Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Şubat '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
19909
 

Sarılma biçimleri

Sarılma biçimleri
 

Dokundum şeytanım sana kaçtı...

Parmaklarım bir fırça gibi dolaştı yumuşak teninde. Her dokunuşumda bambaşka bir renkle oluşturdu bembeyaz tuvaldeki resmi. Zaten hiçbir tuval itiraz etmez ki ressamın renklerine. Sadece ressamla kendisi arasına giren fırçaya kızar. "Keşke fırça çekilse aradan." der.

Parmaklarım rengarenk çiçekler, kelebekler, masmavi bir göl, başı dumanlı dağlar, yemyeşil çayırlar, meleşen kuzular çizdi bembeyaz tuvaline. Parmaklarım aşağı doğru inerken, bedenindeki acıları, hayal kırıklıklarını, sıkıntları bembeyaz bir boyayla kapattı; yukarı doğru çıkarken her defasında farklı bir resim yaptı bedenine.

Hiçbirine kıyamadın, hepsi benim olsun dedin. Bütün bedenini teslim ettin parmaklarıma.

Ben sana dokunurken seni hiç düşünmedim; dokunduğum, her bir gözeneğini tek tek dolaştığım beden sanki benim çiçekleri solmuş, kuşları solmuş, havası kirlenmiş, güneşi kararmış, bulutları saklanmış yalnızlık bahçemdi. Sanki ben parmaklarımı senin sıcaklığınla ısıtıp yumuşaklığınla serinletmiyor; kendi acılarımı keşfediyor, keşfettikçe kendi cehennemimdeki şeytanla sıkı bir pazarlığa oturuyor, kira kontratını uzatmaya çalışıyordum. Oysa sen parmaklarımdan bedenine akıttığım boyalarla güzel bir resim yaptığımı zannediyordun. Doğruydu belki bu. Birinin cehennemi başkasının cenneti olabilirdi.

Ruhuma hapsettiğim şeytanım parmaklarımdan sana kaçtı.

Sarıldım şeytanım bana kaçtı...

Seviştikçe günahlarımızdan arınırız ya...Meleklerin saflığı, yumuşaklığı kaplar beynimizi, yüreğimizi. Sevişmek insanı huzurlu kılar. Günahsız bir yaşam şeytanın işine gelmez ki. Doyuma ulaşırken attığımız çığlıklar, inlemelerimiz aslında sürgüne giden şeytanın feryatlarıdır. Zavallı bizler bunun hazdan kaynaklandığını zanneder. Bu yüzden orgazm taklidi yapanlar şeytanın en büyük işbirlikçileridir ve onlar asla meleklerle tanışamaz.

İçimizdeki şeytandır bizi yaratıcı kılan. İnsanoğlu yaratmadan, kurgulamadan duramaz. Bu onun varlık nedenidir.
İşte içimizdeki şeytan kaçınca onu çağırmanın yolunu arar. Bu sarılmaktır. Sarılmak şeytana davetiyedir. Nasıl mı? Sarılımak dokunmaya çağrıdır. Sarılan kişi kendisine dokunulmasını isteyendir. işte sarılma biçimleri:

1. KELEBEK SARILMASI

Kelebek sarılması sarılmanın en masum, bir o kadar da sinsi olanıdır. İstemem yan cebime koy mantığıyla yapılır. Hani yolda yürürken sevgiliniz güzel bir söz söyler de ona tek bir sözcükle cevap vermek yerine kolunuzla sadece omzuna sıkıca sarılır birkaç saniyeliğine, kendinize çekip bırakırsınız ya. İşte öyle bir şey. Sanki omzuna elli kiloluk bir kelebek konmuş gibi hisseder sevgiliniz. Sevgilinizin vücudunda küçük bir lamba yanar. Hatta bazen o da olmaz. Bu tip sarılmalar romantik insanlarda etkileyicidir.

2. KEDİ SARILMASI

Burada mekan sinema, ev ya da bir parktır. Sevgilinizin başı ya omzunuzda ya göğsünüzdedir. Sol elinizi onun omzundan geçirip sağ elini tutarsınız. Sağ elinizle de saçlarını okşarsınız. Bir kedi gibi bırakır kendini, kontrol tamamen sizde değildir. Genelde bu sarılma biçiminde diğer zamanlarda konuşamadığımız konuları konuşup onu yumuşatırız.

3. KAPLAN SARILMASI

Bedeniniz tamamen birbirine temas eder, hem kollarınızla hem bacaklarınızla avınızı yakalamışsınızdır. Avınız sizinle aynı anda nefes alıp verir, aksi halde boğulursunuz. Bu sarılma biçiminde kontrol tamamen sizdedir.

A) BULUT SARILMASI

Bakışlarla yapılan sarılmadır.Gözleriniz sevgilinizin üstüne bir bulut gibi çöker. Sevgiliniz bulutun rengine göre tavır alır. Yağmur bulutuysanız ya kaçar saklanır ya da ıslanır, masmavi bir bulutsanız kendini size teslim eder.

B) GÜNEŞ SARILMASI

Sözcüklerle yapılan sarılmadır. Bu ancak şiirlerle anlatılabilir.

C) DAĞ SARILMASI

Hem sözcüklerle hem gözcüklerle* yapılan sarılmadır. Zaman mekan önemli değildir.


*gözcük: gözlerle yapılan konuşma


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazılarınızın sessiz takipçilerindenim... Buna yorum yapmadan geçemedim... Böylesine güzel anlatılan dokunmanın yarattığı duyguyu bir erkekten ilk kez okudum... Dilerim son nefesinize kadar boyadığınız resimler hep rengarenk ve ışıltılı olur... Sevgiyle...

Filiz Aydın 
 27.03.2008 12:43
Cevap :
İyi dilekleriniz için teşekkür ederim.Sessiz bir takipçim olmanız beni ayrıca mutlu etti.Esen kalın.  27.03.2008 20:50
 

Ne o öyle kelebek, melebek, kurbağalama:))

Ayrıntıda gezinmek 
 07.03.2008 23:27
Cevap :
Tabii ki herkesin bir tarzı var.Bir de hep aynı tarz kullanılmaz değil mi? Ormanda kaplan,kırda kelebek,kurbağa nerdeydi?:)  08.03.2008 20:01
 

cumartesi uzun aradan sonra denizi almaya gittim 5.inde 3 yaşında artık.gördü tanıdı hemen sarıl! dedi tırmandı üstüme uzanabildiğince bonunu omzuma eline aşağılara çok özlemiş..sona siyamlardan korktu koşarak sarıll diye tırmandı yine bana.. uykusu geldi sarıll dedi:)) yeni kelimelerinden ne dediğini anladığımda sevindi sarıl dedi..uyanırken bıraktım ayrılırken ağladı. Yine baba sarıl diye dolaşır belki.. saf doğal hesapsız tutkulu sarılcılar olmalı hayatta.. ve hayata da öyle sarılırsak olur belki.. olmasa da şlimdiye kadar olanlarda herşeye rağmen sarıll!! dı.. :) bu sarılmaların sonu gelmez.. eline sağlık sevgi ve saygılarımla.

Salih ERDAGI 
 21.02.2008 19:38
Cevap :
Bu yazıya yapılan yorumlardan anladım ki ben sarımanın "s" sini bile anlatmamışım.Bir de senin anlattığın sarılmalar var.Aslında bunları anllatan bir yazı yazmalısın.Çok güzel bir yazı olacağından eminim.Sevgiler...  21.02.2008 21:22
 

sevgiliye de olsa,dosta da,anneye de,arkadaşa da ..ne içten duygudur..Hissedene tabi,hissetmesini bilene..Gözler gibidir anlatır sıcaklığını içinin.Duyumsarsın..Ellerinize sağlık..Kucaklaşmalarınız bol olsun..

222 
 19.02.2008 23:40
Cevap :
İyi dileklerinize ve yorumunuza teşekkür ederim,esen kalın.  20.02.2008 20:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 114
Toplam yorum
: 490
Toplam mesaj
: 105
Ort. okunma sayısı
: 1556
Kayıt tarihi
: 01.08.07
 
 

1964'te Ankara'da doğdum. Meslek lisesinin elektrik bölümünü bitirip fabrikada ve şantiyede çalıştım..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster