Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Kasım '09

 
Kategori
Efsaneler
Okunma Sayısı
301
 

Sarı Musa

Sarı Musa gençliğinde Cağaloğlu’nda bir reklam ajansında ressam-grafiker olarak çalışmış. Araştırmalarımın sonucunda, daha sonraları kendisini böyle bir yaşam tarzına ne sebeple yöneldiği hakkında herhangi bir veriye ne yazık ki ulaşamadım! Bir defasında kendisiyle Kadıköy’de bir büfenin çöp kovalarını karıştırırken karşılaştım fakat kendisiyle konuşmak istememin her seferinde beni elindeki değneğiyle kovaladığından kendisiyle sohbet etme isteğine bir türlü ulaşamadım.Hakkındaki bilgileri ise gezindiği bölgelerdeki halktan alabildim.Bu yazıyı okuyup merak eden dostlar şayet şanslıysa kendisini Kadıköy ve Üsküdar mahallelerinin birinde hasbelkader görebilir. Konumuzla ilgili olarak bizim burada tespit ettiğimiz önemli bir husus ise, Sarı Musa’nın Abdal Efrasiyab’la tanışmadan önceki durumuyla alakalıdır.Yaşadığı ilçenin esnaflarının ve o çevrede ikamet eden halkın dediklerine göre Sarı Musa ve yanında gezinen aylak dostları bıyık ve sakallarını bırakır fakat kaş ve saçlarını sürekli keserlermiş.Boyunlarına paslı zincirlere tutturulmuş aşıkkemikleri takar ve yanlarında gezdirdikleri zillerle aşka geldiklerinde oynamaya-sema- başlarken çıkan gürültüden sokakta oynayan çocuklar çok korkarmış. Rivayet olunur ki, Efrasiyalb’ın Altınoluk’tan İstanbul’a gelmesi sırasında, bir arada sohbette olan yedi abdala çok uzaklardan(Bu hâdise metafizikseldir)selam verir. Selamı, Üsküdar’da viran haldeki tekke tarzında evde bulunan, oranın yemek ihtiyacını esnaflardan dilenerek karşılayan Sarı Musa alır.Selamın sahibini merak eden yanı başındaki dervişlere, “Güneybatı yönünden gelen aydın bir er” olduğunu söyler. O bölgenin abdalları, Efrasiyalb’ın gelişinden keyifsiz olurlar ve bunun üzerine gelişini engellemek isterler. Göklerden yere kadar erenlik kanatlarını gererler. Efrasiyalb, “Bismillah” diyerek sıçrar, göğün tavanından İstanbul’a şahin şekline bürünerek girer ve Üsküdar’ın meydanındaki III. Ahmed Çeşmesi’nin üzerine konar. O sırada İstanbul’un manevi kontrolörü Sarı Musa’dadır. Gizemcilik deyimiyle meditasyona başlar, İstanbul’u baştan başa tarar. Canlıları teftiş eder, kontrolü sırasında her canlıyı çift-eşli görür. III. Ahmed Çeşmesi’nin üzerindeki şahin ise tek başınadır. Orada hazır bulunan abdallar, Sarı Musa’nın meditasyon aksinde şahin kılığına girmiş Efrasiyalb’ı görürler. İçlerinden Garâib Yakup Baba, beyaz bir kartal şekline bürünerek III. Ahmed Çeşmesi’nin üzerindeki şahine saldırır. Şahin Efrasiyalb’dır ve kartalı yakalayıp sıkmaya başlar. Garâib Yakup Baba bu olayın ardından özür diler ve yoldaşlarının yanına dönerek olayı anlatır. Bu bölgenin abdalları, çokluklarıyla övünerek Efrasiyalb’ı karşılamaya gitmek istemezler. Efrasiyalb, Altınoluk’tan manevi nefes eder ve fakr-ı zaruretten elektrik kullanamadıkları için viran haldeki hanelerini aydınlatmaya çalıştıkları mumları söndürüverir. Upuzun bir uykuya dalarak yedi gün uyurlar. Uyandıklarında ise Abdal Efrasiyalb’ı karşılamaya giderler. Arkadaşlarından Sarı Musa ile ilgili anlatılan bir hadise vardır. Bu hadiseye göre Sarı Musa, bir gün yoldaşlarıyla dilenmekten tekkelerine dönerken yoldaşlarından birisi yolda rahatsızlanır ve karın ağrısından yolda yürüyemez hale gelir. Arkadaşının rahatsızlığını gören Sarı Musa, elindeki değneğini ters çevirip ucunu sıkar ve buradan kısa süreli su fışkırır. Yoldaşı, bu sudan içer ve iyileşir. Sarı Musa ile ilgili tespitlerim sadece bundan ibaret olduğu için yazıma şimdilik burada son veriyorum. Sevgiyle kalın.. Aşkolsun

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 272
Kayıt tarihi
: 12.10.08
 
 

Zaman 22.07.1970 tarihlerini gösterirken, aslı Hayal olan bu dünyaya İstanbul'da teşrif ettim. Sibya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster