Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Şubat '08

 
Kategori
Sivil Toplum
Okunma Sayısı
213
 

Şaşırılmış başlık

İnsan seyrek yazmaya başlayınca ve bu yazarlık cenneti ülkede olaylar yağmur gibi (hatta yağmur çok daha seyrek ve az yağıyor) yağınca bir yazıya birkaç olay sıkıştırmaya çalışıyorum ve tabi başlık ne olacak şaşırıyorum.

Sayın okurlar Türk insanının değişmezliğine dair bir örneği -sanırım burada da yazmıştım- yeniden yazacağım. Yıllar önce Sn. Kenan Işık’ ın sunduğu “Kim 500 milyar ister” yarışmasında Kıbrıs Barış harekatında “Ayşe tatile çıktı” şifresindeki Ayşe kimin kızıdır sorusu vardı. Üniversitede okuyan bir genç kızımız bu soruya Turan Güneş cevabını veremedi. Bu onlarca nedenden dolayı son derece doğal karşılanabilir. Her ne kadar Türkiye için çok önemli olan bu yakın tarihimizin tek savaşı (Kore savaşı aynı kapsamda değerlendirilemez bana göre) ile ilgili böyle bir soru bilinmez mi de denilebilir ama buna takılmıyorum. İnsan orada bence heyecandan adını da unutabilir. Neden olmasın. Sn. Işık anımsadığım kadarı ile biraz sitemkar konuşmuştu bu soru bilinmediği için. Bunun üzerine genç kızımız şu unutulmaz cümleyi söyledi. “Ben o tarihte daha doğmamıştım.” O anda inanın kan beynime sıçradı, deliler gibi –gibi fazla- televizyona saldırdım. Eşim sakinleştirdi oturttu koltuğa. Sonra bu gerekçeyi bir kaç kez daha duydum. Zaten nadir seyrettiğim programlardan –inanın nadir seyredilirken bile bu gerekçe birkaç kez duyuluyor- olan bu yarışmayı da tamamen bıraktım. Yıllar sonra Sn. Yılmaz Özdil’ in geçenlerde yazdığı bir yazıyı okuyunca Sn. Ahmet Çakar’ ın sunduğu “Şansa Bak” programını izledim. Bir yarışmacı bir tarihteki genelkurmay başkanı kimdi sorusu için yine “Ben o tarihte çok küçüktüm” dedi ve o fasılda benim için bitti. Sayın okurlar eğer bilgi dağarcığınızın başlangıç çizgisini doğum veya belli bir yetişkinliğe erişim tarihiniz ile sınırlarsanız 1453 İstanbul’ un fethini hiç birimizin bilmesi (7 ceddimiz ortada yok) gerekmiyor. 1789 Fransız ihtilali daha yakın ama olanaksız bilmemiz. 1917 devrimi daha da yakın ama yine de zor. Eh belki birazımız 1923’ ü bilmeliyiz. (Bu arada biliyormuyuz gerçekten?)

Sayın okurlar 31 ocak tarihli Hürriyet gazetesinde Bolu dağı tüneli çıkışında 4 otobüsün karıştığı ve 5 kişinin öldüğü kazada trafiğin 500 mt (bence az bile) durduğu yazıyordu. Lütfen ne olur anımsayın -üşenmezseniz 1999’ larda konuşma yazma olanağına kavuştuğum Açık Radyo günlerinden olan yazılarıma bakın- eğer insan alt yapısı değişmez ise, bu insanların oluşturduğu –oluşturamadığı- kurumsal –kurumsallaşamayan- yapıyı değiştirme çabanız sonuç vermez diye kaç kez yazdım. Vazgeçtim doğadan çevreden, yapın otoyolu, bitirin tamam. Ama Allah aşkına eğer en alt seviyede araba kullanma kavramını öğretememişseniz, o yıktığınız doğanın suçu ne ? Neye yaradı kestiğiniz ormanlar ? Zaten o otoyol yapılmasaydı da Bolu dağında siz bundan daha fazla ölümlü kaç kaza anımsıyorsunuz? Otoyol teknolojisini! zaten bölünmüş yol yapılmış Bolu dağını yılın birkaç ayında kimyasal ile açık tutma ve çok sıkı bir aydınlatma faaliyeti için kullansaydınız ne olurdu? İnanın bana bundan kötü olmazdı. Üstelik o ormanlar, o paralar, o kirlenen hava, her şey elimizde olurdu.

Ve sayın okurlar işte şimdi iktidarı ve muhalefeti ile ve bu mantalitedeki erkeği ve kadını ile bu kadar matematik, açık olaylarda bu davranış biçimini sergileyen bizlerin, turban konusunda –ki böyle bir konu olmalımıydı bambaşka bir soru- sağlıklı bir tartışma, çözüm üretebileceğine inanıyormusunuz ? Bu ülke insanlarının aslında fikir ayrılığına düşmesi gerekli konularda inanılmaz bir fikir birliği var. Unutmayın kaçımız Bolu dağı tüneline karşıydık. Hayır, bu ülkenin % 50 den fazlası bu konuda aynı görüşte. Ama bu ülke turban konusunda ayrıldı. Çözülebilecek (işin garibi olay olması gereken bir durum yoktu ki çözülsün) bir konuyu başımıza sorun yaptık ayrıldık, hiç değilse yarımızın kesin olarak farklı düşünmesi gereken konuları umursamadık, ülke dağıyla, taşıyla, gölüyle, deniziyle elden gitti, gidiyor ama biz birleştik.

Biz erkeğimizle kadınımızla sadece saçımızı örtmedik. Gözümüzü, beynimizi, ruhumuzu örttük, doğanın çığlığına kulağımızı tıkadık ve asıl onu açalım diye çabalayan yok. Ve bunu % 46 yapmadı. Unutmayın hepimiz yaptık.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 226
Toplam yorum
: 98
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 549
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

15 Nisan 1959 İstanbul doğumluyum. Marmara üniversitesi siyasal bilimler fakültesi mezunuyum. Ancak ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster