Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Temmuz '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
3224
 

Seda abla beni neden (işten) kovdu?!! ''Muştu'' yani!..

Seda abla beni neden (işten) kovdu?!! ''Muştu'' yani!..
 

Gidiyorum dedim diye yanlış anlaşılmasın lütfen. Gidiyoruz dediysek de, dönüşümüz muhteşem olsun diyedir!

Arkadaşlar, haldır haldır torpil arıyorum haberiniz olsun. Mail atmadığım yayın yönetmeni, (kayda değer) ulaşmaya çalışmadığım köşe yazarı, sanatçı, yapımcı, vs kalmadı. Birinden biri duyacak çığlığımı..Biliyorum..

Biliyorum..Görüyorum..Duyuyorum..Ama anlatamıyorum (Orhan Veli üstadı rahmetle anıyorum burda )

Ahan da buradan açık ve seçik ifade ediyorumküne, binaenaleyh, dün dündür, bugün bugündür! Bugün artık dün yapmadıklarımızı yapma zamanıdır! (Yok endişelenmeyin, milletvekilliğine aday olmadım henüz! Daha doğrusu, meclis henüz beni ağırlamaya hazır değil! )

Beeeen ki artık aradığım torpili bulup, bulunca da fırlataciiim! Ve fırlatıp fırlatıp, o torpilnen bugüne kadar beni ciddiye almayan bütün (gizli) hasımlarımı da yok ediiciiimm! (Meclis bana neden hazır değil, anladınız değil mi? Paranoyaklar için bir koğuş açılması lazım öncelikle orda)

Hatta sevgili Seda Sayan’a bile ulaşmaya çalışıyorum günlerdir ama nafile! (Tüp bebek istiyorum falan mı deseydim acaba diye hayıflanmaya başladım.. Belki ilgisini çekerdi Seda ablamın)

Seda ablamın diyorum çünkülüm bir dönemler kendisiynen de teşrik-i mesai yapmışlığımız vardır.

Aslında benim Seda’ya ulaşmak için başkaları gibi programına gitmeye, yalvarmaya, aralara birilerini sokmaya da ihtiyacım kalmamalıydı. (Gerçi bunu da yapmadım zaten ama anlaşılan yapmalıymışım)
Çünkü Yetiş Bacım programının ilk yönetmeni bendim üzerinize afiyet.. (Hoş, bugün bana yardım toplasalar hayır demiiciim )

Hatta (kısa da sürmüş olsa) bir dönem zat-ı aaalilerinin basın danışmanlığını yapmışlığım bilem vardır. (Hani o İzmir’li iş adamı kocasıyla evlenmeden önce). Sonra bir akşam havaalanında işsiz kalıverdim. Kovuldum çünkülüm. Havaalanına ulaştığımda arkadaş bana Seda’nın şu veciz sözlerini iletiverdi üzüntü içinde:

‘’Leyla’ya söyle telefonları teslim etsin, Pazartesi de işe gelmesin! ‘’ (Telefonlar dediği Seda’nın cevaplamakla yükümlü olduğum telefonları idi)

Evet evet! Aynen böyle! İtiraf ediyorum ki; KOVULDUM(muştum)..

Makûs talihimin yakamı bırakmamakta direndiği o uğursuz akşam, havaalanında ekip (tüm çaresizliğiyle) beni bekliyordu ve Kıbrıs’a uçacaktık hep birlikte. Mehmet Ali Erbil, Deniz Seki, Stelyo, vs.. Cümbür cemaat hepsi alandaydılar ve benim (muhteşem varlığımla) ekibi yalnız bırakmamak üzere havaalanına intikal etmemi beklemekteydiler sabırsızlıkla (Burda ufak atmak ve civcivler konulu o veciz cümleyi hatırlamanızda bir sakınca görmüyorum ama devamında yazacaklarım yüzde binbeşyüz gerçektir arkadaşlar!)

Ben de TGRT’nin çatı katındaki program bölümünde, elimde telefon (hüngürdeyerek) nüfus kağıdımın bana teslim edilmesi için yalvarıyordum birilerine.. (O birileri kim diye sormayın sakın. O kendini biliyor!)

Sonracığıma, tabii (çok şanslıyım ya) birden ortalık zıngırdamaya başladı.. Yıllardan 1999, Aylardan Kasım ve günlerden Cuma idi. Kasım ayının 17. günü idi yani..

Düzce depremini yaşıyorduk o akşam. Ve benim bir saate kadar uçağım kalkacaktı. Ve dahi yanımda valizim de hazırdı.. Ve ben nüfus kağıdını kötü kalpli kahramandan kurtaramayan zavallı bir masal prensesi gibi idim..

Kötü kalpli birileri Kıbrıs’a gitmemem (Aslında gidememem) için bana baskı yapıyor ve içinde nüfus kağıdımın da bulunduğu ajandamı gaspetmiş, bana vermiyordu. Telefonda beni deliler gibi bağırttırıp, orda, masamın başında, elimde ahize hüngür hüngür ağlattığı halde vermiyordu kimliğimi.

Sonra üstüne bir de deprem telaşı ve korkusu eklendi. Hatlar çıldırdı! Ben numarayı ısrarla aradığım halde düşüremiyordum bir türlü ama arkadaş(!) nasıl olduysa bir kez daha benim cebimi düşürmeyi başardı ve ben yine kendisinden kimliğimi isteyince sunturlu bir küfür savurarak kapattı telefonu yüzüme. (Meğer o beni depremden sonra iyi miyim diye sormak için aramış.. Ve ben ısrarla kimliğimin hesabını sormaya devam ettiğim için de kızmış!)

‘’Ne halin varsa gör! Sana değer verip, seni merak edende kabahat zaten!’’ dedi ve kapadı telefonu..

Sonra da ben ne yapacağını bilemez bir halde kalakaldım masamın başında.. Seda’ya bu konuyu söyleyemezdim bile.. Çünkü söz konusu şahıstan ve çalışırken, iş ortasında bana verdiği rahatsızlıklardan, telefonlarla tecavüzlerinden (ki Seda da onu gayetnen iyi tanımaktaydı zateeen) Seda’ya da gına gelmişti.

Ben de özellikle gecikerek (uçağa yetişemeyeyim diye) taksiye bindim Tgrt binasından ve alana gittiğimde ‘’ Hiii! Olamaaaaz! Olabilemeeeez! Kimliğim evde kalmış’’ yalanını savurdum.. (Bilmemkim vermiyo desem, kimlik onda n’arıyo sorusuyla muhatap olacaktım ki; buna verilebilecek mantıklı bir cevabım yok idi)..

Stelyo tüm iyi niyetiyle bana yardımcı olmaya çalışmıştı. Hatta arabasıyla eve gönderdi ) ki; kimliğimi alıp, yetişeyim)..

Ama yollar depremden ötürü zaten kilitlenmiş durumdaydı ve benim eve yetişmeme mucizeler bile çözüm olamazdı..

Tabii neticede (uçağın kesin kalkış saati de artık gelince), kuyruğumu kıstırıp, tırıs tırıs havaalanına geri dönmek zorunda kaldım. . Orda da arkadaş (Bekir’in kulakları çınlasın) bana Seda ablanın yukardaki veciz cümlelerini aktarıverdi!

Artık masal bitmiş idi.. Artık ben bir prenses değil idim ve kötü kalpli masal kahramanı kazanmış idi! O dakkada, oracıkta benim ‘’işimi bitirmiş’’ idi!

Yaa?!!

İşte böyle sevgili günlük ve tüm sevgili okuyucularım! (Hani bu bloglar günlükmüş ya? O bakımdan sevgili günlük dedim..)

Sevgili Seda Sayan’ın beni kovma hikayesi işte budur! Kendi bile hâla bilmez o gün (bir başkasının salaklığından benim utanıp) kendisine yalandan bir mazeret uydurduğumu..

Sevgili işimden, bencil birileri tarafından işte bu şekilde kovulmak zorunda kalmış idim!

Sonra da zaten, hemen iki hafta içinde vizemi alıp, bütün Türkiye maceramı da sonlandırarak (kariyerimi baltalama pahasına) Almanya’ya kaçmış idim..

Zaman zaman (Sadece iki üç kez galiba) sevgili Seda Sayan’la karşılaşma şansım oldu ve bana çok ilgili ve sevecen davrandığına tanık olup, gözlerimin buğulanma şansı bilem oldu!

‘’Beebbbbeeeğiiim! Nerelerdesin sen? N’apıyosun şimdi? İyi misin? Her şey yolunda mııııı?’’

Şeklindeki yoğun ilgi ve alaka gösterilerinden aldığım (zavallı) cesaretle aradım kendisini. Tabii kendisini değil! Artık bende kendi numaraları yok. (Bu ünlü tayfası, hemen deşifre olduğu için çıtır çerez kabilinden yeniler telefon numaralarını hep)..Yanındaki dalkavuklarını aradım ve Seda abla ile görüşmek istediğimi ilettim.. (Rahatlıkla dalkavuk diyebiliyorum, çünkü isimlerini zikretmiyorum.. Onlar biliyorlar kendilerini zaten! Hoş! Seda abla da biliyor! Ama yine en başta Seda abla kendi biliyor ki; ben kimseye dalkavukluk yapmadım ve yapamam! O nasıl dobraysa ben de öyleyimdir aslında ve bu iş ortamlarında ne geldiyse başıma, çoklukla bu dobralığım yüzünden gelmiştir.)

Ama kimsenin günahını da alamam! Ya kendisine iletmediler! Ya da ilettiler ama kadıncağıza benim problemli hallerimden (vakti zamanında) gına geldiği için, sorun dinlemek istemediğinden özellikle bana dönmedi. Bilemiyorum artık..

Fark etmez de zaten! Canı sağolsun! Dönmek zorunda da değil ki neticede! Bu memleketin ‘’Problemci başı’’ bir o değil ki! Allah Allah yaaa! (Kızdım bak şimdi durup dururken.. Hem de kendime)

Aslında gerçekten çok duygusaldır ve çok da zeki, bir o kadar da becerikli kadındır!

Seda ablanın bu yazdıklarımı okuma ihtimali on yüz bin milyon baloncukta bir ihtimâl olduğu için, son söylediklerim lütfen ‘’yalakalık’’ olarak algılanmasın! Tam anlamıyla böyle düşünmekteyim çünkü..

Şaka bir yana, gerçekten de hayatımda tanıdığım en zeki ve zekâsını da bir o kadar pratik kullanabilen nadir insanlardandır.

Canavar gibi kadındır yani!
Elini neye atsa, başaramayacağı hiçbir şey yok! Çünkü en ilgisiz göründüğü konuya karşı bile antenleri hep açık! (Bir tek bana kapalı kaldı son zamanlarda ama olsun, sorun değil!

Zaten ben bir şekilde çözeceğim bütün sorunları..Hayırlısıynan şu torpilimi bi bulup fırlatayım! Gerisi kolay!

Neyse yaa..Neyse ne yaaa.

Konu nerelerden açıldı, nerelere geldi..

Bi anlık gaza gelip, en gizli kovulma sırlarımı bile ifşa ettim ki sormayın gitsin!..

Ne diyorduk!

Gidiyorum demiştim ama dönüşüm muhteşem olacak! Hem deeee?..
(Nasıl diyordu Seda abla?..)

‘’Kiiim neeee derse desssssin! Hadde..Haaaddeee..Haaddeee.. Haaddeeeee J

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Her şer de bir hayır vardır da... Yani benim anlayamdığım o ismini zikretmediğin kimliğini gasp eden arkadaş işten kovuldugunu öğrendiğinde ne yaptı çok merak ediyorum eminim büyük bir rahatlama olmuştur...

ABDULLAH GÜN 
 18.04.2008 0:44
Cevap :
Pek rahatladığını söyleyemeyeceğim ;))) Ama ona hakettiklerini duyurmak ve uygulamak beni epey rahatlatmıştı dostum :)))))  20.04.2008 13:16
 

Film içinde film.Kendin de film gibisin.Şunların bir filmini çeksen,Bir çekebilsen.Bir dolup,bir boşalıyorsun..Sağın solun da hiç belli değil.Böylesi sana daha yakışıyor.8 Elülde İzmirde misin?İzmir rüyası buluşması için..Diyeceksin ki,vaktiyle ben İzmirde ne rüyalar gördüm,ne rüyalar..Yazın,her zamanki gibi açıklık,akıcılık ve dürüstlük kokuyor.Ah,,biraz da vefan olsa!? Hı?!Saygı ile..

Muzaffer Cellek 
 05.07.2007 18:32
Cevap :
Bozayı çok sevmem be Muzocuğum :))))) Ben de vefasızsam var yaa?!!!! Açtırma ağzımı şimci! :)) Sanıyorum (Allah bir zeval vermezse) İzmir'deyim.. Ama (vefasızlığımdan) yıllardır görmediğim İzmir'li dostlarım beni parçalamazlarsa eğer, tek parça halinde toplantıya intikal edebilirim diye düşünüyorum :)))))))))))))  06.07.2007 9:56
 

Suçu Seda'da arama, kendinde ara.

Süleyman EKİM 
 02.07.2007 15:27
Cevap :
Yorum öbüründe saklıııı. Atlama hemen öyle abicim :)))))  02.07.2007 20:46
 

Sevgili Leyla, Seda kültürü zayıf olanlar kültürlü sayılmaz mı? Ömrüne kaç kovulma sığdıracağını merak ediyorum. Bakalım Blogdan ne zaman kovulacaksın?

Süleyman EKİM 
 02.07.2007 15:26
Cevap :
Hep söylüyorum Süleyman abiciğim :)) Edebimle oturmuş, edebi yazılarımı yazıyorum şuracıkta..Kime ne zararım varküne? :)) Ama (laf aramızda) Seda beni kovmasaydı ben zaten istifa edecektimdi. :)) Bu ''Basın danışmanlığı'' denen saçmalık Türkiye'de çanta taşımaktan ve telefonlara bakmaktan başkaca bi halt olarak algılanmıyor zaten! Yani ''Kibar hizmetçilik''..Haa? Dur bak! İyi aklıma getirdin! Ben buna da bir blog yazayım da, blog gibi yorumum da işe yarasın bari ;))  02.07.2007 20:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 121
Toplam yorum
: 889
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 2109
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

1969 İstanbul'unda açmışım gözlerimi bu dünyaya... Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu, şimd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster