Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Kasım '10

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
331
 

Satıcının Özrü, Kabahatinden Büyük!

Satıcının Özrü, Kabahatinden Büyük!
 

M.Talip Girgin


06.11.2010 saat 19.20 az önce bir TV ekranında, haber spikeri elinde cetvel, balıkların boylarını ölçüyor: istavrit 10 cm, tekir 10.cm, kalkan 33, 5 cm, kılıç balığı yavru!

Satan balıkçı esnaf: “Yazık ya, günah ya; bunlar daha yavru, hatta yavrunun yavrusu; görevli arkadaşlardan ricamız (!) bunları tutmasınlar bizde satmayalım yaaa!”

Hadi yaaa…

Vah vah vah!

Oha be kardeşim; sana silah mı dayıyorlar bunları sat diye?

Hani şu sokak kapılarımızı, inşaatlarda ki demir iskeleleri, yollardaki mazgalları, saksı altlarındaki kapları, hatta su bidonlarını çalan Çingeneler var ya!

İşte onların çaldıklarını alanlar olmasa, o kapıları ve müteakiben bilumum nesneleri kimse çalmaz değil mi?

Şimdi siz, o balıkları almasanız, adamlarda o balıkları “nasılsa almıyorlar, bunlar para yapmaz.” deyip tutmazlar veya tutulanı tekrar denize salmazlar mı?

Sen esnaf kardeşim, ne güzel de süslemişsin yavru balıklarla tezgâhını öyle!

Hiç vicdanın sızlamadı mı?

Hiç bunun yasak olduğu, aklına gelmedi mi?

Birde, küçük sosyal amatör gruplarda en yakın arkadaşını gammazlayan, yandaşlarıyla dirsek temasta olan, Kraldan fazla kralcılar var! Münferit olaylardan sansasyon yaratma peşindeki bukalemunlar… (Sizin, üç beş kişinin içinde veya özel (!) sosyal aktivitelerde, bu konulara ne kadar duyarlı olduğunuzu, gösterme şovunuz takdire şayan!)

“Kraldan fazla Kralcılık” oyunlarını bırakın Beyler…

Öbür tarafta "Deveyi amuduyla götürüyorlar" ama aynı duyarlılıktan bihabersiniz? Hatta gözünüze sokuyorlar ama siz başka kanaldasınız!

Yasak balıkları yemezsek ölmeyiz, bedava da verseler kimse 13 cm küçük istavriti, 9 cm küçük hamsiyi, 40 cm den küçük kalkanı vs almasın. İstisnaları kenara koyuyorum. Bilerek tezgâhtan yavru balık alanların, aldıkları balıkların kılçıkları gırtlağına takılsın. (!) Tok karnına iki tane bayat ekmek yesinler! :)

Tutanı, satanı attım kenara; bunların bu aç gözlülüğünün önüne geçilemeyeceğini çok iyi anladım ve bunun farkındayım. Benim sözüm tüketicilere; yasal olmayan balıkları tutanlara ve satanlara bir kuruşunuz nasip olmasın! Gerekirse gidip kendi balığınızı kendiniz tutun arkadaşlar…Amatör balıkçılığın keyfini çıkarın, mantığınız ve vicdanınız size doğru yolu gösterecektir. Bunun için hiç kimseye ihtiyacınız yok.

Gerçek balıkçılara ve balıkçı dostlarıma selam olsun…

M.Talip Girgin

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yani çok doğru bir tespit. Aynı Domates gibi. Pahalanın ca satın almak daha zevkli herhalde. Balık satıcısını bende izledim. Satıcının öyle ortaya çıkan durumdan kendisinin hiç sorumluluğu yokmuş gibi davranması aslında toplumsal bir rahatsızlığımızında ne büyük bir göstergesidir. SAygılarımla.

DurmuşGüler 
 07.11.2010 22:44
Cevap :
Teşekkür ederim sevgili DG. Evet, tıpkı domateste, kırmızı ette olduğu gibi; sanki yemezsek öleceğiz. Millette acayip bir panik var! Pazarcıların da maşallahı var, havalarından geçilmiyor. Sanki onlar bu durumdan memnun! Etiketin üzerine minnacık "yarım" yazıp kocaman 2 veya 3 TL yazarak insanları kandırdıkları yetmiyor, birde alay eder gibi "kaç kilo ağabey, hanım abla" diyorlar. İlk tepkim "On kilo" oluyor :) Gelelim balıkçıya adam o kadar alaycı ki, resmen dalga geçti. Diğeri de sarıkanadı ağzına almış şov yapıyor :( Dün pazardaydım ve iri tekir aldım. Çinakop ve Defneyaprağı’nı karışık satıyorlardı. Zaten neyi karıştırmıyorlar ki? İthal uskumruların palamut diye üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde her sokak başında satılması, başlı başına kocaman bir ayıp. Bu ayıbın sorumluları “kedi” gibiler (!) hem karınlarını doyuruyorlar, hem nankörlük yapıyorlar… Toplum olarak on gün dişimizi sıksak, akılları başına gelecek ama nerde bizde o birlik? Selam ve saygılar…  08.11.2010 0:32
 

İhtiyar Pofur pofur sigara içiyordu ve kendisine balıkçılık ile ilgili sorduğumuz hiçbir şeye olumlu ya da olumsuz cevap vermedi! Üstelik belge Beylerbeyi’nde 5 liraya çıkarılırken bizden, 2006 senesinde üç belgeye Beylikdüzü’nde 75 lira aldılar! İşin bu yönüyle beraber sarı belge konusu var; amatör balıkçıya bir sürü sınırlama getirilirken, daha düne (halen de olabilir) kadar 50 liraya alınan sarı belgeyle, bin iğneli paraketeyi denize germek serbest oluyor! Bence tüm belgelerin iptali gerekiyor. Her şey yeniden kayıt altına alınmalı. Detayları daha sonra ilgili yerlerde tartışmaya açacağım :) Tekrar güzel yorumunuz için teşekkür ederim Hızır Bey. Selam ve saygılar… :))

M.Talip Girgin 
 07.11.2010 20:32
 

Sayın Girgin, avlanma sorunuyla ilgili bir çözüm üretilecekse eğer, mutlaka balıkçılığın idari yapısı ve satış zinciri içinde aranmalıdır kanısındayım. Sözkonusu televizyon programını ben de izledim. Balıkçı halinin onayından geçmeyen hiçbir deniz ürünü parakende satıcıya ulaşmamalıdır. Burada kurulacak bir denetim sistemi ile avların kalıte kontrolu ve sağlığa uygun olup olmadığı belirlendikten sonra satışa sunulmalıdır diye düşünüyorum. Aynen et ürünlerinde olduğu gibi.. Zannediyorum Avrupa standartları da böyle bir uygulamayı zorunlu kılmaktadır. Kurumlar ve kuruluşlar kendi bünyelerinde oto kontrol sistemini iyi kurarlarsa, bu işin üstesinden gelinir diye düşünüyor, üreteceğiniz çözüm önerilerinizi içerecek cevabınızı bekliyor ve sevgi dolu selamlarımı yolluyorum.

Hızır Kabil 
 07.11.2010 14:27
Cevap :
Hızır Bey sizde güzel ifade etmişsiniz. Aslında eski köye yeni adet getirmeye gerek yok. Her şeyden önce yasaların kullanabilirliliğini sağlamak gerekir. Ayrıca yasaların, yavru balıkların korunmasında yeterli kalıp kalmadığı tartışılabilinir ama müthiş bir vicdan ve ahlak sorunu var! Balıkçıların Avrupa standartlarına getirilmesi konusuna ağırlık verilsin, siz esas o zaman cümbüşe bakın! Bu konuyla alakalı çalışmalarım sürüyor, bakalım ne sonuç elde edebileceğim! Zamanı geldiğinde çıkardığım sonucu hep birlikte göreceğiz. Örneğin şu an zorunlu olmayan “amatör olta balıkçı belgesi” için; 2006 da AB uyum yasası çerçevesinde, bulunulması zorunlu olduğu söylentisi üzerine üç arkadaş bu belgeyi almak için müracaat ettiğimizde; ; karşımıza 70 lik bir memur çıktı! Yeleklerinin her iki cebi sigara paketleri ile doluydu. Üç tane belgeyi çıkarmak için en az on sayfa yazıcı çıktısını çöpe attı! Devam edecek...  07.11.2010 20:10
 

Sen farklı birisin. Duyguların daha yetenekli avcılığında. SDeni kutlarım. Hoşçakal.

Necdet  
 07.11.2010 13:33
Cevap :
Teşekkür ederim Necdet Bey, farkedilmek çok güzel, sağ olasın :) Selam ve saygılar...  07.11.2010 18:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 438
Toplam yorum
: 1049
Toplam mesaj
: 121
Ort. okunma sayısı
: 817
Kayıt tarihi
: 07.01.07
 
 

Milliyet Blog'a hangi vesile ile kayıt olduğumu doğrusu hatırlamıyorum!  Bende birçoğunuz gibi ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster