Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

fisun gökduman kökcü

http://blog.milliyet.com.tr/kokcuffgk

18 Kasım '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
100
 

Satılık Ana...

.    İç Ege’de bir ilçe... 25 yıl önce...
.
.    Yaşlı kadın, hıçkırarak ağlıyor, Döne’nin ayaklarına kapanıyordu, secde eder gibi... Döne O’nu yerden kaldırmaya çalıştıkça, daha çok ayaklarına sarılıyor, öpüp okşuyordu ayaklarını, ağlayarak... Bir yandan da yalvarıyordu yaşlı kadın, “Döne’m, verme beni onlara, gurbanın olam” diye diye...
 
.    Döne ne yapacağını şaşırmıştı. O’da ağlamaya başladı hıçkıra hıçkıra... Anasının yerine gelen bu kadıncağızı öyle sevmişti ki, asla vermezdi O’nu kimselere. Analığıydı O’nun artık, ana demişti O’na, nasıl ayrılabilirdi ki bu kadıncağızdan...
 
.    Döne ebeydi, ana olmanın ne demek olduğunu çok iyi bilirdi. Onlarca bebe doğurtmuştu bu güne kadar. Hepsini de yavrusu bellemişti. Hâl böyleyken, kendisine “kızım” diyen bu kadıncağızı nasıl verebilirdi ki onlara?
 
.    Gözleri daldı Döne’nin... Beş yıl öncesine gitti aklı fikri. Anacığını kaybetmişti o yıl. Birden hastalanmış, üç gün içinde kuş gibi uçup gidivermişti elinden anacığı... Ardında bekar bir oğul, yaşlı bir koca bırakarak. Bir evden ana giderse, orası ev olmaktan çıkar. Döne ne kadar ilgilenmeye çalışsa da baba eviyle, anasının olduğu zamanki gibi olmuyordu hiçbir şey. Döne sağlık ocağında çalışıyordu ebe olarak. Hem kendi evi, hem baba evi, hem çalışmak, bir süre sonra çok yordu Döne’yi. Erkek kardeşi de başka bir ile çalışmaya gitmiş, babacığı yalnız kalmıştı. Kendileriyle yaşaması için ne kadar ısrar ettiyse de kabul etmedi babası. Kendi evinde yaşamak istiyordu adamcağız, kimsenin üstüne yük olmak istemiyordu. Evi vardı, emekli maaşı da vardı, küçük bir yerde, yetip artıyordu bile o para O’na...
 
.    Babası çok yalnızlık çekince, Döne çok zorlansa da, babasına evlenmesini teklif etti. Babası önceleri kesinlikle istemedi ama sonra Döne’nin de ısrarlarıyla, bir can yoldaşı olmasına razı oldu evinde. Ununu elemiş, eleğini asalı çok olmuştu adamcağızın. Ölmüş karısının üstüne gül koklamazdı asla, can dostu olacaktı evleneceği kadın. Bu şartla kabul etti evlenmeyi adamcağız.
 
.    Döne babasına bir eş bulma arayışına girdi hemen. Eşe dosta haber saldı ama yaşadıkları yerde, babasıyla evlenecek kimseyi bulamadı.
 
.    Uzaklardan gelip, ilçeye yerleşen bir aile vardı. Onların vasıtasıyla, uzaklardan, babasıyla evlenecek bir kadın buldular. Babası genç bir kadın istememişti, kendi yaşlarında olsun istemişti. Babası yaşlarındaydı bu kadıncağız. Oğulları getireceklerdi kadını ilçeye. Analarını teslim edecekler, istedikleri başlık parasını da alıp geri döneceklerdi.
 
.    Kadıncağızı getirdikleri günü hatırladı, hüzünle... Bu yaşta, oğulları tarafından zorla evlendirilmenin ve üstüne de başlık parası istemelerinin utancıyla, başı yerdeydi kadıncağızın. Kaderine razı olmuş bir şekilde boynu bükük, gözleri yaşlarla doluydu. Yaşadığı yerden, evlat ve torunlarından zorla çekilip kopartılmış, bilmediği bu yaban ellere bırakılacak olmanın derin acısı sarmıştı yüreğini... Hiç konuşmuyordu ama bedeni haykırıyordu acısını...
 
.    Bu kadıncağızı gördüğü anda sevdi Döne... Oğullarına başlık parasını ödedi, gittiler... Hemen babasıyla resmi nikahlarını kıydırdı Döne... Ana dedi, anası belledi, sevdi kadıncağızı. Kadıncağız da Döne’yi çok sevdi, bir dediğini iki etmedi. Kendi evlatlarından görmediği sevgiyi görmüştü Döne’den, yaşlı kadın... Kocası da iyi huylu bir adamcağızdı, can yoldaşı oldular birbirlerine... Ta ki geçen haftaya kadar...
 
.    Geçen hafta, babasını kaybetti Döne, kadıncağız da can yoldaşını... Analarını bıraktıklarından beri hiç arayıp sormayan oğullar, telefon ettiler analarını gelip alacaklarını söyleyerek... Babasının evlenmesine vasıta olan aile aramış, analarının dul kaldığını söylemiş. Bunlar da gelip alacaklarmış analarını. Analarına kalan emekli maaşını yiyecekler, kadıncağızı da bir daha satacaklar başkasına, resmi olmayan nikahla... Bir taşla iki kuş vuracaklar akıllarınca...
 
.    İşte bu yüzden yalvarıyordu kadıncağız, ağlıyordu. Bir daha kadınlık onuru yerle bir olacak, bir daha satılacaktı başkasına... Buna yüreği dayanmazdı artık, ölürdü gariban...
.    Döne analığının ellerinden tutup ayağa kaldırdı, sarıldı, öptü O’nu... “Sen artık benim anamsın, kimselere vermem seni, ölürüm de vermem, merak etme” dedi. Biraz rahatladı kadın ama korkuyordu yine de. Oğullardı zorbaydı, kadın başına nasıl baş edecekti Döne’si onlarla?
 
.    Döne, duvarda asılı duran babasının av tüfeğine baktı sıkıntıyla. Duvardan aldı, tüfeği kırdı, içini doldurdu, yine astı duvara. Beklemeye başladılar zorba oğulları...
 
.    Kapı çalındı... Döne, kocası ve analığı birbirlerine baktılar sıkıntıyla... Dananın kuyruğu kopacaktı birazdan...
 
.    Oğullar geldiler, analarına hazırlanmasını, gideceklerini söylediler. Kadıncağız ağlamaya başladı. Döne dikildi karşılarına. Analığını vermeyeceğini söyledi. Oğullar, “sattığımız adam ölmüştür, anamız bizimdir” dediler. Döne de onların anlayacağı dilden konuştu, analarının başlık parasını kendisinin verdiğini, babasına hediye olarak analarını aldığını söyledi. Daha önceden hazırlayıp masanın üstüne koyduğu, babası ve analığının evlilik cüzdanlarını gösterdi onlara. “O bizim anamız artık, bizim namusumuz, tapusu da bizdedir” dedi. Adamların ikna olmaya niyeti yoktu. Kadıncağızı götürmeyi kafaya koymuşlardı. Oğulun biri, anasının bileğini kırarcasına tutup, sürüklemeye başladı. Kadıncağız acı içinde bağırınca, Döne’de film koptu. Duvarda asılı av tüfeğini kaparcasına alıp, adamlara doğrulttu. Bir an geri adım atan adamlar, sonra tüfeğin dolu olacağına ihtimal vermeyip, kadıncağızı sürüklemeye devam ettiler. Sürükleye sürükleye dışarı çıkardılar... Döne artık ne yapacağını şaşırmıştı. Havaya bir el ateş edip, tekrara adamlara doğrulttu tüfeği... Tüfeğin patlamasıyla oldukları yere çakıldı adamlar. Döne’nin şakasının olmadığını anladılar. Karşılarındakiler, kolay lokma değillerdi. Analarını bıraktılar. Kadıncağız, titreye titreye Döne’nin yanına gelip, ayaklarına sarıldı. Döne’nin kocası, hemen polisi aradı. Polis gelene kadar, tüfeği üzerlerinde tuttu Döne... Polis bu zorba oğulları alıp götürdükten sonra, sinirleri boşaldı Döne’nin. Hıçkıra hıçkıra ağlıyor, analığına sarılıyordu durmadan. Hayatında hiç silah tutmamış, hiç ateş etmemişti Döne. Babasından gördüğü kadarıyla bilirdi biraz bir şeyler. Hayat vermek için yaratılmıştı O, almak için değil...
 
.    Ah kadınlar, kadınlarımız... Çocukluğunda ve genç kızlığında babanın, evlenince kocanın, kocası ölünce de oğullarının kölesi olur onlar... Lâldir dilleri, büküktür boyunları hep... Hakkında tüm kararları hep başkaları verir. Yaşayıp yaşayamayacakları kararını bile... Satılık bir mal gözüyle bakılan kadınlarımız. Değerlerini kim biçer bilinmez... Kadın olmak, hiçlikle birdir çoğu kez. Hiçlik, derin sessizliklere gebedir hep... Sessizlikler, yürek sağırlığını doğurur... Sağır yürekler ise zorbadır...
 
.    Kadın olarak değerimizin bilineceği güzel günler dileğimle...
.
.
.
Dr.F.Fisun Gökduman Kökcü---Muğla-Menteşe---18.11.2019
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öyküde geçen "can yoldaşı" sözünü bir eski dosttan duymuştum, şimdi kim bilir nerelerdedir?

Kerim Korkut 
 25.11.2019 18:32
Cevap :
Bizim buralarda çok kullanılır.Eşler yaşlanınca,can yoldaşına dönüşürler artık.Eski dostunuz umarım iyidir.Saygı ve selamlar....  28.11.2019 5:58
 

İyi ki öykü mutlu sonla bitiyor. Kaleminize ve yüreğinize sağlık.

Dr Atanur Yıldız 
 18.11.2019 16:19
Cevap :
Çok şükür ki öyle bitti değerli meslektaşım.Teşekkürler,iyi akşamlar efendim...  21.11.2019 17:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 256
Toplam yorum
: 811
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 276
Kayıt tarihi
: 24.08.11
 
 

Evli ve bir oğul annesi, emekli tıp doktoruyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster