Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

güne_bakan(Nazenin yavrusu)

http://blog.milliyet.com.tr/gunebakanlar

01 Mart '09

 
Kategori
Sevgililer Günü
Okunma Sayısı
1796
 

Secret SS' ler

Secret SS' ler
 

Secret


Ben yaşamda herşeye geç kalmış bir insanım.. Annesine, kardeşine, sevdasına, çocuğuna, bir insanın yaşamında en olmazsa olmazlarına geç kalmış..
Sadece okumaya geç kalmadım.. Çocukluğumdan beri hep okudum.. Elime geçen herşeyi okudum.. O nedenle internet benim için mucizevi bir dünya kütüphanesi..
Bu dünya kütüphanesinden, benim gibi herşeye geç kalmış insanlara çok değerli öğütlerinden derlediğim bu yazı geç kalmış bir sevgililier günü hediyesi olsun naçizane kabul buyurursanız..

Okumakta olduğunuz bu yazı hayatımızda sık sık karşılaştığımız ancakbazen farkettiğimiz, bazende göremediğimiz yada farkına varmadığımız farkındalıklarımızdan birine az az dokunduklarımdır..

S harfinin insanın tamamen kendisinde s_aklı enteresan S_ECRET tesadüfleri..

I. S

S_EVGİ :

S_ecret yazımızın yüreği.. İnsan ruhunun olmazsa olmaz en büyük ihtiyacı.. Yoksunluğu ruhlarda önlenemez hastalıklara yol açan en büyük ihtiyaç..

Sevgi, yaratılan her şeyi sevmektir, razı olmaktır.
Yaratandan ötürü yaratılanı sevebilme gözüyle bakmaktır kainata.
Sevgi, sevilmeden sevmek , almadan verebilmektir.
Dünyaya bakın, yaratılan her şey insanların hizmetine sunulmuştur. Beş duyumuzla asıl önemlisi gönül gözümüzle bakabilsek bu aleme; insana ne kadar değer verildiğini görürüz de biz aynı değeri veremeyiz kendimize. Kendimizi sevmeyi dolayısıyla da tüm insanlığa sevgi penceresinde bakmayı tam anlamıyla beceremeyiz. Dolayısı ile yine en büyük kötülüğü kendimiz yaparız kendimize.

İnsan olmaktır sevmek.. Erdemli olmaktır.. Dünyaya sevdiklerimizin gözleri ile bakabilme yetisine o empatiye sahip olmaktır..

Sevgi aşk demektir, sevginin manaları saymakla bitmez ama en güzel manasıdır aşk...

Sevgi yaşamak demektir. Sevgi yaşamın kaynağıdır.
Sevgi yürekte biriken tüm olumlu düşüncelerin dışa vurumudur..
Sadece aşkla da sınırlayamayız bu kelimeyi..
Sevgi çok büyük bir okyanustur.. Aşk ancak içinde bir su damlasıdır belki..
Sevmek, kuşu böceği çiçeği.. Anneyi babayı dostu.. Zamanı anıları..
Umudu..
Hiç tanışmadığın birini...
ve daha bir çok şeyi....

Sevgi, yüreğimizin en derinliklerinde saklanan ve ortaya çıkmak için gerçek seveni ve sevgiye dair ne olursa olsun umudunun hiç tükenmediğini bilen birini beklemektir...

SEVGİ karşılığını almayacağını bilsen bile insan yüreğine sevgi ekmektir..
SEVGİ "yetsin artık" diyememektir.

SEVGİ Allahın insanın ruhuna kendi nurundan kattığı en anlamlı güzellik, insanoğluna en büyük ihsandır


II.S

S_AYGI :

İnsanlar arasındaki ilişkilerin düzeninde en önemli kuralı saygıdır. Sevgili Peygamberimizin bu konuda çok güzel bir sözü vardır: 'İnsan, kendisine nasıl davranılmasını istiyorsa, başkalarına karşı da öyle davranmalıdır.'
Yani kendimize sevgi ve saygı gösterilmesini bekliyorsak, biz de herkese karşı sevgi ve saygılı olmak zorundayız. Bunun ilk adımı eğitimi elbette ailede başlar.

Aile, toplumun en küçük birimidir. Toplumun güçlü olması için her aile yapısının sağlam olması gerekir. Aileye kuvvet veren en önemli unsur ise sevgi ve saygıdır. Örnek bir ailede, bütün fertler, ailesine bağlıdır. Herkes ailenin huzur ve mutluluğunu bozacak davranışlardan uzak durur. Birbirlerini üzmekten kaçınır, kırıcı sözler söylemez. Sevinçli ve üzüntülü günlerinde birlikte olurlar. Ailenin problemlerini çözmek için hepsi elbirliği yapar. Kişisel sorunlarda ise, birbirlerine destekçi ve yardımcıdırlar. Ailenin birlik ve beraberliğine önem verirler. Aile bütünlüğünü bozacak hareketleri yapmazlar.

Anne ve babaya sevgi ve saygı duymanın dinimizde çok önemli yeri vardır. İslam'a göre Anne ve babaya karşı gelmek büyük bir hatadır. Onların gönüllerini almadığımız sürece hiçbir işimiz güzel gitmez. Allah Kuran-ı Kerim'de; Onlara 'Öf! ' diyecek kadar bile saygısız davranılmasını yasaklar. Sevgili Peygamberimiz 'Cennet Annelerin ayakları altındadır.' diyerek, anne sevgi ve saygısının önemini vurgulamıştır. Bütün güzel davranışların temeli sevgi saygı ve hoşgörüdür. Ailesinde sevgi ve saygıyı hakim kılamayan insanlar , toplumda sevgi ve saygıdan söz edemezler.

Saygı içten gelen bir inceliktir.. İnsan ruhundaki en büyük erdemlerinden biridir.
İnsanda secret olan bu olguda , bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli ölçülü davranmaya sebep olmaktadır.
Hürmet saygı, karşı tarafa davranışlarla, hak ettiği değeri vermek ve de göstermektir..

Saygı bence insanın kendini gerçek değerlendirmesidir. Kendini doğru değerlendiren başkasını da öyle değerlendirir. Başkalarının haklarına saygı gösteren aslinda kendi seviyesini gösteriyordur..

Saygı değer verme duygusu olarak görünse de bizleri bir yolcu, hayatı da bir yolculuk olarak adlandırırsak yolun dosdoğru gidilmesinin en büyük yardımcısının adıda saygı olur. İnsan toplumsal bir varlıktır. Yaşamı boyunca değişik yollardan hedefe doğru gider ve bu gidiş esnasında ailede önemli olduğunca yaşamın bir diğer penceresi iş hayatında da saygı çok önemli bir unsur olarak kendini göstermektedir.

İş hayatında saygı, emek yoğun veya fikir yoğun çalışanlarımıza haklarını korumak, faydalı olmak, sorunları çözmek olarak özetleyebiliriz.

Saygı, herhangi bir ilişki türü içinde olunan bir kurum , birey ve benzerine, söz konusu varlık veya oluşumun ilgi ve duygularının farkında olarak bir tutum sergilemek, buna göre uygun bir davranış tarzını benimsemektir.
Saygı, genellikle, ilişkide olunan, iletişim kurulan varlık veya oluşumun hak değer ve inanç ve her türlü özelliğini göz önünde tutmak bunlara önyargısız yaklaşmayı içerir. Her ne kadar tersi gibi gözükse de saygı kavramı haklar kavramının varlığından önce gelir ve haklar kavramına dayanmaz.

Her ne kadar saygı zaman zaman kibarlık veya görgü ile eş anlamlı kullanılsa da, bunlar birer davranış iken saygı bir tutum dur . Davranışlarda görülen kültürler arası farklılıklar ve aynı davranışın farklı kültürlerde farklı anlamlar taşıması sonucu zaman zaman kişiler tamamen kendilerine dair unsurlardan veya dışa dönük çeşitli davranışlarından dolayı, saygısızlık kastı olmasa da saygısız olarak tanımlanabilirler.

III. S

S_ABIR :

Sabır gösterme ve yetinme: Bir olgunluk evresi olarak algılanan bu makamda; Tanrı’dan başkasına yakınmamak, kutsal gerçeğe giderken aceleci olmamak, taşkınlık yapmamak, ölçülü olmak, verdiği kadarıyla yetinmek,

Sabır ruhun bir melekesidir, güzel bir huydur. Tahammülü zor ve nefse ağır gelen şeylere katlanmak ancak sabır ile olur. Bir hakkı müdafaa ve muhafaza etmek için gösterilen sebat, sabretmekle mümkündür. Aklın ve dinin hoş görmediği nefsin meşru olmayan istek ve arzularına mukavemet edebilmek, hayatta elde olmadan başa gelen ve insana büyük elem ve keder veren bela ve musibetlere karşı koyabilmek ve bunların üstesinden gelebilmek için sabırlı olmak lazımdır.

Bütün faziletlerin anası, hayatta muvaffak olmanın ve kemale ermenin sırrı bu güzel özelliktir. Her türlü rezaletin sebebi sabırsızlık veya gerektiği kadar sabır gösterememektir. Sabır her faziletin üstünde bir değer taşır. "Şüphesiz Allah Teâlâ sabredenlerle beraberdir" (el-Bakara, 2/153, 155).

Sabrın sonu selamettir, başarıdır. Sabır acıdır. Fakat sonucu tatlıdır. Hz. Peygamber (s.a.s); "Sabreden başarıya ulaşır' ; "Sabır başarının anahtarıdır"; "Sabır bir ışıktır"; "Sabır cennet hazinelerinden bir hazinedir"; "Sana sıkıntı veren şeylere karşı sabretmende bir çok hayır vardır" buyurarak sabrın faziletini anlatmıştır.

Hz. Peygamber (s.a.s); "Sabır, acı bir olayın yaptığı sarsıntıya karşı ilk anda gösterilen tahammüldür" (Buhârî, Cenâiz, 32) sözüyle bir felaketle ilk karşılaştığı zamandaki sabrın önemini vurgulamıştır. Sabretmek, mahkûmiyete, meskenete ve zillete razı olmak, haksız tecavüzlere, insan haysiyetine gölge düşürecek saldırılara katlanmak ve bunlara ses çıkarmamak anlamına gelmez.Çünkü meşru olmayan şeylere karşı sabretmek caîz değildir. Bunlara karşı içten elem duymak ve bunlarla mücadele etmek gerekir. İnsanın kendi gücü ve iradesiyle üstesinden gelebileceği kötülüklere katlanması ya da karşılayabileceği ihtiyaçları karşısında gevşemesi sabır değil, acizlik ve tembelliktir. Resulullah (s.a.s); Ya Rabbi! Acizlikten ve tembellikten sana sığınırım” (Buhari, Cihad, 25) diye dua etmiştir.

Peygamberler sabrın en büyük örnekleridir. Çünkü onlar bütün güçlükleri sabırla karşılamışlardır. Dileğimiz Allah (c.c.)'ın bizi, "belâlarına çok sabreden ve nimetlerine çok şükreden" kullarından eylemesi olmalıdır (İbrahim, 14/5).

Sabrın sonu selâmettir. Sabır, iman ve ibadetin, ilim ve hikmetin, kısaca bütün faziletlerin başıdır. Peygamber Efendimiz; "Sabır ve tahammül gösteren kimseyi Cenab-ı Hakk sabırlı kılar. Sabırdan daha hayırlı ve geniş bir nimet hiç bir kimseye verilmemiştir" (Tirmizi, Birr, 76).

"Hoşlanmadığın şeye sabretmende büyük fayda vardır" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 307) buyurmuştur.

Ayrıca Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor:

"Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz; sabredenleri müjdele" (el-Bakara, 2/ 155).

Sabırla bütün zorluklar halledilmekte, her türlü engel aşılmaktadır. Onun için çok güzel bir atasözlerimiz vardır: Sabırla koruk, helva olur"
Sabır ağacına çıkmak güçtür. Lakin meyvesi lezzetlidir. (Mustafa Uludağ)

Bizim için mutlaka hayırlı olduğuna inandığımız sabır, bütün peygamberlerin ortak sıfatıdır. Allahın dinini tebliğ ederken hepsi çeşitli sıkıntılara uğramış, kendilerine eziyet edilmiş, yurtlarından çıkarılmış. Hükümdarlar tarafından zindana atılmış ama onlar daima sabretmişlerdi. Kuran-ı Kerimde peygamberlerin sabrını dile getiren pek çok ayet-i kerime vardır. Rasulullahın hayatı ise baştan sona en güzel sabır örnekleri ile doludur. Bu sebeple her müslümana düşen görev, kurtuluşun sabırda olduğunu düşünerek, Allahtan sabır dilemek ve sabırlı olmaktır.

IV.S

S_ADAKAT :

Birinin yanında isteyerek severek kalmaktır, herşeye rağmen sevgiyle katlanmaktır sadakat.
Yolcu değil hancı olmaktır sadakat..
Sadakat seçilmiş olana teslim olunmuş özgürlüktür.
Sadakat, yeni doğmuş bir bebeğin anne kucağında bulduğu huzurlu bir uykunun adıdır.
İradesizliğin, kaypaklığın tanımıdır sadakatsizlik..
Sadık olma kök halinden türemiştir sadakat..
Sevginin aşkın olmazsa olmazıdır.. Sadece insanın eyleminde değil aklında ve yüreğinde de tutması gereken sözüdür.
Hayat yolunun en acımasız sapağıdır. En kolay dönülen söz ve en büyük yıkımı..

Bayezid Bestamî adlı şair şöyle der:

<ı>Ya olduğun gibi görün,
<ı>Ya da göründüğün gibi ol.
ve bu, yani “sadakat.”
Ey batını takvadan çıplak olan,
Dıştan riya elbisesi giymişsin.
<ı>Yedi renkli perdeyi bırak,
<ı>Senin ki evde hasırın var.

Sonu olmayan seferlerin, nihai son durağıdır sadakat. Nedense insanlar bir tek ölüm’e tam anlamıyla sadakat besler. Zira bilinen yaşanacak tek gerçek nihai son, ölümdür.

Sadakat ve güvenin bir başka önemi de, müminleri sürekli bir arada tutan önemli bir özellik olmasından kaynaklanmaktadır. Bu anlamda sadakat, fitne çıkarmak, yapılan salih amellere engel olmak ve müminlerin arasını açıp bozmak gibi çeşitli zarar verici faaliyetlerde bulunmaya çalışan kötü niyetli kimselerin, müminlerin içinde barınmasını da zorlaştırır. Müminlerin Allah'a ve peygamberlere karşı duydukları içten sadakatin ve bağlılığın taklit edilebilmesi mümkün değildir. Bu sadece müminlere özgü bir duygudur. Müminlerin arasına dine zarar verme amacıyla giren kimseler, kendilerini ne kadar gizlemeye çalışsalar da, müminlerin teslimiyetini taklit edemedikleri için, bu amaçlarını hiçbir zaman için gerçekleştiremezler. Allah'a karşı duyulan güçlü bir sadakat ve teslimiyet, salih müminlerle kalplerinde hastalık bulunan kimseleri birbirinden ayırt edip ortaya çıkaracaktır. Bu sadakat duygusu aynı zamanda güçlü bir bağlılık görevi görerek, müminleri hayat boyu birarada da tutacaktır. Müminler, duydukları güçlü sadakat ile kendilerine zarar ve kötülük vermek isteyen kötü niyetli kimseleri rahatlıkla teşhis edip, onlara karşı gereken önlemleri alabilirler. Ayrıca birbirlerinin samimiyetine ve bu yoldaki azimlerine şahit oldukları için, birbirlerine olan sevgileri ve güvenleri daha da artacaktır. Bu şekilde Allah bu kötü niyetli kimselerden müminleri arındırarak onları her zaman için dinç, güçlü ve kamil iman sahibi kimseler kılacaktır.

Müminler Allah'a karşı güçlü bir teslimiyet ve kararlılık içerisinde oldukları için, en zor anlarda bile Allah'ın rızasına en uygun olan kararı verip, ona göre hareket ederler. Onlar, Allah'ın

"...Oysa onlara evla (olan): İtaat ve maruf (güzel) sözdü. Fakat iş, kesinlik ve kararlılık gerektirdiği zaman, şayet Allah'a sadakat gösterselerdi, şüphesiz onlar için daha hayırlı olurdu." (Muhammed Suresi, 20-21) Allah bu ayetlerde , güçlü bir sadakatin, insanın hak olan bir şey karşısında tereddüte kapılmasını engellediğini ve kişiye kararlı bir tavır kazandırdığını da haber vermektedir. Eğer insan güçlü bir iman ve teslimiyete sahipse, bu içten sadakat duygusu, onun kararsızlığa düşmesini önleyecek ve nefsini yenmekte ona daima yardım edecektir. Böylece insan nasıl bir durumla karşılaşırsa karşılaşsın, Allah'a duyduğu sadakati ve teslimiyetiyle, nefsine zor gelen bir şeyin rahatlıkla üstesinden gelebilecektir.

Sadî’nin dediği gibi:

<ı>İbadet sadece alnı toprağa koymak değil,

<ı>Sadakat göster, çünkü ihlas alınla değil.

Bu şiir, şu hadisin içeriğidir:

“Şahısların uzun rüku ve secdelerine bakma­yınız. Çünkü, onlara adet etmiş olabilirler. Onların doğru konuşmalarına ve emanete riayetlerine bakınız.”Kafi, c. 2, s. 105

Mal ve çocuklar, diğer güzel kadın ve erkekler dünya hayatının çekici süsüdür; sürekli olan 'salih davranışlar' ise, Rabbin Katında sevap bakımından daha hayırlıdır, umut etmek bakımından da daha hayırlıdır. Müminlerin sahip olduğu içten sadakat, onların hareketlerine de yansıyarak, azimlerini ve Allah'a olan teslimiyetlerini artırmakta ve daha da güçlenmelerine vesile olmaktadır. Buna karşılık Allah, münafık karakterli kimselerin kalplerindeki 'hastalıklarını' ortaya çıkarmaktadır. Allah Kuran'da, inkara yatkın olan bu zayıf imanlı kimselerin, müminlere ve elçiye çeşitli engeller çıkararak onları zor durumda bırakmak ve onlara zarar vermek isteyeceklerini bildirmektedir. Bu nedenle Allah müminlere, Allah yolunda hicret edip, Allah'a ve O'nun elçisine olan sadakatlerini ve samimiyetlerini açıkça göstermedikçe, münafık karakterli kimseleri dost edinmemelerini öğütlemiştir:

Onlar, kendilerinin inkara sapmaları gibi sizin de inkara sapmanızı istediler. Böylelikle bir olacaktınız. Öyleyse Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan veliler (dostlar) edinmeyin... (Nisa Suresi, 89)

Sadıklarla,

Kur’ân-ı Kerim, “<ı>sadıklarla beraber olun” diye em­ret­mektedir. (<ı>Kûnû Mea’s- Sadıkîn).Tevbe / 120

"Hesabı temiz olanın hesap vermekten ne kor­kusu olacaktır"

***

Başlıkta 3 S var ama insan yaşamındaki bu S_ecret SS ler saymakla tükenmiyor. Ben yazının daha fazla uzamaması adına 4 S li bir secret dosyası sundum sizlere, sizlerde bulun bakalım yaşamınızda olmazsa olmaz diğer S_ECRET SsS' lerinizi..

Sevgiyle..
Saygıyla
Sağlıcakla :)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 57
Toplam mesaj
: 42
Ort. okunma sayısı
: 986
Kayıt tarihi
: 05.10.06
 
 

Ata toprağı Karadeniz'den, terbiye ve eğitimi Trakya'dan, günebakan ve İstanbul sevdalısı eski bir m..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster