Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ocak '17

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
775
 

Şans oyunlarının sosyolojisi

Şans oyunlarının sosyolojisi
 

Nimet abla Esentepe’de yaptırdığı caminin temel atma töreninde


Zamanlamayı manidar kılalım, yeni yılın ilk günlerinde, şans oyunlarının sosyolojisini beraber analiz edelim. Milli Piyango 2016 Yılbaşı Özel Çekilişi'nin büyük ikramiyesini 55 milyon lira olarak belirlediği gerçeği ile işe koyulalım.

Batı kökenli şans sözcüğü “rastlantı” demektir. Kişinin istek ya da tasarımından bağımsız olarak ortaya çıkan durumları ifade etmektedir. Rastlantılara dayalı oyunlar, insanlık tarihi kadar eskidir. Ödüllü, kader, kısmet, talih, baht, devlet gibi terimlerle ifade edilen oyunlar, iki grup halinde değerlendirilebilir:

1-) Şans Oyunları; Ad, şekil, renk veya sayı çekmeye, çevirmeye, atmaya dayananlar, sonucun tamamen “tesadüfe” bağlı bulunduğu, oyuncunun beceri ve gayret düzeyinin sonuca etki etmediği bir sistem ile oynanan, oynatılan ve kazananlara ödül verilmesini öngören oyunlardır. Piyango ve sayısal oyunlar gibi 2-) Tahmin Oyunları; Bir olayın sonucunu önceden kestirerek bahse girmeye dayanan oyunlardır. iddaa gibi

Roma İmparatorluğu’nda, özellikle Neron ve Agustus dönemlerinde, İmparatorluğun sonsuzluğunu vurgulayan Saturnalia (Satürn Şenliği) bayramlarında kura oyunları düzenlenmiştir. Bunun gibi eğlencelerde her gün yüzlerce arazi, gemi, iş gibi mal, mülk ve köleler piyangoya konularak, ödüllü çekilişler yapılmıştır. Romalı tarihçi Tacitus, Germenler arasında şans oyunlarının çok yaygın olduğunu yazmıştır. Piyango gibi oyunlar sadece Batı Uygarlığı’na özgü değildir. Çin’de M.S.1. yüzyılda Han Sülalesi döneminde, 120 ideogram karakterine dayanan bir lotarya sistemi geliştirilmiş ve elde edilen gelir, orduyu desteklemekte kullanılmıştır.

Piyangolar, Avrupa’da, İtalyan Niccolo Macchiavelli’den hemen önceki yıllarda başlamıştır. Bu piyangolara ilişkin en eski belgeler 1440'larda Ghent, Utrecht, Bruges ve I'Ecluse gibi Güney Felemenk şehirleri ile Burgundia Dükalığı’nda rastlanmıştır. Oyunların gelirleri, fakirlere yardım ve kent savunmalarını pekiştirmek gibi amaçlara tahsis edilmiştir. 16.yüzyılda ise, eşya ve para piyangoları Hollanda, Prusya, Avusturya, İtalya, Fransa ve İngiltere’ye yayılmıştır. Halka açık para ödüllü ilk piyango, 1530'da Floransa’da düzenlenen La lotto Frienze ile başlamış ve çok geçmeden Venedik Doçluğu piyangoyu bir devlet tekeli haline getirmiştir. Takip eden yıllarda, Fransa’da Kral I.Francois 1533'te, İngiltere de ise Kraliçe 1. Elizabeth 1566’da gelirleri kamu yatırımlarına ve onarımlarına harcanmak amacı ile ödüllü piyango düzenlenmesine izin vermişlerdir. Günümüze kadar gelen devlet piyangolarının en eskisi Hollanda’da 1726 yılında kurulan Klasslotterie’dir.

Osmanlı Devleti'nde ilk piyango, Osmanlı Donanma Cemiyeti Heyet-i Temsiliyesi (Kuruluş 19 Temmuz 1909) tarafından düzenlenmiştir. Elde edilen gelirlerle, donanmaya gemi alınmasında önemli katkılar sağlanmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra, piyango düzenleme yetkisi Türk Tayyare Cemiyeti'ne verilmiş, Halk arasında “Tayyare piyangosu” olarak anılan şans oyunu 1939’a kadar sürmüş, günümüze kadar bu düzenlemeyi Milli Piyango İdaresi yapmıştır.

Şans oyunları; modern toplumun rasyonelle irrasyonel çelişkisini yansıtması bakımından ilgiye değer bir konudur. Bireysel, sosyal ve ekonomik sonuçları ve nedenleri itibariyle bilimsel ilgiyi hak eden sosyal bir olgu olarak göze çarpmaktadır. Devlet tarafından yeni bir vergi türü olarak algılanan bu oyunun toplum ve birey üzerindeki olumsuz etkilerine bakılacak olursa şans ve bahis oyunları, yeni bir kumar türü olarak sosyal sorunlar hanesinde değerlendirilmelidir. Bu oyunlar bir yönüyle suça ve ahlaki sorunlara diğer yönüyle bağımlılık, kaygı bozuklukları gibi ruhsal sorunlara yol açabilecek bir potansiyel taşımaktadır. İnsanın ruhsal ve sosyal hayatını etkileyen bu alışkanlıklar konusunda Ülkemizde yeterli çalışma yoktur.

İnsanların bulundukları sosyo-ekonomik düzey onların kaynak dağılımından alacakları payı belirler. Ne eşit ne de adil olan şans oyunları, kaynağın dağıtılmasında olasılık açısından mutlak bir eşitlik sunar. Çalışılarak elde edilemeyecek büyük miktarların farklı ellere geçmesine olanak tanıyan bu sistem kaynağın şansa göre yeniden dağıtılması anlamına gelmektedir. Kumarın bir parçası olarak şans oyunlarının artmasında alt ve orta sınıflar açısından gelir dağılımının eşitsizliği üst sınıflar için de ceplerindeki paranın fazlalığı önemli bir etkendir.

İnsan davranışının birçok nedeni vardır. Değerlerin ve sosyal etkinin insan davranışı üzerindeki etkisi fizikteki yer çekiminin nesneler üzerindeki etkisine benzetilir. 1970’lerde yasaklara rağmen önlenemeyen kumar alışkanlığı, sosyo-ekonomik koşullara bağlı olarak rasyonel davranışların azalması ve dini değerlerdeki bozulmayla ilişkilendirilmiştir. Ancak insan davranışını sadece sosyal, kültürel, ekonomik faktörler değil ruhsal ve manevi ihtiyaçlar, gerilimler de etkilemektedir. J. Rosecrance, kumarın kimlik, rol davranışı ve sosyal sınıf yönelimiyle ilişkilendirmiştir.

İnsanların eğlenme özgürlüğüne sahip olduklarına ilişkin değerlendirmelerle bunun toplumsal ahlakı bozduğuna ilişkin bakış açısı arasındaki zıt açıklamalara rağmen şans oyunlarının artışı, ezber bozan bir sonuçtur. Muhafazakâr partilerin iktidar oldukları dönemlerde şans oyunlarının engellenmek yerine oynanma oranları artmaktadır. Bugün araba, at yarışları, futbol, voleybol gibi birçok oyunun ve etkinliğin bahis konusu olduğu görülmekte, büyük caddelerdeki bayileri Las Vegas’ın mütevazi şubelerine çeviren Sayısal Loto ve İddaa oyunları yeni bir kumar sektörü oluşturmaktadır.

Sayısal loto, altılı ganyan, İddaa gibi bahis oyunları ve şans oyunları ile birlikte her yere açılan bayiiler eski kulüplerin ve kumarhanelerin yerini çoktan almıştır. İnternette ve birçok bankamatikte şans oyunları sekmesi sürekli oyuna çağırmakta ve televizyondaki spor programlarının ve internet sitelerinin artmasında bahis sektörünün etkisi önemli bir yer tutmaktadır. Devletin şans oyunlarını kontrol adına meşru görmesi bu alışkanlığın tabana yayılmasına yol açmaktadır. Sosyologların bir kısmı; şans oyunların yasaklanmasındansa yasal bir çerçevede sınırlandırılmasının daha faydalı olabileceğini düşünmektedir. Devletin çeşitli kamu hizmetlerini ve güvenliği finanse etmek için hoş gördüğü şans oyunları aslında bir çeşit kumardır. Kaderin şansa kumarın bahis oyunlarına dönüştüğü bu gelişme büyük çıkar tarafından belirlenmektedir. Devletin bu tür oyunlara düşkün olanların daha fazla zarar görmemeleri için küçük bahislerle kontrol altında tutulması düşüncesi makul olmakla birlikte oyunların reklamlar başta olmak üzere birçok yerde tanıtımı sıradan birçok insanın bu tür oyunlara alışıp bağımlılık geliştirmelerine yol açmaktadır.

Şans oyunlarıyla ekonomi arasında belirgin bir ilişki bulunmaktadır. Bu alışkanlık ekonominin işleyiş mantığını oluşturan geleneksel kazanç ve ticaret kurallarının değişmesine ve finans ekonomisinin işleyişine çok şey borçludur. Çalışanların kumar oynamaları sınıfsal açıdan olduğu kadar tüketim tarzı açısından da değerlendirilebilir. Yoksulların ve orta sınıf çalışanlarının zenginlik hayalleri olarak şans oyunları zenginleri besleyen bir yoksulluk döngüsüdür. Yapılan alan çalışmalarında alt ve orta sınıftan insanların daha fazla oyun oynadıkları, oran olarak da alt sınıftan insanların diğerlerine kıyasla gelirleri içinde daha fazla bir oranı iddaaya harcadıkları görülmektedir. Yine, güç ilişkilerinin ve rol modellerinin etkisiyle erkeklerin ve bekâr gençlerin şans oyunlarını daha fazla oynadıkları bulgular arasındadır. Bu oyunları azımsanmayacak ölçüde öğrencilerin oynaması öğrenciler ekseninde yeni çalışmaların yapılmasını gerekli kılmaktadır. İşçilerin, esnaf ve tüccarların ağırlıklı olarak zaman ayırdıkları bu oyunda genel anlamda oyuncuların ekonomik ve ruhsal sorunlar yaşadıkları, bazı kişilerin bağımlılık geliştirdikleri tespitler arasındadır. Sosyal, kültürel ve ekonomik sorunların yanı sıra çeşitli psikolojik sorunları da tetikleyebilecek olan şans oyunları hurafelere dayalı düşünme tarzını da beslemektedir. Çeşitli oyunlarda kaybetmek ve kazanmak aslında insanın hayat sürecinde yaşadığı kayıp ve kazancı bir anda yaşaması ve dolayısıyla süreç halinde algılanan gerçekliğin yoğun olarak yaşanması anlamına gelmektedir. Ancak burada şans oyunlarının normal ya da anormal olarak değerlendirilmesi oyunun kendisinden çok hangi boyutlarda oynandığı ve insanların yaşamını nasıl ve ne kadar etkilediği ile ilgili olarak değerlendirilmelidir.

Modern toplum, hazlarının peşinden koşan bir değerler dünyası üzerinde yükselmektedir. Bu değerlere paralel olarak ortaya çıkan ekonomik yapıda mevcut tüketim toplumu zengin olmayı temel amaç olarak benimsediğinden üst sınıflara yükselme arayışı temel bir istektir. Oysa sınıf hareketliliği konusunda yeterli kanalların olmaması, W. Ogburn’un dediği gibi, insanları başka yollardan zengin olma arayışına itmektedir. Üstelik bu arayış sadece alt sınıflarda değil belki ondan da çok orta sınıfların bir eğilim olarak karşımıza çıkmaktadır. Mevcut eğitim anlayışının da etkisiyle işbirliğinden çok yarışmacı tutumları benimseyen insan tipi aslında aşağılık kompleksi oluşturan belirli değerlerin içselleştirilmesini getirmektedir. İnsanda olumsuz duyguların oluşmasına yol açan rekabet, hırs, kıskançlık ve bireycilik insanların her konuda bahse girmelerini ve iddalaşmak suretiyle bundan bir fayda elde etme arayışlarını tetiklemektedir. Bu değerlerin de etkisiyle kumarı meşrulaştıran vergi kaygısı şans oyunlarının ve sayısal bahis oyunlarının olumsuz taraflarının görmezden gelinmesine yol açmaktadır.

Hâkim ekonomi bir yandan insanların sürekli rekabet içinde bireyci davranmalarını ve hırsla risk almalarını beklerken diğer yandan buna ulaşmada yeterli kanalları sunamadığından “sahip olmanın” ve kazanmanın zorluğu insanları şansa tutunmaya zorlamaktadır. Zenginliğin ve hedonizmin belirleyici olduğu bu yapıda insanlar birlikte oynamak yerine birbirlerine karşı oynamayı tercih etmektedirler. Küçük risklerle büyük kazanmanın hesabını yapan ve ayırdığı ciddi emek ve zamanla işin profesyoneli haline geldiklerine inanan iddaacılar kazanmak için kuponlara hırsla sarılmakta ve oynama sıklıklarına, sürelerine ve değerlendirmelerine bakılırsa zamanla da bağımlılık geliştirmektedirler. Ancak bu bağımlılığın bir yandan ekonomik paradigmanın bozuk işlevselliğinin bir parçası olduğunu bir yandan da mevcut ekonomide vergi getiren yeni bir yatırım alanından beslendiğini düşünürsek genelde şans oyunlarının özelde de İddaanın yeni bir kumar olduğu söyleyenebilir. Kumar bağımlılığı ise dürtü-kontrol bozukluklarından biridir. Kendisine, ailesine ve sosyal çevresine maddi zarar yanı sıra iletişim sorunlarına yol açmaktadır. Tutkuya dönüşen kumar, yol açtığı stres, gerilim ve ilişki problemlerine rağmen bağımlı kişi oynamayı sürdürmekte, sonuçlar ne olursa olsun kumar oynamak tek düşüncesi haline gelmektedir. Kumar oynamak, yaşamının bütününü kuşatmıştır. Kazansa da kaybetse de oynamaya devam edilmekte, kaybettiklerini geri kazanma umudu ve hırsı da bu tabloyu giderek kötüleşmektedir. Yapılan araştırmalar kumar bağımlısıyla evli eşlerde yüksek düzeyde stres ve buna bağlı fizyolojik rahatsızlıklar göstermiştir. Depresyon, sinirlilik hali, güvensizlik, sürekli şüphelilik hali ve hatta kalp rahatsızlıkları bu araştırmaların bulguları arasındadır.

Kumar bağımlısı olan ailelerde çocuk istismarı (cinsel, duygusal) ve şiddet diğer ailelere göre daha çoktur. Artık kumar kuruluşları, yeni kumarhanelerin inşası için gereken paranın cüzi bir kısmıyla “web siteleri” kurup, internete bağlı bir bilgisayar bulunan her evi gerçek bir kumarhaneye dönüştürmektedir. Milli Piyango, Sayısal Loto, İddaa, Şans Topu, 10 Numara, Kazı Kazan, Altılı Ganyan, Süper Loto gibi bahis oyunları her geçen gün yaygınlaşmaktadır. Özellikle futbol maçlarına bahis yapılarak oynanan “İddaa” oyunu futbolu bir “kumar aracına” dönüştürmüştür. Devlet Denetleme Kurulu'nun 26 ilde yaptığı (2011) araştırmada, 18 yaş altı gençlerin yarısından fazlasının bahis oynadığı tespit edilmiştir.

Şans oyunlarının birçoğu yüksek bir bağımlılık potansiyelini de beraberinde getirir ve oynayan kişilerin farkına varmadan ölçüsüz bir şekilde oynamalarına yol açar. Şans oyunları bağımlılığı genellikle kendini saklayarak gizli bir şekilde büyüyen bir hastalıktır. Genelde oyun bağımlılığının oluşumu şu safhalarda gelişir: Kazanma, kaybetme, çaresizlik ve umutsuzluktur.

Öncelikle, ebeveynlerin çocuklarıyla açık, duygularını anlamaya dönük ve güvenli iletişim kurabilme, çocuğun sınırlarını, yaşamın kural ve değerlerini oluşturabilmesi için rehberlik etmeli ve sağlıklı model oluşturabilmelidir. Ülkemizde kumar bağımlılığı ve zararlı alışkanlıklar sürekli artan bir eğilim içindedir. 

Dolayısıyla genelde eylemsel bağımlılıklar, özelde kumar bağımlılığı konusunda gerek akademisyenlere, gerek mülki ve idari amirlere, gerekse sivil toplum kuruluşlarına oldukça ciddi görevler düşmektedir. Bağımsız kuşaklar ve sağlık yarınlar için; konunun her anlamda uzun yıllardır ihmal edilmesi ve son yıllarda sorunun hızla yaygınlaşması yapılacak her türlü çalışmayı acil hale getirmiştir.

Oynandığında bir keresinde çok para kazanmanın amaçlandığı şans oyunları (kumar), emeğe değer verilmeyen bizim gibi Ülkelerde psikolojik ve sosyolojik olarak ciddi bir sorundur. Toplu taşıma araçlarında gözlüğünü ve kalemini çıkardığında bilimsel bir makaleyi inceleyecek görüntüsü veren birinin iddaa, at yarışı oynamasına, Ülke adına bir sorunu hararetli tartışanların sanıldığı kişilerin aslında at yarışı sonucunu kritik ettiklerine hepimiz rast gelmekteyiz. Şans oyunları oynayanlar ile dilenci sayısı Ülke ekonomisinin değerlendirilebileceği önemli iki ölçüdür. Meşhur milli piyango şubelerinin sahibi Nimet Abla’nın yazımın tanıtım resminde Esentepe’de yaptırdığı camiinin temel atma töreninde Türk kahvesi içiyor olması, kumarla vicdan ilişkisini tanımlamak açısından önemlidir. Bu davranışa ben kısacası “vicdan gazı” amiyane tabirle ise “vicdan osuruğu” diyorum. Vicdan gazı, sorunla çözüm arasında bir sis perdesi oluşturarak, hem sorunun görünmesine engel olmakta, körüklemekte hem de katmerleştirmektedir.

Nizamettin BİBER

Kaynaklar;

1-TC. Gençlik ve Spor Bakanlığı, < http://www.sportoto.gov.tr/turkiyede-spor-toto.aspx="">, (erişim tarihi: 25 Mart 2015)

2-http://dergipark.ulakbim.gov.tr/esosder/article/viewFile/5000068358/5000063421 makalesi

3-http://www.suchtberatung-fn.de/fileadmin/Templates/download/aktuelles/PSB_FN_glueckspiel_turkish.pdf

4-http://www.yesilay.org.tr/yesilaydergisi/Agustos_2014/files/assets/basic-html/page25.html

5-http://www.psikolium.com/tr/icerik/31/kumar-bagimliligi

6-http://www.milatgazetesi.com/sans-oyunlari-yayginlasiyor-makale-91341

7-http://www.aksam.com.tr/yasam/milli-piyango-2016-yilbasi-ikramiyesi-ne-kadar/haber-465308

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şans oyunlarından vazgeçilemiyor çünkü ciddi bir para akışı var. Bu gelirden vaz geçmek herkesin harcı değil. Gençler bağımlı oluyormuş kimin umurunda? Paranın olduğu yerde başka hiç bir değerin önemi kalmıyor ne yazık ki. Arada atıp tutarız kumar şöyle kötü, böyle kötü diye ama çözüm diyince ıhhh... Selamlar, mutlu kalın.

Ayşegül HAYVAR 
 04.01.2017 13:13
Cevap :
Şans oyunlarına gösterilen ilgi hedefindeki metadan yani paradan kaynaklanıyor, gerçekte sorunu çözmesi gerekenleri sanırım böyle bir saiki yok, para her kavramın üzerine çıkmış ve bayraklaşmış hiç bir toplumsal normu tınlamıyor, teşekkür ederim, hoşça, sağlıkla kalın.  04.01.2017 14:34
 

Çok ciddi bir sorun... Babam uzun yıllar pişyango tutkunuydu, hemen her çekilişte bilet alırdı. Kırk yılda bir amortiden başka bişey çıkmadı. Lâkin başka bir şey oldu: 5 torunundan 3'ü Milli Piyango Anadolu liselerinde (Ankara, İzmir ve Afyonkarahisar'daki)okudu... Tuhaf bir talih! Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 04.01.2017 12:09
Cevap :
Şans oyunları, gerçekten toplumumuzda üzerinde durulması gereken ciddi bir sorun, Babanız yatırımlarını geri almış hiç değilse torunlar faydalanılmış, şaka bir yana ama hemen sosyal birimlerle ilgili sorumlular şimdiden konuyu çalışmaya başlamalı, tuhaf değil aslında, raslantısal tesadüf dediğimiz şansta yerini bulmuş işte, selamlar  04.01.2017 14:30
 

Merhaba, Son dönemde okuduklarımız maalesef onların da "şans" olmadığını, birilerine çıkarıldığını gösteriyor. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 02.01.2017 13:23
Cevap :
Sevgili İzmirli, okuduklarımızı dikkate alsak ta almasak ta şans oyunları maalesef Ülkemiz için ciddi bir sorunun kaynağı. Saygı ve selam benden de efendim.  02.01.2017 14:21
 

Sevgili Nizamettin Kardeşim! Şans oyunlarına güvenmiyorum, milli piyango bileti de almam.Selam sevgiler bol şanslar.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 02.01.2017 13:01
Cevap :
Sevgili Nahide hocam ne yalan söyleyeyim yılbaşı zamanlarında bilet alırım ama şanslı olduğum söylenemez. Teşekkür ederim, mutlu yıllar, sevgiler  02.01.2017 14:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 883
Toplam yorum
: 3748
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2670
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster