Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Şubat '07

 
Kategori
Matematik
Okunma Sayısı
1026
 

Sayılar ne üretebilir?

Sayılar ne üretebilir?
 

Sir Christopher Wren, Londra’daki St.Paul katedralinin inşasında çalışan iki taş işçisine rastlar. Her birine ne yaptıklarını sorar. İlki, “Ben, taş kesiyorum.” der. İkincisi, “Ben, katedral inşa ediyorum.” der.

Şimdi de, Sir Christopher Wren’in yerine biz, taşlara ne olduklarını soralım. İlki, ”Ben, taşım.” diyecek. İkincisi, “Ben, katedralim.” diyecektir. İkincisine bu yanıtı verdirten şey nedir? Kendisi dahil tüm taşların ilişkisel planının o taşta olması. Peki nasıl bir bütünün içinde o bütünün kimliğine sahip olduğu bilgisine ulaşır? O plana nasıl bakar? UzayZaman boyutunda kendinin dışına çıkarak, bir an önceki geçmişte kalan bütüne ve bütündeki yerine bakmak suretiyle.

Belki de bu nedenle 80’li yıllardaki moda, 80’lerdeyken bize öyle garip gelmiyor da 90’ların ortasından sonra bir filmde izlenince garip gelmeye başlıyor. Ya da, eğitime başka ülkeye gitmek gibi. İçindeyken toplumsal kendiliğimizin ya da tezimizin farkında olamıyoruz. Ancak, uzayzaman boyutunda bunun dışına çıktığımızda, anti-tezleştiğimizde ve farklılaştığımızda yani bir fark oluştuğunda bunu “fark ediyoruz, farkında oluyoruz”. İçimizde bir nevi fark ölçer var. Ve sanki bu farkların tutarlı bir trend oluşturup oluşturmadığını test eden R-square, Residue gibi fonksiyonlar var. Tam şu an dediğimiz şey ne kadar hiçlik dolu.

Bu parça bütün ilişkisindeki problemi çözmek için büyük şirketler, departmalar arasında elemanlarını rotasyona tabii tutuyorlar. Neden? Organizasyonel bilişi geliştirmek ve kendisini oluşturan parçaların bütünün bilgisine ulaşması sayesinde kendi kendisinin bilincine vararak, sınırlı kaynaklar üzerinde diğer şirketlerle ile oynanan oyunda rekabetçi gücünü artırıp, hayatta kalmak için… Bu bir makine bilinci değil mi? Yüzlerce yönetimsel rapor(data)(değişimlerin ölçülmesi) ve rasyolar(bu değişimlerin birbirlerine oranlanması)? Ne için? Yönetim kurulunda farklı departmanlardan(beynin farklı bölgelerinden) gelen bu veriler nasıl anlamlandırılır? Tüm duyargalardan gelen ve beyindeki müdürlüklerde toplanan onca veri ortak dilde özetlenerek anlamlandırılır(oranlanarak çıkan gerçekleşen rasyolar, referans rasyolar ile karşılaştırılır). Öngörü planlar, gerçekleşen planlarla karşılaştırılır. Bu ikisi arasındaki deltalar(farklar) için önleyici ve düzeltici aksiyon planları devreye alınır. Ve mikroiktisat içindeki firmalar, makroiktisata bağlı değil midir? Davranışçılık açısından bakıldığında, bilincin işlevleri bir şirketin(organizmanın, makinenin) davranışlarında aşikar değil midir? Şirketlerdeki verim ve kalite arayışı? Bir nicelik ve nitelik sorunu değil mi? Şirketler bizim ekonomik ihtiyaçlarımız için hareket eden yapılardır.

Fakat bir makine ne zaman bizim ihtiyaçlarımız için değil de kendi ihtiyaçları için hareket etmeye başlar? Mesala bir şirket, içindeki canlı varlıklar olmadan açıkır, susar, terler ve aşık olur mu? Şirket içindeki her bir canlı varlığın kendini sürdürme arzusu değil midir o aksiyon planlarını devreye aldırtan? Ve aşk yolu ile kendini çoğaltmak ister mi bir şirket? Kendini çoğaltma arzusu, temelde ölümsüzlük ve sonsuzluk özlemi değil midir? Bu özlem o makineleri bizim ihtiyaçlarımızı karşılayan köleler olmaktan çıkarmaz mı? Peki, bir makinaya bizim anladığımız gibi sonsuzluk nasıl anlatılır?

Teoloji açısından da benzer bir tablo ile karşılaşırız: Yaratıcı, şöyle der: “Ben, bilinmez bir hazine idim, bilinmek istedim.” Bunun için kendi bütünsel tamlığını parçalara kopyalar. Her bir sonlu parçada belki bu nedenle bir sonsuzluk fikri var. Bu nedenle mi bilgisayar bilimlerinde discreet math(ayrık matematik) bizi bu konuda tam bir sonuca götüremiyor? Yani, sonlu matematiğin analog dünyadan uzak dijital dünyası.

Oysaki, matematiğin diğer alanları hiç de böyle değil. Bu alanlarındaki sayılar ve ilişkileri, bir nevi farkındalık üretiyor sanki, değil mi?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben sizinle matematiği sevdim Üstelik kırkların sonundaki yaş grubundan biri olarak..:)) Çok teşekkürler sizi blog habercime ekleyeceğim evrensel diliniz ve keyifli yazılarınız için binlerce kez teşekkürler..

Yasemin GÜNER 
 26.02.2007 18:47
Cevap :
Ne mutlu bana ki, matematik konusunda sizlerle böylesine samimi bir paylaşım yaşıyabiliyorum. Marifet itifata tabimiş derlerdi de... Doğruymuş:) Demek ki, dijital ortamda buz üstüne yazmıyormuşuz. Saygılarımla bin teşekkür.  26.02.2007 19:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 3568
Kayıt tarihi
: 27.08.06
 
 

İstanbul Üniversitesi İngiliz dili ve Edebiyatı / Amerikan Kültürü ve Edebiyatı mezunuyum. Boğazi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster