Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Aralık '17

 
Kategori
Kentleşme
Okunma Sayısı
136
 

Sapanca'nın Avantajları & Dezavantajları

SAPANCA GÖLÜ :

Avantajı :* Sapanca denince akla gelen ilk şeyin Sapanca Gölü oluşu.

Tektonik yapıda bir tatlı su gölü olmasına bağlı olarak, kendi su rezervini kendi karşılama özelliğine sahip olması.

Bu Özelliğiyle bırakın Türkiye’yi dünyadaki nadir tatlı su göllerinden biri oluşu. 

Bulunduğu lokasyondaki ana içme suyu havzalarından biri olması dolayısıyla, insan hayatında su ihtiyacı yerine geçebilecek herhangi birşey keşfedilmediği sürece, Sapanca açısından önemini asla ve asla yitirmeyecek oluşu.

Avantajlarını detaylandırmak gerekse, konunun başlı başına bir yazı konusu olacak olması.

Dezavantajı : Sapanca Gölünün, coğrafi varlıkların insan hayatıyla olan ilişkisi düşünüldüğünde; Sapanca insanıyla bütünleşmeyi bir türlü başaramayan makus bir kadere sahip oluşu.

Sapanca insanının göl ile bütünleşmesini sağlayacak doğru dürüst ne bir aktivite alanı, ne de bir aktivite planının bulunmayışı. Konuyu biraz detaylandıracak olursak şu örnekler verilebilir :

Ailecek göle girilebilecek plaj ya da benzer bir yerin olmaması, küreğin bir spor dalı mı yoksa; ekmek fırınlarında pişen ekmekleri fırına sokup çıkarmaya yarayan bir alet mi olduğu konusundaki belirsizliği halen daha çözememiş olmamız. Çözememiş olmalıyız ki; memlekette hala belediyeye bağlı ya da özel kuruluşlar destekli bir kürek takımının bulunmaması.

Sapanca’nın Kurtuluşu, Kabotaj Bayramı gibi özel günlerde özellikle gençlerimizin göl ile kuracakları bağı arttırmak adına yüzme yarışları, göl üzerinde gerçekleşecek konser aktiviteleri, gölde yüzme sezonunun açıldığı zamana denk getirilmiş çeşitli festivaller gibi projelerin yokluğu. ( Konunun daha acı tarafı yetmişli, seksekli yıllarda söz konusu bu aktivitelerin Sapanca sosyal yaşantısında önemli yere sahipken şimdilerde adının esamesinin okunmuyor oluşu )

Sapanca Gölü’ne bizzat bizlerin yüklemiş olduğu anlamın, ona yukarıdan bakan yerlere manzara sağlayan doğal bir varlık olmaktan öte birşey olmaması.

GÖL KIYISINDA UZUNKUM’DAN KIRKPINAR’A UZANAN SAHİL ŞERİDİ PROJESİ : Avantajı :        * Gerçekleşmesi halinde bırakın, Türkiye’yi tüm Dünya’da eşi benzeri yok denecek kadar az olan bir sahil bandının oluşturulabilecek olması.

Dezavantajı : * Seçilmek için aday olan ve ardından seçilip göreve gelen tüm belediye başkanlarının proje dosyasında bir şekilde muhakkak bulunup,  sonrasında adı esamesi okumayan, dostlar alışverişte görsün minvalinde bir proje olması.

ÇARŞI :

Avantajı : * Sakarya’nın tüm ilçeleri düşünüldüğünde herşeye rağmen aslına uygun dokusunu koruyabilen yegane çarşının Sapanca Çarşısı oluşu. 

Buna bağlı olarak özellikle Avrupa Birliği fonları desteğiyle Çarşıdaki dükkanların asıllarına uygun olarak retro-nostaljik tarzda restore edilmelerinin imkansız bir proje olmaması.

Böylesi bir dönüşümün söz konusu fonlar ile dükkan sahiplerine maddi yük çıkarılmadan gerçekleştirilebilecek oluşu.

Turizm açısından ortaya çıkacak böylesi bir katma değerin Çarşı esnafını ihya edecek bir potansiyel barındırması. ( Bakınız Taraklı )

Dezavantajı : * Çarşıyı ve çarşı esnafını daha önemli hale getirmek için kurduğumuz tek cümlenin  ‘’ Çarşı esnafı can çekişiyor ‘’ cümlesinden ibaret oluşu 

Çarşıyı güzelleştirmekten anladığımızın şeyin de yollarına garip garip şekiller vermekten öteye geçememesi.

Daha da vahimi Sapanca Çarşısı’nı çok çok daha büyük bir cazibe merkezi haline getirebilecek bu gibi projelere pek kafa yormayışımız.

BOSTANCININ KAHVESİ :

Avantajı : * Yüksek tavanlı ve ahşap kahvehane geleneğinin sadece Sapanca'daki son örneklerinden biri olmanın ötesinde; bu konuda belki de Türkiye'deki tüm kahvehanelerin son temsilcilerinden biri olma özelliği taşıması

'' Türkiye'de Kahvehane Müdavimliği '' konulu bir araştırma yapılsa, Bostancı'nın Kahvesi en çok müdavimi olan kahvehane olma konusunda açık ara önde çıkacak tarihi bir potansiyel barındırıyor oluşu.

Kahvehane kültüründe bir muhite ait olmak gibi bir durum varken; Bostancının Kahvesi’nin bir muhite ait olmaktan öte, tüm Sapanca'ya ait bir kahvehane olması

Sapanca’nın son 70 yılına tanıklık eden çok önemli bir mekan hafızasına sahip oluşu

Dezavantajı : Sapanca Çarşısı’na yeniden hayat verebilmek için geliştirilecek mevcut yada yakın gelecekteki projeler arasında Çarşının kendi tarihi dokusuna uygun bir dönüşüm planının çok büyük olasılıkla bulunmayışı. Ve dolayısıyla da Bostancının Kahvesi gibi Sapanca’ya mal olmuş ve mekan hafızası bakımından son derece önemli bir mekanın Darülacize’de yaşamının son günlerini geçiren kimsesiz bir yaşlı gibi öylece bekliyor oluşu.

SÜRÜLER HALİNDE BAŞI BOŞ GEZİNİP DURAN KÖPEKLER :

Avantajı :Sapanca’nın birçok yerinde özellikle de sabahın erken saatleri ve akşamları sürüler halinde gezinen bu sevimli hayvanların Sapanca’daki hayvan sevgisinin ne derece yüksek olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor olması. Konunun Sapanca gibi turizm potansiyeli yüksek bir yerin bu potansiyelini olumsuz yönde etkileyebilecek birşey bile olsa hayvan sevgimizin her daim bu ihtimal önüne geçiyor olması.

Dezavantajı : Başı boş gezinen köpekler sorununa getirebildiğimiz çözüm önerisinin, onları hayvan bakım evinde barındırmak önerisinden öteye geçemiyor oluşu. Daha da kötüsü yazılı basında ve sosyal medyada tekrar tekrar böyle bir öneride bulunmayı bir marifet sayıp bozuk plak gibi bu basma kalıp öneriyi tekrarlıyor oluşumuz.

Hayatın dengesini bozan bir şey varsa onun da hayvanlara ait yerlerin insanlar; insanlara ait yerlerin de hayvanlar tarafından işgal edilmiş olması gerçeğini hiç düşünmeden yani yaşam alanları ellerinden birer birer alınıyor olan sokak ve yaban hayvanlarının çarşıda pazarda başıboş gezinmelerinin asıl nedenine bakmadan her zaman olduğu gibi nedenlerle ilgilenmeden sonuçlara odaklanıp işkembeden konuşmayı marifet saymamız.

KIRKPINARSPOR :

Avantajı : Tam manasıyla bir spor kulubü olarak özellikle son 3 yılda yaptıkları faaliyetlerle Sapanca’nın sadece turizmle özdeşleşmiş bir yer değil; sahip olduğu insan kaynağı sayesinde sportif manada da bir çekim merkezi  olabilecek önemli bir potansiyeli içinde barındırdığını gösteren hem yerel hem ulusal bazda ses getirmiş başarılı çalışmalarda bulunmaları.

Belirlemiş oldukları ‘’ Amatör Futbol Profesyonel Sevgi ‘’ gibi bir slogandan hareketle, faaliyet içinde oldukları tüm spor branşlarında alt yapısından üst yapısınakadar her alanda sporun birleştirici yanını önceliklendiren bir kulüp yönetimini benimsemeleri

‘’ Ne olursa olsun galibiyet koşullanmasına karşın; her ne olursa olsun samimiyet ‘’ anlayışından ödün vermeden, Kırkpınarspor çatısı altında faaliyet gösteren tüm sporcuların kişisel gelişimlerine sporu bir enstrüman olarak kullanarak katkı sağlamayı en önemli başarı hikayesi olarak görüyor olmaları 

Özellikle bir spor branşı olarak futbolu, tamamen etkisi altına alan endüstriyel anlayışa rağmen; futbolun kendi içinde barındırdığı özgün  bir romantizmin de var olduğuna işaret eden pek çok faaliyette bulunmaları

Anlık başarılardan ziyade sürdürülebilir başarılar elde edebilmek için en bilindik ifadesiyle ‘’ Kolej Havası ‘’ olarak tanımlanan sportif bir aile olgusunu hem saha içinde hem de saha dışında taviz verilmeyecek ana tema olarak addetmeleri.

Dezavantajı : Kırkpınarspor Kulübü’nün benimsemiş olduğu bu türlü bir yönetsel anlayışın sadece Kırkpınarspor’a ait bir bakış açısı değil; tüm Sapanca’ya ait bir anlayış olarak benimsenmesi gerektiği yönündeki farkındalıktan yoksun oluşumuz

Pozitif temsiliyet konusunda tamamen gönüllük esasıyla işleyen böylesi bir kurumsal çatının, Sapanca’daki varlığının çok önemli bir zenginlik olduğu konusunda yeterli fikri olgunluğa erişmeyişimiz

Aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemek yerine; farklı şeyler yapıp aynı çizgiden ödün vermemenin mümkün olduğunun eylemsel bir kanıtı olan Kırkpınarspor Kulübü’nün bu farklı misyonun memleketimizde ihtiyacı fazlasıyla hissediliyor olan yeni bir spor kültürü inşa etme zorunluluğuna hizmet ettiğini ıskalıyor olmamız

SAPANCASPOR-KIRKPINARSPOR DERBİSİ

Avantajı : 60 yılı aşkın bir süredir devam edegelen ve Sapanca'nın spor hafızasında çok önemli izler bırakmış bu derbi, aynı şehrin iki takımı arasında oynanan bir spor müsabakası olmanın ötesinde çok daha büyük anlamlar ihtiva ediyor olması

Futbolun endüstriyel bir tanım üzerine kurgulandığı günümüz dünyasında, ulusal ve uluslararası tüm büyük derbileri düşündüğümüzde hepsinde hırs, yoğun bir kazanma arzusu, yüksek bir atmosfer ve gerilim gibi bilindik özellikler öne çıkarken; bir sokak oyunu olan futbolun ruhunda barındırdığı dostluk denen mefhuma ait izlerin, tüm bu büyük derbilerde boyalı birkaç sözcük arasına sıkışıp kalmaktan öteye geçemiyor oluşu

Yarı yarıya tribünler özleminin uzak bir nostalji olmadığı belki de Türkiye'deki tek Derbi olan Kırkpınarspor-Sapancaspor karşılaşmalarında, aynı oyuna aynı mahallelerde aşık olmuş çocukların sahadaki mücadeleleriyle tüm o büyük derbilerde ne varsa çok daha fazlasını ortaya koyarken; maç bitip de evlerine giderlerken; maçın doksan dakika dostluğun bir ömür boyu sürdüğünü gösteren samimiyetlerinin başka hiç bir derbide bu kadar güzel sahnelenmiyor oluşu

Futbolun bazen hayatın ta kendisi, bazen de sıkıştırılmış bir hali olduğu söylenir ya; Sapanca’daki bu derbide, yarışmacı bir ruhtan rekabetçiliğe; bitmek bilmeyen bir kazanma arzusundan küçük bir kıvılcımın bir anda büyük bir yangına dönüşebileceği o yüksek atmosfere kadar, pek çok şeyin aynı anda aynı sahada görülebilmesiyle birlikte; bu güzel manzaranın, futbolu, endüstriyel bir aldatmacadan ibaret gösteren günümüze ait tüm o olumsuzluklardan 90 dakikalığına da olsa bizleri uzaklaştırabiliyor oluşu

Tüm bunları düşündüğümüzde ulusal ve uluslararası bazda spora ait böylesi güzel hikayelerin insanlar tarafından merak ediliyor oluşu ( Habertürk televizyonunun geçtiğimiz yıl Sapancaspor-Kırkpınarspor derbisini konu alan bir program yapmış olmasını bu meraka örnek olarak verebiliriz. )

Sapanca'daki böylesi bir sportif aktivitenin spor turizmi açısından bir fırsata dönüştürülebilecek önemli potansiyeli ihtiva ediyor oluşu  ( Habertürk televizyonunun geçtiğimiz yıl Sapancaspor-Kırkpınarspor derbisine ait bu çok özel hikayeyi konu eden bir program yapmış olması böyle bir meraka en canlı örnek olarak verilebilir.spor turizmi açısından bir fırsata dönüştürülebilecek potansiyelde oluşu ( Sapanca’ya hafta sonu için gelen insanlara değişik bir sosyal aktivite alternatifi olarak sunulabilecek olması )

Sapanca’da yılda bir kez gerçekleştirilen ve büyük sanatçı İsmail Türüt’ün onur konuğu olduğu mahalli at yarışları organizasyonu için yapılan hazırlıkların çok daha azı ile çok daha fazla ses getirebilecek bir aktivite niteliği taşıması

Dezavantajı : Ne yazık ki şu an her iki takımın farklı lig klasmanlarında mücadele ediyor oluşları

Her iki takımın da aynı üst liglerde mücadele etmesini sağlayacak kamuoyu desteğinin yeterli seviyede olmayışı

Bu derbinin ne kadar farklı olduğu ve bu bu farklılığın ihtiva ettiği değerin ne derece önemli olduğu konusundaki farkındalık eksikliğimiz

Sapanca’yı çok yönlü bir turizm merkezi haline dönüştürecek bu gibi projelerin eksikliğini pek de öyle önemsemiyor oluşumuz

Bu gibi projelerle gelen insanlara karşı takınılacak tavrın, bir şeyin nasıl yapılmayacağına dair şeyler söyleyerek söze başlamak yerine bir şeyin nasıl yapılabileceğini dair söylenen şeylere itibar etmek gerektiği yönünde bir hazır buluşluktan uzak olmamız

Serpme kahvaltı

Avantajı :

Bir hafta sonu aktivitesi için Sapanca denince akla ilk gelen şeylerden birinin serpe kahvaltı olması.

Organik veya inorganik olduğuna dair herhangi bir kanıta ihtiyaç duymaksızın, 80 çeşit reçel, 90 çeşit peynirin masaüstüne serilmesiyle sanki geleneksel bir kahvaltıyla karşı karşıya olduğumuz yönünde bir görüntünün oluşturulma imkanının son derece kolay oluşu.

Hizmet bedelinin işletmeye maliyeti açısından düşünüldüğünde, öyle hatırı sayılır oranda bir işletim maliyetinin söz konusu olmamasına karşın, müşteriden talep edilen kişi başı tutarın çok rahat bir şekilde lüzumundan fazla oranda şişirilerek müşteriye sunulma şansının bulunması.

Müşterinin günün diğer ana menüleri olan öğlen ve akşam yemeklerinde hem hizmet kalitesi hem ürün çeşitliliği bakımından beklentisi çok daha fazla iken; bir kahvaltı menüsünün farklılaştırılması için ne fazla özenli ne de fazla üretken olmaya gerek duyulmuyor oluşu

Büyük bir çoğunluğu yenmeyip çöpe gidecek olmasına rağmen; masayı 38 çeşit zeytin, 40 çeşit yeşillikle donatınca, müşteri algısının çok farklı bir kahvaltıyla karşı karşıya olduğu yönünde manipüle edilme imkanının son derece açık oluşu.

Bim veya ayüzbirden alınmış envai çeşit kahvaltılık garnitürün, sanki tarladan bahçeden henüz o sabaha ait mahsülden hazırlanarak masaya getirilmiş gibi lanse edilmesinin dayanılmaz hafifliği.

Cemal Süreya'ya ait " Yemek yemekle ilgili ne düşünürsünüz bilmem ama kahvaltının mutlaka mutlulukla bir ilgisi olmalı " dizelerinden de anlaşılacağı üzere; kahvaltıya atfedilen önem o derece yüksek iken; bizlerin kahvaltıya yüklediğimiz önemin " ittir ittirebildiğin kadardan " ibaret oluşu ve bu durumun herhangi bir vicdan muhasebesine gerek bırakmayan huzur vericiliği.

Zeytin, peynir, çay, tereyağı, kızarmış ekmek gibi ana kahvaltı unsurlarının dışında kalan, menemen, omlet, sucuk, patates kızartması, kuymak gibi kahvaltı garnitürlerinin ekstra olarak hesabı kitlenme şansının son derece makul karşılanması.

Aynı kahvaltıya, tatlı kahvaltı, tuzlu kahvaltı, yörük kahvaltısı, çerkez kahvaltısı, Van, Mardin, Midyat, Beytüşşebap kahvaltısı gibi değişik isimler vererek  sanki farklı bir şeyi müşteriyle buluşturuyormuş gibi yapma şansının yüksekliği.

Sadece Sapanca'da değil bu amaçla ziyaret edilen tüm turistik yerlerde paranın kahvaltıdan ziyade; kahvaltı yapılan yerin manzarasına ve mekanın ambiyansına ödendiğine dönük oluşmuş müşteri kabulünün genelliği.

Buna bağlı olarak düşük kalitede bir hizmet anlayışı ve damak tadı eksikliğinden ileri gelecek olan  kazıklanmışlık hissinin bile müşteri tarafından kolayca bilinç altı edilerek içselleştirilebiliyor oluşu.

Kaç çeşit garnitür ile doldurulursa doldurulsun her insanın kahvaltıdaki çeşitlilik bağlamında birbirine yakın maksimum bir beklentiye sahip olmasının işletmeler açısından ortaya koyduğu avantaj.

Başka bir ifadeyle önümüze 40 çeşit kahvaltılık ıvır zıvır da konulsa, bir çeşit zeytin, iki dilim peynir, bir demlik taze çay ve dört-beş dilim kızarmış ekmekle de aynı oranda ve aynı keyifle doyabilecek olmamız.

 • Dezavantajı :

Şehir dışından gelen eşin, dostun, akrabanın Sapanca'ya geldiği vakit haklı olarak " Haydin bakalım bir kahvaltıya da götürürsün artık " şeklinde otomatik bir beklenti içinde olmaları.

Senin de ev sahibi olarak " Lafı mı olur efenimmm nerede isterseniz " şeklinde bir söylemde bulunurken bir yandan da toplam kişi sayısına bakarak yekün tutar için hızlı bir içler dışlar çarpımı yapıyor olman.

Ve bu esnada yukarıda bahsi geçen tüm konulara vakıfken; artık açılmayacak olan şemsiyeye ait tutacağı, daha da bir derinlerde hissetmeye başlaman.

Ve ne yazıkki hala milletin kahvaltıda 80 çeşit ıvır zıvırla donatılmış bir masa değil; müşteriyi yolunacak kaz değil de konukluğa gelmiş bir misafir olarak gören mekanlar ve mekancılar aradığına dönük farkındalığımızın son derece düşük oluşu.

Aydın Yılmazer avantajı

İhtiva ettiği turizm potansiyeli bakımınından sadece bölgenin değil; tüm Türkiye'nin en önemli yerlerinden bir tanesi olan Sapanca'yı yöneten Belediye Başkanı'nın aktif bir akademisyen olması.

Ve hatta çok çok daha önemlisi başkanın akademik uzmanlığının turizm alanı oluşu.

Akademisyenliğin başkana sağladığı pek çok önemli avantajın yanı sıra belki de; en önemli konulardan bir tanesinin başkanın siyaseti bir meslek olarak görmüyor oluşu. Yani belediye başkanlığını bugün bırakmış olsa, yarın itibariyle Türkiye'nin önemli üniversitelerinden birinde hocalık görevine devam edebilecek oluşu.

Bu durumun Aydın Başkanı, ülkemizdeki yaygın siyasetçi profilinden farklılaştıran etkisi. Şöyle ki; siyaseti hayatından çıkardığınızda geriye birşey kalmayan ve kendisini bulunduğu mevki ve oturduğu koltukla var ettiğini düşünen oldukça kalabalık bir siyasetçi popülasyonundan bu sayede ciddi manada ayrışıyor olması. 

Siyaseti bırakmış veya bırakmak zorunda kalmış pek çok yerel ve ulusal siyasetçinin, siyaset sonrası hayatlarında esamelerinin okunmuyor oluşunun bu manada önemli bir referans teşkil etmesi.

Lakin Aydın başkanın hayatı güzelleştirmek adına şuan bulunduğu mevkinin sağladığı imkanlar kadar önemli bir diğer avantajı olan üniversite hocalığının, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirerek de hayatı daha güzel bir hale getirme şansını kendisine veriyor oluşu.

O yüzden insan olmanın omuzlarımıza yüklemiş olduğu önümüzde bulduğumuz dünyayı bulduğumuzdan daha güzel bir yer haline getirmek sorumlulugunu icra etmek için aktif bir siyasi hayata ve kariyere muhtaç olmayışı.

Başkanın bir turizm akademisyeni olma durumunun, Sapanca'nın sahip olduğu pek çok turizmle ilgili avantajdan bağımsız olarak, gerek Büyükşehir'den; gerekse de Ankara'dan turizmle ilgili alınabilecek destekler anlamında belirleyici olabilecek başlı başına bir avantaj olması.

Belediye Başkanlığı görevini yürütüyor olduğu Sapanca'nın, turizm potansiyeli açısından değerlendirildiği vakit ortaya çıkan tablonun, mevsimsel bir turizm potansiyelini ihtiva etmeyip; turizm faaliyetleri için dört mevsim elverişlilik arz ediyor olması.

Uzunca bir süredir İktidar partisine ait bir belediyenin başkanı olmakla birlikte, göreve başladığı dönem öncesinden kendi dönemine intikal eden konuların bütünüyle bir enkaz edebiyatı olarak tanımlanamayacak oluşu.

Arapların Sapanca'ya olan ilgilerinin zirveye çıktığı bir döneme tesadüf eden başkanlık döneminin, Sapanca'daki turizm potansiyelini şuana değin hiç olmadığı kadar yükseltmiş olması. 

Bu durum kamuoyunda değişik tartışmaların odağında yer alsa da; Sapanca'da pik yapmış olan Arap rağbetinin turizm girdisi konusunda nitelikten ziyade nicelikle ilgilenen bizler için en azından şimdilik günü kurtaran bir şey oluşu.

Onun bize sunduklarıyla bırakın yetinmeyi, onu soktuğumuz tüm bu garip hale karşın, ne ilginçtir ki; Sapanca'nın halen daha kendime has latif ve zarif haliyle hep ilgiyi kendi üzerine çekmeyi başarıyor oluşu.

Dezavantajı :

Dini ve milli bayramlar, kandiller gibi özel günler öncesinde Başkan’ın yayınladığı kutlama mesajları için özellikle de bilbordlarda kullanılan başkana ait fotoğraflarda mütebessim bir halin genelde olmayışı. Samimi bir gülümsemenin insana yakışan en güzel yüz ifadesi olduğunu düşünürsek bu şekilde verilen fotoğrafların Sapanca Belediye Başkanı’na daha çok yakışacağı yönündeki kamuoyu görüşünün varlığı.

Sapanca gibi toplumsal yapıyı belirleyen sosyal ilişkilerin, sosyoloji biliminin tarifine göre “ Birinci dereceden ilişkiler “ olarak tanımlandığı yerlerde, siyasetçilerin yaptıkları konuşmaların dinleyenleri sıkmaması için net mesajlar içeren kısa ve öz konuşmalar olması beklenir. Buna karşın başkanın konuşmalarında genelde sözü uzatan bir hitabet tarzını tercih ediyor oluşu.

Sapancanın daha güzel bir yer haline gelmesine katkı sağlayabilecek projeleri olan insanları partili olup olmadıklarına bakmaksızın samimi bir şekilde dinleme ve aksiyon alma konusundaki gelişim ihtiyacı.

Sapanca’da görev yapan bir belediye başkanının iz bırakan biri olarak anılması için bizlerin belirlemiş olduğu kriterin ne yazıkki; ne kadar park yaptı, ne kadar bahçe yaptı, ne kadar yol açtı, ne kadar kanalizasyon kazdı gibi basmakalıp beklentilerden ibaret olması.

Oysa geride silinmeyecek izler bırakmak için yapılması gerekenlerin yolu sosyo kültürel seviyeyi yukarı çekip yeni bir Sapancalılık tarifi ortaya koymaktan geçerken; bizlerde Sapancayı yapısal olarak dönüştürmek yerine böyle bir gelişimi talep eden bir halk refleksinin olmaması

Ve başkanın da bundan pek şikayetçi gözükmemesi.

Kamuoyunda yaygın bir şekilde hakim olan ve Zeki Toçoğlu'nun Sapanca'ya yönelik uyguladığı varsayılan direkt ya da endirenk çifte standartların varlığıyla birlikte; Sapancalılar olarak bizlerin, Sapanca'yı daha güzel bir hale getirmek için kuru muhabbetten öte kayde değer bir şey yapmak gibi bir derdimizin olmayışı. 

Sapanca'nın çok önemli bir noktasında atıl durumda duran bir binayı bir üniversiteye dönüştürmek gibi önemli bir işle göreve başlayan başkanın Sapanca’yı bir üniversite merkezi haline getirmek için üniversite binaları inşa etmek kadar Sapancalı gençler arasında üniversiteli olma bilincini inşa edecek projeleri de önceliklendirmesi ihtiyacı. ( Örneğin Eskişehir gibi, Çanakkale gibi üniversite şehri olarak anılan kentlerin sahip oldukları üniversite binalarından ziyade bu kentlerdeki üniversitelilik bilincinin üst seviyede olmasından dolayı bu şekilde anılmaları gibi ) 

Sapancalılık

Avantajı:

Sapancalı olarak doğmuş ve yaşıyor olmanın hepimiz için doğuştan edinilmiş bir kazanım ve övünç kaynağı olması.

Sapancalı olmaya ait özgün bir mizah ve sokak edebiyatının, Sapanca’ya özgü bir lisanla buluşarak buradaki hayatı çok eğlenceli bir hale getirebiliyor oluşu.

Olaylarından ve insanlarından esinlenerek, hayatı iyisi ve kötüsüyle anlayıp onu yorumlamayı sağlayan ve bir hayat görüşü edinmek için gerekli olan ipuçlarını kocaman bir dünyanın küçük bir laboratuvarıymışcasına önümüze koyabilen özelliği.

Ömrümüzün sonuna geldiğimizde övünülecek herhangi birşey bulamasak dahi; Sapancalı olmanın bir üst kimlik olarak bizlere en azından övünülebilecek bir şey sunuyor olması.

İşin daha da güzel tarafı hiç birşey yapmadan edinmiş olduğumuz bu üst kimliğin, yaşadığımız yeri daha güzel bir hale getirmek için herhangi iyi birşey yapmayı gerektirmiyor oluşu! Konuyu bir örnekle daha somut hale getirmek gerekirse : Bir insanın gittiği her yerde “ Ben Sapancalıyım kardeşim! “ diyerek göğsünü gere gere konuşması için Sapanca’ya ve Sapancalı olmaya dair insanı bir haslet ortaya koymadan, bizim Sapanca şöyle güzeldir, şöyle yeşil böyle mavidir diyerek onun üzerinden kendi varlığına değer yükleyebileceğini zannetmesi.

Bu kimlik tanımı içinde doğayla kurulan iletişim ve etkileşimin insanlarla kurulan iletişim ve etkileşim açısından son derece belirleyici bir referans olması. Şöyle ki: Eğer sen göl kenarı herhangi bir yerde bira şişelerini kırıp kırıp göle atmıyorsan, etrafındaki insanları da kırmamaya çalışmak konusunda hassasiyete sahip birisi olabileceğin düşünülebilir. Ya da sen yerde gördüğün envai çeşit insan artığı çeri çöpü yerden kaldırıp çöpe atarken “ çöpleri yerden ben alırsam işi, bu çöpleri toplamak olan görevliler ne iş yapar arkadaşım “ diye düşünmüyorsan sorumluluk bilincine sahip ve dünyayla barışık birisisindir büyük olasılık. Veyahut toprak denen şeyin nasıl bir anlam ifade ettiği hakkında Sapancadaki atalarının, dedelerinin yapmış olduğu tariflemenin ne olduğunu adın gibi biliyorken; o aynı topraklar senin için sadece ve sadece satıldıkça anlam kazanan birşey manasına geliyorsa o kimlik tanımı içinde kendine bulabileceğin yegane yer ne yazıkki; satılık yerleri olan biri olduğun değil, pazara çıkmış bir ruhun sahibi olan biri olduğun yönünde yorumlanacaktır.

Sapancalı olarak dünyaya gelmiş birinin, ömrünün tamamı bir başka yerde geçse dahi; çıktığı hayat yolculuğunun son durağı olan Kemer’e getirileceği günün sabahında onun için yapılan anonsun ilk cümlesi olan “ Aslen Sapancalı olup şu şehirde ikamet eden “ ifadesinden de anlaşılacağı üzere; nerede olursan ol bu üst kimliğin son ana kadar seninle birlikte olacağı gerçeği. Ve bu durumun insanı mutlu eden haz duygusu.

Sapancalılığa ait belki de en güzel şeylerden biri olan, gidecek başka bir yer olmasa da; gidecek bir başka yer kalmasa da “ Sapanca bize yeter arkadaş “ diyebilmenin verdiği o rahatlık ve eyvallahsızlık hali.

Evliya Çelebi’nin deyimiyle yeşilin her tonunun yan yana bulunabileceği; her türlü kirlenmeye ve küresel ısınmaya rağmen mevsimler arasındaki geçişleri göz görmese, kulak duymasa bile etraftaki o mevsime ait kokulardan algılanabilen Sapanca’da doğmuş ve yaşayan birinin, burada yetiştiğinde kazanacağı insani hasletleri evrensel insani kaideler ile birleştirdiğinde tam bir dünya insanı haline gelebilecek oluşu. Ve ortaya çıkan bu karakterin dünyanın neresinde olunursa olunsun sahip olunan sosyo ekonomik düzeyden bağımsız olarak yüksek bir kabule sahip olan birşey olması.

Dezavantajı :

Düşük omuz gezmeyi ve yolun ortasından yürümeyi Sapancalılık ile ilişkilendirmek gibi bir yanılgının kuşaklar boyu devam etmesi ve halen de devam ediyor oluşu.

Günlük konuşma diline mal olmuş bazı cümlelerden de anlaşılacağı gibi bize ait bazı zaafları Sapancalı olmaya mal etmeye dönük yatkınlıklarımız. Örnek vermek gerekirse: Alacak verecek konularında sanki çok da sözümümüzün eriymişiz gibi yaparken, aslında tutulmayacak olan bir sözü sanki yerine getirilecek bir taahhütmüş gibi gösterdiğini düşündüğümüz “ Cuma’ya Bostancının Kahvesinde verurum! “ cümlesinde olduğu gibi mesela.

Ya da istediğimiz kadar kavgacılık, gürültücülük ve küfürbazlık yapalım sonuna ekleyeceğimiz “ Sapancalıyız abeycum! “ cümlesinin hepsini temize çekeceği ve normalleştirdiğine dönük safdilliliğimiz.

Ramazan arifesi Ramazan karşılaması diye; Kurban Bayramın’da kurbanlığı keser kesmez kurban kestiğimizin havasını atmak için dünyanın mermisini yakmayı; kulaktan dolma bilgilerle her konuda ahkam kesmeyi ve bağıra çağıra konuşup soba borusu gibi eksozlarla gürültü yapmayı Sapancalılık zannediyor olmamız.

Daha da vahimi böyle bir bakış açısını çoluğumuza çocuğumuza ideal bir şeymiş gibi sunarak sanki örfümüzü adetimizi yeni kuşaklara aktarıyormuşuz gibi düşünüp iyi bir şey yaptığımızı sanmamız. Dolayısıyla iki ya da üç kuşak önce beygirle dağdan inen dedeyle, şimdi bemeveye mersedesle sahile inen torunun kafa olarak aynı oluşu. Hatta bemeveyle mersedesle sahile inenin kafa olarak daha geriye gitmiş durumdaki vaziyeti

Bitti...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 70
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 269
Kayıt tarihi
: 26.07.14
 
 

Sapancalı, Üniversite mezunu, satış pazarlama sektöründe çalışan Errare Humanum Est ve Dum Spiro ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster