Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Aralık '09

 
Kategori
Sivil Toplum
Okunma Sayısı
525
 

SEÇİM ÇARESİ ÜZERİNE BİR YORUM DAHA

Dün Star TV haberlerinde Sn. Deniz BAYKAL' ın 2010' da seçimin gündeme gelebileceğini belirten bir konuşmasını duydum. Daha doğrusu bu akşam tamamı yayınlanacak konuşmanın bir bölümüydü sanırım. (Dün başlayan bu yazı bugün tamamlanıyor. Sn. Baykal' ın katılacağı açıklanan program yayınlandımı ve yayınlandı ise konuşmanın tamamı neydi bilmiyorum ama farketmiyor benim için.)

Türkiye' nin gerçekten garabet sorunlar yaşadığı kesin. Sorunun garabetliği ve/veya vahameti bir yana yaşanışı bambaşka bir garabet. Türkiye' nin bu garip güncel gündem dışında yapısal sorunlarının bana göre değişmediği de kesin. Örneğin enerji ve çevre konularındaki yatırımlar (HES' ler) doğamızdaki yok oluşu geri dönülemez noktaya getirebilir. İç ve dış siyasette daha da kemikleşebilecek sorunlar yaşıyoruz. Ulaşım politikalarımız sadece -çoğuda aynı güzergaha- köprüler, otoyollar üzerine yoğunlaşmış durumda. Yargının yapısal sorunlarını tek tek yazmak anlamsız. Eğitim sorunumuz için katsayılar desem sanırım yeterli olur. Reel sektör temelden sorunlu. Bankaların yapısının sağlam olması ekonominin temelinin sağlam olması anlamına gelmiyor. Evet hepsi tamam. Bu kadar sorun var. Eğer bu kadar sorun varsa iktidar partisi masum kalanları hatalı kavramı da olamaz. Evet kavramsal olarak bu da doğru. Ama gelelim sonuca, neden seçim çözüm olsun.

Yineliyorum seçimin çare olabilmesi için ikisini nasıl birbirinden ayırabileceğimi tam çözemediğim iki olgunun varlığı gerekli. Bir siyasi parti çıkarak artık sadece eleştirmek yerine somut olarak demeli ki; (Yazılanlar bir örnektir önemli olan somut farklı bir seçenek sunmaktır.)

* Derelerin suyunu tünellere vererek akışını hızlandırıp enerji üretme politikasını gütmeyeceğim. Yenilenebilir enerji kaynakları ile doğa ile barışık ne elde edebiliyorsam ona yeterli bir ülke yaratmaya çalışacağım.

* Bedavaya kurup, sonrada ilk 10 yıl bedava, ikinci 10 yıl benim dediğim fiyattan elektrik satacak olsalar nükleer santrala izin vermeyeceğim.

* Eğitim sistemini kaç öğrenci açıkta kalıra bakmadan tamamen nitelik üzerine kuracağım. Ülkemin tüm üniversiteleri uluslararası standartlar her ne ise o standartlarda olacaklar. Uymayan kapanacak.

* Artık 3. 5. köprü, otoyol, dönemleri bitti. Kaynaklar her nereden temin edilir ise edilsin başka alanlara gidecek.

* Önce seçim yasası, siyasi partiler kanunu değişecek.

* Ekonomide artık inşaat / otomotiv dışında teknoloji / hizmet yoğun alanlarda bilgi hakkını elde tutacak girişimler öne çıkacak.

* Tarımsal politikalar % 100 organik üretime yönelik olacak.

* Her kaynağımı toplumun nicelik / nitelik dengesini değiştirmek için harcayacağım.

Evet farklı bir alternatif var mı ? Peki şu anda alternatif yok ama farklı bir alternatif çıkacak toplumsal kaynak var mı? Örneğin 26 Aralık 2009 tarihli Hürriyet gazetesindeki haberi okudunuz mu? 5 kişilik bir araç kanala uçuyor 7 kişi ölüyor. Peki bu kaçıncı 5 kişilik araçta 6-7 kişinin ölme haberi. (Ki bu kazanın haberi okunduğu gün tam anlamı ile birebir aynı model araç Yeni Sahra' da bir bebek altı yetişkin -toplam yedi yine- ile gidiyordu. ) Bu kadar farklı yörelerde aynı nitelikte insan kaynağı var olan bir ülkede neden sorunlara farklı bakış açıları, analitik tanılar ve çözüm önerileri getirecek bir siyasi parti ortaya çıksın? Velev ki böyle bir siyasi oluşum çıkarsa neden kim oy versin? Eğer siz de bende bunun olmayacağını biliyorsak o zaman çözüm neden erken seçim olsun? Yok eğer erken seçim çözüm olmayacak ise bu önerileri getirmenin o gün için bir şeyler yazma, söyleme dışında neden anlamı olsun ?

Peki erken seçim çözüm olmayacak ise zamanında yapılanı işe yarar mı? Hayır bana göre o da olmaz. Alt yapı değişmeden üst yapı değişmeyeceği için o da sonuç vermeyecek. Ama eğer demokrasi ile yönetiliyor ve böyle kalmasını istiyorsak hiç değilse yapılması gerekenleri daima zamanında yapmalı ve sonuçlarına fikren katılmasak da saygı duymalıyız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Diyelimki 2010'da seçim yapılacak. Tamam güzel AKP'den kurtulmak için bir fırsat. Oyumuzu kime vereceğiz? Denize düşen yılana sarılır misali, siyaset bataklığında yılanlar ve çakallardan başka kimse yok ki... Al birini vur ötekine... Yemekten, tıkınmaktan, ... yapmaktan başka bir şey düşünmez bunlar. Saygılar.

İlker Çokkeçeci 
 30.12.2009 8:51
Cevap :
Sayın okurum öncelikle ilginize çok teşekkürler. Ama tamda yazımda anlattığım noktadasınız. Hala oyumuzu kime vereceğiz diyorsunuz. İyi de ben çok somut görüşler yazdım. Biri çıkıp o yazdıklarımı dese oy verecekmisiniz. Siz evet deseniz ben adım gibi biliyorum ki bu ülkenin % 99' u oy vermez o fikirlere. Sorun siyasiler değil. O kadar kızmayın onlara (ben hiç bir zaman kızmadım). Sorun bizde. Üniversiteye giden çocuğunuz var mı bilmiyorum. Olmaz ama varsayın ki benim gibi biri seçildi. Çocuğunuzun okuduğu üniversite branşı her ne ise uluslararası standartlarda değil ve bende o üniversiteyi kapattım. Çocuğunuz kaldı mı açıkta. Ne yaparsınız, bunu açıkça söyleyen irine oy verirmisiniz ? İyi yıllar dileklerimle.  30.12.2009 18:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 226
Toplam yorum
: 98
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 556
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

15 Nisan 1959 İstanbul doğumluyum. Marmara üniversitesi siyasal bilimler fakültesi mezunuyum. Ancak ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster