Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mart '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
127
 

Seçebilmek Mümkün mü?

Seçebilmek Mümkün mü?
 

İnsanlar her an seçimle karşı karşıyadır. Yolu unuttuğunda ve bir kavşağa gelindiğinde, alırken, verirken gelirken, giderken, cevap verirken, susma hakkını, kullanırken konuşurken ve yazarken hatta hayatın kendini bildiği zamandan itibaren kişi seçim yapmak zorundadır. Seçmek ve seçilmek hayatın akışı içerisinde sadece insanlara mahsus bir durum da değildir ayrıca. Hayvanlar âlemi de sürekli seçim ve seçimle karşı karşıyadır. İnsanlar bunu akılla yaparken diğer canlılar tabiri caizse Allah’ın hikmeti kodlarla yaparlar. Kimileri bunu içgüdüsel olarak adlandırır, kimileri başka gerekçelerle açıklar. Bilimin ortaya koyduğu hemen her şey de zaten sürekli şüphe, şüphelenmek ve bunun üzerine kafa yormak üzerinedir.

Şüphecilik olmasaydı, dünya hala Ortaçağ karanlığında çırpınır duruyor halde olabilirdi. Şüphe içinde olanlar, farklı düşünenler, düşünceyi ters çevirenler; toplumlara bugünkü yolların tamamının açılmasında büyük pay sahibi olsalar da bir kısmı farklı olan düşüncelerinin bedelini hayatlarıyla ödemek zorunda kalabilmişler.  Bilim adamlarına, farklı düşünenlere kapılarını sonuna kadar açan, hoşgörü gösteren devletler, düşünceye gem vurmayan, başarıyı gerçekçi bir şekilde destekleyen ülkeler bilimde, sanayide, sanatta, edebiyatta kısacası hayatın aşamasında diğerlerine gem vurabilecek seviyede olmuşlardır. Hoşgörü önemli bir kültürdür ve öyle sazla, sözle, duayla kazanılacak bir meziyet değildir. Bizler batılı ülkeler kızıyoruz, başımıza gelen hemen her olayda onları suçluyoruz ya aslında buna hem gerek yok, hem de aslı yok. Fransa’ya ile Ermeni meselesi yüzünden kızıyoruz, Amerika’ya kızıyoruz, Rusya’ya kızıyoruz, İsrail’e kızıyoruz, Çin’e kızıyoruz. Kızıyoruz da tıpkı bir satranç oyunundaki gibi elimiz kolumuz bağlı, yapabilecek herhangi bir şeyimiz yok. Eğitim alanında, elektrik alanında otomotiv alanında, yük araçları alanında silah alanında, aklınıza ne gelirse gelsin alternatifleri olmayacak şekilde söz konusu ülkelere mecburuz ki bunu anlatmaya kelimeler yetmiyor.

Sonra bir an dönüp, söz konusu ülkelere kızıyoruz. Bu kuzunun kurda veya aslana kızması kadar anlamsız bir duruma düşülmesine neden oluyor. Sonra hem kuzular ülkesinde de yaşamıyoruz, gazetelerin 3. sayfaları dahi bize bunu kanıtlamaya yetiyor da artıyor. Madde konusunda o kadar aç gözlüyüz ki, öz kardeşi ile bugün kaç kişi kavga etmiştir, ya da komşusuyla alacak verecek yüzünden kapışmış, güçlüyse ödemeyi reddetme cüretini göstermiş, belki de bu uğurda cinayetler işlenmiştir. 3. Sayfalara bakınca Avrupa veya Amerika ya da dünyadan başka bir düşman aramaya fazlaca gerek yok. 

Sağlıklı seçimler, sağlıklı toplumlara has bir özellik olsa gerek.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1130
Toplam yorum
: 167
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 205
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster