Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '11

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
479
 

Saniyeler bana gelişlerini müjdeliyor bu defa

Saniyeler bana gelişlerini müjdeliyor bu defa
 

Geldin ya!


Kendimden uzak kalışlarımın gecesindeyim yine. Ağlamaktan gözlerim kan çanağına dönmüş rimellerim akmış, yol yol izler bırakmış yanaklarımda. Sensiz kalmış bir gecenin ardından, elimde tutuğum balon bardaktaki, dibinde iki yudum kalmış kırmızı şarabın şarabımı duvara fırlatmak istiyor canim. Seninle tatile geldiğimiz şehirde, birlikte kaldığımız otelde kalıyorum. Aynı odada, aynı yatakta. Doğum günümde taktığın kolye var boynumda. Gözyaşlarımı tutamazken gözümde, elimle yemyeşil taşlarını okşuyorum kolyemin. Elini okşar gibi. Saçların geliyor aklıma yumuşacık. Kokunu hissediyorum içimde, inanılmaz bir arzu kaplıyor içimi. Sen gittikten sonra hiç sevmediğim bu şehre geliyorum yine. Canimi acıtmak için yaşam kalıntıları arıyorum senden geri kalanlarda. Hiç bir iz yok, ne bir daha seni görebilecek olmanın belirtisi, ne de senin varlığına dair hiç, hiçbirisi yok. Kalbime dönüyorum yüzümü, oysa orada capcanlı duruyorsun. Şimdi olmamana anlam vermek imkânsız. 

Neredeyse 2 yıl oluyor ayrılışımız. Gidişin akrep burcundaydı o nedenle bu kadar inatçı, o nedenle geri dönüşsüz oldu. Oysa ne çok özledim seni bir bilsen. Kadehimde kalmış iki yudumu da içiveriyorum ve koyuyorum bardağımı başucuma. Ağzımı kolumun tersi ile siliyor, yarı ruj, yarı şarap rengine boyanıyor kolum. Biliyorum ki sıcak bir banyo bana en iyi gelecek şey ama per perişan kalmak istiyorum yatakta. Tıpkı seninle koşturmaca yaşadığımız bir günün ardından odamızdaki yorgunluğumuz ve baş ağrılarımızdaki gibi. Hatırlar mısın ikimizin de başı aynı anda ağrırdı bazen ama sen, benim şakaklarıma masaj yapardın. 

Telefonum çalıyor. Ne kadar çok istemişim seni ki, sensin arayan. Kendimi toparlamadan açıyorum telefonu temkinli ama heyecanlı bir biçimde. 

Nasılsın güzelim diyorsun? 

Seni özledim diyorum. 2 yıldır güçlü durmaya çalışıp hayat sensiz de gayet güzel demelerime yenik düşerek. 

- İzmir’deyim. Kordonda birlikte kaldığımız oteldeyim. Boynumda doğum günümde bana aldığın kolye var ve ben seni özlüyorum diyorum. 

- Bugün, geçen sene sana gönderdiğim mailimi bir şekilde bulup okuduğunu söylüyorsun. O gün okuduğundaki algın ile bugün okuduğunda hissettiklerinin çok farklı olduğunu soyluyorsun, içinde bir yerlerde bir boşluk olduğunu beni düşününce içindeki duygulara anlam veremediğini ve hâkim olamadığını söylüyorsun. Ve galiba senin de beni özlediğini. 

Susuyorum şarabın ardından senin sesini içiyor biraz sonra bu güzel rüyadan uyanacağımı düşünüp kahroluyorum. 

Sadece ben de seni çok özledim diyebiliyorum. Ben de seni. 

- Görüşürüz canim diyorsun. 

Çok kısa bir süre sonra; 

- Görüşelim uzamasın sensizlik artık diyorsun. 

- Gelsene buraya diyorum. 

- Ne kadar daha oradasın? diye soruyorsun. 

- Sen gelene kadar diyorum. 

Gülümsediğini fark ediyorum telefondan yine. 

- Tamam, ilk uçakla oradayım. Kapatıyoruz telefonu. 

Telefona bakıyorum ne kadar gerçek anlamaya çalışıyorum. Ne uyanıyor ne uyuyabiliyorum. Televizyonu açıp ne kadar kanal varsa hepsinde 3’er 5’er dakika vakit geçiriyor sonra tekrar baştan başlıyorum. Arada bir telefonumu elime alıp, arama kayıtlarına bakıyorum gerçekten aradın mı beni diye. Adin ve aradığın saat orada öylece duruyor. 

Kapım çalıyor 2, 5 saat sonra. Kapıdasın. Uyanayım artık istiyorum ama uyanamıyorum. Her şey bu kadar güzel gidemez rüyam kâbus olacak uyandığımda daha fazla uzamadan uyanmalıyım diye aklımdan geçirirken, kapıyı ardına kadar açarak seni içeri alıyorum. Hayal olduğunu bildiğim için yaklaşmıyorum yanına. Elindeki çantanı yer koyup yaklaşıyorsun ve sarılıyorsun bana sıkıca. Boynuma küçük bir öpücük kondurup derin derin kokluyorsun beni. 

Gerçekliğini o zaman anlıyorum. Saat kaç? Günlerden ne ? bilmiyorum. 

Sensizlikle geçen her bir saniye bana gelişlerini müjdeliyor bu defa! 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Emek emek yazdım yorumunu silinip gitti:( İlki kadar özenli olabilceğimden emin değilim, zira aynı işi 2.ye yapmayı hiç sevmem:) Bu arada, yazıyor olmam seni yanıltmasın dönmedim, hala Frijit Ruhlar Gezegenindeyim, sana oradan yazıyorum.:) Biliyor musun ayrılık hikayelerini çok severim ben, bunu da sevdim. Ama bunu hiç yapamam yani geri dönenem cinayet mahalline, dönmem... Belki de böylece unutuyorum kolayca... Geçen gün beni çok uzun yıllardır tanıyan biri bana yaşadığım çoğu şeyi dramatize etmekten hoşlandığımı söyledi. Belki de bu yüzden seviyorum ayrılıkları... Neyse çok hoştu arkadaşım, neden gerisini de yazmıyorsun mesela neden yeni biri girmiyor kadının hayatına?:) Ayrıca sen Ata'ya bakma, ben kısacık zamanda büyük işler başardığını düşünüyorum. Ata, oturup saatlerce hatta günlerce çalışıyor blogları üzerinde, çünkü zamanı var; nerde bizde o kadar zaman??? Ya böyle iki arada bir derede yazacağız ya da hiç...Neyse beni çağırıyor bir kaç ruh, gitmem gerek...:) FRG'den sevgilerle.

Esin Nefes 
 11.07.2011 16:11
Cevap :
Sevgili Esin, cok tesekkur ederim yorumun ve destegin icin. Biliyor musun ben de sevmem birsryi ikinci kez yazmayi.monotonlaşan şeyler sıkıyor beni. Devamını hic düşünmemiştim kim bilir belki kadın birine aşık olur bilemem ama devamında heyecanını yitireceğinden korkarım. Ata Kemal Bey fikrini beyan etmiş. Biraz sert bir yorum olsada saygı duyuyorum beğenmek zorunda değil. Ne onun kadar vaktim var ne de planlı programlı olabilirim. Her zaman içimden geldiği gibi yazdım böyle de devam edeceğim hayali şeyler sırıtsa bile. Gezegenine benden selamlar...  11.07.2011 22:37
 

izmir güzeldir kucaklar bazen bir ana gibi, sarmalar bazen bir yar gibi, hoşgörünün limanıdır , yaşam aslında bir an gibi..... güzel izmirden selamlarla... sağlıcakla...:)

apollonistik 
 10.07.2011 4:48
Cevap :
Bilirim Egeliyim ne de olsa. Hikayenin kahramani gidisleri hatirlattigi icin sevmiyor İzmir'i. Bir gelis yaşadı. Belki o da sever bundan sonra. Cok tesekkurler yorumun için. İzmir'e guzel memleketime selamlar  10.07.2011 10:55
 

çok anlamlı, o ölçüde de gerçek ve anlamlı bir ifade. İlk bakışda iki eylemli (bırakan-bıraktıran) ve tek özneli (biz) bir hadise gibi dursa da aslında ikinci öznenin ("gizli özne" de olsa) hep olduğunu güzelce anımsatan değerli bir yazı. Mekan, duygu, ritm ve hareket zenginliği de cabası... Kutluyorum. Sevgiler ve dost selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 08.07.2011 22:56
Cevap :
Bu tur yorumlari cok seviyorum yazinin konusundan cok bir burun halindeki irdelyisiniz ve begeniniz beni cok mutlu etti. Cok tesekkur ederim. Karsilukli dost selamimla  09.07.2011 12:30
 

ne güzel beklemelerin böylesi..çok güzeldi nilaycım, tıpkı senin gibi..sevgiler:)

mis-tress 
 08.07.2011 22:19
Cevap :
Sevgili mistresim epey olmustu boyle yazilar yazmayali. İzmir'e dokundurdum ama bikirsin aslinda cok severim. Begenmene sevindim. Cok tesekkurler.  09.07.2011 12:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 91
Toplam yorum
: 400
Toplam mesaj
: 18
Ort. okunma sayısı
: 973
Kayıt tarihi
: 24.02.09
 
 

Yazmak bir tutku benim için. Yıllardır yazmayı seven biri olarak, bilgisayarın icadı ve gelişen t..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster