Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ekim '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
504
 

Saygısızlığın Yeni Adı Kişisel Gelişim

Saygısızlığın Yeni Adı Kişisel Gelişim
 

Şu sıralarda oldukça sık dışarı çıkmakta ve ulaşım aracı olarak da metro’yu kullanmaktayım.

Sabah ve akşam saatlerinde, özellikle de son zamanlarda dikkatimi çeken bir konu var.Hepimizin bildiği gibi okullar açıldı.Geçen yılda aynı görüntülerle karşılaştım.

Bu akşam eve dönmek için, her zaman olduğu gibi ulaşım aracı olarak metro’yu tercih ettim. Tabii metro’ya binerken insanlar ,insanları resmen arkadan itiyor.Bu da işin başka bir boyutu.

Akşamüstü saat 16:00-17:00 civarı okuldan çıkan öğrenciler metro’yu doldurmuş durumda. Hepsi birbirleriyle adeta yarışıyor metro’da oturacak yer kapmak için. Oturmak ya da ayakta durmak değil burada önemli olan. Ama metro’ya bindikten kısa bir süre sonra bir şey dikkatimi çekti ve bu görüntü de beni sinirlendirmeye yetti de arttı bile. Karşılaştığım manzara aynen şöyleydi ; mesai’den çıkmış kişiler metro’ya biniyor, ayakta kalan yolcular oturan çocuklardan yaş olarak kat be kat büyük.

Öğrencilerden ya da gençlerden kimisinin gözleri kapalı, sözüm ona uyuyor pozlarında-kendisinden başka herkesi kandırabildiğini varsayarak-kimisi dershaneye gittiğini sözüm ona test sorularını çözerek gösteriyor, bir anlamda da ayakta duran kişilere “Ben ders çalışıyorum” edasında. Kimisi de elindeki Mp3 çalar (ya da isimleri her neyse) da şarkı dinliyor bangır bangır. Uzun sözü kısası, ayakta duran yorgun ya da yaşlı kişileri görmemezlikten gelmeye çalışmak daha da kötüsü yer vermemek için ellerinden geleni ardına koymuyorlar.Bir de “Ohh.. yer vermemeyi başardım, onları kandırabildim” edasıyla.

Geçen kış yine metro ile eve dönüyordum .Bir bey bana yer verdi.Kendisi subaydı.Yanımda da liseli bir öğrenci oturuyordu. Bir durak sonra oldukça yaşlı bir hanım bindi. Yanımda oturan liseli öğrenci metro’ya binen yaşlı hanımı görmememezliğe geldi.Bir süre sonra ayakta duran bey dayanamayarak yanımda oturan öğrenciye “ Ben senin yerinde olsam kalkar ve oturduğum yeri ayakta duran yaşlı teyze’ye verirdim” dedi. Liseli öğrenci umursamadı bile, bu da yetmiyormuş gibi “Şu anda bir test çözmekteyim” diye kendisini uyaran kişiyi cevapladı Çok sonra bütün dikkatler kendisine çevrildiği için olsa gerek oturduğu yeri yaşlı hanıma bırakmak zorunda kaldı.

Kişilikli gençler yetiştireceğiz diye böylesine saygısız ve kendi isteklerinin dışında hiçbir şeyi ve kimseyi umursamayan bir nesil yetiştirdik.

Başka bir ifadeyle başkalarına karşı saygısız olmanın yeni adı günümüzde kişilk sahibi olmakla özdeşleştirildi. Ne mutlu bize, böyle yitik ve kendini bilmez bir kuşak yetiştirdiğimiz için. Bu vatanı da bu tip gençlere emanet edeceğiz (tabii bunun yanında gerçekten çok kişilikli ve saygılı gençlerimiz de bulunmakta)

Benim sözüm saygısızlığı kişilik olarak kabul eden gençlere ve onların ailelerine...

(www.railway-technology.com)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Işın Hanım, Bu sorunun, saygısızlığın kaynağı; hak etmediği, taşıyamadığı, sindiremediği sosyal ve ekonomik imkanlara kavuşan aileler ve gençlerdir. Bu tarz aileler ve gençler çelişki içindedirler. Ama bu aileler ve gençler ne ekiyorlarsa mutlaka onu biçecekler. Zaman herşeyin ilacıdır. Sevgiler saygılar.

ikram Kali 
 25.10.2007 15:24
Cevap :
Yorumunuza katılmamak elde değil.Ama kendi çıkarları uğruna herşeyi yapabilecek kişiler(istisnalar hariç).Emek,saygı,sevgi,anlayış,hoşgörü,arkadaşlık gibi kavramları bilmeyen,bilenlere de enayi gözüyle bakan bu tip ailelerden ve onların yetiştirdikleri gençlerden ne hayır gelebilir ki?Ektiklerini biçecekleri kesin, ancak ben daha çok bu tip sorumsuz,saygısız,ben merkezli vb.insanlardan oluşan bir toplumun, ülkeme verecebileceği zararlar için endişelenmekteyim. Selam ve Saygılarımla  25.10.2007 20:02
 

Ben bir eğitimciyim. Her günüm ayrı bir aile hikâyesi dinlemekle geçiyor. Problem, aç gözlü, geçimsiz ve eğitimsiz anne ve babalarda... Çocukları için öncelikleri hep bencillik üzerine kurulu hedefler. "İyi insan, iyi vatandaş"ın yerine "pısırık olma, hakkını yedirme" gibi cümlelerle negatif insanlar yetitiriyorlar. Velileri sopalamak gerek... Boşanan anne ve babaların çocukları da ayrı bir dert... Saygılı gençlerle ve insanlarla alay edilen bir ülke olduk. Yazınızdaki tespitlere ve yorumlarınıza aynen katılıyorum... İnşallah iyi olur... Saygı&sevgiler..

murat ertaş 
 20.10.2007 12:14
Cevap :
Aileler kendi yaşayamadıkları ve yapamadıkları herşeyi çocuklarının yapmasını istiyor.Bu bir dereceye kadar belki normal.Ancak öyle olaylara şahit oluyorum ki Örneğin iki çocuk birbirine küsüyor ya da kavga ediyorve hemen arkadaşını annesine ya da babasına şikayet ediyor.Ardından bakıyorum çocukların anneleri ya da babaları onların adına kavgaya tutuşuyor.Oysa ki onlar çocuk önce kavga ederler bir kaç dakika sonra barışırlar.Böyle küçük konularda bile ailelerin böyle davranması doğrusu tuhafıma gidiyor.Kişilikli insan aynı zamanda başkalarının haklarına karşı da saygılı ve duyarlıdır.Bu konuda en çok ailelerin üstüne sorumluluk düşüyor.Ama sizinde belirttiğiniz gibi bütün bu olumsuz davranışları da sözüm ona kişilik kazandırmak amacıyla, aileler çocuklarına empoze ediyor.Gerçekten saygılı,kendi bilen kişilere,gençlere günümüzde enayi olarak bakılmaya başlanıldı.bu da işin en acı kısmı. Selam ve Sevgilerimle  20.10.2007 16:10
 

Kendini düşünmek, tüm dünyanın kendisi etrafında döndüğüne inanmak ve dünya üzerinde ne varsa kendisinin rahatlığı için kullanmayı akıllılık saymak gibi bir zihniyete sahip olan insanlardan oluşan bir topluma doğru adım adım yol alıyoruz ne yazık ki. Artık insanlarda toplum olma ve birlikte yaşama bilinci değil, ben olma ve herşeyi kendisi için kullanma bilinci yaygın. Sağlıklı bir toplum olabilmemiz mümkün mü bu şekilde? Saygılarımla...

Fulya 
 20.10.2007 11:17
Cevap :
Yorumunuza katılmamak ekde değil.Ben kelimesinin ön plana çıktığı bir toplum olduk.Önce ben diyoruz da başka bir şey demiyoruz.Bu büyük ve bencilce değişimin tohumları da 80 sonrasında atıldı.Ancak ne kadar meraklıyımışız kendimizi,kendi önceliklerimizi hep en ön sıraya koymaya başkalarının sorunlarını gözardı etmeye. Önce tüketim toplumu olduk.Şimdi ise sıra kendimizi en güzel duygularımızı,kavramlarımızı tüketmeye geldi. Oysa bir zamanlar "Biz" kavramı "Ben" kavramından çok daha önde gelirdi.Şimdi amaçsız,başkalarını düşünmeyen hatta ülkenin sorunlarını yok sayan bir toplum olduk,çıktık Selamlarımla  20.10.2007 13:33
 

yıllarca bastırılmış ebeveynlerin çocuklarında ortaya çıkan bir patlama bu:( Çünkü, kişisel gelişimi,saygıyı,sosyal olmayı bilmiyorlar.Bilmedikleri şeyleri de ya öğretemiyorlar yada yanlış öğretiyorlar.Sevgiler,selamlar.

Ufaklık 
 20.10.2007 10:50
Cevap :
Bazı aileler kendi çocukluklarında yaşamadığı ya da sahip olamadığı herşeyi, çocuklarının yaşamasını ya da sahip olmasını istiyor.Sonuçta hiç çaba harcamadan herşeyi elde eden çocuklar, gençler de, böylesine saygısız,umursamaz ben merkezli oluyorlar."Ben,yapamadım,çoğum yapsın" ya da "Benim olamadı,onun olsun" ve bu türdeki düşünçeler de çocuklarımızı ve gençlerimizi böylesine yanlış davranışlara sürüklüyor.Aileler çocuklarına nasıl büyük bir kötülük yaptıklarının farkında bile olmuyorlar,olduklarında ise zaten iş,işten geçmiş oluyor. Sevgi ve Selamlarımla  20.10.2007 13:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 225
Toplam yorum
: 476
Toplam mesaj
: 111
Ort. okunma sayısı
: 1305
Kayıt tarihi
: 26.01.07
 
 

1960 İstanbul doğumluyum. Kitap okumayı, yazı yazmayı, resim yapmayı ve yabancı dil'den Türkçe'ye..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster