Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mayıs '12

 
Kategori
Oyunlar
Okunma Sayısı
398
 

Saygın, usta bir sanatçı

Saygın, usta bir sanatçı
 

Trabzon Devlet Tiyatrosu, 1992’nin Nisan – Mayıs aylarında gerçekleştirdiği 1. Muhsin Ertuğrul Tiyatro Şenliği’yle kentimize güzel, sanat adına dolu günler yaşatmıştı.   1. Muhsin Ertuğrul Tiyatro Şenliği içinde yer alan etkinlikleri hem izliyor hem de yerel basında değerlendiriyordum. Bu şenliğin en sevdiğim etkinliği söyleşilerdi. Bu kanımı, Karadeniz gazetesinin 15 Mayıs 1992 tarihli sayısının üçüncü “ Sanatı Yaşamak “ başlıklı yazımda dile getirmeye çalışmıştım.
 
Bu kentte yaşayan biri olarak sanatsal etkinlikleri izlemek, görüş ve düşüncelerimi kamuoyuna duyurmak görevini içten içe duyuyorum. Yerel basındaki değerlendirmelerim, söyleşilerde görüşlerimi bildirmem Trabzon Devlet Tiyatrosu sanatçılarıyla tanışma, kaynaşma olanağını sağlamıştı .
 
Trabzon Devlet Tiyatrosu sanatçısı Sayın Gılman Kahyaoğlu Peremeci’yle bu etkinlikler içerisinde tanıştım, onur duydum. 1. Muhsin Ertuğrul Tiyatro Şenliği’nde yapılan söyleşilerde görüşlerini, konulara yaklaşımını, konuları kavrayışını arı duru Türkçesiyle ortaya koyduğunda saygınlığı gözümde daha da büyüdü . Çünkü Türkçeyi iyi bir biçimde kullanan herkese saygı duyulmalıydı.
 
Sayın Gılman Kahyaoğlu Peremeci, İstanbullu. Kendi söyleyişiyle: “ Trabzon’da ikinci çocukluğumu yaşıyorum. “ diyen bir sanatçımız. Sayın Peremeci’yi böyle konuşturan neydi? Acaba, İstanbul’un İstanbul olduğu yılları, geçmişte kalan güzellikleri şimdi Trabzon’da mı buluyordu Sayın Peremeci? “ Trabzon Deyince “ adlı şiirini bir telefon görüşmemizde okuma özverisinde bulunduğunda, maviyle yeşilin kucaklaştığı bir doğayı sergileyen sesinde mutluluğunu duyumsamıştım .    
 
Sayın Gılman Kahyaoğlu Peremeci, kentimizde 24 Şubat 1990’dan 03 Ağustos 1994’e değin bizimle birlikte soluk aldı. Güzellikleri , mutlulukları dostlarıyla paylaşmaktan kaçınmadı.Usta oyunculuğunu, “ Silahşörün Gölgesi, Hadi Öldürsene, Canikom, Ayışığında Şamata, Genç Osman “ oyunlarında etkili sesiyle birleştirip bütünleştirmişti .
 
26 Kasım 1992 akşamı Trabzon Devlet Tiyatrosu yine bizi ağırlamıştı. Bu kez iki izleyici olarak Ezop’taydık. Yaşamın tadını çıkarmak için özgür olmak gerektiğini özgün sesi ve güçlü oyun yeteneğiyle sergileyen Sayın Rüçhan Gürel, Ezop’un gerçeği miydi ? Kadınca hünerini Sayın Arzu Gündüz’ün etkili sesinde duyuran Kleya yaşamın ve özgür olmanın tadını yakalamaya çalıştı oyun boyunca. Umudu yitirmeden yıllara taşıyan Meli’yi bir başka yetenek Sayın Hülya Kalebayır oynamıştı . Etiyopyalı köle, insan olmanın, onurun temsilcisiydi Sayın Ahmet Erkut’un oyunculuğunda. Paranın ve varlığın tutsağı olan Agnostos Sayın Fikret Urucu’nun yeteneğinde izleyenlerin yüreğine, “ keşke paranın ve varlığın kölesi olmasaydım “ yargısını damıtmıştı. Yaşamı güzel kılmaya filozofluğunun yetmediğini köle Ezop’un masallarında bulan Ksant, Sayın Galip Erdal’la günümüze taşınmıştı .
 
Sayın Gılman Kahyaoğlu Peremeci’yle birlikte o akşam Ezop’u izlerken duyduğum mutluluk şimdi anılarda yaşıyor. O, 3 Ağustos 1994 günü Trabzon havaalanından doğduğu kente uçmaya hazırlanırken geride dostlarını bıraktığını biliyordu. İstanbul usta bir tiyatro sanatçısını karşılamaya hazırlanıyor olsa gerek.    
 
Sayın Peremeci, yaşadığı coğrafyayı yalnız doğasıyla değil, insanlarıyla da tanımaya çalışan, gözleyen özelliğini sanatçı kimliğiyle birleştirmişti. Kentimize, insanımıza has gözlemlerini, özellikle erkeklerimiz için saptadığı gerçekler yıllarını Trabzon’a veren biri olarak beni şaşırtırdı. “ Erkekleriniz çok duygusal, duygularıyla oturup kalkıyorlar. Birden coşkunun en doruğuna tırmanıyorlar . Kırgınlıkları, kızgınlıkları an içinde başlayıp bitiyor. “ deyince, “Ne yazık ki siz öyle değilsiniz! “ diye ekliyorum. O, ünlü kahkahasını atıyor karşılık vermeden. Sonra sürdürüyor konuşmasını kaldığı yerden: “ Erkekleriniz eşlerini anası, sırtını dayadığı bir güç olarak görüyor . Mantıkları duygularının gerisinde hep! ”
 
92’nin Mayısında Ganita’da güneşli bir gün. Sayın Peremeci’yle birlikteyiz. Bu kez söyleşimiz  "Sabahları Seviyorum “ adlı öykü kitabımın üstüne. “ Sayın Korkmaz, öykülerinizde tekrarlar var , olmamalı. Sonra hanımları harcamışsınız, onlara nasıl kıydınız öyle! ”  eleştirisine “ Feminist misiniz Sayın  Gılman ? “ sorusunu bu kez ünlü kahkahasını atmadan, yalnızca “ Değilim ! “ diye tok sesiyle yanıtlıyor .
 
Sabahları Seviyorum öykü kitabımın ilk göz ağrım olduğunu biliyor. Öykülerle ilgili değerlendirmesini kaldığı yerden sürdürüyor: “ Öncelikle Türkçeyi iyi kullanıyorsunuz . Öyküleriniz kısa, konu, dil yoğun biçimde kullanılmış. Çağın öyküsü bu olmalı diye düşündüm. Okurken yorulmadım, öykülerinizi sevdim. Bakın sevdim diyorum, öyle her okuduğumu sevdim demem.
 
İşte, Gılman Kahyaoğlu Peremeci, insanı böylesine sevindirir de. Sıralanan övgüler beni çocuk gibi sevindiriyor. İçim içime sığmıyor. Ganita’da çayımızı yudumlarken Trabzonlu ozan Kenan Sarıalioğlu’nun:
 
Oturduk günbatımına karşı
 
Ürperiyor masamızda sessizlik
 
Göğsümüzden damlıyor sevginin teri
 
 Kuşlar geçiyor başımızın üstünden
 
  Hikaye bildiğin gibi değil
                   ......................................
 
 Oturduk günbatımına karşı
 
Çay ve rüzgar içiyoruz .
 
dizeleri belleğimden geçerken kimi yerleri kopuyor.          
 
94’ün Ağustos'unda Ganita’da yine güneş batıyo. Karadeniz al al oluyor. Ahmet Haşim’in,  "Sular mı yandı , neden tunca benziyor mermer “ dizesini anımsıyorum . Yüreğime şıp şıp bir şeyler damlıyor. Deniz boyu ışıklar yanıyor sonra.
 
Sayın Gılman Kahyaoğlu Peremeci’yle konuştuklarımız şimdi geçmişte kaldı artık . Taş basamakları inerken Ganita’da batan güneşten en güzel renkleri topluyorum.
 
Güneşin batışı Ganita’da  insana şiir, öykü, resim, müzik düşündürtüyor . Dostlarınızla , sevdiklerinizle otursanıza Ganita’dan batan güneşle
 
 2 MAYIS 2012'YE DÜŞEN NOT:
 
Sayın Gılman Kahyaoğlu Peremeci'nin arkasından ben de İstanbul'a geldim.O ustalığını Atatürk Kültür Merkezi'nde sergilerken bir oyunda kendisini izlemiştim.Oyun bitiminde kendisine çiçeğimi iletmiştim.Umarım İstanbul'un sanat ortamlarında bir gün karşılaşırız  usta oyuncuyla!
 
( Türksesi gazetesi , Trabzon ; 04 . 08 . 1994 , 05 . 08 . 1994 ; Sanat Yorum  s . 2 )  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1064
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 710
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster