Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Temmuz '12

 
Kategori
Müzik
Okunma Sayısı
275
 

Sarıl bana - Benim şarkılarım

Sarıl bana - Benim şarkılarım
 

İnternet


Plastik bir dünyada ruhlarımızı satarken geçen günlerin içimizde bıraktığı izler sızlıyor. Biz sadece görmezden geliyoruz. Asla iyileşmiyorlar.

Ne zamanı durdurabilirsiniz, ne geriye dönebilirsiniz. Bu mümkün olsa bile hiçbir şey bıraktığınız yerde değildir… Gerçekleri görmek mi zor, yoksa onlarla yaşayabilmek mi?

Hayallerden uzaklaştıkça, her adımda, hayatın bambaşka bir şey olduğunu anlıyor insan. Her şeyi bırakıp gidebilirdik belki. Yapamadık… Yanlış zamanlarda yaratılmış olmasaydık, önceliklerimiz değişebilirdi belki. Günah dedikleri bu olmalı…

Çoğu zaman idare ediyorum ama kalan vakitlerde canımı yakıyor şu neye benzediğini tarif edemediğim sızı. Bu izlerden kurtulamayacağım biliyorum, öylece oldukları yerde kalacaklar.

Hayata boyun eğmeyi, bazı kapıları zorlamamayı öğreniyor, kabulleniyor insan. Ne zor ne ağır bir yük…

Kesikler değişiyorlar belki ama izleri silinmiyor.

Bu şarkı kanayan kesik izlerime pansuman gibi.  Kendi kendime oyunlarımın şarkısı işte. Ama öğrendim ki açılan yarayı ancak açan iyileştirebiliyor.

 http://dai.ly/Mt3SoO

Ellerinin ellerimde

Gözlerinin gözlerimde

Sözlerinin yüreğimde

Hala izi var

Haydi şimdi

Gir içeri

Yüzünde gülücüklerle

Sarıl bana

Yasla başını omzuma

Sev beni sev bu gece

Sarıl bana

Saçlarının yastığımda

Dudaklarının dudağımda

Ayaklarının sokağımda

Hala izi var

Haydi şimdi

Çık köşeden

Yüzünde gülücüklerle

Koş bana

Haydi şimdi

Çal kapımı

Başını yasla omzuma

Sarıl bana  

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yara kesiği yapan kişi yaşıyorsa hala, ümit vardır. Ümitlerin dibini sulamalı tıpkı bir çiçek gibi, olmuyorsa da çok fazla zorlamak kırmak ve kırılmaktan başka bir sonuca götürmez. Burada kırmak ve kırılmak, bildiğiniz gibi,sağlığı kaybetmek anlamındadır ustamız. Selamlar, saygılar gönderiyorum, çok çok çooook uzaklardan.

İpek Çevik 
 14.07.2012 17:13
Cevap :
Ben bütün zorlamalara karşıyım uzaktaki dost. Herkes sevilmek ister. Ben bunun istenmeyeceğini bilirim. Sevmeyi önde tutarım sevilmekten. Ve istenmiyorsam, rahatsız etmeden, huzursuz etmeden, unutmasını engellemeden severim. Sevmek de budur zaten. "Aman ben rahatsız oluyorum hasta oluyorum, mutsuz oluyorum sevmeyeyim bari şunu" diye bir şey de yok::)) Ayrıca ümit konusunda ben şöyle düşünüyorum. Yiten yitmiş, biten bitmiştir. Kabullenmek gerek. Bitmiş bir şeye hiç bir zaman tekrar başlanmamalıdır. Çünkü geçen hiç bir gün geriye gelmez. sadece hayal kırıklığı ve zorlamadır.Bu yine de sevmeye engel değildir. Selamlar saygılar gönderiyorum, mutlu ol, iyi ol, orda ol   14.07.2012 22:38
 

(dvm) bu söyledikleriniz bana, o kadar iyi biliyorum ki bu kahramanlığın, şövalyeliğin, erdemin nasıl bir şey olduğunu, neler düşündüğünüzü neler hissettiğinizi; madem ona haksızlık etmek istememiş, onu korumak istemiş ve bitirmişsiniz, siz de kendi içinizde de “anılar” kısmına yerleştirebilmelisiniz artık bu duyguyu. Bu sevgiye bakış açınızı değiştirebilmeli,kendi içinizde de gerçekte varolanla uyum sağlayacak gerekli düzeltmeyi yapabilmelisiniz. Bitmişse bitmiştir. Ama hem bitirmişsiniz hem bitirmemiş, mesele orada. İç dünyanızda da zaten bu ikisinin arasındaki, yani hem bitirip hem de bitirmemiş olmanın çatışmasının yarattığı acıyı çekiyorsunuz aslında. Yoksa çektiğiniz acı sevgiden dolayı değil, içinizde bitirmeyip yaşamda bitirişinizin uyumsuzluğu, gerilimi, savaşı, sızısı, cezası…zira sevgi acıtmaz zaten insanı, tek haksızlık edildimi fena acıtır. Dolayısıyla yine aynı şeyi söylüyorum ki, keşke ona haksızlık etmemekten önce asıl, sevgiye haksızlık etmekten kaygılanabilseymişsiniz

Filiz Alev 
 14.07.2012 12:49
Cevap :
Dedim ya; siz bitirirsiniz, o bitmez bazen. Bazen hiç bitmez. BAzen hep seversiniz. Demek siz başarabiliyorsunuz. Ne mutlu size. Ben kendimle, kalbimle, gönlümle, aklımla, düşüncelerimle boğuşuyorum sürekli. Bitkin düşüyorum işte. Biten sevgi değildir hiç bir zaman. Sevgisi gitmez ama o gider. İçinizde sevgi duruyordur da biter bazen birliktelikler. Bir şey sebep olur işte. ŞArtlar çok zorlar, hastalık gelir, ölüm gelir falan filan. Acıtır, kanatır, kanırtır, doğaldır. Bu yüzdendir onca aşk şarkıları şiirleri değil mi?  14.07.2012 15:19
 

Bir yorum daha: “Yarım” kalmış, “sizce” tamamlanmamış bir aşkı okumaktayım hep sayfanızda. Ve bundan dolayı da acı çekmektesiniz. "Yarım" mı gerçekten, önemli olan bu. Çünkü paylaşımı siz bitirmişsiniz zaten, ama bitiren siz olduğunuz halde kendi içinizde bitirmemişsiniz. Aksaklık orada. Sizin ona layık olmadığınızı, onun daha iyi şeyleri hakettiğini düşündüğünüz için bitirmişsiniz. Bir nevi kompleks. O kraliçeymiş ama siz kral olamamışsınız veya değilmişsiniz ya da olamaycakmışsınız, böyle bir hissiyat. İşte bu yüzden acı çekiyorsunuz zaten, kendinizi sorumlu tutuyor, kendinizi suçluyorsunuz, acı çekmeniz gerektiğini hissediyorsunuz, yani bir anlamda kendinizi cezalandırıyorsunuz. Bunu farketmenizi diliyorum ben de. Çünkü bu denli sevebildiğiniz için bu denli büyük bir sevgiyi hissedebildiğiniz için kendinizle onur duymalı, aksine mutlu olmalısınız, sevinmelisiniz. Acı çekmek veya kendinizi cezalandırmak değil. Benim karşımdaki şövalye de tıpkı sizin gibiydi, o kadar tanıdık ki(dvm)

Filiz Alev 
 14.07.2012 12:28
Cevap :
YArım kalmamış, tamamlanmış bir aşk var mıdır bilmiyorum. Ve bütün yaşadıklarımdan mutluyum ben. "Herkes yaşadığı hayatı hak eder" diye bir söz var ya! Yalan! O kadar insan var ki hak etmediği hayatı süren. O kadar insan var ki hak ettiği yaşamı sürerken hak etmediğini düşünen. Benimde keşkelerim var elbet. Ama ben yaşadıklarımın bana yansımasından beni Ahmet yApmasın'dan memnunum. Hepsini öptüm başıma koydum ben.  14.07.2012 15:09
 

Demişsiniz ki, “Bu izlerden kurtulamayacağım biliyorum”… Kurtulmak? Sakın o izlerden kurtulmak istemediğiniz için, aksine “o izleri zaten” sevdiğiniz için olmasın bu? Ruhtaki yaralar-kesikler, fiziksel kesikler gibi değildir. “İzleri” sadece ve sadece “SİZ silinsin istemediğiniz için” ya da hangi kesiğin izi olduğu bilinmediğinde silinmezler. Oysa sevgiye dair kesiklerin o sevdanın izleri olduğunu bilirsiniz. Demek ki o izlerin zaten silinmesini istememektesiniz. O halde o izlerden acı duymak veya kurtulmaktan söz etmek niye, bir çelişki, tezat değil mi bu? Biliniz ki sadece siz, yalnızca siz istemedikçe de silinmeyeceklerdir. Siz acı çekmek istiyorsunuz. İstiyorsunuz çünkü acı çekmeniz gerektiğini düşünüyorsunuz. Oysa o izlerden mutluluk duymalısınız, öyle olmalı. Çünkü yaşanmışlar ki izleri var, ya hiç yaşanmayaydı? Ve biliyorsunuz ki, ayrılıklar da zaten sevdaya dahil. Doğa yasası: herşey başlar ve biter. Arada eğer yaşanmışsa da ne güzel. Sevda diye hiç değişir mi bu “kural”?

Filiz Alev 
 14.07.2012 11:17
Cevap :
Kesinlikle gönlümdeki ve yüzümdeki ve ellerimdeki hiç bir izin silinmesini istemiyorum. Ayrıca izlerin isteğe göre silinemeyeceğine inanırım. O, bu, ben istiyorum diye silinmez izler. Bütün izlerimi seviyorum ama bazen acıtınca bir yazı bir şarkı yazıyorum işte o kadar::)) İnsan bazen çocuğuna bile kızar değil mi?  14.07.2012 14:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 268
Toplam yorum
: 1541
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 555
Kayıt tarihi
: 16.05.08
 
 

Güzel sanatlar fakültesi Müzik bölümüne gitmeme rağmen, fakülte sonunda yıllardır yaptığım turizm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster