Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Eylül '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
560
 

Sars, kuş, kene veya domuz; hangisini alırdınız?!

Sars, kuş, kene veya domuz; hangisini alırdınız?!
 

Kavanozdaki kene


Sars ve kuş gribini çoktan aklımızdan çıkarmıştık. Domuz gribi gündeme oturduğundan beri kene vakasını da unuttuk. Halbuki olay, geçen yıldan farksız biçimde canlılığını koruyor.

Önceki gün, bazı gazetelerde bunun haberi vardı. 1 ocak 31 ağustos 2009 tarihleri arasında, "Kırım Kongo Kanamalı Ateşi" teşhisi konan 1274 kişiden 61 inin hayatını kaybettiğini anlatıyordu. Bu güne kadar ise 216 insanımız bu hastalıktan ölmüş.

Kene vakalarının yıllara göre dağılımı şöyle:

Yıllar Vaka Ölüm
2003 150 6
2004 249 13
2005 266 13
2006 438 27
2007 717 33
2008 1315 63
2009 1274 61

Tabloya baktığımızda, kene ısırmasına maruz kalan ve ölen insan sayısının her yıl giderek arttığını görüyoruz. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi teşhisi konanların sayısı 2003 te 150 iken, 2008 e gelindiğinde 1315 e, ölenlerin sayısı da 6 dan 63 e yükseliyor.

Bu durum, ister istemez bazı soruları da akla getiriyor. Meselâ, bundan on veya yirmi sene önce, vakanın yaygın olduğu bölgelerde, kene ısırmasından ölen kimse olmuş mudur? Kırsalda yaşayan vatandaşlarla, hastalıkla iligili bilgi alış verişinde bulunulmuş mudur?

Geçmişte, köylerinde buna benzer belirtilerle hayatını kaybeden kimsenin olup olmadığı sorulmuş mudur? Yani böyle bir araştırma yapılmış mıdır? Yapıldıysa, medya yoluyla ya da başka kanallarla kamuoyu bundan haberdar edilmiş midir?

Burada anlatmak istediğim, kene ısırmalarında ne yapacağımızı anlatan broşürler, tavsiye edilen korunma tedbirleri, ilâçlamalar ve risk bölgelerinin tesbiti vs. değildir. Bunlar zaten yapılması gereken çalışmalardır. Anlatmak istediğim, bu keneler nasıl olmuş ta 2003 yılında aniden ortaya çıkmıştır?

Bildiğim kadarıyla, ölümcül kenelerin tarihi geçmişine veya hangi yollarla ülkemize girdiğine dair elimizde bir veri bulunmuyor. Eğer bu ülkede, eskiden beri Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı var idiyse bölge insanının bunu, "ismen değilse de, en azından bir vaka" olarak bilmesi gerekirdi. O zaman, memleketimizde ortaya çıkan bu kenelerin eskiden beri yaşadığını düşünür komplo üretme ihtiyacı duymazdık.

Ortada olayın arka plânına ait bilgi olmayınca insan, ister istemez bazı tahminler yürütmek zorunda kalıyor. İşte onlardan bazıları:

a- Memleketimizde, eskiden beri hastalık yapıcı kene mevcuttu. Fakat bunlar, kuşlar ve tavuklar tarafından kontrol edilmekteydi.

b- Ne zaman ki, kenelerle beslenen kanatlı hayvanların bir çoğu kuş gribinden öldü ve aynı sebepten, kümes hayvanları da itlâf edildi; bunlar da denetimden uzak bir biçimde çoğaldı. Buna paralel olarak vaka sayısı da arttı.

c- Kırım Kongo Kanamalı Ateşi virüsü taşıyan keneler memleketimize, göçmen kuşlarla veya ulaşım vasıtalarıyla girdi.

d- Esasen ülkemizde böyle bir kene türü yoktu. Bunlar, kötü niyetli bazı kişiler tarafından kasten getirildi.

e- Ülkemiz, kimliği ve amacı bilinmeyen bir klik tarafından kenelerle ilgili bir deney sahası olarak seçildi

Olayın tarihi geçmişi hakkında bilgimiz olmadığına, vaka İstanbul, Antalya gibi turistik bir yerde değil de Anadolu'nun tam göbeğinde yani, Tokat, Çorum ve Yozgat'ta ortaya çıktığına göre, a, b ve c şıklarını ihmal edebiliriz.

Geriye kalan iki iddiaya inanmamızı gerektirecek bir delil olmadığı gibi, en azından birine inanmamamızı gerektirecek bir neden de yoktur. Açıkçası, kendimi ne kadar zorlarsam zorlayayım, bu olay hakkında pek masum bir düşünce geliştiremiyorum. Sars, kuş gribi ve kene vakasından sonra, domuz gribine yelken açan dünyada, "birileri galiba çaktırmadan bir yerlerden üfürüyor ve sonunda, ortaya çıkacak rüzgârdan yararlanmak istiyor, " şeklindeki fikri sabitimden vazgeçemiyorum.

Çünkü ben bu kürede, kendinden başkasını insan yerine koymayan bir zalimler güruhunun varlığına inanıyorum. Canlı cansız her nesneyi paraya tahvil etmek için (kanun ve ahlâk dahil) hiç bir engel tanımayan bu kirli, fakat hakim zihniyetin çıkarı mevzubahis olduğunda, başka insanların hayatını hesaba katabileceğini düşünemiyorum. Bunlar, özellikle kötülük niyetiyle örgütlenmiş olmayabilirler. Zaten böyle bir iddiam da yok. Fakat hepsi, teker teker aynı hedefe kilitlendiklerinde örgütlü bir yıkıcı güçten farkları kalmıyor.

Bu tiplerin, merhametin tedavülden kalktığı, her şeyin maddi çıkara endekslendiği şu kahrolası dünyada, yaşamak dışında bir günahı olmayan masum insanların acılarını umursayacağını sanmayın! Onlardan duygusal refleksler beklemeyin!

Bir kaç göstermelik yardım ve bir kaç iyi sözle problemleri çözüyormuş gibi yapan bu bedhahların açları doyurmak, hastaları tedavi etmek, savaşları durdurmak, dünyaya huzur ve adalet getirmek gibi ciddi bir faaliyet içinde olduklarını gördünüz mü? Asla göremezsiniz! Onlar ancak yıl içinde açlıktan, hastalıktan ve savaştan kaç kişinin öleceğinin çetelesini tutarlar, o kadar.

Resim: www.adana01haber.com/news_detail.php?id=1193

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 719
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 691
Kayıt tarihi
: 28.04.07
 
 

Emekliyim. Herkes gibi benim de bir dünya görüşüm var. İnsanların farklı fikir ve inançlara sahip..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster