Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Eylül '09

 
Kategori
Satranç
Okunma Sayısı
581
 

Satranç ve çocuklarımız

Satranç ve çocuklarımız
 

8'inci İzmir Uluslararası Açık Satranç Turnuvasından görüntü.


Satranç nasıl bir oyundur.

Bir kenarı 8 kareden oluşan toplam 64 karesi olan bir alan üzerinde cansız taşların iki beyin gücü ile hareket ettirilerek karşı tarafın en değerli taşın olan Şah’ı elde etmek için yapılan bir spor karşılaşmasıdır.

Tıpkı futbolda olduğu gibi oyuncuları olan ve teknik direktör vasıtasıyla bu oyuncuları çalıştıran bir sisteme dayalıdır.

“Bu oyunu biliyorum ve herkesi yeniyorum.”

Bu cümle bana öyle yetersiz gelmektedir. Pekiyi yeterli ise ne zamana kadar yeterli kalır bu söz. Tabi senden daha iyi bir oyuncuya rastlayıncaya kadar devam eder.

Şimdi sormak gerekir bir yerde satranç öğrenmek gerekir mi?

Hayatta bize ne gibi faydası vardır.

Hayatta bazı anlar vardır ki hayatını son derece etkileyeceğin kararlardır bu kararlar. İşte bu kararlarda kendin için düşünmeden alacağın bir karar senin karşına yaşanmış olumsuz bir anı olarak kalacaktır. O zaman ne yapmam lazım. Olumlu ve olumsuz kendine ne getirişi var ya da yok diye düşünmelisin. Hem de her yönüyle.

İlk önce satranç düşünmeye yönelik olduğu için hayatın bir penceresi olarak görmek gerekir. Çünkü hayat çok acımasızdır. Hayatla mücadele etmek bir yerde senden daha kuvvetli rakiplerle mücadele etmene benzer.

Hayat bir imtihandır. Hem de her yönüyle. Malını satmaya satan bir esnaf müşterisi ile olan ilişkisi bile bir imtihan olarak görmek gerekir. Müşterisine iyi ilişki de olan ve güler yüzle davranan esnaf kazanır. Sattığı mal bile müşteriyi üzmüş ise mesela o sattığı malda bir teknik hata varsa ve müşteri o malı kullanamıyorsa malı satan esnaf o malı en kısa zamanda değiştirmeli müşterisine yenisini ve çalışanını vermelidir. Böyle davranan esnaf müşterisini kazanmış olur. Esnafta için müşteri kazanmak önemlidir bir yerde.

Yani kısaca verdiğim bu örnekte esnafın müşterisine karşı bir sınavıdır. Müşteri memnun kaldığı müddetçe o esnafın kazanması için elinden gelen gayreti gösterir.

Bir yerde esnaf öyle bir hamle yapıyor ki o bozuk malı değiştirmekte hem müşterisini de kazanmış oluyor hem de müşterisinin de güvenini kazanıyor.

Şimdi irdeleyelim. Firma sahibi o malı milyonda bir de olsa malın bozuk çıkartabilir. Garanti kapsamı içersinde olsa bile malını değiştirmemekte ısrarlı ise vermiş olduğu bir karar neticesinde o an kazanç olduğunu zannedecektir. Ama müşterinin olumsuzluk tavrı diğer müşterilere yansıyabilir. Böylece o firmanın satışı bir anda düşebilir.

İşte kazanıyorum derken bir bakmışsınız kaybetmişsiniz. Müşterisini kaybetmiş olan firma sahibi almış olduğu bu radikal kararla zarar emiş olur. Düşünür "ben nerede hata yaptım" diye. Kısaca hata olmuştur da ondan kaybetmiştir.

Satranç ve satranç oyunu aynen böyledir.

Turnuvalarda oynanmakta olan her bir karşılaşma hayatın bir penceresi olarak görmek mümkün. Orada ki her bir karşılaşma bir imtihandır. Her bir hamle imtihanda soruyu cevaplandırmaya çalışan öğrencilerin ter döktükleri gibi ter dökülmektedir. Rakibiniz karşınıza ummadığınız bir hamle yapabilir. Eğer bu hamleye karşı verebileceğiniz bir hamleniz yoksa o an yenilgiyi kabul etmişsiniz demektir. Ama öğrendiklerinizle bir değerlendirme yapabiliyor ve sizler için en iyi hamleyi bulmak için geçeceğiniz sürede analizleri ile kafanızda toparlıyor rakibinizin niyetini anlayıp önlem almak için çaba sarf edebiliyorsanız normal hayatınızda da kolay kolay peş olmazsınız.

Satranç oyununu tavla oyununa benzetenler var. Tavla oyunu zar oyunudur. Bilen de oynuyor bilmeyende. Ve bilmeyen de bilmeyeni de yenebiliyor. Hem de birkaç kere. Üstelikte kitabı yok ve tabi ki hocası da yok.

<ımg id="zImage" alt="" src="http://izmiropen2009.tsf.org.tr/images/zoom/HGYQUU/dsc06680.jpg" name="zImage">

Resim:1 Satranç derneklerine giderek kendini yetiştiren ve sonunda İzmir Uluslararası Açık Satranç turnuvasına katılan kızlarımızdan biri.

Çocuklarımızı satranç derneklerine gönderelim ve onlara hayata hazırlayalım. Onların okul hayatı boyunca birçok kere boş vakitleri olacak. Bu boş vakitlerinde canları sıkılacak. Bundan da boş işlerle uğraşacaklar. Ben istiyorum ki kendilerine faydalı işlerle meşgul olsunlar. Bunların en başında satranç oynamak vardır.

Satranç oynayan bir çocuk kendine güveni artar. Düşünmenin gerektiğini öğrenir. Düşünmeden karar veremeyeceğinin yanlış olduğunu görür. Tek başına karar vermeyi öğrenir. Öğrendiklerinin unutmaması için devamlı tekrar gerektiğini algılar. Bu da bilgileri kafaya yerleştirmek ve o bilgileri kafadan çıkartmamak için yapacağı ufak tefek tekrar çalışmalardır. Bu da ilerde derslerini olumlu yönde etki yapar.

Esasında satranç öğrencinin hayatın lay lay lom olmadığının öğreticisidir. Satranç disiplinli çalışmanın gerektiğini ve bu çalışma sonucunda bir yerlere basamaklara birer birer çıkararak gelinebileceğinin göstergesidir.

Çocuklarınızın boş vakitlerinde satranç oynamasını istiyorsanız yalnızca öğrenmek değil başarılı olmayı, bir yerlere gelmeyi ve çocuğunuzla gurur duymayı istiyorsak eğer satranç bilen kişilere emanet etmeli ve çocuğunuzun en iyi bir şekilde yetişmesini sağlamalıyız.

Çocuklarımız bizim her şeyimiz. Onların başarısı demek bizimde başarımız demektir. Onun için onların arkasında olmalıyız, ilgilenmeliyiz ve onlara güvenmeliyiz.

Son söz. Bizler ebeveynler olarak hırsızlık yapmıyoruz. Adam öldürmüyoruz. Sigara gibi kötü alışkanlıklarımız yok. Yaptığımız tek şey çocuklarımızın mutlu olacağını bildiğimiz ve sonunda satranç ile ilgili her tür faaliyete sokmak ve onlara kötü alışkanlıklardan uzak tutarak ilerde düşünür, kafası çalışır, olumlu kararlar verebilen birer fertiler yetiştirmek olmalı.


<ımg id="zImage" alt="" src="http://izmiropen2009.tsf.org.tr/images/zoom/HGYQUU/dsc06641.jpg" name="zImage">

Resim:2 Türkiye Bayanlar Şampiyonu Betül Cemre Yıldız

<ımg id="zImage" alt="" src="http://izmiropen2009.tsf.org.tr/images/zoom/HGYQUU/dsc06652.jpg" name="zImage">

Resim:3 En genç yaşta usta oyuncu unvanını alan Türk oyuncusu Kıvanç Hazmedaroğlu

2009 Türkiye Bayanlarda şampiyonu Betül Cemre Yıldız ve 8’inci İzmir Uluslar arası Açık Satranç Turnuvasında usta oyuncu unvanını elde eden Kıvanç Haznedaroğlu gibi değerli insanlar önümüzde bir örnek teşkil etmektedir. Neden bizim çocuklarımız da bu isimlerden biri olmasın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 540
Toplam yorum
: 1222
Toplam mesaj
: 180
Ort. okunma sayısı
: 3165
Kayıt tarihi
: 02.01.07
 
 

Hiç bir motorlu araca binmeyi sevemedim. Daha doğrusu sevdiremediler. Onun yerine iki tekerlekli ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster