Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Aralık '18

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
164
 

Sarı Yelekliler ve Kontrol Kimde Oyunu

Sarı Yelekliler ve Kontrol Kimde Oyunu
 

Avrupa Rönesans düşüncesinin doğduğu ülkenin Fransa olması Fransa’nın 1789 devriminden sonra dünyada dengeleri bir anda değiştirmesi Cumhuriyet’in doğuşuna neden oldu.

Fransa’daki fikirler dünyaya yayıldı ve birçok devletin yapısı değişti. Cumhuriyet fikri dalga dalga yayıldı ve yönetimler İmparatorlukların son bulmasıyla yeni bir şekle dönüştü.

Bazı düşünürler Fransız Devriminin mevcut imparatorluklara karşı yapılan operasyon olduğu konusunda hemfikirler. Bu konuda devleti ve devletleri finans kuruluşlarının ele geçirdiği ve insanların para gücüyle yönetildiği farklı bir evreye kapitalizmin bir aşamasına geçildiğini, aşamanın kontrolü nispeten güçlü olan imparatorluklardan alıp istediklerini ellerindeki basın araçlarıyla yükseltip, istediklerini yerin dibine batırdıkları, bu en önemli güç ellerinde bulunduğu için istediklerini devlet başkanı yapmayı başardılar ki;  son yüz yılda devlet yönetimine gelen hemen her liderin sadece gücün öne sürüdüğü bir figür olduğu, iplerin daima başkalarının elinde olduğu konusunda tüm dünyada ortak bir fikir var; başta ABD olmak üzere hileli olduğu iddia edilen seçimler, fakirlerin daha da fakirleşmesi, zenginlerin daha da zenginleşmesinden başka bir işe yaramadı.

Dünyada Fransız derin devleti, halen işgal altındaki Almanya’ya (Alman sanayisi nükleer güç, uzay bilimleri, uzay savaşları gibi etkin devlet olma kendini doğrudan savunma araçlarından mahrum bir ülkedir ve Almanya’da birden çok ABD askeri üssü vardır, bir ülkenin işgal altında olmasının en bariz ve kesin örneği başka bir gücün ki bu güç dünyanın jandarması ve ABD’nin askeri üslerinin varlığıdır. )nazaran kara Avrupa’sı Fransa’dır.

Fransa kendi başına ülkesini savunabilecek ve operasyonel güce sahip kara Avrupa’sındaki tek ülkedir. Diğerlerinin başta ABD ve İngiltere’nin bir şekilde etkisi altında olduğunu Avrupa’yı yönetenin Anglo-Sakson fikir olduğu söylenebilir. Fransa’nın çıkarlarına en büyük saldırı bizzat ABD ve İngiltere tarafından yapılmakta, İtalya ile birlikte diğer bir Katolik güç İspanya söz konusu merkez anlamında bizzat İngiltere ve ABD’nin tehdidi altındadır.

ABD’nin doyumsuz genişleme azmi ve gözü doymazlığına en bariz örnek bir bakıma Türkiye ve Suriye’dir. Suriye tamam da Türkiye ne alaka denebilir; önce Suriye’den başlayalım:

Suriye’den 2. Dünya Savaşından Ortadoğu’ya müdahale edeceği tek askeri üssü olan Suriye’den çekilirken İngiltere Kıbrıs’ta Ortadoğu’daki üslerini elde ederken şu anda Suriye’de Fransa’nın terk ettiği yerlere ABD ve Rusya’nın yerleştiği ve söz konusu duruma en büyük itirazın ise Fransa’dan geldiğini biliyoruz. Öyle ki, Antalya’da Suriye’nin konuşulduğu toplantı öncesinde son da Paris’te bombalar patlamış, Suriye’nin durumunun konuşulacağı toplantıya Fransa Dışişleri Bakanı Fransa’yı temsilen katılmak zorunda kalmıştı. O zamanlar Fransa’nın Suriye konusunda kulağının çekilmesi Suriye toplantılarından dışlanması ile sonuçlanmıştı. Suriye’deki Fransa Doğu Akdeniz’deki konuşulmakta olan doğalgaz denkleminin dışına çıkarılırken, Katolik Dünyası Protestan-Yahudi ittifakından tarihi bir yenilgi almıştı. (1)

Amerika’da 1900’lerin başında Fordizm’in kurucusu Henry Ford bilindiği gibi seri üretimin mucidi olarak geçer. Her Amerikalıyı otomobil sahibi yapma hayaliyle yanıp tutuşan Henry Ford’un karşısında Amerikalı bankerler vardır ve ona anlaşma teklif ederler. Teklifleri kabul etmeyen Henry Ford güçlü bir işçi eylemiyle karşı karşıya kalır ve teklifleri kabul etmek zorunda kalır. Detaylı bilgi sahibi olmak isteyenler yapacakları araştırmalarda ilk sendikanın doğuşunun Ford’a karşı banker, medya tekelini elinde bulunduranlarca planlandığını göreceklerdir. (Bu arada bazı kaynaklar Henry Ford’un suikasttan kıl payı kurtulduğunu veya kurtulduğunu zannetmesini sağlamak için başarısız bir eylem planlanmıştır)

Malum olacağı üzere bankaların aşırı kontrolsüz kredileriyle patlayan krizde Amerikan devleti bankaları kurtarmak için tek kalemde yedi yüz elli milyar dolara yakın bir parayı dünyanın en zengin şirketleri olan bankerlere verdiğinde Amerika’daki sendikalar cılız bir eylem ortaya koysalar da arkalarındaki destek çekildiğinden yaka paça bastırılan başarısız bir eyleme imza atsalar da patronlar kazandı. Eylem sona erdi, Amerika hâlihazırda şaibeli bir seçimle iktidara gelen ahlak sınırlarını zorlayan haberlere imza atan bir lidere emanet. Bu lider ki, yaşından kaynaklanan bunama belirtilerinden kaynaklanan sebeplerden ötürü müdür bilinmez, sabah başka akşam başka şeyler söylemekte; hatta kendi ülkesinin insanlarının acılarıyla alay etmekte, kendi insanlarının acılarını alay konusu yapmakta mahzur görmemektedir.

Amerika’da eylemler büyütülmeden sona ermiştir; hâlbuki batan sıradan insanlara göre çok daha avantajlı konumda olan dünyanın en zenginleri olan bankerler kurtarılır, sıradan insanların batırılmasına seyirci kalınırken normalde ülke çapında eylemler yapılması gerekirdi; öyle ya insanlar işsiz kalıyor, işini evini kaybediyor diğer yandan yüz milyarlarca dolar bankerlere pompalanıyor. Normal bir ülkede bu durumun uzun süre protesto edilmesi gerekirdi ancak gerçekte durumların görünenle tam tezat bir durum teşkil ettiğinden kimsenin durumu sorgulaması mümkün değildi. “Demokrasi de eylemler de eylem planları da aynı kimselerce yapılıyorsa neden olmasın?”

Bizde de meşhur bir söz vardır, gençleri azarlayan vali, gençlere hitaben; illa da ülkeye komünizm gelecekse onu da biz getiririz diyen bir vali belleklere altın harflerle kazınmış olsa gerektir. Bu durum aslında durumu en açıklığı ile ortaya koyar.

2015 yılı Avrupa kıtasında en fazla eyleme maruz kalan iki ülke gördü; bunlardan birincisi elbette ülkemiz Türkiye diğeri ise Fransa idi ve Türkiye’deki eylemlerde finali 15 Temmuz,  14 Temmuz Fransa’daki eylemlerin finalini Lyon’daki tır faciası ile noktalandı. (2) Bu birinci raund olmalıydı ki ekonomik ataklar da eş zamanlı olarak bu ülkelere yapıldı; basında yer alan haberlere göre Avrupa’da en fazla sermaye kaçışı olan ülkelerden yine birincisi Fransa olurken, diğeri Türkiye oldu…

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/son-2-yilda-avrupayi-sarsan-korkunc-saldirilar-142863h.htm

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/pariste-silahli-saldiri-40013825

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Buradaki asıl soru bence "demokrasilerde kontrolün kimin elinde olduğu" sorusudur. Ne dersiniz, sizce kontrol halkın mı elinde yoksa devleti yöneten siyasi partilerin mi elinde? Bu soru sorulmadığı müddetçe geri kalan her şey teferruattır. Selamlar

Matilla 
 09.12.2018 12:39
Cevap :
Para yener  09.12.2018 19:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1360
Toplam yorum
: 244
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 197
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster