Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Şubat '07

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
459
 

Sansür değil ebeveynlik..

Sansür değil ebeveynlik..
 

Kurtlar vadisinin yayından kaldırılmasına gelen tepkiler işin iki yüzünü ortaya çıkardı. Bir grup bu uygulamanın 'sansür' olduğu yorumunu getirerekten tepkilerini belirtirken, diğer bir grup ise dizinin toplum içerisinde şiddeti ve ayrılıkçılığı körükleyici mesajlar vermesinden dolayı yayından kaldırılmasının yerinde olduğu görüşünü savundular. Burada ilgi çekici bir manzara oluştu. Uygulamanın sansür olduğunu savunan kesim profiline bakıldığında bu grubun çoğunlukla, daha önce gerek toplumsal, gerek etnik, gerek politik olarak sansür uygulamalarını 'durumun gereği' olarak gören kişilerden oluştuğu görülürken; uygulamayı yerinde bulan diğer kesim profilinde ise geçmişinde sansürlerden mağdur ve şikayetçi olmuş kişiler bulunmaktaydı.

Bu çelişkinin kaynağı aslında toplumsal algılarımızın oluşum süreçlerinin birçok kesimde birbirinden çok farklı değerler taşımasıydı. Devleti yönetenlerin, zorunlu eğitim süresinin 8 sene olduğu ülkemizde kişilerin ortalama eğitim seviyesinin ilkokul seviyesinde olmasının getirdiği toplumsal yükü kendilerine bir sorumluluk olarak atfedip iyileştirici bir politika belirlemelerinden ziyade; hayatı sorgulama düzeyi halen 'Hayat Bilgisi' dersinde öğretilenlerle sınırlı ilkokul öğrencisi bir toplumdan oy toplama amaçlı bir çıkar unsuru haline getirmelerinin yol açtığı toplumsal uçurumun içinde yankılanan bir çığlık idi bu tartışma. Çetin Altan'ın çok güzel tanımladığı, 'köylüleşme seviyesini aşamamış bir toplumu burjuva gibi göstermeyi çağdaşlık sayan' bir anlayış her iktidar tarafından neredeyse devlet politikası haline getirilip, bir acizlik ve sorumsuzluk dışavurumu olarak gördüğüm, olanı yok gibi gösterme eğilimi, devlet adamlarının demeçlerinin önemli bir kısmında yerini aldığı sürece, kulağı devamlı teneffüs zilinde olan ilkokul öğrencisi bir toplum da gayet tabii elinden en sevdiği oyuncağı alınınca ağlayacak ama o oyuncağın gerçek hayatta ne gibi kavramları temsil ettiğini hiçbir zaman sorgulamayacaktı.

Burada ayrıca vurgulanması gereken, ingilizcede 'graphic' olarak nitelenen, pornografi, şiddet ve vahşet gibi görüntülerin yayınlarının denetiminde mutlaka toplumbilimciler, sosyologlar, psikologlar ve bunun gibi ilgili bilimadamlarından görüş, tavsiye ve danışmanlık alınması gerektiğidir. 3 sene önce İngiltereden dönerken uçakta yabancı bir haber kanalında bir askerin canlı bomba olduğunu düşündüğü bir sivili öldürüşünü sansürlü olarak izledikten sonra, aynı akşam aynı görüntüyü bir Türk haber kanalının ana haber bülteninde sansürsüz olarak izlemiştim ve içimden 'umarım bu görüntüyü hiçbir çocuk izlemiyordur şu anda' diye geçirmiştim. Bu yönden bakıldığında, bu tip bir amaç ile aksiyon alıp almadığını bilmediğim, RTÜK'ün yaptırımı da aslında çocuğuna belli bir yaşa kadar 'graphic' öğeler taşıyan programlar izletmeyen ebeveynlerin yaptırımlarından farklı değildi. Tek fark, bir tarafta ebeveyn rolü alan RTÜK, diğer tarafta ise henüz ilkokula giden bir toplum olmasıydı.

İleride aile kuracak bir ilkokul öğrencisi yetiştiren bir ebeveynin'de ilkokul mezunu olması kısır döngüsünü yıkacak tek alternatif, çocuğun okumasıdır. Bu çocuğun düşünerek, sorgulayarak, tartışarak öğrenmesi; öğrenerek büyümesi gereklidir. Doğru söylenmiş bir sözün, atılan bir kurşundan daha etkili olduğunu bilen bir toplum yetiştirmeye gayret göstermeliyiz. Bu şekilde, kendini yetiştirmiş, oto-denetim mekanizması işleyen, sağduyulu bireylerin kurduğu aile yapılarından ülkenin yayın kanallarına gelecek talepler de zaten, bu kanalların arzlarını 'denetleyerek' kamuoyuna sunmasına yol açacaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 89
Toplam yorum
: 60
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 596
Kayıt tarihi
: 16.12.06
 
 

İlk kitabımı, 'Pal Sokağı Çocukları'nı okuduğumdan beri yazıyorum. Yazmak beni o çocuklar gibi öz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster