Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mart '08

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
4221
 

Sasima:Tarihin sessiz tanığı

Sasima:Tarihin sessiz tanığı
 

Sasima:Tarihin sessiz mekanı...


       

                      Hasaköy (Sasima - Akso) Tarihine bir bakış 1

 

    Tarih, Sasima’da çağların ardından sesleniyor... Yüzyılların ardında kalan antik çağın Roma İmparatorluğu’nun Sasima’sından, günümüzün Hasaköy’üne uzanan bir yerleşim yerinin tarihinin tozlu sayfalarını çevirdiğimizde karşımıza tarihin sessiz tanıklığını yapmış bir mekanla karşılaşırız.

     Roma İmparatorluğu adlı meşhur eserinde Edward Gibbon, Nazianus’lu Gregorius’un tanıklığında, hem Nazianzus’u hem de Sasima’yı ikinci defa ölümsüzleştirdi. Nazianzus’lu Gregorius[1] (Gregory of Nazianzus), yaşamını anlattığı eserinde “Ne bir dere, nede bir yeşil yaprak… Can sıkıcı bir mağarayı andırıyor, heyhat! Bütün gün toz, gürültü, tekerleklerin gıcırtılı sesleri… Istırap, çığlık, zincir ve kelepçeyle halka baskı kuran mültezimler… Her milletten aşiretler güruhunun göçleri… Uzun süre arasanız bulamayacağınız bir mekan… Burası Sasima’dan başka bir yer değil, ta kendisi… İşte burası benim kilisem.”

     Roma Kral Yolu üzerinde susuz, ağaçsız, küçük, fakir, sağlıksız, toplum yaşamı bulunmayan, üç büyük yolun kavşağında, yük ve posta arabalarının tekerleklerinin gürültüsünün eksik olmadığı bir yer… Kapadokya’nın üç büyük teologundan (“Kapadokya Babaları”) Nazianus’lu Gregorius’un M.S. 372 yılllarında tasvir ettiği Sasima...


     SASİMA TOPONİMİSİ

     Niğde’nin 28 km. Kuzeyinde yeralan[2] ve Roma İmparatorluğu döneminde Kapadokya Bölgesinde Sasima yada Sasimon[3] olarak bilinen bu yerleşim yeri, Osmanlı İmparatorluğu döneminde ise Hasaköy olarak adlandırılmıştır. Mübadeleden sonra Yunanistan’a giden Hasaköylüler tarafından Axo ve Naksos olarak ifade edilmeye başlanmıştır. Günümüzde Sasima'nın adı Hasaköy olarak adlandırılmaktadır.

     Prof.Dr.Ebru Parman[4], Niğde Çevresi Araştırmaları adlı makalesinde Sasima tarihine ilişkin olarak “Sasima’nın geç antik dönemde, başkent Konstantinapolis’ten kuzey Suriye’ye giden ve Anadolu’yu kateden önemli yollar üzerinde olduğu, ancak yine de terkedilmiş bir yerleşim bölgesi bölgesi gibi göründüğü, gözden düşmüş kişilerin sürüldüğü bir yer olarak belirtilmiştir. Bizans İmparator’u Valens’in emriyle Kapadokya’nın M.S. 372 yılında ikiye bölünmesinden sonra Kaisareia’lı Basileios, Nazianzus’lu Gregorios’un isteklerinin tersine onu, Sasima psikoposu yapmayı (371 yılının sonlarına doğru-f.d.) kendi amaçlarına daha uygun bulmuş; böylece coğrafi konumu açısından önemli bulduğu Sasima’yı ve Gregorius’u kendi dini merkezine bağlamıştır. Bundan sonra da Sasima, Kapadokya Secunda bölgesinde kalmış, psikoposluk merkezi olarak da Tyana Metropolitliğine bağlanmıştır. Sasima’lı psikoposlar, ismen tanınmış ve önemli dini toplantılara, bölge temsilcileri olarak katılmışlardır.

     Sasima’nın bugünkü adının yani Hasaköy veya Hasanköy’ün, 831 yılında Araplar tarafından ele geçirilen Hasin kalesiyele ilişkisi olduğuda düşünülmektedir; kaynaklarda belirtildiği gibi Arap coğrafyacılar da Hasin’i Kapadokya kalesi olarak bilmekteydiler.

     Hans Rott, Kleinasiatiche Denkmaler adlı eserinde Hasaköy’de bulunan Agia Makrina kilisesinin Makrine manastırı olduğunu, daha önce ise beş martir (Eugenios, Mardarios, Auxentios, Orest, Eustratios) adına hastane olarak kullanıldığını belirtir.”

    Parman’ın bu değerlendirmelerine bazı katkılarda bulunmak ve yeniden gözden geçirmekte fayda var. İmparator Valensius (Valens) döneminde Kapadokya dini nedenlerden (bazı kaynaklar bu bölünmenin Kapadokya’nın büyüklüğünden dolayı idari ve mali nedenlerden -finacial motives- olduğunu belirtmektedir-f.d.) dolayı M.S. 371 yılında Birinci Kapadokya (Cappadocia Prima) ve İkinci Kapadokya (Cappadocia Secunda) olmak üzere ikiye bölünmüştü. Birinci Caesarea (Kayseri) başkent olmak üzere Nyssa (Nevşehir), Therma Regia, Camuliana (Justinianopolis Nova), Ciscissa ve Theodosiopolis) olmak üzere 6 şehirden (diocese), İkinci Kapadokya bölgesi ise yine başkenti Tyana (Kemerhisar) olmak üzere, Sasima, Justiniapolis, Asuna[5], Faustinopolis ve Cybistra olmak üzere 6 şehirden (diocese) oluşuyordu.[6]

     İbrahim Hakkı Konyalı’nın Niğde Aksaray Tarihi'nde belirtilen ve Sasima ile ilgili olarak Arap coğrafyacılara dayandırılan Hasin’in bir Kapadokya Kalesi olduğuna ilişkin teze katılmak hem mekansal olarak ve hem de topografik olarak katılmak mümkün görülmemektedir.

     Sasima’nın Naziazus’lu Gregorius’la adının birlikte anılmasına neden olan gelişmelere bir göz atalım. Edward Gibbon, Roma İmparatorluğu eserinde Kapadokyalı iki babanın (iki teologun) Sasima eksenindeki çatışmasını aşağıdaki sözleriyle değerlendirmektedir. “Basileus ile Gregorius’un ruhları her türlü zorlu istek ve kıskaçlık davranışına kalkışmaz nitelikte görünüyordu. Ne var ki, Basileus’un Kayseri başpiskoposluğuna yükselmesi, huyundaki kendini beğenmişliği herkesin, denebilir ki kendisinin bile gözleri önüne sermiş oldu. Dostuna tanıdığı ilk kayırma, kıyıcı bir saldırı olarak anlaşıldı, belki de böylece önerildi. Nazianzus’un üstün yeteneklerini yararlı ve gösterişli bir bir görev mevkisinde kullanmak yerine, kendine bağlı elli psikoposluk içerisinde, susuz, ağaçsız, toplum yaşamı bulunmayan, üç büyük yolun kavşağında, yük arabalarının gürültüsü eksik olmayan Sasima köyüne onu atadı. Gregorius, bu aşağılatıcı sürgüne acı duyarak boyun eğdi ve Sasima psikoposu oldu. Ne var ki bu korkunç izdivaçı sürdüremeyeceğini resmen bildirdi. Sonunda, doğduğu kent olan Nazianzus’un kilisesini yönetmeyi kabul etti.”

     Yukarıda Edward Gibbon’dan aktardığımız bu değerlendirme bireylerin davranışlarını dikkate almakta ancak olayı açıklamamaktadır. Bu nedenle eksik bir değerlendirmedir. Oysa 370’li yıllar Roma İmparatorluğunda Aryancıların (Arianist) ve Ortodoksların arasındaki çatışmanın hem siyasal hem de dinsel olarak en yükseğe çıktığı dönemdi. Ayancılar, İmparator Valensius’in de (Valens) desteğiyle egemenliklerini Kapadokya’da da artırmak istiyorlardı. Bu yüzden Kayseri metropoliti Basil’i (Basileus) Aryancı inancı benimsemeye zorladılar. Bu nedenle Valens iki kere Kapadokya bölgesine geldi. Basil bu zorlamayı kabul etmedi. Bunun üzerine daha öncede belirttiğimiz gibi Valens Kapadokya’yı idari açıdan ikiye böldü. Sasima bu bölünmede İkinci Kapadokya (Cappadokya Secunda) bölgesine yani Tyana metropolitliğine bağlandı. Bu emri Basil kabul etmedi ve bu karara karşı direniş göstermek istedi. Bunun üzerine Basil, Gregorius’u bu dinsel çatışmada Aryanist (Arianist) Tyana metropoliti Anthimus’a karşı pozisyon almak üzere Sasima’ya psikopos oloarak atadı. Ancak bu seferde Gregorius, hernekadar aynı inançta olsada Basil’in bu kararından hoşlanmadı. Yeni görevine başlamasına rağmen kısa süre bulunduğu bu görevinden affını isteyerek, kendi doğduğu yer olan Nazianzus kilisesini yönetmeye başladı. İşte Roma İmparatorluğunun bu küçük kasabasının yani Saima’nın Aryancılarla Ortodokslar arasında çatışmasının merkezi olmasının hikayesi...

     SASİMA’NIN MEKANSAL GELİŞİMİ

     Sasima, Tyana’dan Soandos’a uzanan büyük ovadaki bütün yerleşim yerleri antik çağ medeniyetinin bir gereği ve Kapadokya Bölgesinin bir karekteristiği olarak kayaların içine oyulmuş evlerden oluşurdu. Sasima’da kayaların içine oyulmuş bu evler, uzun dar geçit ağlarıyla birbirine bağlantısı olan mekanlardı. Sasima sakinleride “kereria” (kerer - keler - f.d) denilen bu sığınak tipi yerlerde yaşamlarını sürdürürlerdi. (troglodyte - mağaralarda yaşayış - f.d.) Uygarlığın gelişimiyle birlikte eski yeraltındaki kaya içine oyuulmuş evlerinin yanında yerüstüne evler yapılmaya başlandı. Daha önce yaşadıkları mekanlar yani “kereria” lar depo olarak kullanılırken yeni yaptıkları evlerde aileleriyle birlikte yaşamaya başladılar. Bu aşamadan sonra bu evlerin yerine daha yeni ve eski mimari stilde evler yaparak buralarda yaşamaya başladılar.

     SASİMA’NIN DEMOGRAFİSİ

     Hasaköy’ün (Sasima - Sasimon - Axo -Akso - Naksos - Zazime) nüfusu 19. yüzyılın sonlarında yaklaşık 4000 nüfus yada 600 hanedir. Hasaköy’ün mübadeledeki nüfusu ise 3687, hane sayısı ise 1112’dir. Sasima sakinlerinin çoğu mübadeleden sonra Yunanistan’ın Makedonya bölgesine ( Giannitsa Gölünün yakında Palia’ya) ve Girit’e yerleştirildi.

     SASİMA’DA İKTİSADİ YAŞAM

     19. yüzyılın ortalarına kadar Hasaköy nüfusunun büyük çoğunluğu tarım ve hayvancılıkla iştigal ederken bir kısmıda memleketlerinden uzakta ticaretle uğraşırlardı. Ancak yine de halkın büyük çoğunluğu mübadeleye kadar tarımla iştigal ederdi. Hasaköy’ün tarımsal arazisinde hem sulu ve hemde kuru tarım yapılmaktaydı. Sulanabilir topraklarda buğday, arpa, mercimek, fasülye ve nohut üretimi yapılırdı. Roka (Roman rocket[7] - arugularocca) ve diğer sebzeler ise nadasa bırakılan topraklarda dönüşümlü yapılırdı. Kuru tarım yapılan alanlarda ise çavdar ve mısır üretilirdi. Bunların dışında özellikle şarap üretimi için üzüm yetiştiriciliği, fidan yetiştiriciliği ve arıcılık yapıyorlardı. Hasaköy’de halk aynı zamanda kendi ihtiyaçlarını karşılayacak ölçüde hayvancılıkta yapıyordu.

     Hasaköy’ün çoğu sakinleri tarım gelirlerini artırmak için keten üretimide yaparlardı. Keten tohumundan preslerde ezerek (“maggania”) ürettikleri keten yağını kış boyunca Konya ve Kayseri’nin kasaba ve köylerine satmak için götürürlerdi. Keten yağlarını sattıktan sonra Paskalya’da tekrar Hasaköy’e (Axo/Akso) dönerek tarımsal faaliyetlerine devam ederlerdi. Keten yağı üretimiyle birlikte preslerde çalışan birçok insan yavaş yavaş bunun ticaretine yöneldiler. Bu durum Hasaköy’nün iktisadi yaşamında bir dönüm noktasını oluşturdu. Hasaköylüler ticarete girdikten sonra seyahatlerinde satın aldıkları değişik ürünleri (özelliklede gıda ürünleri) memleketlerine getirerek satmaya başlayarak ticari faaliyetlerini yavaş yavaş geliştirdiler. Birkısmı başka yerlerde tuhafiyecilik ve manavlığa başlamadan önce Anadolu’nun değişik yerlerine seyyar satıcılık yapıyorlardı. Bazılarıda yakın şehirlerden (Niğde ve Ankara gibi) gelen tüccarlara buğday, yün, afyon, deri, peynir ve tereyağı gibi ürünlerin toptan satıcılığını yapıyorlardı. Hasaköylülerin ticari faaliyetlerde etkinliği artmaya başlayınca 1890’larda itibaren başka yerlere göç etmeye başladılar. Konya’ya göç edenler sayıları 60 aileyi bulan mahalleler oluşturdular. Konya dışında Adana, Samsun, Bafra, Makedonya’da Kavala’ya göç eden Hasaköylülerin büyük çoğunluğu tütün fabrikalarında çalışıyorlardı. Sınırlı sayıda diğer bir göçmen grubuda İzmir ve İstanbul’a giderken, birkaçıda Amerika’ya gitti. Tabi Hasaköy’den dışarıya bu göçler olurken ailelerini Hasaköy’de bırakıyorlardı. Zaman bulduklarında memleketlerine dönerek ailelerini ziyaret ediyorlardı.


     Hasaköy’de çömlekçilikte (pottery) çok gelişmişti. Hasaköy’ün kadınlarıda bahar ve yaz aylarında “Karchinia” denilen kaplar, taslar üretiyorlar, erkeklerde Kapadokya’da bulunan diğer yerleşim yerlerinde bunları satıyorlardı. Bunun dışında Hasaköy’ün yerel ihtiyaçlarını karşılayacak duvarcı, taşcı, demirci, terzi, marangoz ve ağaç işlerini yapan zanaatkarları vardı.

     SASİMA’NIN İDARİ YAPISI

     Hasaköy, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Konya Vilayeti Niğde Sancağına bağlı bir köydü. Hasaköy’ü merkezi olarak muhtarlar yönetirdi. Seçimle gelen Muhtar-ı Evvel ve Muhtar-ı Sani (heyet-i muhtariye) köyün yöneticileri olarak ihtiyar meclisi ile birlikte köyü yönetirdi. İhtiyar Meclisi muhtarları denetleyen organdı. Muhtarlar köyde vergilerin salınması ve toplanmasından sorumluydular.

     SASİMA’DA EĞİTİMİN GELİŞMESİ

     Sasima’da eğitim konusunda gelişmeler oldukça geç başladı ve geç örgütlendi. Konya metropolitinin tavsiyesiyle ve Konya’da bulunan Sasima’lıların mali desteğiyle 1896 yılında ancak bir okul açılabildi. Bu okul ise sadece erkek çocukların gidebildiği 4 sınıflı bir okuldu. 1901 yılında hazırlanan bir rapora göre 250 öğrencisi olan bir okuldu. 1905 yılı Konya metropolitliğinin istatistikleri de sadece 1 öğretmen ve 2 sınıflı bir okul olduğunu belirtiyor. Ancak bu bilgilere aykırı olarak başka bir görüş ise 1908’lerde köy sakinlerinin çabalarıyla okulun kurulduğunu, bir ana okulu ve 5 sınıfı bulunduğunu, 3 erkek ve 1 kadın öğretmen ve 1 kadın anaokulu öğretmeni bulunduğunu ve okula toplam 400 öğrencisi olduğunu belirtmektedir.

     SASİMA’NIN TARİHİ ESERLERİ

     Hasaköy’ün 3 Ortodoks kilisesi vardı. Bunlar yukarı mahalledeki Agia Makrina [8], aşağı mahallede Agios Georgios ve orta mahallede ise Dormition of Virgin Kilisesidir. Bu kiliselerin dışında ise değişik yerlerde 5 adette şapel vardı. Şüphesizki bunlardan en önemlisi Agia Makrina (Saint Macrina) Kilisesi idi. Bu kilise 1843 yılında yapıldı.[9]

 

     Fehmi Dinçer

     Mart 2008/ Ankara



    Fotoğraflar: www.nigde.gov.tr ve Ömer Fethi Gürer

 


[1] Üç büyük Kapadokya babalarından (diğerleri Kayserili Basileios -  Kaisaerias Basileus ve Nyssa’lı Gregorius Gregorius of Nyssa) birisi olan Teolog Nazianzus’lu Gregorius M.S. 329 yılında Bekarlar Kasabasınnın yakınındaki eski antik Nazianzus’da (Nenezi) doğdu. Gregorius’un babası Gregorius’da teolog ve Kayseri episkoposuydu. Eğitimini Kayseri’de, Filistin Kayserias’da, İskenderiye’de (matematik, retorik ve felsefe) ve Atina’da yaptı. Bu öğrenim yıllarında ileride hem çok yakın dost ve daha sonrada kendisini Sasima’ya piskopos olarak atamasından sonra ihtilafa düştükleri Kayserili Basileus ve müstakbel imparator Julianus’la tanıştı.

[2] Ferrarius’a göre Sasima, Birinci Kapadokya’nın (Cappadocia Prima) başkenti (metropolis) Caisarea’ya (Kayseri) 100 mil uzaklıkta, İkinci Kapadokya’nın (Cappadocia Secunda) başkenti Tyana’ya (Kemerhisar – Kilisehisar) 32 mil uzaklıkta olduğunu, Edward Gibbon ise Aksaray’a 48, Kemerhisar’a 32 mil olduğunu belirtmektedir. Philip Schaff’ın eserinde ise Sasima’nın Nazianzus ve Tyana arasında olduğunu ve tartışmasız burasının Sasima (“Hasa Keni, Hasaköy”) olduğunu belirterek, İncesu olması ihtimalinin olamayacağını ifade etmektedir. Bu nedenle Philip Schaff, Avrupalı Seyyah Paul Lucas’ın 18.yy. başlarında düşündüğü Sasima’nın bulunduğu yerin İncesu olduğuna dair tezin yanlış olduğunu kesinlikle ispatlandığını belirtmektedir. W.J.Hamilton ise 1837 yılındaki seyahatinde Sasima ile Andaval (Andavalis -Aktaş) arasındaki mesafenin 16 mil olduğunu belirtmektedir.

[3] Bazı 19.yy. kaynaklarında Zazime ve Zansima olarakta geçmektedir.

[4] Niğde Çevresi Araştırmaları, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, Cilt:5, Sayı:2, Aralık 1988.

[5] Holstenius’a göre Asuna konusunda yanlışlık vardır. Asuna isimli bir yer olmadığını, büyük ihtimalle Yunanca olarak yazılan Sasimon adının, Latince karşılığı yazılırken meydana gelen harf “edisyon” hatası olduğunu ve burasının Sasima olduğunu ve en son olarak şehir yapıldığını dolayısıyla Birinci Kapadokya’nın 5 şehirden oluştuğunu belirtmektedir.

[6] İmparator Justinian döneminde ise Kapadokya’da Cappadocia Tertia olarak üçüncü bölge ihdas edilmiş ve burasıda Mocissus (Justiniapolis’in diğer ismi) başkent olmak üzere Nazianzum, Colonia, Parnassus ve Doara olmak üzere 5 şehirden oluşuyordu.

[7] Antik Roma döneminde Roman Rocket olarak olarak bilinen yeşilliklerden olan rokanın tohumuda zeytin yağını lezzetlendirmek için kullanılırdı. Cambridge World History Food’a göre aynı zamanda çeşitli tohumlarla birlikte yapılan bileşimlerde afrodizyak katkı maddesi olarak kullanılırdı.

[8] Kayserili Basileios ve Nyssa’lı Gregorius’un ablaları olan Makrina, M.S.327 tarihinde doğduğu, M.S.379 tarihinde öldüğü bilinmektedir. 13 yaşında nişanlı iken nişanlısının (fiance) ölümü üzerine kendisini bekarlığa adayan ve kutsal yaşamı ve kardeşlerine olan yardımlarından dolayı erken kilise tarihinin önemli şahsiyetlerinden birisi olarak bilinmektedir. Babasınında kısa bir süre ölümünden sonra kız kardeşi Emiliana ile birlikte kadınlarla birlikte komün hayatı yaşamaya başlamıştır. Daha sonra kendiside dul ve bakar kadınların beraber yaşadıkları bir manastır yaptırmıştır. Bu yüzden Makrina, kadın manastırlarının kurucusu ve azizelerinden birisi olarak kabul edilmektedir. Philip Schaff, Makrina hususunda “mutlak olarak tarihsel olmayan bir efsane” nitelemmesinde bulunmaktadır.

[9] Makrina Kilisesi konusunda ayrıntılı bilgiler için Prof.Dr.Ebru Parman’ın Niğde Çevresi Araştırmaları, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, Cilt:5, Sayı:2, Aralık 1988. adlı çalışması.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 109
Toplam yorum
: 40
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 5409
Kayıt tarihi
: 23.03.07
 
 

1959 yılında Fertek - Niğde'de doğdum. Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster