Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Haziran '08

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
986
 

Şefaatinizden vazgeçti, taşına ilişmeyin lütfen!

Şefaatinizden vazgeçti, taşına ilişmeyin lütfen!
 

Yerleşim bölgesine uzak bir yola kaza yapmış bir arabayı koyuyorlar ve içine de yoldan geçen sürücülerin görebileceği bir şekilde yaralı ve kendinden geçmiş bir sürücüyü oturtuyorlar. Arabadan hafif hafif dumanlar tütüyor ve sürücünün yüzü kan içinde.

Yolun diğer tarafında kamera hazır. TV muhabirleri ve iki polis görünmeyecek bir şekilde gelecek olan diğer arabaları bekliyorlar. Üç- dört dakikada bir arabalar geçiyor yoldan. Çıkan sonuç şu:

Her 10 arabadan 6’sının sürücüsü kaza mahallinde durup hemen ilk yardıma telefon ediyor…

Her 10 arabada 2’sinin sürücüsü ise kaza mahallinde durup şöyle bir bakıyor ve yola devam ediyor.

Her 10 arabanın 2’sinin sürücüsü kazayı gördüğü halde biraz yavaşlıyor ama hiç durmadan yola devam ediyor.

Duran arabaların sürücüleriyle kaza mahallinde söyleşi yapılıyor ve kendilerine teşekkür ediliyor.

Durmayan arabaların sürücüleri ise 200 metre ilerde barikat kuran polislerce durdurulup onlarla da söyleşi yapılıyor. Kazayı ve yaralıyı gördükleri halde neden durmadıkları soruluyor.

Duran arabaların sürücülerinin ne dedikleri önemli değil… Ama inanın durmayan arabaları sürücülerinin ne dedikleri de önemli değil. Zaten çoğu yanıt bile veremiyor. Kimisi özür dilemeye çalışıyor ama kimden özür dileyeceklerini bile bilmemenin şaşkınlığını yaşıyorlar. Sözün bittiği yerde ve zamanda olduklarının bilincindeler.

“Ayinesi iştir(eylemdir) kişinin, lafa bakılmaz” sözü bir daha geçerli oluyor.

İlahi elek, bir şekilde eleyiveriyor insanları ve insan müsvettelerini…

* * *

Otoyolda bir benzin istasyonunun temiz ve ferah tuvaleti. Tuvaletin lavabo bölümüne bir kamera yerleştirilmiş. Lavabonun hemen yanında içinde kimlik belgeleri ve 100 Avro bulunan bir para çantası koymuşlar. Bu sefer de tuvaleti kullanan sürücüleri ve yolcuları sınavdan geçirilecek. Çıkan sonuca göre:

Her 10 sürücü veya yolcudan 5’i, lavaboda bulduğu cüzdanı benzin istasyonunun sorumlusuna teslim ediyor.

Her 10 sürücü veya yolcudan 5’ ise para cüzdanını cebine atıyor.

Televizyon muhabirleri ve polis hemen harekete geçiyor tabii. Cüzdanı alanlara monitörden görüntüleri izletiyorlar. Yaptıkları rezilliği gösterdikten sonra sorular soruyorlar. Adam avukat! Altında 80 bin avroluk bir BMW ve cebinde de kendine ait olmayan bir cüzdan var... Ya da gayet şık giyinmiş bir Hanım. Ama o 100 avroyu alıp cüzdanı tuvalette bulunan çöp kutusuna atmış. Üstelik bir gören var mı diye sağını solunu iyice kontrol etmiş.

Sözün bittiği yerde olduklarından çoğu bir açıklama yapamıyor. Kimi işi yüzsüzlüğe vurarak gülüyor, kimi de özür diliyor aptalca.

Bütün bunlar Almanya’da oluyor efendim.


* * *

Günlük yaşamın rutin zamanlarında insanları tanımak, değerlendirmek oldukça zor bence. İnsanlar gerçek “naturalarını” olağandışı zamanlarda ve olaylarda “eylemleriyle” sergiliyorlar!

Doğumda, ölümde, kazada, kavgada, tartışmada…

Yenerken, yenilirken, yarışırken… Gemileri yakıp giderken…

Özellikle de bölüşürken… Menfaatleri çatışırken!

İnsanın şeffaflaştığı, kendini saklayamadığı bu olağandışı zamanlardaki davranışları, duruşları, söylem ve eylemleridir baz alınması gereken.

Şart değil yani oraya, buraya kamera yerleştirip sıcağı sıcağına söyleşiler yapmak. Görmesini bilen için her yer kamera ile donatılmıştır ki, kendisini bile monitörde görebilir. Yeter ki biraz insanlıktan nasibini almış olsun.

Yaşamın her safhası bir sınav zaten. Kimileri bu sınavı başarıyla atlatıyor, kimileri de sınıfta kalıyor.

Sonuçta… Şöyle veya böyle… İlahi bir elek var!

Eliyor!

Er veya geç…

İnsan kendini belli ediyor!

Not: Sevgili Dost Celal Çelik’e, DG Hocama ve Mustafa Mumcu Bey’e duyarlılıklarından ötürü teşekkür ederim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

daha önce size yazdığım yorumlara sizden cevap alamadığım için buruktum...nedenini kendimde aramıştım, galiba iticiydi yazdıklarım, yada çok mu abartılıydı esprilerim diye, ama şimdi bu cevabı okuyunca çokkkk mutlu oldum. Ama hiç üzerinde durmadım...Biliyor musunuz en az Madam'ım kadar özelsiniz...Bugünlerde daha iyiyim, umarım sizde iyisinizdir, sevgi ve saygılarımla ,,,,Mutlukalalım (eminim öyle isterdi )

Kundelas- Sevdakılıçaslan 
 09.07.2008 21:33
 

Maske efendim, maske sorunu. Önemli olan kendi benliğimize karşı maske takmamamız. Ancak o zaman maskeler sıkar, cendereye sokar ruhumuzu. Olduğumuz gibi görünene dek daha çok evrim geçireceğiz anlaşılan. O kadar ki, evrimi tamamladığımızda belki de IŞIK olacağız maske tutmayan. Esin verdiniz, saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 28.06.2008 22:23
 

algılanmış insanlar tarafından. (Burada yoksa sadece kendimi mi suçlu görmem gerekiyor henüz bilmiyorum) Amacım sizi ya da rahmetliyi karalamak asla değildi ama bir ölümün ardından, abla da olsa o kişi polemik yaratılmasını da hoş bulmuyorum bunu da saklamadan geçmek istemedim. Bu da bana yeterince samimi görünmüyor. Hayatım boyunca insanları kırmaktan uzak durmaya çalıştım ama yeterince becerikli değilmişim anlaşılan. Bu tamamen kendi adıma yazılmış duygulardır, kimse üstüne alınmasın ya da kimsenin korunması değildir çünkü diğer yazılanlardan da haberim yok. Yemin ederim. Madamex in bir lafı geldi aklıma İnsanlar anladıkları kadar varlar dı yanılmıyorsam... Baksanıza öz ablası bile yanlış anlayabiliyormuş okuduklarını. Keşke gerçek bir isim gerçek bir resim olsa mıydı acaba? İlla bir şeylere inanmak için bazen gerçek veri istiyor insanoğlu Ümit Bey. Yine tekrarlıyorum içtenliğimle Allahtan rahmet diliyorum umarım orada ne dediği anlaşılsın diye... onun deyimiyle Mutlukalın

kevser şekercioğlu akın 
 28.06.2008 16:37
Cevap :
Dediğim gibi, siz benim gibi tüm yazılanları "satır satır" takip etmiyorsunuz. Bu olay sırf benim yazdıklarımdan ibaret değil 10 adet yazı yazıldı ve bu yazılara yorumlar geldi. Ayrıca seyir defterinde pek çok kişi şüphelerini yazdılar.Ellerinde hiç bir kanıt olmadığı halde. Yazarken ismini açıklamayan bir kişinin ismini açıklamak ne derece doğru? Üyelere yönelik bir duyuru yapılmadı ki, o not editörlere hitaben yazılmıştı, açıklamayı da ben yapacaktım ama saldırılar başladığından yazmadım. Kimseden "inanmasını" beklediğimiz bir şey yok ki! Ama herkeste bir merak var ki anlaşılır gibi değil!Blogda 5 ayrı isimle yazdığı tescillenmiş bir Hanım bile hesap sorar gibi açıklama bekliyor. Beklesin bakalım! Sağlığında soramadıkları soruları şimdi soruyorlar. Tek amaçları meraklarını gidermek! Adı neydi, soyadı neydi? Nasıl öldü? Hastalığı neydi? Ben yazacağımı yazdım Kevser Hanım.Anlayan anladı. Ama samimi olarak söyleyeyim, bu konunun sizinle alakası yok. Müsterih olunuz. Selamlar, saygılar.  29.06.2008 4:25
 

onikiden doğrudur bazen de sıfır kadar hiçlik taşıyabilir. Her şeyde olduğu gibi zaman-zemin-ve kişi üçlemesiyle değişen bir durumdur. Resimsiz kelimelere bile bağlanabilip gözyaşı dökebiliyoruz hiç tanımadığımız insanların kelimelerini okuduğumuzda. Şok insana her şeyi düşündürebilir. Elbette ölüm yaşlılara uğrayacak diye bir kural yok, sevdiğimiz kelimelerin gencecik sahibini kaybetme telaşıyla "Yok hayır olamaz"la başlayan, olmaması için belki şöyledir diye düşünceler samimiyetle gündeme bile getirilebilir. Bunda bu kadar abartacak ve insanlık dışıymış gibi göstermenin de ne kadar insanca olduğunu tartışabilecek zamanımız olsaydı keşke. Sizi ilk ben o zannetmiştim ve hiç art niyet taşımadan ve hatta inşaallah Ümit Beydir diye dualar ederek çekinmeden yazdım, içimdekini dışa vurarak. İnsanlığımı teraziye koymak hiç aklıma gelmedi ve gerçekten kırılma noktasındayım şu an rahmetlinin ablasının yorumunu okuyunca. İkinizde okunan insanlardınız ve demek ki bir noktada bir anlam bütünlüğü

kevser şekercioğlu akın 
 28.06.2008 16:28
Cevap :
Kevser Hanım, size yazdığım mesajda da bir burukluk yaşadığımı ama size kırılmadığımı özellikle yazmıştım. Dikkat ederseniz Zekiye Hanımın yazdığı yoruma verdiğim yanıtta da bunu açıkça belirttim. Siz mertçe onun yazılarını benim yazdığımı sandığınızı bana söylediniz. Ayrıca "Yok, hayır, olamaz, şaka gibiydi" diyenlere de kimsenin bir şey dediği yok. Ama gerek seyir defterinde, gerek ilgli yazılarda yazılanlardan sizin haberiniz yok. Tüm açıklamalarıma rağmen komplo teorilerine devam ediliyor. Hesap sorar gibi açıklama bekleniyor hala, sanki alacakları varmış gibi, rahmetli onlara borçluymuş gibi. Resmi makamlardan tasdikli "Ölüm belgesi" isteyen şaşkınlar bile var. Keşke herkes sizin gibi duyarlı yaklaşabilseydi bu olaya. Lütfen müsterih olunuz.  29.06.2008 4:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 312
Toplam yorum
: 4634
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1590
Kayıt tarihi
: 10.02.07
 
 

Önceleri konuşurdu insanlar, "yazmak", sonraların işi... Duygu ve düşüncelerimizin yanı sıra gözl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster