Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
390
 

Saygın olmayı mı sevilmeyi mi tercih edersiniz?

Saygın olmayı mı sevilmeyi mi tercih edersiniz?
 

Her ikisi seçeneği yok mu diye soran arkadaşlar ya her ikisini de özlerinde toplayabilmiş ender kişilerdendir, ya öyle olmayı istemektedirler, ya da öyle olduklarını zannetmektedirler…

“Saygınlık” konusunda ahkam kesmeyi sevmem, şu, şu, şu niteliklere sahip olanlar saygındır gibi asla fikir belirmem mümkün değildir, olamaz da…

Ancak sizlerden istediğim, lütfen iki dakika kadar sizin saygınlık kriterleriniz nedir diye bir düşünün…

…….. (İki dakikalık düşünme molasıdır)

İstemeden de olsa beyninizin bir bölümü de “sevilmek” için kriterler aramaya mı başladı?

Tamam… Şimdi de onu düşünelim…

..…….

Gözlemlerim eksik ya da hatalı olabilir, peşinen kabul ederim.

Ancak, yaşadığımız ülkenin standartlarına göre, saygınlık zannedilen bana göre hükümranlıktır!...

Kendisine saygı duyulsun diye “ağır abi” tarzına bürünüp, hele ki eline biraz da unvan geçirmiş ise, bu unvanı da kullanarak kendine zorla “saygı duyurtan”, daha doğrusu saygıyı korku ile karıştıran kişilerin çokça var olduğu bir ülkedeyiz…

“Aman, bulaşmayayım” dediğimiz kişi sayısı sizce az mıdır?

Bulaşmak istemediğimiz şahıslar, sahte bir saygı aramamakta mıdır? Korkutmadan sağlanmış sahte bir saygı!...

Elbet kendileri asla farkında değillerdir, çünkü onlar kendilerini hükümran görmektelerdir…

Bizler bulaşmak istemedikçe onlar kendilerini ulaşılmaz görmekteler midir?

Elbette…

“Aman ağzını açtırmayayım” dediğimiz kişilere hatalarını, eksiklerini söylesek de, öyle bir çirkeflikle karşılaşırız ki, “ne hali varsa görsün” tarzı bir düşünceye iterler en sonunda bizi ki, hiçbir şey söyleyesiniz gelmez…

Onlara hiçbir şey söylenmediğinde ise, onlar da muhteşem oldukları konusundaki hezeyanlarına devam ederler…

Yanına yaklaşmak istemediğiniz ölçüde, mutludurlar, içten içe, öyle saygınım ki, çekiniyorlar tabii ki benden!...

Yanlarında olan, olup da pohpohlayanları yok mudur, vardır elbette…

Yalakalık her zaman var olmuştur ve olacaktır, bireyler kendi varlık değerlerini öğrenmedikçe…

Yalakalar da bu tarz insanların sevildiği düşüncesini onlara yaşatırlar ki, zaten o durumdaki kişi hem saygındır, hem de sevgin…

Bu arada, gerçekten de bu durumu özümsemiş, hak etmiş kişiler konu dışıdır, saygı ve sevgim kendilerine her daim geçerlidir….

Saygın olmaktansa sevilen olmayı tercih eden gruptayım ben…

Bunun da kötü taraflarını yaşamadım mı iş hayatında, elbette yaşadım…

Olanağı olsa idi okurdu ve şu an fotokopileri çekmek durumunda kalmak yerine, masamda otururdu ve de sonuçta insanız nihayetinde diye “şekerim, uygun olan bir zamanında çoğaltır mısın şunları” dediğim, ve saatler boyunca beklediğim, ancak başka birinin “çek şunları!” dediği ve anında çoğaltıldığı anlar çok oldu!...

Hangisini tercih etmeliydim diye düşündüğüm anlar da çok oldu elbet ama, nasıl der bir insan bir insana “yap!...”

“Yapar mısın” demek varken?

“Yapar mısın” denilen de, görevi bu iken, yap diyenin neden anında işini görür de, diğerini erteler?

Karmaşık işler!...

Saygı, sevgi karışmış durumda bence bir yerlerde…

Hoş, giderken bırakacaklarımız, yalnızca kişilere bıraktığımız birkaç anılarımız!

Ne çok çektirdi, ya da ne iyi bir yol gösterdi…

İzninizle tekrar soruyorum: Saygın mı yoksa sevilen mi olmak?

Umarım kafanızı karıştırmadım!

Gülgün Karaoğlu

Kasım, 19/07

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

SAYGIN OLMAYI TERCİH EDERİM GÜLÜCÜM.SAYGIN OLDUĞUN ZAMAN ZATEN İNSANLAR SENİ OTOMATİKMAN SEVİYORLAR.AMA SEVMELERİNİN SEBEBİ DE TARTIŞILIR....

Sokrates 
 24.11.2007 10:13
 

merhaba gülgün hanım.nasılsınız umarım iyisinizdir.Yazınızı okudum güzel ince fikir işlemişsiniz bir dantel gibi. malzeme ve durruşu güzel.sorunuza gelince :bence herşeyden insanın kendini tanıması ve ne istediğini bilmesi gereklidir. iki unsur yoksa hiçbir hedef yok degilmi? kendini tanıyıp birazda empati yapabilirsek ,saygı ve sevgi dogar eger saygı varsa kariyer kendiliğinden gelir.herşey gönlünüzce olsun . saygılarımla.

ömer71 
 21.11.2007 10:03
Cevap :
Merhaba Mesut Bey,güzel düşünceleriniz ve yorumunuz için teşekkürler, sevgiler...  21.11.2007 11:49
 

Doyasıya sevmek ve doyasıya sevilmek isterim özgürce. Saygısızlık etme korkusu kısıtlar bazen sevgilerin ruhlara akışını. Zaten gerçek sevginin olduğu yerde saygısızlıkta olmaz. Mecburi saygı gösterilebilir ama mecburiyetten sevgi doğmaz. Sevgi açık ara önde olmalı bence. Bu anlamlı yazı için teşekkürler. Sevgilerimle

Metin Özkaya 
 20.11.2007 0:12
Cevap :
Katkınızdan dolayı ben de size teşekkür ederim.. Sevgilerimle...  20.11.2007 11:09
 

Böyle zor soruların cevaplarını kim bulabilmişki biz bulalım:) Hayatta hep zorluklar karşısında duruşunu koruyabilmiş ve dürüstlüğünü hiçbir durumda kirletmeyen insanlara saygı duymuşşumdur. Birini sevmem ise çok çok daha kolaydır.Birsürü neden vardır sevebilmek için. Sıcacık bir gülümseme yeterli mesela:) Ben her ikiside olmak isterdim ama sanırım sevilen kişi olma tarafım baya bir ağır basıyor. Güzel yazı için teşekkürler. Okuduğum tüm yazılarınız birbirinden güzel...

Beyazlale 
 19.11.2007 12:07
Cevap :
:) Teşekkür ederim sevgili Beyazlale... Kim bilir, yorumlarla birlikte belki de bir tablo çıkar karşımıza? Şu an çok netleşmiş bir görüş değil ama sanki bana öyle geliyor ki sevdiğimiz insana yeterince saygı duyamıyormuşuz gibi... Onu çözmeye çalışıyorum şu an kafamda... Sevgilerimle...  19.11.2007 14:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1288
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster