Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Aralık '16

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
53
 

Savaş, cehennemin diğer adıdır

Savaş, cehennemin diğer adıdır
 

Dinler, ölümden sonra kötü insanların cehennem adlı ceza yerine gideceğini söyler.
Savaş ise, ölmeden önce, yani dünyadayken yaşanılan cehennemin adıdır.
Yalnız, dinlerin cehennemi, savaş denilen cehenneme göre daha insaflıdır; dinlerin cehennemi kötü insanlara kapı açarken, savaş iyi-kötü ayırt etmez, hatta daha çok masuma- temize-iyiye-güzele zarar verir.
O halde, savaş gerçek bir cehennemdir.
 
Savaşın kazananı yoktur, ama kaybedeni çoktur.
 
Savaşta; kimi hayatını kaybeder, kimi sevdiğini, kimi yakınını, kimi hayalini, kimi huzur ve rahatını, kimi malını mülkünü kaybeder; illaki birini kaybeder. Ondan diyorum: 'Savaşın kazananı yoktur, ama kaybedeni çoktur' derken.
 
Savaşın kazananı yalnız emperyalistlerdir. Silah satar, yeni menfaatler kazanır. Kimi toprak kazanır, kimi bağımsızlık, kimi hükümet... Ama olmaz olsun hepsi. Canları cehenneme!
 
Savaş hem bedeni hem de ruhu yaralar.
Bedenin yaraları elbet bir gün kapansa da, ruhun yarası asla kapanmaz, yeni kuşaklara da aktarılır.
 
Savaş bedenlere imza da atar; kimini elsiz, kimini kolsuz, kimini ayaksız, kimini bacaksız, kimini gözsüz, kiminide kulaksız bırakarak...
 
Savaş insanı yerinden yurdundan eder, kuru ekmeğe mahkûm eder, merhamete hasret eder, namerde muhtaç eder...
 
Savaş, ölmeden görülen cehennemin adıdır.
 
*
 
Savaşların en kötüsü iç savaştır. En zararlısı, en berbadı... En çok zararı sivillerin gördüğü savaş çeşididir iç savaş...
 
İç savaşın ne kadar kötü bir şey olduğuna, 25 sene önce Boşnakları uğradığı katliam ve Suriye'nin son beş yıldaki durumu en bir örnektir. (Güzel demeye utandım)
 
Bizim milliyetçi Türkler, yani kendine vatansever diyenlerin çoğu savaştan ya da iç savaştan hiç korkmazlar. Korkmazlar değil de basite alırlar, aldırış etmezler. Bu korkusuzluk cesaretten falan değildir. Daha çok bilinçsizlikten ve câhilliktendir. Bu ise empati yapamamaktan, acıların çemberinden geçmediği için olgunlaşmamaktan ve tarihsel bir bilinci olmamasından kaynaklıdır.
 
Mesela, bizim milliyetçi Türkler'in, ecdat saydıkları Osmanlı'dan iyi bildiği padişah sayısı birkaç taneyle sınırlıdır. Onlar da savaş kazanan padişahlardır. 600 sene zaferle, şanla, kahramanlıkla devlet yönettiğini sanır. Halbuki bildiği padişahların iktidar yıllarını toplasan 100 yılı geçmez.
 
Geçen yıl Rus uçağı düşürüldüğünde çoğu milliyetçi ve muhafazakâr Türk, savaşmak için hazır ve nazırdı. 'Hadin savaşa gidiyoruz' denilse, yarısı yola çıkacaktı. Aklını kullanmaya davet eden, durduk yerde neden ilişkiler bozulduğunu sorgulayan bizler de, korkak ve hain yaftasıyla yaftalandık... Halbuki basite aldıkları Rusya'yı ecdatları Osmanlı -1712 yılındaki Prut Savaşı haricinde- 200 yıl boyu hiç yenememişti. Büyük savaşlarla hep dövülmüş, hep büyük kayıplara uğramıştı...
 
Mesela, Kurtuluş Savaşını atlatalı 84-85 sene olmuştur; ondan beri büyük bir acı yaşamamıştır. Yani, toplumsal ruhu biraz ham kalmıştır. Kurtuluş Savaşı başarısı üzerine yapılan, yıllar be yıllar empoze edilen övgüler kendini bir şey sanmasını sağlamıştır. Kurtuluş Savaşı için yapılan övgüler, yapıldığı dönem için doğru ve gereklidir; ama yıllar be yıllar bu devam etmiştir. Halbuki, Atatürk'ün şöyle bir sözü vardır: “Eğer bir gün benim sözlerim bilime ters düşerse bilimi seçin” diye. Böyle demiş ama, hiçe sayılmış bu sözü. Türklüğe dair övgü dolu sözleri bir 80 yıl baş tacı edilmiş, her yere yazılmış, dayatılmış. Ama Atatürk'ün akılcı ve modern yenilikleri yok sayılmış.
 
Mesela, bizim bu milliyetçi Türkler o kadar sorunludur ki! Osmanlı'nın birkaç yıl içinde yıkılmasına neden olan, milyonlarca Osmanlı askerini cephelere süren, onbinlerce askeri kurşun atmadan donup ölmesine neden olan Enver Paşa'yı çok severler. Ama, izlediği denge politikasıyla, insanlık aleminin gördüğü en büyük savaş olan II. Dünya Savaşı'na Türkiye'yi sokmayan İsmet İnönü'yü sevmezler. Hatta pasifliğinden dolayı eleştirenleri bile çıkar...
 
*
 
Bizim milliyetçi Türkler, Suriye'deki kaçan göçmenleri eleştirirler, çoğu kaçanları vatan haini olarak görür. İşte böyle içler acısıdır durum. 
 
*
 
Svetlana Aleksiyeviç'in 'Kadın Yok Savaşın Yüzünde' adındaki muhteşem kitabını okudum.
 
Svetlana Aleksiyeviç Belaruslu bir yazar(Beyaz Rusya). 2015 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü kazandı. Kitabı okuyunca anladım ki, anasının ak sütü gibi hak etmiş Nobel'i. 
 
Kitabın arka kapak yazısından kısa bir alıntı yapmak isterim:
 
" İsveç Akademisi, Svetlana Aleksiyeviç'e Nobel Ödülü verdiğinde yazarın "yeni bir edebi tür" yarattığını belirtmiş, eserlerini de "duyguların ve ruhun bir tarihi" sözcükleriyle betimlemişti. Aleksiyeviç uzun bireysel monologları farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla, kendilerine nadiren konuşma fırsatı verilen, yaşantıları da çoğu zaman ülkenin resmi tarihine karışarak yitip giden sokaktaki insanların hikâyelerini kayıt altına alıyor. "
 
Kitap, Kafka adlı yayından çıkmış. Rusçadan Türkçeye çeviren: Günay Çeteo Kızılırmak.
Türü: anı, anlatı, tarih, röportaj... Sayfa sayısı 404.
 
*
 
II. Dünya Savaşında Hitler'e karşı direnenmek için 14-15 yaşında savaşa koşan, -yirmi milyon Rus'un hayatına mal olan- büyük cehennemden sağ kurtulan yüzlerce kadının savaş günlerinde yaşadıklarına dair anlattıkları anılardan oluşuyor bu kitap... Savaş hakkında tüm gerçekler...
 
Kadının gerçekten yüzü yok savaşta. Keşke ibret alınsa da tarih tekerür etmese!
 
Size bir şey diyeyim mi? Bu kitabı herkes okumalı. Kadını, erkeği, hepsi... İnsan olmak adına... Tarihten, acılardan ibret alıp, bir daha tekerrür etmemesi adına...
 
*
 
Svetlana Aleksiyeviç gerçekten yepyeni bir tür yaratmış. Tarih bilimine edebiyatın ruhunu vermiş. Anıyla röportajı hısım etmiş, edebiyatın süsüyle süslemiş. Gerçeklere edebiyatın ve vicdanın penceresinden baktırmış.
 
Dil ve üslup mu? Tek kelimeyle, müthiş!
 
-Mustafa Yıldırım - 31.12.2016

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 480
Toplam yorum
: 252
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 603
Kayıt tarihi
: 03.11.12
 
 

Konyalıyım. Edebiyat okudum. Amatör yazar ve şairim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster