Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Şubat '16

 
Kategori
Müzik
Okunma Sayısı
162
 

Savaş ve müzik

Savaş ve müzik
 

Müzik ve savaş ile ilgili birkaç yazı okuduktan sonra, kısa bir özet yapmak istedim.

Savaş insanlığa nasıl hüznü ve acıyı getirmişse çağlar boyunca, müzik de eğlencenin ve neşenin kaynağı olmuştur aynı insanlığa. Ne yazık ki sadece eğlence ve neşe ile sınırlı kalmamış müzik, savaşın yıkımlarının ardından yükselmiştir savaş meydanlarından.

İkinci Dünya Savaşı boyunca Rus radyolarının sürekli olarak senfoni yayını yapması hem askerler hem de savaşın yıkımıyla mücadele etmeye çalışan halk için müthiş bir moral oluyordu. Hatta bu senfoni ile ilgili olarak çok bilinen bir olay vardır. Stalingard Savaşı?nda Almanlar şehri kuşatmışlardır. Şiddetli çatışmalar devam ederken Ruslar askerlere moral vermek için cepheye bir senfoni orkestrası getirirler. Konser başlar, bir süre sonra Almanların ateş etmeyi kestikleri fark edilir. Bir süre sonra orkestra çalmayı bitirdiğinde Almanlara Ruslara seslenirler, ?Biraz daha Bach çalar mısınız? Söz, ateş etmeyeceğiz.?

Mehter müziği, bir yandan kendi askerini yüreklendirirken, bir yandan da düşmanın yüreğine korku salmak için kullanılmıştır. Size ilginç bir örnek: 1683 İkinci Viyana Kuşatması sırasında, Osmanlı Ordusu’nda bir araya getirilmiş yüzlerce mehter takımının binlerce zurnasıyla birlikte binlerce kös ve davulu, aylar boyunca gece ve gündüz, Viyana halkını tir tir titretmemiş miydi? Ve bu olaydan yaklaşık 100 yıl sonra, Viyanalı yoksul bir besteci olan Mozart, bir piyano sonatının “alla turca” başlığı altındaki hızlı bölümünde, insanın yüreğine korku salan mehter müziğini betimlememiş miydi? Demek ki korkuların müzikle dile getirilmesi, 100 yıl geçse de kuşaktan kuşağa geçiyor.

İskandinav milletlerinin ataları olan Vikingler?in savaş boruları meşhurdur. Dünya?ya da savaş borusu kavramını Vikingler getirmişlerdir. Geceleri karanlığın içerisinden gelen boru sesleri kıyı kentlerde yaşayan ve saldırıya uğrayan kentleri halklarının kâbusları olmuştur tarih boyunca.

Birçok Asyalı millet gibi Japonlar, gerek savaşlarda gerekse de her türden Sumo ya da karate müsabakasında müziğe özel bir yer vermişlerdir . Japonların dünyaca bilinen davulları Taiko, Geleneksel Japon savaş enstrümanlarından en önemlisidir. Savaşlarda askerlerin moralini yüksek tutmak ve aynı zamanda ordu safları arasındaki iletişimi sağlamak için kullanılan bu davullar zamanla tıpkı Mehteran gibi sanatsal bir enstrümana dönmüştür.

Bu yazdıklarımla ne demek istiyorum? Çok açık: Bütün sanatların içinde en etkileyici olan, müzik sanatıdır. Ben, müzik dinlerken gözlerinden yaşlar akan insanlar çok gördüm. Ama Louvre Müzesi’nde diyelim ki Rembrandt’ın o görkemli tablosu önünde taş kesilen insanların derin duygularla tabloyu seyrettiğini, oysa hiçbirinin gözlerinden yaşlar falan aktığını görmedim. Peki siz, hangi heykelin, hangi görkemli sanat eserinin  mucizesinin karşısında ağlayan insanlar gördünüz?Başa dönelim: Bütün sanat dallarının içinde müzik sanatı daha etkileyicidir. Müzik, insanın yüreğine doğrudan işler, kaçamazsınız…

Siz de bir düşünün, yanlış şeyler mi yazdım?

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 194
Kayıt tarihi
: 28.10.15
 
 

Elektrik Elektronik Mühendisi olarak çalışmaktayım. Okumayı, yazmayı ve öğrendiklerimi paylaşmayı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster