Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Şubat '17

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
112
 

Savaşların anası

Savaşların anası
 

alıntı


20 Mart 2003: ( O günlerde yazmışım)
 
Amerika sonunda BM’leri hiçe sayarak Irak’ı vurdu. Saddam tehlikeli bir diktatör olabilir, ama bu, Amerika’ya saldırma hakkı vermez. Öncelikle Iraklıların sorunu olmalıydı Saddam. İnşallah güçlünün haklı olduğu bir devir açılmıyordur.
 
Saddam, “Savaşların anası başladı” dedi.
 
Savaşın ikinci günü: Türkiye Amerika ile şimdilik tam bir askeri işbirliği içinde değil; yalnızca iki hava koridoru açtık, onu da Türk Hükümeti’ni bilgilendirerek kullanmasını istedik diye Amerika küstü. Amerikan hazinesi tam bir askeri işbirliği olmadıkça Türkiye’ye yardım etmeyeceğini söyledi. Şimdilik askeri üsler de kullanılmıyor. Türk Ordusu Irak sınırında gerekli tedbirleri almış bulunuyor. Beklenen senaryoların en kötüsü gerçekleştiği için borsa düştü(endeks: 9000). Eğer savaş uzun sürmezse sıyırırız; Iraklılar Amerikalılara direnir ve Filistinliler gibi terör eylemleriyle karşı koymaya başlarlarsa Ortadoğu tam bir cadı kazanına döner.
 
Adana İncirlik’ten Kuzey Irak’a yapılan keşif uçuşlarının süresi uzatılmadı ve durduruldu. Kerkük Yumurtalık petrol boru hattı kapatılmadı. Amerika Kuzey Irak’a Türkiye’den girme planından vazgeçti. Irak şehir ve kasabalarında direniş sürüyor. Özellikle geceleri çok ağır bombardıman sürüyor. Amerikalılar İngiliz uçağını yanlışlıkla vurdu. Basra’ya misket bombası atıldığı söyleniyor. Amerika çelişen açıklamalar yapıyor; bir gün önce sekiz bin esir aldık derken bugün “şimdiye kadar iki bin kadar esir aldık” diye konuşuyorlar. Bir gazeteci, “Diğerlerini eve mi gönderdiniz?” diye sordu. “Nasıriye ve Umm-Kasr’ı ele geçirdik” diyorlar ertesi günü çatışmaların sürdüğünü söylüyorlar. Bir Irak tümeninin komutanlarıyla birlikte eslim olduğu haberi geçmişti; ertesi gün Iraklı komutan basın mensuplarının önüne çıkıp “ben buradayım” dedi.
 
Irak halkını esaretten kurtarmak ve demokratik bir rejim kurmak için bu savaşı kazanmakta kararlı olduklarını söylüyorlar. Ben de diyorum ki, “Öyleyse neden Ürdün’ü, Kuveyt’i ve Suudi Arabistan’ı da demokratikleştirmeyi düşünmüyorsunuz?” Bu ülkeler topraklarını ABD güçlerine açtıkları için ve petro-dolarlarını Amerika’da tuttukları için demokratik mi sayılıyor?
 
Amerikan askerlerinin Türkiye’de konuçlandırılması hakkındaki tezkere TBMM tarafından reddedildiğinde Bush ne demiş biliyor musunuz?  “Biz Türkiye’nin değil Irak’ın demokratikleşmesini istemiştik”.
 
New York ve Londra’da neredeyse yüz binlere varan halk bu kirli savaşı protesto etmek için meydanlara çıktı. BM Güvenlik Konseyi artık işlevsiz mi kalacak? Amerika, Almanya ve Rusya’dan sürekli olarak Türkiye’ye Kuzey Irak’a girmemesi uyarıları gelirken, Türkiye’nin kendi güvenliğini sağlamakta kararlı olduğu anlaşılınca, “bari on beş yirmi km.’den fazla girmeyin” demeye başladılar. Umarım savaş uzun sürmez ve ordumuz Irak’a girmek zorunda kalmaz. Belki de sıkışabilecek olan Amerika işbirliği yapmak zorunda kalıp bunu bizden isteyecek. En hayırlısı Amerika’nın Güvenlik Konseyi kararlarına uyması ve silah denetçilerinin işlerini bitirmesini beklemesiydi. Ya da Saddam’ın iktidardan çekilerek Irak’ta demokratik ve silahsız bir rejim kurmak için BM ile işbirliği yapmak istediğini açıklaması amma şahane olurdu!
 
Olmadı.Hayırlısı!
 
Mart ayının son haftası: kar yağdı; hem de lapa lapa ve tuttu. Kumrular, serçeler, karabaşlar, kınacı ve iki karga hep bir arada erik ağacında oturuyorlar. Onlara ekmek, buğday ve bir parça ceviz verdik. Geçen yıl bize alışmış olan karabaş kuşumuz hiç çekinmeden avucuma konuyor ve en iri parça cevizi seçip bir dala atlıyor, ceviz parçasını ayaklarının arasına sıkıştırıp öyle yiyor.
 
Amerika’nın Irak’a yaptığı saldırıyı protesto yürüyüşleri ve toplantıları tüm dünyaya yayıldı. Uzaktan çekimleri yapılan dehşetli patlamalardan sonra yakın plan insan manzaraları gelmeye başladı. Irak umulmadık bir şiddetle direniyor. Ellerinde beyaz bayraklarla siperlerinden çıkmak isteyen Iraklı askerlerin üstüne bomba atıldı. Bombardımanda yaralanan çocuklar dehşetten açılmış gözlerinden yaşlar akıtarak sürekli ağlıyorlar. Öldürülen askerlerin görüntüleri ve esir düşenlerin korkudan kireç gibi geçmiş benizlerine bakarken ve “gönderdiler geldik” diyen Amerikan askerlerinin gözlerindeki son umut bakışını görünce, insanlık aklının takılı kaldığı bu andan çıkmak için gözlerimi kapadım ama nafile; insan gözlerini kapatıp acıyı örtemiyor.
 
Amerikalı Müslüman bir asker Kuveyt’teki Amerikan komuta çadırlarına el bombası attı. Bir asker öldü, kendisi tutuklandı. Direnişle karşılaşan Amerikan ordusu, bir tankın üstüne monte ettiği kameradan naklen yayını kesti. Amerikan Savunma Bakanı Rumsfeld, Irak’ın esirleri ve ölüleri teşhir etmesinin Cenevre anlaşmasına aykırı olduğunu söyledi. Şaka gibi değil mi? Aynen böyle söyledi. Hiçbir kural dinlemeden saldıran kendileri değilmiş gibi. Aslında esirleri ilk teşhir eden de Amerika idi. Türkiye’nin bunların peşine takılıp savaşa girmediğine şimdi şükrediyorum. Bu kirli savaşta onurumu kaybetmemiş olmam tek tesellim.
 
Türkiye topraklarına Amerikan uçağından bomba düştü. Can kaybı yok. İnsani yardım ve güvenlik nedeniyle Türkiye’nin 20 km Irak topraklarına girmesi konuşuluyor. Amerikalılar Kuzey Irak’a sokmak için getirdikleri tüm malzeme ve personeli geri çekmeye başladı.
 
AB ve ABD Türkiye’yi Kuzey Irak’a girmemesi için yeniden uyardı ve Irak’ın toprak bütünlüğünün korunacağı sözü verdi. Türkiye Mülteci göçü olursa TSK’nin bu göçü Irak topraklarında durduracağını açıkladı ve bir Kürt devleti kurulmasını savaş nedeni sayacağını yeniden hatırlattı.
 
ABD Mersin ve İskenderun limanlarına lojistik teçhizat boşaltmaya yeniden başladı.
 
ABD Afganistan operasyonu için 5 milyar dolar harcamasına rağmen, söz verdiği halde Afganistan’ın yeniden imarı için sadece 200 milyon dolar harcamış. Geçici Afganistan hükümeti, paranın yarısıyla bir ABD firmasının başkent Kabil’de lüks bir otel inşa etmesini kabul etmese ABD’den 50 milyon doları bile alamayacaktı. ABD yılda 350 MİLYAR dolar askeri harcama yapıyor. Irak’a yaptığı saldırının bir aylık bedeli 35-40 MİLYAR dolar; öte yandan yoksul ve aç ülkelere yapılan toplam dünya yardımı 10 YILDA sadece 50 MİLYAR dolar. Galiba yeni bir dünya yeni bir ekonomi anlayışı tasarlamak zorundayız. 
 
Kapitalist âlem, ülkeleri kendi ekonomik uyduları haline getirmek üzere yönetimlerini borçlandırarak değil, tüm dünya insanlarının çağdaş yaşam standartlarına erişmesini amaçlayan eğitim ve üretim yatırımlarını o yoksul ülkelerde yapmakla kendi mutluluklarını da sigorta etmiş olacaktır.
 
Iraklı yöneticiler Arap ülkeleri yöneticilerini Arap halkına ihanet etmekle suçladı. Haksız da değiller hani. Arap Birliği toplanıp “Irak’a saldırıyı kınıyoruz” demekten öteye gitmedi. Oysa sınırlarını kapatabilir, petrol üretimini kısabilir, ABD elçiliklerini kapatabilir ve Irak’a insani yardımda bulunabilirdi. Iraklı yöneticinin dediği gibi Arap Hükümetleri bunların hiçbirini yapamaz çünkü iktidarları yıkıldığında Amerika’ya yerleşeceklerdir. Tersine birçok Arap ülkesi saldırganlara havadan, karadan ve denizden geçiş kolaylığı sağlarken Irak’ın satın aldığı gıda ve ilaçların Irak’a girişini engelliyorlar.
 
Yalan! Irak’ın tehdit olduğu da, Saldırının Irak halkının refah ve özgürlüğü için yapıldığı da yalan. Bu savaş iki ay sürse 100 Milyar dolar harcayacak olan bu saldırganlar Irak halkının mutluluğu için kuruş harcamazlar.
 
Siviller ölünce koalisyon güçleri onları Saddam’ın öldürdüğünü iddia ediyor. Bir hastanede buldukları koruyucu giysi ve gaz maskelerini Irak’ta kimyasal kitle imha silahlarının olduğuna kanıtmış gibi göstermeye çalışıyorlar. Esirleri televizyonda teşhir eden Irak Cenevre Savaş Hukuku Sözleşmesini ihlal etmekle suçlanırken, ABD ve İngiltere’nin hiçbir hukuka dayanmadan başlattığı saldırı sonucu sivillerin ölümüne sebep olması kınanmıyor bile; sadece “lütfen biraz dikkatli olun” deniyor. Bunlar Irak halkına özgürlük getiriyoruz derken kuzeyde kendi uydu devleti olarak bir Kürt Devleti kurabilirler.
 
Sanki kendileri işgalci değilmiş gibi, ABD ve AB “Türkiye hangi koşulda olursa olsun Kuzey Irak’a girerse işgalci muamelesi görür” diyor; kendilerinden başkasının Irak’la ilgilenmesini istememelerinin ardında acaba ne hinlik yatıyor? Türkiye hangi şartlarda Kuzey Irak’a asker sokacağını açık seçik ve yıllardır, daha savaş rüzgârları esmezken, anlatmasına rağmen bu paranoyak yaygara neyin nesidir? Kuzey Irak’ta Kürtlerin ABD ve  İngiltere’ye güvenip yanlış bir yapılanmaya gitmesi halinde başları Türkiye, İran ve Suriye ile büyük belaya girecek.
 
Bush yönetimi yaptığı savaş bütçesinde koalisyona katılmayan Slovenya’ya yardım fonu ayırdı. ABD yaptığı açıklamada bunun bir yanlışlık olduğunu, ama Slovenya’nın koalisyona katılmak isterse bu fonu kullanabileceğini söyledi. Bu saldırı sonucu yapılmakta olan savaşta ABD ve İngiltere yanlışlıkla birbirlerini vuruyor, yanlışlıkla Irak’ın komşularını bombalıyor ve yanlışlıkla sivilleri öldürüyor.
 
Bağdat semalarına kara duman bulutlar yükselirken, boyacı çocuklar meydanlarda boyanacak ayakkabı tavlamaya çalışıyor. Askerler ve basın mensupları en iyi müşterileri. Gökten elma yerine bomba düşmesi Bağdat’ta hayatı sindirememiş.
 
Yaralı bir Amerikan askerinin, “Biz onları kurtarmaya gelmiştik, ama onlar bize ateş açtılar; donduk kaldık.” Demesi, bu savaşın en dramatik tanımı olsa gerek.
 
Nedir bu Amerikan efsanesi? Amerika gerçek bir uygarlık mıdır, yoksa kendini tüketimle var eden devasa bir yok edici midir? Avrupa’dan Amerika’ya göç eden tutunamayanlar ve maceraperestlerin kurduğu ABD işe önce kıta yerlilerini (Kızılderili) tüm kültürleriyle birlikte yok etmekle başladı; sonra Afrika’dan köle ticareti başlattı. Bugün kimyasal tehdit diye Irak’a saldırdıklarını iddia eden ABD ve Avrupa’nın uygar ülkeleri değil miydi Irak’ı İran’a karşı kışkırtıp silahlandıran? Hâlâ onlar değil mi kendilerine bağlı diktatörlere silah temin eden? ABD değil miydi Afganistan’da Taliban’ı Rusya’ya karşı örgütleyip destekleyen ve şimdi ABD değil mi Taliban’ın tepesine bomba indiren? ABD, Irak’taki  Peşmerge Kürtleri kullandıktan sonra ne yapacak bakalım. Bu dünyada en büyük doğal, kültürel ve insani kıyımları uygar geçinen ülkelerin yapmış ve yapıyor olması size de tuhaf gelmiyor mu? Allah bizi özendiğimiz şeyin özünü kavramaktan yoksun bırakmasın. Bu saldırgan uygarlığın şerrinden korunmak için Türkiye olarak birlik içinde daha da güçlü olmamız gereğine şimdi daha çok inanıyorum; ama güçlenirken saldırgan ve yok edici bir güce dönüşmemek için her türlü demokratik yapısal ve yasal tedbiri de almalıyız.
 
ABD ve İngiliz basını taraflı yayın yapmaya başladı; ölen sivillerden hemen hiç söz etmez oldular. Pazar yerine düşen bomba ABD yapımı çıktı. Koalisyon bunun Saddam’ın yolunu şaşırmış bir füzesi olduğunu iddia ediyordu. Seri numarasından ABD yapımı olduğu anlaşıldı. Koalisyon güçlerinin işi savaş sonrası daha da zorlaşacak; umarım Kürtler ABD’ye güvenip ayaklanmaz. İlk kez Şii ve Sünniler bir arada ibadet ettiler; Saddam’ı değil ama vatanı işgale karşı korumak için birlikte cihat ilan ettiler. Bu durumda Kürtler ABD güçleriyle birlikte savaşırsa Irak halkına ihanet etmiş olmaz mı?
 
Bence ABD ayıp etti: 11 Eylülde İkiz Kulelere yapılan terörist saldırıya benzedi yaptığı. BM kararıyla saldırsaydı bir nebze meşru olabilirdi. Haydutluk bu!
 
Bağdat’ın merkezi kuşatıldı. Direnişin şiddeti deneniyor. Umulan direniş olmadı; Amerikan askerleri Bağdat’ın içlerine girmeye başladı. Saddam’dan haber yok. Bağdat düştü. Peşmergeler Kerkük’e girdi. Irak’ın bütün şehirlerinde yağmalama başladı. Türkiye peşmergeleri Musul ve Kerkük’ten çıkarması için Amerika’yı uyardı. Peşmergeler Musul ve Kerkük’ü boşaltmaya başladı. Yağmalama devam ediyor; özellikle devlet daireleri ve yabancı elçilikler yağmalanıyor. Musul’daki merkez bankası ile birçok müze de yağmalandı. İşgalci güçler Petrol bakanlığı dışındaki yağmaya seyirci kalıyor. Tikrit kuşatmaya direniyor. Saddam'dan hâlâ haber yok. Tikrit’in çatışmasız teslim olması bekleniyor. Amerika Suriye’ye, teröristleri koruduğu gerekçesiyle ültimatom vermeye hazırlanıyor. Kolay zafer sarhoşluğuyla Suriye’ye de saldırmazlar inşallah.
 
ABD bize yapacağı 1 milyar dolarlık bağışı Kuzey Irak’a müdahale etmeme şartına bağladı. Arap camiasından tık yok. Bakalım Irak’ta nasıl bir rejim yerleşecek. Doğrusu savaşın uzamaması bizim işimize geliyor; bir de Irak’ta adam gibi demokratik bir rejim oturursa daha da iyi olur.
 
Yağmalamanın hızı kesildi. ABD, Irak polisini Bağdat’ta görev başına çağırıyor. Musul’da Araplar ve Peşmergeler yer yer çatışıyor. ABD güçleri Tikrit’in savunma gücünü sınamak maksadıyla güç gösterisi yapıyor. Saddam’dan haber yok. Bu savaşın ateşi düştü; Irak artık yeni bir ülke olmaya aday; yeter ki aşiretler, mezhepler ve milliyetçi örgütler birbirlerine düşmesinler. Şimdiki ufak tefek çatışmalar bu kaos ortamının geçici bir sonucudur umarım.
 
Tikrit de düştü; Saddam ortada yok.
 
Yeni rejim yeni Irak parasını basıncaya kadar ABD doları kullanılacak. Yeni rejimin ne olacağı henüz belli değil. Kargaşa devam ediyor. Şiiler İslami rejim, Kürtler federatif devlet istiyor; Türkmenler ve Araplar tek hükümetli, tek anayasalı, tek hükümetli laik bir Irak devletinden yana. Saddam diktatörlüğünü uluslar arası hukuku hiçe sayarak 25 günde deviren ABD, cahil Irak halkının siyasi isteklerini nasıl evirip çevirecek bakalım? Savaşın amacı olarak gösterdiği demokratik ve özgür Irak hedefi için çaba harcayacak mı göreceğiz! Yoksa kendi yörüngesinde uydu kalacak bir Irak hükümeti kurup, “Ne yapalım yani, Iraklılar demokrasiye henüz hazır değillermiş” deyip çekilecek mi?
 
(2017 yılı Ocak ayında Amerika hâlâ Irak’ta. Üstelik Trump Başkan oldu ve Iraklıların Amerika’ya giriş vizelerini iptal etti. Irak parlamentosu da komik bir karar alarak, Amerikalıların Irak’a girişini yasakladı. Amerika bu karara hiç tepki vermedi. Amerikan askerleri ve sömürü sermayesi hariç demiş olmalılar…)
 
Muharrem Soyek
Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, yerin altında bir şey yoksa, üstünde kavga olmaz... yerin altında bir şey varsa üstündekilere silah satılır biri birine düşürülür ve açık veya gizli bölgeye el konur. SADDAM'I getirenler işi bitince alaşağı ederek götürürler. Gönül hoşluğuyla.

Kadri KANPAK 
 12.02.2017 8:47
Cevap :
Doğrudur. Artık ekonomik değer paylaşımı için silahlı çatışmalar büyük savaşların yerini aldı.  14.02.2017 18:42
 

Özgürleştireceğiz derlerken milyonlarca Iraklı öldürüldü.Yüzbinlerce kadına tecavüz edildi.Ülke ayrıştırıldı.Parçalandı.Mezhep savşaları hâla devam ediyor.En kötüsü de Taliban uzantısı IŞİT terör örgütü çoğu ülkeyi kan gölüne çevirdi.Sonra da bahar bayramları Ortadoğu'yu yerle bir etti.Bize de çok zarar verdi.En önemlisi de Cumhuriyet'imizin kurucu ayaralarıyla oynanmasına neden oldu.Turmp'la Çok daha kötü şeyler olacağı düşüncesindeyim ben...Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 07.02.2017 23:29
Cevap :
İşin traji komik yanı Özgürleştirmek istedikleri Iraklıların ABD girişi yasaklandı.  08.02.2017 17:54
 

Arap baharı diye zil takıp oynayan diğer müslüman ülkelerdir hep ABD'nin ortadoğuya yerleşmei.Sudi Arabistan,Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri zaten ABD'nin dost ve müteffikleridir.İran-Irak savaşında da tavır almadılar.Onlara neden baharı götürmedikleri ABD bankalarındaki 100 lerce Milyar dolarlar.Zaten tamamen hakimler o ülke yönetimlerine.Ama Libya,Irak,Mısır,Suriye,Yemen gibi ülkeler daima teknoloji yerine cihatçı ürettikleri için İsrail'in geleceği tehlikeye girmesin diye birbirine düşürülmeli ve bölünüp parçalanmalıydı.İran ile biz kaldık.Tehlikenin emareleri kendini göstermeye başladı.Suriye yüzünden başımız ağrımaya başladı.Sonumuz hayırlı olur inşallah.Önemli bir bilgi paylaşımıydı.Elinize sağlık Muharrem bey.Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 05.02.2017 1:58
Cevap :
Irak işgalinin Günümüz Suriye meselesine bizim açımızdan ne denli sorunsal benzerlik taşıdığını fark edince yayına almaya karar vermiştim. Siz de fak etmişsiniz; buna sevindim. Arap sermaye devletlerinin ABD ve pervaneleri Avrupalı devletlerin himayesinde var oldukları sadece İsrail Filistin çekişmesinde bu ülkelerin tavrına bakmakla da anlaşılabilir. Ancak Türkiye Ortadoğuda sayılsa da Batı yolunda ilerleyen bir ülkedir. Şu anda Suriye'de silahlı çatışma cephesi açmış olmasına rağmen Ortadoğu ülkesi sayılamaz. Benim görüşüm ABD bir Rusya ve Rusya'nın hamiliğinde bir İran ve tek başına bir Türkiye duvarına toslamasa Ortadoğu ülkelerini istediği gibi biçimlendirmişti bile.  08.02.2017 18:04
 

Biz niye esip gurlemedik? Alin su kulelerinizi, nasil bizim dindaslarimizi almazsiniz ulkeye biz de sizi almiyoruz len ! Diye bekledim yani!!!

Newyorker 
 02.02.2017 5:27
Cevap :
Devlet sabrındandır. Aslında muhalefet ağzından ve devleti doğrudan temsil etmeyen AKP sözcülerinden kınama geldi. Trump ırkçılıkla suçlandı. Devlet diplomasisi Trump'a fetö ve PYD'nin bizim için yüksek tehdit olduğunu anlatabileceği umudunda. Yani ABD ile ilişkileri müttefik stratejisine oturtma umudu küstürmek istenmiyor. Ayrıca bizim devlet anlayışımız resmi ağızdan kınama yapsa da Amerikalılara ülkeye giriş yasağı koymayı ahlâken doğru bulmaz. Yunanistan bize vize uygularken biz Yunanlı'ya vize serbestisi getirmiş ülkeyiz.  02.02.2017 19:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 375
Toplam yorum
: 2803
Toplam mesaj
: 236
Ort. okunma sayısı
: 1520
Kayıt tarihi
: 04.08.08
 
 

Parasız yatılı Darüşşafaka Özel Lisesi'nde iki yılı hazırlık sınıfı olmak üzere yedi buçuk yıl ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster