Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Nisan '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
498
 

Savaş, barış, kardeşlik ve nüfus

Savaş, barış, kardeşlik ve nüfus
 

Artık bıçak kemiğe dayandı’ söylemlerinden ‘barış’ söylemine geldik.

‘Hangi savaşta’ kim nasıl yenildi anlayan var mı?

O savaşta kim kimi nasıl yendi belgesi var mı ortalıkta?

Her şey neden bu kadar karanlıkta?

İktidarların sorunların nedenlerini ortadan kaldırmaya kalkışmadıkları açık.

‘Başını uzatanı vurmak’ çözüm olamadı!

Yöreye egemen ne yoksulluk ne topraksızlık ne gerilik ne de eğitimsizlik yenilebildi.

Batı destekli denilen terör odaklarının istekleri ortalığı sarmaya başladı bir bir.

Yirmi beş yıldan bu yana siyasi uzantıları da yasalara uygun olarak.

İşte yaklaşık otuz yıldan bu yana gündem yoğun!

Çözümler muhtelif!

Terör Sorunundan Kürt Sorununa gelip dayandık!

Bu konuda da çözümler çözümsüzlük girdabına dökülecek gibi.

Son üç gün içerisinde öğrendiğimize göre işimiz giderek zorlaşıyor.

AKP İktidarı ABD ile İsrail kıskacından sonar bir de AKMP kıskacına kapılmadı mı?

Sorunların içinde başından beri AB de BM de varmış da haberimiz yokmuş!

Toplum kaygılı.

Kardeşçe bir arada yaşamak tutkusu çok yüksek.

Ayrılık gayrılık kavgası tutmadı bir türlü.

Herkse ekmek kavgasında.

Siyasetçiler iktidar kavgasından kurtulamıyor.

Herkes sabırsız.

Her başın derdi başka.

Herkes kendi başına bir Cumhuriyet.

Her birimiz bir diğerimiz için birer Cehennem.

Zorunlu olarak kendisi olduğumuz soyumuz sorgulanır oldu.

Oysa maddi ve manevi olarak Türkiye uygarlıklar potasında eriyoruz.

Birileri araya ‘kan davası’ sokuşturmayı başardı gibi!

Sinsi tuzaklı, silahlı, bombalı terör saldırılarının adı önce ‘savaş’ oldu!

Sonra uzun uzun düşünüldükten sonra AKMP’de ‘çatışma’ oldu çıktı!

Ortalık öyle bir toz duman içerisinde ki şaşkınız.

Mutluluk, sevgi saygı Cennet nerede bilemiyoruz.

Kavram kargaşası içerisinde kaldık.

Dünümüze de evrensel değerlere de ters düşmeye başlamadık mı?

Birimize göre doğru olan bir diğerine göre eğri değil mi?

Dün terörist dediğimiz bugün ‘barış sözcüsü’ olmadı mı?

Batı’nın dün ‘terörizm’ dediği silahlı saldırılar artık savaştan başka nedir?

Kişileri vurup kaçanlar artık ‘terörist’ değil!

Yollar pusu kuranlar da uzaktan kumandalı suikastlar düzenleyenler de öyle.

AB’ye göre onlar artık birer eylemci ya da ‘akivist’!

Sanki bazı söylemlerini kimse dinlemeyince yerdeki taşlara sarılan kızgın birer delikanlı onlar!

Sanki çevreyi kirletiveren birer Green Peace üyesi oluverdiler birden bire.

Oysa 'doğanın dengesini bozamazsınız' diye direnen o eylemciler hiç silah kullanmaz ki!

Birilerini sinsice öldürerek toplumun dengesini bozanlara merhamet üstüne merhamet gösterilmiyor mu?

Gelişen olayları düşündükçe bunalmamak elde değil.

Nice çelişkilerden dolayı iyimserlik uçtu gönüllerden.

Kardeşlik türküleri çalmıyor hiç bir yerde.

Ne eşit hukuk ne ortak değerler ne dil bilim egemen konuşmalara.

Varsa yoksa siyasi dayatma!

Giderek çoğalmaya başlamadı mı aba altından sopa gösterme çabaları?

Sanki gökyüzü bir kapanıyor, bir açılıyor.

Yağmur yağdı yağacak.

O yağmurla birlikte seller, taşkınlar başlayacak diye kaygılıyız.

Kamuoyu yoğun bir süreç yaşıyor.

Savaş, barış, silahların gömülmesi, AB - AKMP Kararları, İmralıgate ve Kandilgate boş durmuyor.

Akil İnsanlar Heyeti Osmanlı'nın İşgali günlerindeki Heyet-i Nâsiha oluşumunun o şaşalı karşılanışını bin kez aratır olmaya başladı.

Öyle ki o günlerin mütedeyyin, mutedil, al-i cenap, eli açık, güler yüzlü, kaderci, çok kaygılı olsalar bile umutlu ve sanayileşememiş bir devletin yenik Hey'et azalarına nazaran bugünkü Akiller Hey'eti üyeleri bir başka!

Aba altından sopa göstermek, savaş mı istersiniz yoksa barış mı sorgulaması, sınırların yeniden şekillenmesi, AKP ile Kandil arasında karşılıklı güven var mı yok mu, zafer kimindir karmaşası ve müzakere masasının teşkiline kesin gözü ile bakılması aldı başını gidiyor.

Ayrıca iki gün önce Kandil Terör Komuta Merkezinin terörist, gerilla ya da AKMP Kararınca 'PKK aktivisti' sözcüsüne göre BM'in de içinde bulunduğu gelişmelere göre Terör Saldırıları unutturularak Kürt Sorununun çözümü için BDP çok daha sert bir biçimde yeni yeni dayatmaları ile gündeme düşmeye başladı.

Bu bağlamda Kamuoyu yoklamaları ile Türk nüfusu ile Kürt nüfusu karşılaştırmaları da gündemdeki sıcaklığını koruyor.

Bu konuda TÜİK ile CIA birbiri ile yarışıyor olsa gerek.

Dünya egemenliği için 'nüfus perspektifi' ile 'nüfus pramidi' alanlarında da çalıştığını sandığım CIA önceliği kapmış durumdadır.

Okuyunca aklım başımdan gitti.

Bu yanlış gidişlere kim dur diyecek?

Yaklaşık bin yıllık komşuluk ve kardeşlik ilişkileri Batı çıkarları için silinecek mi?

Savaşlar ve desiseler ile Osmanlı’yı bitiren oyunların odakları neden bu kadar baskın çıkıyor?

İşte bunlardan biri de Batı yayılmacılığının dayattığı ‘hayali haritalar’ ile ‘nüfus sayımları’dır.

Konuya duyarlı eski siyasetçi ve gazeteci saygıdeğer Hasan Celal Güzel geçenler peş peşe iki önemli yorumlamada bulundu.

Kimi devletliler ile gelişmelere uzak kalmak istemeyen okuyucular için aşağıdaki bilgiler yararlı olabilecektir umarım.

Varan Bir:

sabah./Yazarlar/guzel/2013/04/21/turkiyede-kurt-nufusu-nedir-1

Varan İki:

sabah.Yazarlar/guzel/2013/04/21/turkiyede-kurt-nufusu-nedir-2

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Her satırı önemli bu söylediklerinizin bende yansıması,yazımın başlığı"Milli hassasiyetiyle tanınan yerlerde bile sürece tepki yok; demek ki halk PKK'ya karşı değilmiş"

Kerim Korkut 
 29.04.2013 19:03
Cevap :
Kerim Bey bütün cephelerden gelen propagandanın başarısı değil mi bu? Propaganda araçlarını Avrupa'dan, Türkiye'den, K. Irak'tan yönetenler belli değil mi? Sorunun içerisine 1950'lerdeki memur sürgünleri ile 1960'larda başlatılan ayrılıkçılık-devrimcilik ve kurtarılmış bölgeler dayatmalarını da eklediğimizde durumun cüssesi daha bir ortaya çıkmaz mı? Yine de AKP'nin Açılım söyleminden sonra uygulamak istediği Milli Birlik ve Kardeşlik Projesini gerektiği gibi yönetemediğini düşünüyorum. Yoksa bu kadar açık ara farkla PKK-KCK-BDP yoldaşlığı AKP ile B-AKMP üzerinde etkili olmazdı. AKP'nin devlet-bayrak-dil gibi 'kırmızı çizgileri' söylemi doğru bir çıkış olsa bile adalet, gelir dağılımıı, eve dön, toprak reformu ile Erbil'e gözdağı verememek gibi noksanlıklarının da sorgulanması düşüncesindeyim. Açıklamanız tutarlı ancak geniş toplumu kesmez! Karamsarlık yaygınlaşıyor.  29.04.2013 23:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 1018
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster