Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '11

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
153
 

Sayısal kabuslarım

Daha ilkokul bire giderken, sınıfımıza gelen müfettişin sorduğu;

       -Bir artı bir, kaç eder oğlum? Sorusuna;

        Cevabı bildiğim halde kem küm ederek, arka tarafta iki parmağını zafer işareti yaparak,  bana kopya vermeye çalışan öğretmenime bakıp, titrek bir sesle;

        -İki efendim. Dediğimde anlamıştım bu matematik denen illetin başıma belalar açacağını.

          İşte o gün başladı her şey. 25 yıldır süren ama her çarpışmada sadece bendenizin yara aldığı savaş. Karşılıklı yaptığımız bütün muharebeleri ben kaybettim.

          Tabi aranızda abarttığımı düşünenler olacaktır ama mesele bildiğiniz gibi değil. Çok çektim bu sayıların ve harflerin birbirleri ile olan, bana göre anlamsız  ilişkilerinden.  Ör: (2x+3y+z=0)…. Bu ne şimdi. x ne, y ne, z ne. Bunlar sıfıra eşit olsa ne olur olmasa ne olur. Başlarındaki rakamlar neyi ifade ediyor. İçerisinde hiçbir sanatsal öğe barındırmayan soğuk, itici ve mekanik bir soru. Şöyle güzel bi edebiyat sorusu olsa da çözsek diyesim geldi. Ya fizik soruları bile daha sıcak geliyor gözüme. Olaya benim gözümle bakanlar beni iyi anlayacaklardır ama benim derdim onlarla değil. Zaten onlarla aynı saftayız. Kader birliği yapmışız onlarla, sınıftaki arka sıralarda.

          Benim sıkıntım bunlara ilk bakışta bir anlam yükleyip kalem bile oynatmadan cevabı buldum öğretmenim diyen arkadaşlara. Bu kadar kolay mı ya? Cart diye buluyor adam sorunun cevabını. İtiraf ediyorum çok kıskanıyorum o tipleri. Bir matematik sorusu karşısında cevabı ilk bulan öğrenci olup parmak kaldırarak ben buldum cevap şu; diyemememin ezikliğini yıllardır taşıyorum. Bir kere bile olmaz mı ya. Olmadı işte dostlar. Bir kere bile sınıfta cevabı ilk bulup meydan muharebesi kazanmış komutan edasıyla sınıf arkadaşlarımı süzüp hava atamadım. Ben buldum işte cevabı ilk ben buldum yaşasın! Teneffüste tüm kızlar benden bahsedecek diyemedim. Bırakın ilki 2. 3. 4……. 28. bile olamadım. Bu arada sınıfımızda 60 kişilikti bunu da arada belirteyim.

         Of ya. Bak şimdi bu sayıları yan yana sıralayınca yine moralim bozuldu. Hiçbir zaman anlayamayacağım faktoriyel saçmalığı geldi aklıma. Yanlarında ünlem yok ama  matamatiğin her konusu ile ilgili acı bir anım olduğu düşünülürse bilmem kaçtan bilmem kaça sıralanan sayıların yanlarında ünlem olmasa da faktöriyel konusunu hatırlatması şaşırtıcı olmamalı.

         İlk zamanlar daha zordu. Hatırladığım öğrencilik dönemi kabuslarım da hep matematik sınavına girdiğimi görüyordum. Hemen hepsinde çevremdekilerden yalvar yakar kopya istiyorum. Kabus ya yüzüme bakan yok. Kanki dediğim arkadaşlar bile tınlamıyor. Lan hıyar daha 10 dakika evvel teneffüste benim eti pufumun yarısını yememişmiydin sen. Bi soruyu ver bari diyorum can dostuma. Ses yok. Hepsi harıl harıl soru çözüyorlar bense aciz bir şekilde kopya bekliyorum. Neyse sonunda sınıfta en sevmediğim kişi kopyayı veriyor. Denize düşen yılana sarıldı yine, alıyorum cevapların yazdığı kağıdı gönülsüzce. Ama eziyet bitmiyor ki sınavın bitimine 5 dakika kalmış. Buyur buradan yak. Yetiştir bakalım yetiştirebilirsen. Buruşuk kopya kağıdı ellerimin terinden ıslanmış yazmaya çalışıyorum…

         Sanırım sonunu tahmin etmişsinizdir. Evet aynen öyle hepsi aynı sonla bitiyor. Sınav süresi doluyor ve ben kan ter içinde, sinirli bir şekilde yardım etmeyen kankilere küfür ederek uyanıyorum.

         Hayatım boyunca Matamatikten aldığım en yüksek not on üzerinden 8 idi. Oda lise sonda her zaman ki gibi bütünlemeye kalmışım, hoca baktı ki bizden cacık olmayacak hazırladığı on adet soruyu, bunların beşini soracağım ezberleyin diyerekten verdi. 8 aldım. Hocayla çevirdiğimiz film anlaşılmasın diye değil ha gerçekten de bir soruyu yapamamıştım. Sonuçta ÖKK’ya (öküzleri kurtarma kurulu) kalmadan geçtim. Ama matematikten tam puan alma şerefini yine yaşayamamıştım.

         Birde bu işin ÖSS sınavı öncesi eziyeti var. Geleceğin doktor mühendis ve bilim adamı adayları daha 18 yaşında ben sayısalcıyım diye hava atıyorlar ya hiç sormayın. Adam okulu bitirmiş Marsa insansız robot gönderme projesi şefi olmuş gibi davranıyor daha 18 yaşında.

        -Sayısalcıyım ben abi.

        -E bende “malım” memnun oldum.

         Daha dün, Türkçe sınavlarında yardım edelim diye peşimizden koşuyordunuz. Nooldu? Az mı kompozisyon ödevini bize yazdırdınız ulan! Bi dilekçe yazamıyorsunuz. Yazsana x lerden y lerden 2 lerden 3 lerden bi dilekçe. Sevgililerinize gönderdiğiniz mektuplarda bile bizim alınterimiz mevcut.

        Okul bitti ama dert bitmedi. Alacaklılarına görünmemek için yolunu değiştiren borçlu gibi onunla karşılaşmamak için ne dümenler çeviriyorum bir bilseniz ama o ne yapıp edip buluyor beni. Matematik hayatın her alanında var. Kaçış yok anladım artık. Buldu yine beni. Matematik korkumu yenmeliyim yoksa kabuslarım yine başlayacak.

        Benim öğrencilik bitti ama bizim ufaklık 1 e başladı ona nasıl matematik çalıştıracağım. Çocukların gözünde baba her şeyi bilen adam demek değilmidir. Ya zor bir matematik sorusuyla gelirde ben çözemezsem.

        Düşünmek bile istemiyorum…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 95
Toplam yorum
: 80
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 244
Kayıt tarihi
: 16.09.11
 
 

1980 İstanbul doğumlu. Yalova'da yaşıyor. Yazmaya çalışıyor...  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster