Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '19

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
131
 

Savaş ve Aşk: Silahlara Veda

            Bu kitap, Ernest Hemingway’in “Yaşlı Adam ve Deniz” romanından sonra dikkat kesilerek okuduğum ikinci romanıdır. Yaşlı Adam ve Deniz romanını, yazarın dili kullanışı bakımından vakanın sürükleyiciliği ve zihni vakanın içine hapsetmesi hasebiyle beğenerek okumuştum. Buna karşılık “Yaşlı Adam ve Deniz”den aldığım beğeni ve hayranlığı yazarın “Silahlara Veda” romanı zihnimde ve kalbimde pek uyandırmadı. Bunun sebebini de yazarın daha çok vaka örgüsüne sarılışı, pek fazla ayrıntılı karakter ve durum analizi yapmamasına bağlıyorum. Çünkü; bu konuda bizâtihi görüşüm: Yazarın etkileyici ve sanatlı cümlelerle karakterlerin/kahramanların içine sızarak “psikolojik cihetlerini” tasvir etmesi ve yeri geldiğinde “çevrenin/muhitin de iç dünyasını” ortaya koyarak eseri teşekkül ettirmesidir. Fakat tabi, bu belirttiğim izahtan ayrı olarak bu eserin 20.yüzyıl başlarında Avusturya-İtalya ülkeleri cephelerinde gelişen savaş panoramasını bir aşk duygusu etrafında ele alması cihetiyle “kaliteli bir tahayyül ürünü edebî romanı” olduğunu belirtmek gerekir.

            Ernest Hemingway; kısa, duru ve ekseriyetle yalın cümleleriyle savaş etrafında ya da savaş atmosferi çevresinde meftûn olunan bir aşk iştiyâkı ve ihtirasını yapıtında hâsıl kılmıştır.

            Kitap hakkında naçizâne görüşüm; “Silahlara Veda” 20.yüzyılda ferdî duyguların yaşamdaki hakikatler(savaş) etrafında gelişen yazarın bilinçaltının izdüşümü olmasıdır. “Silahlara Veda” romanı dönemin savaş gibi bir realitenin çevresinde gelişen ve teşekkül eden bir aşk romanıdır esasında. “Silahlara Veda” romanı bireysel hassasiyetlerin katı ve acı hakikatlere yazarın gözünden damıtılmış hâlidir, nihayetinde.

            “Silahlara Veda” romanı şüphesiz dünya tarihinde iz bırakmış bir romandır. Çünkü dönemin zihniyetini yazar, özellikle de savaş psikolojisini gözlemlerine başvurup aktararak 20.yüzyıl dünyasının ilk çeyreğini bizler sunmuştur âdeta. Ernest hemingway’in müşâhede gücünün şüphesiz bizâtihi savaş içerisinde bulunması ve gazetecilik mesleğinin bir getirisi olarak da görmek ve bilmek gerekir. Kendisi, I. Cihan Harbi yıllarında gazetecilik hüviyetiyle ve röportajcı hassasiyetiyle olup bitenleri dikkate şayan bir bakış açısıyla kurmaca evreninde harmanlayarak okuruna sunmuştur. Bu bağlamda “Silahlara Veda” eserini açık ve sade bir dille yazılmış, harp içerisinde ve harbin çetin olumsuzlukları etrafında gelişen bir aşk romanı olarak nitelendirmek yanlış olmaz.

            Bu edebî eseri, müşkül bir dönemde savaş gerçeği etrafında hâsıl olmuş dünya klasikleri içerisinde değerlendirilen bir kült roman olarak saymak mümkündür. Bilhassa roman, gerçekçi gözlemleri, açık ve sade dili ayrıca kısa diyalogları ile dikkat çekmektedir ki bu edebî vasıflar, Ernest Hemingway’in yazarlık itiyadından teşekkül etmiştir.

            Kitapta ayrıca yazarın yaşantısından aksülameller bulmak mümkündür. Romanın ana kahramanlarından Frederic Henry’nin ambulans şoförü olarak harpte boy göstermesi, cephede mücadele içerisinde bulunması yazarın yaşamıyla paralellik göstermektedir. Bu bakımdan “otobiyografik nitelikler gösteren edebî bir romandır” demek de mümkündür.

            Romanın arka palanında ve düşünsel izleğinde savaşın kötülük ve cefa getirerek insanları hezeyana sürüklediği işlenmiştir. Hülâsa eser, Amerikan edebî gerçekliği etrafından tanınan Ernest Hemingway’in tanınmış ve sevilerek okunan aşk ve sevgi hissiyatından beslenen bir savaş romanıdır.

           Roman ana hatlarıyla değerlendirildiğinde romanın ana karakteri Henry Frederic ve Catharine Barkley’dir. Henry Frederic İtalyan ordusunda Amerikalı bir subaydır. Avusturya ile bir savaş vuku bulmuş ve bu savaşta görev almıştır. Arkadaşı Teğmen Rinaldi sayesinde hemşire olan ve aralarında büyük bir aşkın yeşerdiği Catharine Barkley ile tanışmıştır. Frederic savaş anında ayağından yaralanmış yanındaki arkadaşı da ölmüştür. Hastaneye tedavi amaçlı gittiğinde Hemşire Barkley ile ile arasındaki duygusal ilişki kuvvetlenmiştir. Henry Frederic’in tutuklanma durumu olduğu için sevgilisiyle birlikte dostlarının yardımıyla bir kayık satın alarak İsviçre’ye kaçmışlardır. Ve Barkley İsviçre’de doğum esnasında hem bebeğini kaybetmiş hem de kendisi ölmüştür. Romanın sonu, kurgusal bir basitlik ve yapısal bir çabuklukla bitse de harp yıllarında savaşın fert üzerinde etkisini vermesi bakımından ayrı bir ehemmiyet taşımaktadır.

            Kısacası; Savaş psikolojisi etrafında kalem alınmış ve savaşın insanların hayatlarını mahveden bir eylem olduğunun anlatıldığı bir şaheserdir Ernest Hemingway’in “Silahlara Veda” adlı romanı….

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 160
Kayıt tarihi
: 28.06.12
 
 

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2014 Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunuyum. Kitaplar ve yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster