Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

fisun gökduman kökcü

http://blog.milliyet.com.tr/kokcuffgk

17 Haziran '18

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
208
 

Sarı Köpecik...

Sarı Köpecik...
 

Sarı köpecik...


.    İlkokulu bitirmiş, ortaokula başlamıştım. Evimiz Muğla'nın bir ucunda, okul diğer ucunda... Okulumuz ikili öğretim olduğundan, ben de sabahçı olduğumdan, erkenden yollara düşerdim. Derslerimiz, sabah saat yedi buçukta başlıyordu. Okula gidişim de yürüyerek, aşağı yukarı kırk beş dakika kadar sürüyordu. Ben de sabah altı buçuk gibi yola çıkıyordum. Toplu taşıma, servis filan hak getire... Bundan kırk yıl önceyi anlatıyorum size... Tek ulaşım vasıtası tabanvay. :) Hava çok yağmurlu olursa eğer, babam götürürdü bazen... 
 
.    Sabah çok karanlık olurdu, korkardım... Geçmek zorunda olduğum ara yollar, ıssız ve korkunç gelirdi bana. Ama ne yapalım, okula gidilecekti mecburen, çare yoktu...
 
.    Böyle korka korka gidip gelirken, bir gün peşime sarı bir köpek takıldı. Önce korktum köpekten. Sonra baktım ki, yanım sıra yürüyor, bazen gülümser gibi yüzüme bakıyor, korkum geçti, ısınıverdim köpeciğe... Dikkatlice bakınca, yeni anne olmuş olduğunu, karnının altında sarkmış süt dolu memecikleri gördüm... İçim ezildi, "keşke evden ekmek alaydım da köpeciğe vereydim" diye düşündüm. Biz böyle bakışa, yürüye okula kadar gelmişiz de farkında değiliz. Beni okulun kapısından geçirdi köpecik, sonra geriye döndü, tekrar bir bakış attı bana gülümser gibi ve gitti... Sabahın köründe, ilk defa hiç korkmadan ve vaktin nasıl geçtiğini anlamadan okula gelmiştim. Sarı köpecik sayesinde olmuştu bu...
 
.    Ertesi sabah, belki gene gelir diye, yanıma bir parça ekmek aldım. Yola çıktığımda göremedim köpeciği, üzüldüm, yürümeye başladım. Bir kaç adım atmıştım ki, bir havlama sesiyle geri döndüm. Gelmişti! Başını okşadım, evden aldığım ekmeği verdim... Önce güzel gözlerinde derin bir minnetle bana baktı uzun uzun. Sonra ekmeği kokladı, tekrar bana baktı. Gözlerimdeki sevgiyi görünce, emin oldu ve ekmeği yemeye başladı. Bitirmesini bekledim ben de, bir yandan başını okşayarak. Sonra yola koyulduk gene. Ama dünden farklıydı bu gün. Mutluydu sarı köpecik, mutluluğunu da hoplaya zıplaya gösteriyordu bana... Yüzüne kondurduğu gülümseyen bakışıyla, sık sık bana bakıyor, tatlı tatlı, kısık bir sesle havlıyordu. Ben de konuşup durdum onunla, havadan, sudan, derslerden, her şeyden... Sanki beni anlayacakmış gibi. :) Maksat muhabbet olsun. :)
 
.    Her sabah tekrarlandı bu muhabbet... Elimde bir parça ekmeğe, margarin kutusuna doldurulmuş su da eklendi. Margarin kabını, köpecik suyunu içtikten sonra, evin bahçe duvarından içeri bırakıyordum. Öğlen okul dönüşü eve girerken, ertesi sabah tekrar doldurmak üzere alıyordum. Çok sıkı dost olmuştuk sarı köpeciğimle...
 
.    Bir sabah, okula gittiğimiz o ıssız yolda, önüme bir adam fırladı. Pantolonunu indirmiş, bana bir yerlerini gösteriyordu. Pis pis sırıtarak, üzerime doğru gelmeye başladı. Ben korkarak kaçmaya çalışırken, o da arkamdan koşmaya başladı. Ben can havliyle koşarken, birden acı bir feryat duydum. Adam bağırıyor, acı içinde haykırıyordu. Korktum, geriye dönüp bakamadım, bir an önce uzaklaşmak istiyordum oradan. Neden sonra, yanım sıra, sarı köpeciğin de koştuğunu fark ettim. Sarı köpeciğe baktığımda, ağzında sallanan, kanlar içinde, ince-uzun bir et parçasını görünce, aklım gitti... Arkama dönüp baktığımda, adamın topallaya topallaya , iki büklüm yürüdüğünü gördüm. Ölmemişti ama fena yaralanmıştı. Devlet hastanesi çok yakındı, oraya doğru yürüyordu. Durumunu doktora nasıl izah edecekti bilmiyorum ama ölmediği için sevindim. "Ah sarı köpecik, ne yaptın sen?" diye sitem ettim cancağzıma... Ağzındaki parçayı, kenara bıraktırdım. Ne işe yarardı bilmiyorum ama daha fazla görmek istemedim sanırım... O zamanlar yeni yeni kullanılmaya başlanan kağıt mendillerimden birini çıkarıp, sarı köpeciğin yüzünü, gözünü, ağzını temizledim. Kanlar içinde kalmıştı her yanı... Beni korumak uğruna, adamın üstüne atlamış, beni korkutan şeyi koparıp almıştı adamdan... Bana göstererek de "artık korkma, ben yanındayım" demek istiyordu. Yüreğimin gümbürtüsü, kulaklarıma vurmuş, sağır olma derecesine gelmiştim neredeyse. Bir kenara oturup, sakinleşmeye çalıştım. Sarı köpecik de kafasını ayaklarıma, ellerime sürerek, beni sakinleştirdi. Patileriyle de yüzümü okşamaya çalışıyordu bir yandan... Sonra okula bıraktı beni her zamanki gibi. Ama bu sefer çok endişeli gitti canım benim. Aklı bende kalmıştı sanki...
 
.    Yaşadığım şeyin korkunçluğunu idrak ettikçe, sarı köpeciğime daha çok bağlandım. Neredeyse bütün ortaokul hayatım boyunca beraberdik. Yazları okul tatil olsa bile, balkondan yolunu gözler, o gelince de ekmeğini ve suyunu vermek için aşağı inerdim. Başını okşar, patilerini severdim köpeciğimin. 
 
.    Daha sonra o mahalleden taşındık ve köpeciğimle ayrıldık. Bir kaç kez, sarı köpeciğimi görmek için eski mahalleme gittim ama göremedim cancağzımı. Konu-komşuya sordum ama gören olmamış. Ben gittim diye, o da mı gitmişti mahalleden acaba? Sonuçta sarı köpeciğimle birbirimizi kaybetmiştik... Ama ben onu hiç unutmadım. Benim için yaptığı şeyi hiç unutamadım.... O gün, orada köpeciğim olmasaydı, neler olabilirdi diye düşündükçe, delirecek gibi oluyorum halâ... Ve onu yüreğimin en derin yerinde saklıyor, seviyorum...
 
.    Bu günlerde hayvanlara yapılan zulümlere bakıyorum da, insanlığımdan utanıyorum... Ne isterler bilmem ki bu güzelim canlılardan? Onların bizden istediği tek şey sevgi, ilgi... Bunlar para-pul gerektirmez ama kocaman bir yürek ister... Kocaman yürekli hayvan severlere selâm olsun!... Dünya sizin sayenizde güzel...
 
.    Hoşça kalın...
---
Dr.F.Fisun Gökduman Kökcü---Muğla-Menteşe---17.06.2018
Fotoğraf çekimi: F.Fisun Gökduman Kökcü
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Fisun hanımcığım ben köpek dahil ve en fazla kedi olmak üzere bütün hayvanlardan korkarım, uzak dururum. Fakat inanın bir hayvansever kadar da onların yaşamına değer vermeyi insanlık görevi bilirim. Allah her canlıyı özenle yarattıysa onun kılına zarar vermek günahtır her şeyden önce. Hayvana işkence edenler potansiyel katil bence de; ruhları hasta. Cezalandırılmayı fazlasıyla hak ediyorlar. İbret alınacak bir anıydı. Sevgiler, selamlar size...

Tuğba Şardan 
 06.07.2018 12:59
Cevap :
Hayvanlar bile isteye zarar vermezler pek.Eğer insanlardan şiddet gördülerse,belki o zaman refleks olarak zarar verebilirler.Hayvanları sevmeyen,insanları da sevemez bana göre.Söylediğinizde haklısınız Tuğba hanımcığım.Hayvana işkence edenler,potansiyel katildir bence de.Yorumunuz için çok teşekkür ederim.Ben de ara sıra sayfanıza gidip,yazılarınızı okumaktan çok keyif alıyorum.Ama olanlar bitince ne yapacağım bilmem :) İnşallah yenilerini yazarsınız diye umut ediyorum.Sevgi ve selamlar gönderdim yüreğimden.Sağlıcakla kalın...  06.07.2018 13:22
 

Fisun Hanım, gerçekten hayatımız boyunca birçok iyi kötü olaylarla karşılaşıyor, öyle böyle yaşayıp gidiyoruz işte. Bütün temennimiz kötü durumlarla karşılaşmamak olsun. Esen kalınız.

Şahin ÖZŞAHİN 
 18.06.2018 23:00
Cevap :
Hayat böyle işte değerli şairim.Anılar bolca,iyisiyle,kötüsüyle.Yaşandı,bitti,gitti.Geriye,sevinçler, mutluluklar,acılar,hüzünler,korkular bıraktı bir avuç.Yorumunuz için çok teşekkür ederim.Saygı ve selam ile efendim.Sağlıcakla kalın...  19.06.2018 6:38
 

Ne kadar güzel bir insan-hayvan dostluğu hikayesiydi, keşke onu bulmak için tekrar mahallenize gittiğinizde onu görebilseymişisiniz ya da o yeni evinizi öğrenseydi de ayrılmasaymışsınız diye geçti yüreğimden. Demek ki o koşullarda Allah size bir koruyucu yollamış diye de düşündüm ister istemez.. Bu denli uzun soluklu olmasa da ve bildiğim kadarıyla beni bir şeylerden kurtarmasa da (çünkü o belki kurtarmıştır da ama bunu ben bilmiyor da olabilirim) sadece bir eğitim yılı boyunca benim de olmuştu öyle bir köpeciğim, ben evden çıktıktan biraz sonra yanımsıra yürüyerek bana otobüs durağına kadar eşlik eder, çok işlek bir caddeden birlikte karşıya geçer, resmen sanki beni geçirir, otobüse bindirir gibi otobüs gelesiye kadar da oturur yanımda bekler, ben otobüse binince de, dönerdi o da ne hikmetse. Benim de onda aklım kalırdı ama, tekrar bensiz caddeden karşıya geçerken ona bir araba filan çarpmasa diye. Hayvanlar muhteşem varlıklar, kimileri nasıl sevmez anlamam bir türlü:((

Filiz Alev 
 18.06.2018 7:27
Cevap :
Ah sevgili Filiz hanımcığım.Sizin köpeciğiniz de benimki gibi koruyucu imiş.Onu kaybetmeyi hiç istemezdim ama kaybettim işte... Bence onlar bizim korkularımızı hissettiler,sevgimizi de hissettiler.Bu yüzden bizimle beraber oldular.Belki de Allah'ın takdiri, ne bilelim? Sonuçta hayvanlar,bile isteye zarar vermiyorlar.Elbette saldırgan olanları da var ama,mutlaka başka birinden şiddet görmüş oluyorlar,bunu yansıtıyorlar bize.Sevgiyle korunup kollanan hayvanlar,munis huylu oluyorlar.Yorumunuz için teşekkür ederim sevgili Filiz hanım.Sevgi ve selamlar gönderdim. Sağlıcakla kalın...  18.06.2018 13:52
 

MerhabaFisun Gökduman Hanım, aziz yazarım, Sarı Köpecik le ilgilianınızı seerek okudum. Dilinize sağlık. Bu hayvanlar ( bağışlayınız ) vefalıdır.Bir güzel anlatmışsınız dilinize sağlık. Selamlar...

Abdülkadir Güler 
 18.06.2018 3:14
Cevap :
Bu günlerde bir hayvancağıza yapılan eziyeti okudum gazetelerde.Çok üzüldüm çok. Ölmüş yavrucuk.Aklıma benim sarı köpeciğim geldi.Yazmak, paylaşmak istedim.Bu güzel hayvancıklardan ne isterler bilmiyorum ki?Yorumunuz için teşekkür ederim değerli yazarım.Saygı ve selamlarımla,sağlıcakla kalın efendim...  18.06.2018 8:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 240
Toplam yorum
: 690
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 280
Kayıt tarihi
: 24.08.11
 
 

Evli ve bir oğul annesi, emekli tıp doktoruyum. Paylaşacağım linkte, halk müziği ile ilgili çalış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster