Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '09

 
Kategori
Efsaneler
Okunma Sayısı
3636
 

Sarıkız Efsanesi

Sarıkız Efsanesi
 

Akçay Kordonundaki Sarıkız Heykeli


Balıkesir Edremit Körfezini saran Kaz dağlarında geçen bir efsanedir, Sarıkız efsanesi. Edremit ilçesinin Güre Beldesine bağlı köylerin birinde yaşarmış. Annesini küçük yaşta kaybetmiştir Sarıkız. Babasıyla yaşamakta, küçük yaşına rağmen evi çekip çevirmekte, kaz çobanlığı yapmaktadır. Babası ticaretle uğraştığından yeri gelir günlerce köyü terk etmek zorunda kalır.

Gel zaman git zaman Sarıkız büyür serpilir. Köyün en güzel, en alımlı kızı olur. Namı diğer köylere de yayılır. İstemek için babasına haber salarlar, babası da kızına danışıp; “Seni istemeye gelecekler bu şahsa varır mısın?” Sarıkız ise babasını yalnız bırakmak istemez, haber gönderen talipleri de reddedermiş. Zaten kızın da kimsede gönlü yokmuş.

Kendini bilmez köyün gençleri, “Biz onla gönül eğlendirdik” gibisinden bir söylenti çıkarırlar. Köyün yaşlıları kızın babasından bu lekeyi temizlemesini ister. Babası her ne kadar söylentilere kulak asmasa da, bunların iftira olduğunu bilse de yeterli değil. Geceleri evi taşlamaların, gündüz sataşmaların ardı arkası kesilmez...

Kazlarını alıp çobanlığa çıkacağı bir gün babası silahını da yanına alıp gelir. Senelerce kazlarını yalnız götüren Sarıkız anlar babasının niyetini ama sesini çıkarmaz.

Kazlar önde, Sarıkız arkada, baba ise en arkada. Babası yol boyu sürekli nasıl yapacağını, bir iftira uğruna kızına nasıl kıyacağının muhasebesini yapar. Babası en sonunda kızına açıklama yapar, gelmesinin sebebinin aslında kendisini öldürmek olduğunu, ama belli etmemek ürkütmemek için sıradan bir kaz çobanlığı gününde peşine takıldığının izahını yapmak ister. Ama Sarıkız babasını daha fazla konuşturmaz. Ne için geldiğini anladığını, babasının ne yaparsa yapsın doğrusunu yapacağını bildiğini söyler. Ancak babası onu vuramaz, kızına sarılır bir daha… Ve onu orda ölüme terk eder. Köye döndüğünde ise Sarıkız’ın ölüsünü dağda bıraktığını söyler.

Aradan aylar geçer. Babası kızını ölüme terk etmiş olsa da, aklı hep ondadır. Merakına yenik düşer, kızının ölüsü bile olsa görmek ister. Tekrar yola çıkar. Kızıyla yaptığı son yolculuk aklına gelir. Hüzün kaplar içini, bu kadar önemli miydi, doğru mu yapmıştı? Bir yerde yanlışlık vardı ama kendisi de bulamaz.

Kızı bıraktığı yer Ege Denizine bakan bir tepedir. Geldiğim yoldan geri dönüp mağaraları inleri kontrol edeyim derken kızının sesini duyar. Arkasını dönüp baktığında kızı karşısındadır. Hasretle ve ağlayarak sarılır kızına. Yaptığından ne kadar pişman olduğunu anlatsa da kızı hoşgörülü karşılar. O’da babasına sarılır. “Kızım sen aylardır ne yedin ne içtin, ama önce bir bardak su ver çok susadım.” der.

Elindeki testiyi Ege Denizine doğru uzatır Sarıkız. Testi anında Ege Denizinin soğuk suyuyla dolar. Babası gördüğü manzara karşısında kızının ermiş olduğunu anlar. Bu iftiralara kanıp ta kızını burada bıraktığına kahrolur. Ve bulunduğu yerde yaşamını yitirir.

Babasının öldüğü tepeye Babadağ, Sarıkızın türbesinin bulunduğu tepeye de Sarıkız Tepesi denir. Efsaneye göre Sarıkız öldükten sonra kazlar da dağın dört bir yanına yayılıp ölürler. Kaz Dağları, adını buradan almaktadır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İdalı Celal kardeşim, Milliyet Bloga hoş geldin. Kalemin daim ve güçlü olsun. Selamlar.

Haydanlı 
 31.10.2009 12:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 855
Kayıt tarihi
: 13.08.09
 
 

1979 yılında Balıkesir Edremit doğımluyum. 1996 Edremit Endüstri Meslek, 1999 yılında ise Fırat Üniv..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster