Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Eylül '13

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
3599
 

Şaşırtıcı bazı bilimsel gerçekler! / 'Bisküviyi Çaya Yatay Bandırın'

Şaşırtıcı bazı bilimsel gerçekler! / 'Bisküviyi Çaya Yatay Bandırın'
 

Şiir, deneme, siyaset, ekonomi ağırlıklı yeni kitaplar arayışıyla Kızılay Konur sokakda girdiğim kitapçılardan birinde  'Bisküviyi Çaya Yatay Bandırın'  başlıklı popüler bilim, araştırma kitabına elim kayıverdi. Cep kitabı dediğimiz türden küçük, el yazımı gibi iri harflerle çocuk kitabı formatında hazırlanmış, bazı sayfaları veciz söz ve el çizimi resimlerle süslenmiş aşırı mütavazı görünümlü kırmızı bir kitap... Ama, hayata dair gerçekleri hangimiz merak etmez? Yanıtını aradığımız sorular bilimsel bir gerçeğe dayanıyorsa yanıtlar bazen şaşırtıcı bile olabiliyor. (1)

Baştan belirtelim ki araştırma sonuçlarına dayalı öneri ve saptamaların önemli bir bölümü çağdaş yaşamı benimsemiş, kentli-modern kesimlere yönelik... Hemen hepsi de birbirinden ilginç 104 tespit! Yanılmıyorsam dün de değerli gazetemiz Milliyet'in foto galerilernde yer almıştı.

İçinde neler yok ki neler!

İçki için ve daha uzun yaşayın
 
Doktorlar alkolün yararları ve zararları hakkında yıllardır tartışmaktalar... Alkol alımı ve ölüm verileriyle ilgili 34 araştırma incelenmiş. Bir milyondan fazla kişiyi kapsayan verilerde, ılımlı içicilerin (günde iki bardağa kadar) hiç içmeyenlere kıyasla daha uzun yaşadığı açıkça görülüyormuş. Fakat dikkatli olmak gerek; günlük tavsiye edilen dozu aşarsanız tehlike bölgesine giriliyor...
 
Peki ne tip alkol aldığınızın önemi var mı?
 
Ilımlı şarap içicilerinin diğer alkol tüketicilerine kıyasla ortalama iki sene ve hiç içki içmeyenlere kıyasla neredeyse dört sene daha uzun yaşadığı ortaya çıkarılmış.  
 
Akşamdan kalmaya karşı reçeteleri ciddiye almayın
 
Akşamdan kalma olmaktan kurtulmaya yardım eden herhangi bir şey var mı gerçekten? Exeter ve Plymouth üniversitelerinin bünyesinde Peninsula Tıp Okulu’ndan Max Pittler, internette bazı sıradışı tavsiyeler bulmuş. Asprin, muz, kömür, kömür tabletleri, yumurta, yeşil çay, sıcak bir banyo, milkshake, pizza ve eski moda köpek kılı tavsiyeleri gibi... Fakat bu yöntemlerin faydaları bilimsel olarak ispat edilebilir miydi?  Pittler ve arkadaşları tıbbi literatürü tarayıp akşamdan kalmaya karşı sekiz ciddi çalışma bulmuşlar. Tümünü inceledikten sonra görmüşler ki; mucizevi tedavilerin hiçbiri aslında tam işe yaramıyor. İşe yarayan tek bir şey olduğuna kanaat getirmişler: Az içmek! 
 
Çapkınlık peşindeyseniz gözlük takmayın
 
Warwick Üniversitesi’nden sağlık psikoloğu June McNicolas, bir otobüs dolusu uzağı görmeyen öğrencisini Londra’nın prestijli bir gece kulübüne götürür. Gönüllülere verdiği görev ise: Flört, flört, flört!
 
Bu 38 gönüllü, gündelik hayatlarında gözlük veya kontaktlens kullandıkları için seçilmişler. Deney için üç gruba ayrlırlar; Birinci gruptakiler normal olarak kullandıkları optik yardımcıları değiştirmemişler; ikinci gruptakiler gözlüklerini lensle; üçüncü gruptakiler ise lenslerini gözlükle değiştirmişler. Sonuçlar, gözlüklerini lensle değiştirenlerin yüzde 85’inin bu yüzden kendilerine güvenlerinin arttığını gösteriyor. Gözlük takanların durumu kötü: Yüzde sekseni kendini lensle olduğundan daha az çekici hissetmiş.
 
Araştırmacı McNicolas’a göre bu sadece hayal gücü değil. Gözlükleriniz, ne kadar son moda olsa da, vücudun en çekici parçası olan gözleri perdeler. Flört eden öğrencilerin başarı oranı çok şey anlatıyor... Gözlük takanlara kıyasla lens kullananlar dört kez daha fazla öpüşüp koklaşmışlar.
 
Cinsel içerikli daha birkaç çok ilginç araştırma da  var ama onları herhangi bir yanlış anlaşılmaya karşı şimdilik sansürlüyorum :) 
 
Taş mı sektireceksiniz? O zaman doğru açı gerek!
 
Amerikalı Kurt Steiner, parlak sarı tişörtü ve beyzbol şapkasının altındaki uzun saçlarıyla, 2002 yılında taş sektirme Guinness dünya rekorunu kıran adam. Attığı taş, Pennsylvania, Franklin’de suyun yüzeyinde en az 40 kez sekmiş. Bu başarısının sırrı şu esaslara dayanmakta:
 
-Yassı bir taş seçin.
- Hızlı fırlatın.
- Taşın kendi etrafında dönmesini sağlayın 
-Taşın suya yaklaşık 20 derecelik bir açı ile çarptığından emin olun. Böylece temas mümkün olduğu kadar kısa olacak ve en az enerji kaybolduğu görülecektir.
 
Yoğurt yiyin nefesiniz tazelensin
 
Bir grup gönüllünün nefeslerini test ettikleri bir deneyde Japon araştırmacılar, bozuk yumurta kokusu yarattığı bilinen sülfürlemeye özel dikkat göstermişler. Kokunun kökleri, dilin gerisindeki derin oyuklarda bulunuyor. Burası sülfat üreten bakterilerin geliştiği az oksijenli bir bölge. Gönüllüler yiyecek, ilaç ve diş fırçalama rutinleriyle ilgili katı kurallara uyarak yapılan bir sıfır-ölçümün (nefesin normal şartlarda ölçümü) ardından altı hafta boyunca günde iki kez 90 gram, şeker içermeyen yoğurt yemişler.
 
Normal beslenmelerine ek olarak tükettikleri yoğurt, sülfat üreten bakteri sayısında belirgin bir düşüşe ve dolayısıyla daha taze bir nefese kavuşmalarına neden olmuş!
 
Bisküvi çayla nasıl yenmeli? 
 
Deneyimsiz bandırıcılar, genelde dibinde süngersi bisküvi parçaları olan bulanık bir bardak çayla baş başa kalırlar. Bunun sebebi, bisküvideki şekerin sıcak sıvıda dağılması ve yağın erimesi... Bu malzemeler, diğer bileşenleri bir arada tutan zamk gibi. Bir de bunun üstüne nişasta kırıntıları, nemi sünger gibi emer. Sonuç: Yumuşamış olan bisküvi kendi ağırlığına yenik düşüp parçalanmakta.... Bristol Üniversitesi’nden İngiliz fizikçi Len Fischer bu sorunu ebediyen çözmeye karar vermiş. Bandırmaya bilimsel hassasiyetle yaklaşmak için, bir bisküviyi mikroskobun altına yatırmış. Araştırmacı bandırmış, hesaplarını yapmış ve sonunda ideal bandırma tekniğini bulmuş... Basit olduğu kadar da dahiyane bir numara: Bisküviyi mümkün olduğu kadar yatay tutun, tıpkı nehirdeki sal gibi. Böylece alt sıvıyı emerken üstü kuru kalır. Bisküvi gücünü bu şekilde daha uzun süre muhafaza eder. Fisher, bisküvisini bu yöntemle eskisine kıyasla dört kat daha uzun bir süre boyunca bandırabildiğini hesaplamış.
 
Değerli eşyalarınızı çocuk odasında saklayın!
 
Hırsızlar nasıl çalışır? Portsmounth Üniversitesi’nden Claire Nee ve Amy Meenaghan, hapishaneyi ziyaret edip bizzat suçlulara bu soruyu sormaya karar vermişler. Bu eleme süresinde psikologlar oldukça katı kriterler belirlemişler: Sadece son üç senede en az 20 soygun gerçekleştiren suçlular seçilmiş. Yaşları 21 ile 60 arasında değişen elli soyguncuyla görüşme yapılmış. Her on tanesinden dokuzu soygun sırasında belirli bir düzene göre çalıştıklarını söylemişler. Birçoğu önce yetişkinlerin yatak odalarından başlayıp, oturma odasıyla devam edip, yemek odası, çalışma odası üzerinden, soygunu mutfakta sonlandırmaktalar... Hatta,“İnsanlar nesneleri aynı temel noktalara bırakırlar... gözlerim kapalı bile yapabilirim” demiş hırsızlardan biri araştırmacılara... Sadece tek bir soru kalıyor: Dokunulmayan odalar hangileriydi? Tabii ki çocukların odaları. O odalarda değerli hiçbir şey bulunmazdı!
 
Ayrıca yumurtayı buzdolabında saklamakla dışarda bırakmak arasında bayatlama açısından hiç bir farklılık yokmuş ve yağmurda hızlı yürümek ya da koşmakla normal yürümek arasında da ıslanmak açısından önemli bir fark bulunmuyormuş! 
 
Bu son ikisi de diğer popüler bilim araştırmalarından benim okuyup not ettiklerim.bir popüler kültür-bilim araştırma kitabı 
 
 (1)  'Bisküviyi Çaya Yatay Bandırın'  (Gündelik hayata dair 104 Garip Bilimsel Gerçek), Rik Kuiper- Tonie Mudde, NTV Yayınları, İst. 2013. 
 
Şahin ÖZŞAHİN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Birbirinden ilginç tespitler...

Kerim Korkut 
 01.10.2013 14:04
Cevap :
Evet, biraz öyle sanki, değil mi değerli yazarım!  01.10.2013 15:49
 

"değerli eşyalarınızı artık çocuk odasında saklamayın" çünkü herkes orda olduğunu öğrendi bu yazı/kitapla:)))...rakı kısmına ben kefilim,şaraba kesin dönüş yaparım hele bir 80-85 olayım...piskevit sevmezdim çocukkkene büyüdüğümü de sanmıyorum:))...*bu kış dünyadan gözümü alabiirsem -diye Suret'e de yazmıştım aynısını- okurum,galiba:))...eyvallah...

nedim üstün 
 30.09.2013 8:55
Cevap :
Aynen öyle... Dediğin gibi olsun üstad! :) Eyvallah.  30.09.2013 16:14
 

Nelerle uğraşıyor insanlar, ilginç ve eğlenceli bir kitap olmalı, Ancak çocukların odası dahildi benim eve hırsız girdiğinde, Allah' dan evde değildik, bisküviyi çaya nasıl bandıracağımızı keşke çocuklar küçükken öğrenebilseydik, dağıldığında toparlayabilme güçlüğü çekmezdik, elinize sağlık Ersin bey keyifli bir yazı okudum, selamlar

Cemile Torun 
 29.09.2013 23:09
Cevap :
Evinizde gerçekleşen o talihsiz olaya ve -bir anlamda da- onu anımsatmaya vesile olduğum için üzgünüm. Evet, böylesi ilginç bulgular ve sonuçlar var. Onların ne zaman nasıl öğrenileceği, yeni kuşaklara nasıl aktarılacağı ise ayrı bir sorun. Artık bilginin ebeveyn ve üstü kuşaklarca yüz yüze değil fakat daha çok bilgi teknolojileri yoluyla aktarıldığı bir dönemdeyiz. Biraz da o yüzden -böylesi ortamlarda- yazıyoruz değerli Cemile hanım.Yine -büyük bir nezaketle- yazımdan keyif aldığınızı belirtmeniz sevindirci. Teşekkür ve selamlarımla...   30.09.2013 2:46
 

Kitap okuru hırsızlar varsa veee...:))) Demek dünyada çaya bisküvi batıran insanların oranı dikkat çekecek kadar ki böylesi bir araştırma yapmışlar. Pes doğrusu! Saygılarımla Selamlar

TC kaan kartal 
 25.09.2013 0:30
Cevap :
Evet, evet bunu düşünmedim değil değerli Kaan kardeşim. Mutlaka bu kitabı gören-bilen hırsızlar olacakdır. Artık ilk çocuk odasına girer bunlar şimdi... Sırları deşifre mi ettik yoksa diye hayıflanırken bereket az okunuyor da, milyonlarca insan arasında 250 düşük bir olasılık diyerek rahatladık. Sevgi ve selamlarımla...  26.09.2013 10:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 351
Toplam yorum
: 3309
Toplam mesaj
: 251
Ort. okunma sayısı
: 2368
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster