Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mart '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
2058
 

Seçimden sonra özerklik

Seçimden sonra özerklik
 

Van Kalesine asılan PKK paçavrası


Geçtiğimiz hafta yurdun birçok yerinde Nevruz kutlamaları yapıldı. En çok dikkat çeken kutlama Diyarbakır’da yapılandı. PKK terör örgütünün gövde gösterisine dönüşen ve Türk devletine kafa tutan Nevruz programında, büyük bir pankartla meydanın ortasına asılan, üzerinde “Ya Müzakere Ya Savaş” yazıları ile terörist başının mektubunun okunması, milli birliğimize doğru yöneltilen silah gibi kendini hissettirdi. Kürsüye çıkan özerklikten bahsetti, gerçi bir süredir dillendirmişler özerkliği, bir yetkili de çıkıp diyemiyor, ülke bütünlüğüm üzerinde hesap yaptırmam. Varsa yoksa paralel devlet!

1946 yılında Sovyetler Birliği’nin yardımlarıyla İran’ın doğusunda kurdurulan Mahabad Kürt devletinin milli marşı olan “Ey Rakıp” ile başlayan Nevruz mitingi, Türkiye topraklarının doğu bölgeleri üzerinde kara bulutların, kan ve gözyaşının devam edeceğini net bir şekilde gösterdi. Mitingden çıkan sonuç özetleyecek olursak; Terör örgütüne ve taraftarı siyasi partiye ne kadar taviz verilirse verilsin, en son istenecek olan bağımsızlıktır.

Geçtiğimiz yıl ballandırılarak anlatılan ve terörün bu saatten sonra bittiğini ifade eden açıklamaların ne kadar boş ifadeler olduğu ortaya çıkmıştır. Hükümet ile PKK ve siyasi uzantısı parti arasında yapılan görüşmeler sonrası ifadeler, teröristlerin yurtdışına çıkarak Türkiye’yi terk edecekleri yönündeydi. Örgütün siyasi kanadının bile, en geç Haziran 2013 ayı sonu itibariyle, militanların çekilme aşamasının tamamlanacağı yönünde açıklamaları olmuştu.

Buna rağmen PKK terör örgütü, bırakın çekilmeyi, dağ kadrosuna yeni elemanlar kazandırmış ve yurt içerisindeki yapısını gittikçe güçlendirmiştir. Bir hükümet yetkilisi de çıkıp dememiştir ki; şu veya bu şartlar üzerinde müzakere etmiştik. Anlaşmamıza göre teröristler yurdu terk edecekti.  Ne oldu da silahlı gruplar çekilmedi?

Bölgeden gelen haberlerde; dağ kadrosuna bağlı bazı teröristlerin, kentlere inerek ileride yapmayı planladıkları şehir gerillası çarpışmalarına hazırlık yaptıkları ve taraftarlarını eğittikleri şeklinde duyumlardır. Bu tarz duyumlar sık sık medya organlarında yer almakta, terör örgütünün halka silah dağıttığı haberleri konuşulmaktadır.

Doğu ve Güneydoğu’nun bazı şehirlerinde ve birçok mahalle, köy ve sokağında PKK terör örgütünün hâkimiyeti sağlanmış durumdadır. Bu durumu orada yaşayan vatanına ve milletine bağlı olan halk iyi bilmekte,  örgüt taraftarı olmayanlar tehdit ve baskılar karşısında sindirilmiş, siyasi görüşünü dahi açıklayamaz hale getirilmiştir.

2014 mahalli seçimlerine doğu ve güneydoğu illerinden aday göstererek katılan HÜDA PAR seçim büroları ve taraftarları onlarca kez terör örgütü yandaşları tarafından saldırıya uğramış, binaları ve araçları yakılmıştır. İktidar partisinin Van BB adayı bile Van’ın en işlek caddesinde örgüt yandaşları tarafından taşlı sopalı saldırıya uğramıştır. Bütün bu olanlar, doğunun sanki kaderine terk edilerek terör örgütü mensuplarının asayişi kontrol etmesi amacıyla yapıldığını düşündürüyor.

Eski Van RP milletvekili Fetullah Erbaş’ın geçtiğimiz günlerde bir gazetede çıkan konuşmasında; terör örgütü yandaşlarının doğuda aşiretlere baskı yaparak kendi tarafına çektiği, şeklinde haberi çıktı. Yörenin insanı olması ve halk ile bölgeyi çok iyi bilmesi hasebiyle, Erbaş’ın açıklamaları yabana atılacak türden değil, üzerinde durulması ayrıca, bir an önce devletin otoritesini kanuni ölçüler içerisinde sağlaması gerekiyor. Aksi halde yarın çok geç olabilir, çünkü Van Kalesine terör örgütü paçavrası çekildi.        

Tülay EKER bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Mehmet Fatih Bekirhan, Kahire, Bağdat ve İstanbul'u bir daire içerisine aldığımızda, dairenin içerinde, "insan kanında daha değerli" olduğu ifade edilen zengin Petrol ve su havzalarının olduğu görülür. Bununla beraber, Gelişmiş Batı'nın, mevcut durumlarını sürdürülebilirliği, bahsettiğimiz havzanın onların kontrolü olmasına bağlı olduğu bilinmektedir. Bu Coğrafyanın, 1500 yılından itibaren, "Böl-parçala-yönet" stratejisi nedeniyle rahat bir nefes almadığı tarihe meraklı olanları bilir. Yavuz Selim-Şah İsmail-Şiiler buna örnek verilebilir. Ve 1514'deki (Çaldıran) savaşta İdris-i Bitlisi'nin, (yardımları nedeniyle) "2.Yavuz" olduğu da. İstiklal Savaşı'nda, tüm halkımız gibi doğulu kardeşlerimizin kahramanlıkları da bilinmektedir. Özetle; Siyasi tarihimizi ne yaşadıklarımızı, sonuçları ile değerlendirdiğimizde, aramızdaki meseleleri bir aile sorunu olarak görmek ve aile büyüklerinin hoşgörüleri ile meselelere yaklaşmak, düşmanlarımıza fırsat vermeyecektir. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 27.03.2014 15:33
Cevap :
Canmehmet bey kıymetli yorumunuz için teşekkür ederim, size katılmadığım bir husus var, aile büyüklerinin aileden olmadığı ve aile gibi düşünmedikleri kanaatindeyim. Saygılarımla.  28.03.2014 8:45
 
 
Toplam blog
: 63
Toplam yorum
: 21
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 2715
Kayıt tarihi
: 12.02.13
 
 

Ercişliyim. 2012 yılı içerisinde "Van Gölü Havzası ve Erciş Tarihi" 2015 yılında "Doğu ve Güneydo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster