Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ekim '06

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
3736
 

Savaşsız bir dünya bir gün gerçek olur mu acaba?

Savaşı Yeniden Düşünmek... Umberto Eco "Savaşı Düşünmek" başlıklı yazısını 1991 yılında gerçekleşen I. Körfez Savaşı -o zaman kimse bunun numaralandırılacağını düşünmüyordu- esnasında kaleme almıştır. Dünya savaşlarında da aynı durum olmadı mı? 1914-1918 yılında olanın başına 1939’da yeni bir dünya savaşı çıkınca I rakamını ekledik. Dünya savaşı kavramı yirminci yüzyılda ortaya çıkmıştır. Belki aynı teknolojik olanaklara daha önceki yüzyıllarda sahip olsaydık, o zaman her yüzyılın kendine ait dünya savaşları olacaktı. Savaşın "dünya" , "bölgesel", "kıtasal" , "ülkesel" , "genel" , "yerel" , olması aslında neyi değiştirir ki? Savaş her şartta yıkıcıdır ve kendini haklı gösterecek hiçbir nedeni olamaz. Peki ne zamandan beri savaşıyoruz acaba? Gordon Childe Tarihte Neler Oldu? adlı eserinde paleolitik dönemden beri savaştığımızı söylemekte. Asıl ilginci ise bence şu sözlerinde ortaya çıkıyor: "Avlanma ve balık tutma bölgeleri ve bunlardan sağlanan yiyecekler, genellikle ortaklaşa sahip olunan ve ortaklaşa yararlanılan şeylerdir. Fakat silahlar, kaplar, süs eşyaları, hatta sihirli sözler ve danslar üzerinde özel mülkiyete benzer bir hak tanınmış olabilir. Yaşlı erkekler genellikle, kendilerine kadınlarda ya da başka her türlü "servet" üzerinde en büyük pay ayrılmasını sağlayan bir otorite ve prestije sahiptirler. Fakat, özellikle Amerika’da bu ayrıcalıklar çoğu kez (bazen hatırı sayılır bir servet biriktirebilen) kalıtımsal "şefler" tekeline geçmiştir. Kabileler, hatta klanlar arasında ara sıra çıkan ya da öteden beri sürüp giden savaşlar, Avustralya’da bile, ama daha sık olarak Amerika’da görülmektedir; bu savaşlar başkanların prestijini arttırmaya yarar." (Childe, 1998:45)

Sanırım bu durum, daha sonra Amerika kıtasına yerleşmiş olanlara bir şekilde bulaşmış olacak ki, özellikle şu günlerde hangi taşı kaldırsak altından sürekli prestijini arttırmaya çalışan kalıtımsal "başkan" çıkıyor. Ne istiyor peki? Cevap aslında çok basit. Gelecekte ticaretin özelikle de petrol ticaretinin hangi para birimiyle yapılacağı. Yani aslında ABD ve AB tarihin en uzun satranç müsabakasını başlatmış durumda. AB’de de Almanya ve Fransa ortak oynuyorlar. ABD ise halen Euro para birimini benimsemeyen İngiltere’yi bir çeşit Truva atı olarak AB’nin içinde kullanıyor. Kısacası, Irak’ta yaşanan bu son savaş ne Saddam Hüseyin’in diktatörlüğü, ne tarihte söylenen en büyük yalan olarak yerini alacak sözde kitle imha silahları ne de "öyleyse niye savaş açtık" sorusuna güya yanıt olacağı düşünülen demokrasi ve özgürlüğü yaymaktır safsatası. Tek sebep Irak’ın 2000 yılında petrolü Euro ile satmaya başlayarak, 1971 yılından beri altın standartlarındaki düşüşten sonra dolarla yapılan petrol ticaretinin sonunu getirecek hareketi başlatmaktı. Bu da ABD tekelinin kırılması demekti ki işte bu asla kabul edilemezdi. Aynı şeyi düşünen İran’ın yeni düşman olarak benimsenmesi çok da tesadüf değil. Yine dünya da önemli bir petrol üreticisi olan Venezuela’nın ani bir hükümet değişikliği ile karşılaması çok da hayal değil.

Yazımın başlığını Savaşı Yeniden Düşünmek koymamın sebebi; aslında savaşı düşünmeden bir anımızın geçmediği , dünyayı savaş tehdidinden asla kurtaramadığımız gerçeği ile yaşamaya alışmamız gerektiğini bir kez daha ortaya koymak. Çünkü savaş başlatmada sadece hükümetler suçlanamaz. Bu konuda daha tehlikeli bir başka unsur gözden kaçırılmamalı. Asıl görevi bence insanları olup bitenden haberdar etmek, bilgilendirmek, eğitmek, eğlendirmek olması gereken görsel ve yazılı basın. Savaş doktoru, savaş öğretmeni, savaş mühendisi, savaş avukatı gibi kavramlar yoktur ama savaş muhabiri diye bırakın kavramı, meslek vardır. Bu bile basının zaman zaman savaşların çıkmasından nerdeyse çıkar sağladığını düşünülmesine yol açmakta. Tekrar satranç müsabakasına dönersek Umberto Eco’nun da dediği gibi bu oyun, taşlarının rengi olmayan, kendi kendini yiyen, sonuçta kaybedenin tüm dünya olacağı, üstelik daha sonra kombinezonlarının çözümü için kimsenin kalmayacağı uzun bir parti.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tespitlerin çok doğru Serhatt. Savaşların bitmemesinin esas nedeni insanın vicdanından değil Ego'sundan beslenmesi. Ego'nun güvensizliği ve açgözlülüğü. A.B.D. nin bile bu kadar akıl almaz savaşların içine dünyayı çekmeye çalışmasını başka ne açıklayabilir ? Eco'nun dediği gibi kaybedense Homo-Sapiens türünün tümü. Rekabete dayalı sistemler varolduğu sürece savaşlar da olacaktır.Homo -Novus (gelmekte olan yeni tür) ise barışı iki savaş arasında dinlenme anı gibi yaşamayacak . İnan.

Mine Kavalalı 
 08.02.2007 19:48
Cevap :
Homo novus ile ilgili 1-2 makale okumuştum. Umarım her şey senin dediğin gibi olur. Çocuklarımın daha iyi bir dünyada yaşamasını istiyorum çünkü. İlgin ve katkın için çok teşekkürler.  08.02.2007 23:18
 

"Bir ağacın yaşayıp gelişebilmesi için; ışık, sıcaklık, CO2, O2, su ve mineral maddelerine ihtiyacı vardır. Bu nedenle,; Ağaçlar ışık, yer, su ve mineral maddeler yüzünden birbirleriyle amansız bir rekabet içerisine girerler. Bu rekabette baskın çıkabilmek ve dolayısıyla hayatta kalabilmek için tepe ve köklerini hızla geliştirmeye çalışır, gölgeye dayanıklı yaprak üretir, işlevini kaybeden organlarını (yaprak - dal - kök) terkeder, rakiplerini gölgeleyerek altetmeye çalışırlar. " Bu alıntı yazıda ifade edilenler, Doğada nefes alarak yaşayan, diğer bir canlı türü olan insanı, bizleri mi, tarif ediyor, kapsamına alıyor dersiniz? " İnsancıl" gözükmemesine rağmen.

Canmehmet 
 01.11.2006 13:08
 

Malesef savaşmak insanlığın gerçeği. Para için, kadın için, su için, ekmek için hiç bir sebep yok ise sınırları genişletmek için, hatta bazı afrika kabilelerinde olduğu gibi spor için... Mevcut çeşitlilik içerisinde -din, dil, ırk, coğrafya- böyle gelmiş böyle gider sonsuza kadar... Sınırlarını koruyacak kadar güçlü, sınırlar içerisinde ekonomi ve adaleti ayakta tutan toplumlar ayakta kalanlardan olacaktır. Bence ülkemiz bu tarife pek uymuyor, sizce?

Kırkında LEVENT 
 24.10.2006 19:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 116
Toplam yorum
: 1134
Toplam mesaj
: 114
Ort. okunma sayısı
: 1557
Kayıt tarihi
: 24.10.06
 
 

Emekli Deniz Öğretmen Subayım. Felsefe ve yabancı dil eğitimi üzerine çalışmaktayım. Yazmak ise b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster