukbas@eunev.edu.tr

(4)A.g.e.

(5)Alem-i İslam Cilt I.

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 999
Toplam yorum
: 2630
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1712
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster