Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mayıs '09

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
372
 

Satılan yollar demir parmaklık olur.

Satılan yollar demir parmaklık olur.
 

Satılan yollar demir parmaklık olur.


2009 Yılı kamu finansmanını öngörelim. Şimdiye kadar yapılmış olanlar sonucu içine düştüğümüz durum bundan sonraki seçenekleri azaltmıştır. Bu durumda, önceden olanlara dayalı olarak, 2009 yılında yapılacakları ve olacakları öngörebiliriz.

Öngörü yaparken ilk ayırım kararların temelinde ülkenin orta ve uzun vadeli çıkarlarının mı esas alındığı, yoksa çoğunlukla karar vericilerin kendi çıkarları, ideolojilerini hayata geçirme çabaları, bir sonraki seçimlerde başarılı olma ihtiraslarının mı belirleyici olduğu hususudur. Kararlarda ve yaklaşımlarda en önemli ve etkili belirleyicinin ülkenin kalıcı çıkarları olduğundan emin olunabilseydi “Herkesi; bu ülkeyi ihtiraslarından daha fazla sevmeye, ........ davet ediyorum*.” şeklinde bir davete ihtiyaç duyulmazdı*.

Genel olarak ideoljik amaçlar ve çıkarlar için bir sonraki seçimleri daha da farkla kazanma ihtirasları esas belirleyiciler olduğu için, bundan sonra da varlık satışı, borçlanma, faizler ve döviz kuru konularında olacakları bu çercevede öngörebiliriz.

2009 yılında, yerel seçimler öncesi popülist seçim ekonomisi sonucu kamu harcamaları artarken kamu gelirleri azalmıştır. Böylece gerçekleşen bütce açığı yılın ilk 4 ayında bir yıllık hedefin iki katına ulaşarak astronomik rakamlara yükselmiştir. Yerel yönetimlerin finansman açığı ve borçlanmaları da buna ilave olarak düşünülmelidir. Seçimler sonrasıda kriz paketleri adı altında, örneğin otomobil alımını dolayısıyla ithalatını canlandıran bir biçimde vergi gelirlerinden vazgeçildiği, üstelik iktisadi daralmada vergi gelirlerinin kaynağı iktisadi olaylar ve vergilerin tabanları (matrahları) azaldığı için 2009 yılı kamu finansman açığı 60 milyar lira civarında olacaktır. Bu açığa ilave olarak önceden birikmiş ve devretmiş mevcut kamu borçlarınında döndürülmesi, yenilenmesi gerekmektedir.

Bu toplam kamu finansman açığı ve borçlanma ihtiyacı nasıl karşılanabilir? Cumhuriyetimizin ilk yıllarında, Osmanlının yanmış küllerinden dirilen önceki neslimiz, yürekleri yırtan fakirliğe rağmen Osmanlıdan üzerine kalan borçları çocuklarına bırakmayıp ödeyip temizlemişti. Borçları temizlemeklede yetinmeyip gelecek nesilleri için gelir getirecek servetler biriktirmişti. Biz onların tamamına yakınını, 65 milyar dolar civarında milli serveti son altı yılda özelleştirme adı altında satıp karagünlerden (krizden) önce akgünlerde yedik. Karagünlere, krizli günlere bırakmadık. Şimdiki kurla 100 milyar liradan fazla bir serveti, yerine hiçbir ciddi üretken yatırım koymadan yedik.

Bu yılın astronomik kamu finansman açığını kapatabilecek ölçüde özelleştirilebilecek kolay satılır varlık kalmadı. Piyango idaresini ve şans oyunları imtiyazları satabilmek için, şans oyunları şirketlerine kurumlar vergisi muafiyeti getirdik. Bir yandan siyaseten islam görünümünü artırırken diğer yandan bir çeşit kumarları teşvikli (vergisiz) hale getirdikki mevcut piyango idaresi ve yeni şans oyunları imtiyazları özelleştirmeleri yapalım diye. Devletin, kamunun binalarının kullanım hakkını yabancılara, Araplara satmaya çalıştık başarılı olmadı.

Kısacası 2009 kamu finansman açığı karşısında geriye kalan özelleştirme ihtimalleri yok denecek kadar azalmıştır. Şimdi gözümüzü ve umudumuzu Türkiye’nin yollarını satmaya diktik. Yolları satmakta yasal engeller çıkmıştı. Şimdi o engelleri kaldırmak için yasaları değiştirme faaliyetleri hızla sürüyor, ancak satış 2009 içinde yetiştirilemiyecek, 2010 a sarkacak gözüküyor. Yollarımızın, köprülerimizin satılacağı bütün dünyaya duyurulmuş durumda. Çocuklarımız, nesillerimiz kendi ülkesinin yollarında gidebilmek için yabancılara para ve bedel ödeyecekler. Biz onların geleceğini, ödeyecekleri bedelleri şimdiden kırdırıp, paraya çevirip şimdiden yemiş olacağız. Aynı önceki 65 milyar dolarlık özelleştirmeler de çocuklarımızın geleceğini kırdırıp yemek idi.

2009 yılı kamu finansmanı açığını kapatmak için iç piyasadan borçlanarak mevcut iç borçları dahada artırmaya devam etmek istesek, iç piyasa fonları yetersiz kalacağından lira faiz oranları yükselişe gececek ve çökertilmiş olan reel sektörü daha da çökertecek, durgunluğu dahada ağırlaştıracaktır. İç piyasadan borçlanarak, faizleri yükseltmeden eski borçları çevirebilsek bile, bu boyutta yeni ilave kamu açığını kapatmamız mümkün değil.

Geriye para basmak ya da dışarıdan borçlanmak secenekleri kalmaktadır. Kamu finasman açığını doğrudan yada dolaylı olarak para basarak finanse etmek ise hukuksuz, adaletsiz ve rastgele kamu geliri yaratmaktır. Para basarak zorla ve normsuzca dar ve sabit gelirlileri, ücretlileri ve işsiz tüketicileri dahada fakirleştirerek kamu kesimine bu büyüklükte kaynak aktarılması, enflasyonu hortlatacağı, kısa dönemde hemen seçmenleri kızdıracağı, istikrarsızlığı erteleyemeyeceği için gelecek seçimleri kaybettirme riski yaratır. O halde kamu finansman açığının büyük ülçüde bu yolla kapatılması tercih edilmeyecektir.

Kısa dönemde rahatsızlık yaratmadan günü kurtarmanın, popülistliğe devam etmenin en iyi ve kolay yolu yine önceden olduğu gibi gelecek nesillere ait gelecekteki gelirleri şimdiden kırdırıp satmak (özelleştirmeler), bu da yetmediği için gelecek nesileri şimdiden borçlandırarak sağlanan fonlarla buğünlerin ve yılların tüketimini, refahını yüksek göstermek. Nasıl olsa gelecek nesillerin bir sonraki seçimde oy kullanıp secim kaybettirme şansları yok. Bu yılların seçimlerini riske sokmadan, bu yılları kurtarmanın en iyi yolu, bu yılların insanlarını üzmek değil gelecek nesilleri borçlandırıp, onların servetlerini simdiden satıp yemektir.

O halde geriye dışarıdan borçlanmak seçeneği kalıyor . Dış dünyanın özel finans sisteminden mevcut borçlarımıza ilave yeni borç almak neredeyse mümkün değil. Önceki yıllarda sürdürülen popülist, yanlış para, yüksek faiz ve düşük kur politkalarının yarattığı ucuz ithalat cennetinde yiyip tüketmemiz sonucu biriken özel sektörün mevcut dış borçlarını çevirebilmek bile çok zor. Kamu finansman açığını da dış dünya özel kesim finans sisteminden karşılamak mümkün degil. Önceden yapılmış olanlar diğer seçenekleri tüketmiş.

Bize acısı hemen duyulmayacak, popülizme imkan tanıyan tek bir yol kalıyor. Uluslararası kurumlardan, IMF’den borçlanarak bedeli ve yükü gelecek nesillere yüklemek. Yetim hakkı bir tarafa, henüz doğmamışların hakkını yemek. Böylece IMF’den ve benzeri kuruluşlardan borçlanarak sağlanacak fonlarla faizler bir süre daha düşük tutulur, döviz kurları düşük tutulur, ithalat ucuz tutulur. Durmak yok, neslimizi sömürmeye devam.

Yukarıda tırnak içindeki davet TOBB Başkanı Sn. Rifat Hisarcıklıoğlu’na aittir.

Dr. Hamit Bozkurt

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 59
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1178
Kayıt tarihi
: 08.08.08
 
 

1950 yılında doğdum, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi 1974 mezunuyum. 1986 yılında Gazi Ün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster