Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Eylül '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
2613
 

Sapına kadar siyasetin batağına saplanmış yargı "siyasallaşacakmış"!!!

Sapına kadar siyasetin batağına saplanmış yargı "siyasallaşacakmış"!!!
 

Hayır cephesinin elle tutulur tek bir argümanı var: Yargı ile ilgili değişiklikler yürürlüğe girerse bağımsız ve tarafsız yargı (!) siyasallaşacak, iktidarın kontrolüne girecek ve iktidar "sivil dikta"ya geçecek! Yani Türkiye'ye "Faşizim" gelecek!

Ciddi ciddi bu iddiayı savunuyorlar. Bir profesör açıklamış: Demokrasiyle diktatörlük arasında sadece tek bir fark vardır, o da denetimdir, demiş! Sözüm ona güya "evet" çıkarsa yargı iktidarın eline geçecek, dolayısıyla denetim görevini yapamayacak ve diktatörlük olacak!

Bu iddiayı ortaya atabilmemiz için evvelemirde mevcüt yargının sütten çıkmış ak kaşık olduğunu varsaymamız gerekiyor. Mevcüt yargı siyasetten bitaraf, bağımsız ve yansız, verdiği içtihatlarla tüm dünyaya emsal olan dört dörtlük bir yargı da, iktidar durup dururken, daha doğrusu diktatörlük emellerini gerçekleştirmek için mi yargıyı değiştiriyor?

Bu arada yargıdan kast edilenin yüksek yargı olduğunu söylememe gerek yok sanırım...

Lütfen komik olmayın... Bu milletin izanıyla, ferasetiyle, zekasıyla ve hafızasıyla da bu kadar alay etmeyin! Darbeci paşaları ilk ziyaret ederek onları hazırolda selamlayarak onlara hukuki yardım sağlayıp onları meşrulaştıran, otobüslerle kışlaya gidip onlardan brifing alıp onları ayakta dakikalarca alkışlayıp sonra da makamlarına dönüp gereğini yapan yüksek yargı mensuplarını, komik gerekçelerle parti kapatma, 367 vs kararlarını, bir muhalefet partisinin yargı ayağı gibi misyon üstlenip iktidarın elini kolunu bağlayarak çalışamaz hale getirme çabalarını bir kenara bırakalım....

Kamuoyuna yansıyan son telefon görüşmeleri her şeyi açık ve net olarak ortaya koymuyor mu? Bizzat muhatapları içerikleri kabul ediyorlar mı? Evet, kabul ediyorlar. O halde yasal dinleme değilmiş, hukuken geçerli olmazmış, benim hiç umurumda değil!

İmralı'yla işbirliği yaparak, siyasetin konusu olan referandumda hayır çıkarmak size mi kalmış? Bu görevi, bu yetkiyi hangi kanundan ve hangi anayasadan alıyorsunuz?

Balık baştan kokar, misali bizzat hukuku uygulamakla görevli yargı mensuplarının hukuk dışına çıkmaları halinde, iktidar diktatör olacak yani hukuk dışına çıkacak iddiasının bir anlamı ve önemi olabilir mi?

Ayrıca, HSYK üyelerinden birinin YARSAV yöneticileriyle yaptıkları görüşme içeriği ortaya çıkarıyor ki, benim de yazılarımda sık sık vurgu yaptığım gibi, yüksek yargı atamalarında başarı ve kariyere değil, ideolojik görüşlere bakılıyormuş! İlgili HSYK üyesi, kendilerinin yeterli imkanlarının olmadığından bahisle, YARSAV'dan fişleme dosyası istiyor ve önceki başkanın geçmişte bu konuda kendilerine dosya hazırlayarak çok yardımcı olduğunu söylüyor!

Bu açık bir itiraftır ve aynı zamanda yüksek yargıda, istisnaları tenzih ediyorum, koro halinde belli bir ideolojinin savunulmasının nedenini de açıklamaktadır.

Bir de 1994 yılında SHP'li Adalet Bakanı'nın parti kongresinde milletin huzurunda yaptığı bir açıklama, daha doğrusu bir itiraf vardı. Bakan açık açık "Yargıya SHP'li yargıç ve savcıları almayacaktım da ülkücü faşistleri mi alacaktım" diyebilmiştir.

O zamanın SHP'li genç yargıç ve savcıları bugün olgunlaştılar ve özenle seçilerek yüksek yargıya yerleştirildiler!

Sünnetçi korkusu veriyorlar... Referandumda evet çıkarsa yargı siyasallaşacakmış!

Bundan iyi siyasallaşma olabilir mi? Zaten sapına kadar siyasetin içine bulaşmışlar.

Tam aksine, eğer evet çıkarsa durum tersine dönecek, yargı, belli bir ideolojinin değil de, olması gerektiği gibi hukukun emrine girecek.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Unutulmamalıdır ki; demokrasilerde esas sorumlular, her şeyin sahibi ve tek yetkili olan milletin seçmiş olduğu siyasetçilerdir. Sorumluluk yetkiyi de getirir. Bu görüşlere sahip olmama rağmen yine de ben yanılmış olabileceğimi düşünerek tarafsız görüşleri merak ediyorum ve araştırıyorum. Batı'ya bakıyorum; benzer sistemleri var ve her şeyimize itiraz eden Batı, bu değişiklikleri onaylıyor ve destekliyor. Hatta anayasa otoritesi kabul edilen Venedik Komisyonu'nun Başkanı da değişiklikleri destekliyor ve kabul edilmemesi halinde türkiye'nin geri gideceğini söylüyor. Benim kaygılarımın kalkmasında bu açıklamaların önemli rolü oldu. Eski yargıyla Türkiye'nin gidemeyeceği çok açıktı. İnşallah değişiklikler kabul edilir ve inşallah sizin de benim de kaygılarımız doğru çıkmaz. Hukuk üstünlüğünün hakim olduğu bir türkiye hayaliyle saygı ve selamlarımı sunuyorum.

Hasan Basri Özgen 
 11.09.2010 9:47
 

Hasan Basri Bey, Adınızı yanlış yazmam bir dalgınlık eseri...Eski bir dostum olan Hasan Esat Beyle karıştırmışım...Demek ki yağlanıyorum :)) Beni bağışlayacağınızı umar en derin saygılarımı sunarım...

Mesut Selek 
 09.09.2010 13:55
Cevap :
Merhaba Mesut Bey, okuyanların yanlış anlamaması için düzeltmek istedim. Yoksa benim için hiç farketmez. Çünkü ben daha büyük dalgınlıklar yapıp daha büyük çamlar deviriyorum :)) Yaşlılıktan değil de, aynı anda birçok şey düşününce oluyor herhalde. Selam ve saygılarımla...  09.09.2010 20:26
 

Hukuk sistemimizin ve de anlayışımızın oldum olası fazlasıyla "siyasal" olduğunu bende düşünüyorum ve savunuyorum. Hukuk bence denetleyeceği siyaset kurumunun etkisinden ve de baskısından tamamen kurtulmalıdır. Referandumun en can alıcı konusu HYSK üyelerinin seçimi ile ilgili ve değişiklik öneriside bana göre HYSK üyelerinin seçiminde siyaset kurumunu şimdiye kadar olduğundan daha etkin bir konuma getirmeyi amaçlamaktadır. Referandum değişikliği kabul edildiğinde en azından benim asla istemediğim durum gerçekleşecek ve yargı haliyle şimdiye kadar olduğundan biraz daha siyasallaşmış olacaktır. Ben kişisel olarak bu referandumun zaten baştan itibaren göstermelik olduğunu düşünüyorum ve bu nedenle de referandumda oy kullanmayacağım. Çünkü sorunun özüne inilmiyor onun yerine atanmışlar ile seçilmişler arasında pasta paylaşımı yapılıyor. Birine ne kadar karşıysam diğerine de o kadar karşıyım. Saygılar ve selamlar

Matilla 
 06.09.2010 17:48
Cevap :
Merhaba Atilla Bey, öncelikle belirtmeliyim ki, sizin, belli bir görüşe angaje olmadan, tamamen kendi kanaatlerinizi ve düşüncelerinizi ifade ettiğinizden kuşkum duymuyorum. Bu nedenle iyiniyet ifadesi olan görüşlerinize, her ne kadar bazı konularda aynı görüşleri paylaşmasak da, saygı duyuyorum. Geçmişte siyasetin emrindeki yargının yaptığı hukuk katliamları (Yassiada hukuku, 12 Mart mahkemeleri, parti kapatma ve 367 kararları vs) yargının siyasetin içinde hatta emrinde olduğunu gösteriyor. Bu gerçeği siz de kabul ediyorsunuz. Bugün yapılacak değişikliklerle yargının siyasetin bir kulvarından diğer kulvarına geçeceği kaygınıza ben de katılıyorum ve öyle olursa tabii ki benim de kabul etmem mümkün değildir. Aynı kaygılarla ben de araştırıyorum. Benim gördüklerim: Bir kere HSYK'da yürütmenin yetkisi artmıyor, tam aksine azalıyor. Bakanın ve müsteşarın yetkileri azalarak kurulda yer almaları yargı ile yürütme arasındaki geçişi ve dengeyi sağlayacak gibi duruyor. Devam edecek...  11.09.2010 9:31
 

Esat Bey,Merhaba...Kanayan bir yaraya parmak bastınız...Siyaset bir yana,ülkemizde hukuk hareketinin içindeki durum çok düşündürücü...Yazdıklarınıza katılmamak mümkün değil...Bazen işim düştüğünde Yargıtay içtihatlarını incelerken bir çok kararın birbiriyle çelştiğine tanık olup hayret ediyorum...Yazınız içinde ,''Balık baştan kokar'' gibi bazı cesur söylemleriniz inşallah başınıza iş açmazlar :) Milliyet yazarlarından Meral Tamerin ,o dönemin C.başk. Demireli ,deprem dönemindeki tavırlarından dolayı eleştirerek ,bir köşe yazısında,''Balık baştan kokar '' atasözünü kullandığı için hapis cezasına çarptırılmıştı.Meral Hanım, AİHM 'de açtığı karşı davasını kazanmış ve yüklü bir tazminat kazanmıştı...Ceza veren mahkemenin hazinemize verdiği zarar hakkında vicdanı muhasebesi ne oldu acep ?..Okurlara ders olur inancıyla linki veriyorum: Saygılarımla... www.milliyet.com.tr/keske-aihm-ye-gerek-kalmadan-beraat-etseydim/meral-tamer/ekonomi/yazardetay/25.07.2010/1267947/default.htm

Mesut Selek 
 06.09.2010 13:56
Cevap :
Merhaba Mesut Bey, ilginiz ve paylaşımınız için çok teşekkür ederim. Gerçekten de adalet mülkün temelidir. Mülkümüz durmadan sarsıntı geçirdiğine ve iki yakamız da bir araya gelmediğine göre demek ki adalet terazisi doğru tartmıyor. Adalet terazimizi elinde tutan bayanın da kör olması gerekirken gözleri çok açık: fıldır fıldır. Aslında "İmam bilmem ne yaparsa cemaat de bilmem ne yapar" atasözü daha uygun düşerdi herhalde. Kamuoyuna yansıyan olumsuz örneklerin hepsini saysaydım sayfalar yetmezdi. Ya yansımayanlar! Nitekim siz de araştırmışsınız ve çok daha somut örnekleri görmüşsünüz. Şimdilerde bazıları yargı havarisi kesilmişler. Sanki eskiden güllük gülistanlıkmış da şimdi bozuluyormuş! Oysa eskiden yargının hukuksuzluğunu teşvik ediyorlar ve alkışlıyorlardı. En azından susuyorlardı! Ama artık değiştirilemez ve engellenemez bir sürece girdik. Sanırım hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Yine sanırım adımı sehven Esat olarak yazdınız :)) Selam ve saygılarımla...  07.09.2010 1:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 337
Toplam yorum
: 1342
Toplam mesaj
: 70
Ort. okunma sayısı
: 3614
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Hukukçuyum... Hukukun üstünlüğünün ve hukukçunun saygınlığının ülkemde gelişmesini ve kalıcı olma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster