Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Aralık '14

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
157
 

Şeb-i Arus

Şeb-i Arus
 

“İnsan dünyada iken gurbettedir. Ölüm, onu asıl vatanına ve sevgilisine kavuşturur.”

Mevlânâ Celâleddin Rumi

Vakit Şeb-i Arus olunca Mevlânâ’dan bahsetmemek olur muydu? Nicedir tutmayan kalem onun için, aşk için, ölüm ve düğün için yazsındı.

Çocukluğumdaki evimize gelip sohbet eden büyüklerimizi saymazsak, bilinçli halimle beni bu tasavvuf hayatına sohbetleri ile ilk alıştıran Nezihe Araz Hanımefendi’yi rahmetle anarak onun Anadolu Evliyaları’nı aldım elime ve Mevlânâ bölümünü yeniden okudum. Nezihe Araz satırlarının sonuna şöyle yazmıştı: “Mevlânâ konusundaki yazıma başlarken korkum şuydu:  Biliyordum ki ne desem, ne yazsam gene ucu bulunmayan bu ulunun varlıksız vücudundan bir koku, bir nişan veremeyeceğim!”. Ben de onların hepsinin önünde yanlış bir şey  söylemekten ve haddimi aşmaktan edep ederim.

Yirmili yaşlarımda çok sevdiğim birini kaybedince neden diye sormalarıma karşılık gelen bir rüyada elime bir kitap tutuşturulmuştu. Öyle bir kitabın varlığını rüyamda öğrenmiştim. O kitap Fih-i Ma’fih idi. Niye birilerini sevdiğimizi ve onların bizleri neden terkedip gittiklerini de anca anlayabildim. Daha doğrusu ölümün bir yokluk olmadığını yine kulağıma Mevlânâ fısıldadı:

“Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde arama, Hak erlerinin gönüllerindedir.”

“Ölüm günü tabutum yürüyünce, şu dünyanın dertleriyle dertleniyorum sanma, bana ağlama, yazık yazık diye feryad etme!. Cenazemi görünce, ayrılık ayrılık deme!Şeytanın tuzağına düşersem, işte o zaman yazık yazık demenin sırasıdır.Doğuşu  gördün ya batışı da seyret; güneşe aya batmadan ne ziyan geliyor ki?  Sana batmak görünür amma doğmaktır o; mezar, hapis gibi görünür  amma canın kurtuluşudur o.”

Yıllar sonra doktora çalışmam sırasında ölüm kaygısı çalışırken yine en çok yardımı Mevlâna yaptı. “Ölüm âsûde bir bahar ülkesidir bir rinde” diyen Yahya Kemal gibi ölmeden önce ölmeyi bilen için de ölümün ancak bir “vuslat ” “bir düğün gecesi” olduğunu söyler Mevlânâ. Ancak onun bir düğün gecesi olabilmesi bir manevi doğumu  gerektirir ki o da ancak  Aşk ile Allah’a ulaşabilen kullara nasip olabilir. Yani Heidegger’in ifadesiyle “ontolojik varoluşu”nu gerçekleştirenler ölümsüzleşir, diri kalırlar.. En temel varoluşçul kaygılardan olan ölüm kaygısı ile Mevlânâ’nın düğün gecesini karşılaştıracak olursak ancak ontolojik/hasbi yaşayamayanlarda ölüm kaygısının varlığından bahsetmek sözkonusu olacaktır.

Bu bağlamda Yaşar Nuri Öztürk’ün yorumuyla bakıldığında “manevi doğumlar bizi ilahi emaneti taşıyabilme gücünü veren erginliğe, rüşte ulaştırır”. Muhammed İkbal’in (Cavidname) maddi ve manevi doğumla ilgili sözleri paylaşılmaya değerdir: “Sen ey seçkin insan, bu dört yönlü dünyaya doğum yoluyla geldin, yine doğmak yoluyla dışarıya çıkabilirsin, bağlarını çözebilirsin. Bu ikinci doğum su ve topraktan değildir; onu  ancak  gönül eri olan bilir. O doğum zorunlu, bu ikincisi seçime bağlıdır; o perdelerle gizli, bu ikincisi apaçıktır. O doğum ağlamakla oluyor, bu ikincisi gülmekle. Yani o arayandır, bu bulan. O kainatta durgunluk seyretmedir; bu ikincisi yönlerin ötesine geçip dolaşmaktır. O gün ve geceye muhtaçtır; bu ikincisi içinse gün ve gece sadece bir binektir. Çocuğun doğması rahimlerin yırtılmasıyla oluyor; Tanrı erlerininki ise alemlerin parçalanmasıyla vücut buluyor. Bu iki doğum için ezan bir delildir. Ancak birinci doğumda ezanı dudaklarla söylüyorlar; ikinci doğumda ise ruhun ta derinliklerinden. Uyanık ruh benlikte doğarsa bu eski tapınak olan dünyaya bir titreyiştir düşüverir.” (Y. Nuri Öztürk, Mevlânâ ve İnsan: 170).

Öte yandan en çok Mevlânâ ile birlikte anılan sema, ilahi aşkı yaşama yolunda bir tür ibadettir, bir ilâhi rakstır. İnsanın aşkın tarafını deneyimlemesidir. Ölmeden önce ölmenin sembolüdür. Ülkemizde ve Dünya’da en çok Mevlânâ’nın ölüm yıldönümünde yapılan törenlerle, Düğün Gecesi ile (Şeb-i Arûs) bilinir.

“Nereye dönerseniz dönün Allah’ın yüzü oradadır” (Bakara:115) ayetince dönüş sırasında bütün yönler bir olur, bu yüzden de dönüşler kalp yönündedir. Çokluğun içinde TEK ve BİR olan idrak edilir, aynı zamanda kendi biricikliğini anlar insan ve bunu Allah diyerek yani kalp ritmi ile yaşar. İçimizdeki ihtişama, haşyet duygusuna, tevazuya, herkesi toprakla eşitleyen ölüme götürür sema. Dönüşlerin içindeki sır, dönerken üzerimizdeki çapakları atabilmekte, fazlalıklardan sıyrılabilmekte arınabilmekte ve öz olana gidebilmektedir.

Bakırcılar çarşısında birden fazla çekicin ahenkle vuruşundan çıkan seslerdir bu aşıkı da ulaştıran. Kederler umuda dönmüştür. Karanlıklar aydınlığa. Kalbin ve müziğin ritmi ile ahenkli bir dönüş başlamıştır evrendeki dönüşe denk, atomların dönüşüne denk. Kendini birler, bütünler ve O’ndan gayrı olmadığını anlar vuslatı yaşar. Ona ait olmayanları bırakmak hüzün değildir onun için bu nedenle. Ve yine bu nedenle bir Düğün Gecesidir, bir Vuslattır göçüşü.

“İnsan iki şeyden müteşekkildir. Bu dünyada onun hayvanlık tarafının gıdası, şehvet verici şeyler ve arzulardır. Özünün yani insanlık tarafının gıdası ise bilgi, hikmet ve Tanrı’nın Cemalidir. İnsanın hayvanlık tarafı Hak’tan, insanlık tarafı ise dünyadan kaçmaktır.” der Fih-i Ma’fih’inde Mevlânâ. Ve sonra ekler Rubaisinde: Sevgili, dostluk  et gene bize, uyuma… A sarhoş bülbül, uyuma gül bahçesinde… Garip dostları gör gözet, bu gece bağış gecesi, uyuma sakın.” der ve “insanlar uykudadır, ölünce uyanırlar” hadisi ile Hz. Muhammed’in çağrısındaki gibi uyanmaya çağırır insanları, insanlığı…

Şeb-i Arus ölümün değil uyanışın gecesidir. Hakk’a Vuslattır. Aşk ile Allah’a ulaşmanın yoludur. Miracın yoludur. Bu yol insanın kendini, özünü, canını hatırlaması ile, diğer canları hatırlaması ile, görüp gözetmesi ile kutludur.

17 Aralık Mevlânâ’nın vuslat gecesidir. O Sevgilisine kavuşmuştur. Mübarek olsun/Kutlu olsun!.  Rubaisinde "Aşksız olma ki ölmeyesin. Aşkla öl ki diri kalasın” diyen Mevlânâya biz de kulak ve gönül verelim de bizlere de o Aşk ve Vuslat nasip olsun. Bizler de kendi şeb-i arusumuzu yaşayalım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 35
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 126
Kayıt tarihi
: 07.01.14
 
 

Hacettepe Ü. İİBF Yüksek Lisans Ankara Ü. Din Psikolojisi Doktora Araştırmacı- Yazar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster