Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ağustos '10

 
Kategori
Haftasonu
Okunma Sayısı
2215
 

Seferihisar- Sığacık

Seferihisar- Sığacık
 

Ben bu pazar, bir tatlı huzur alıp gelmişim Seferihisar Sığacık'tan daha ne isterim ki!

İzmir sıcak. İzmir boşalmış gibi.

Tatile gitmiyor musunuz diye soranlara boş boş bakıyorum. Her daim tatildeyim o ayrı konu da, tatile gitmenin bilinen anlamda ( deniz, kum, güneş) benim için artık birşey ifade etmediğini nasıl anlatayım ki? Haftasonları yetip de artıyor bile. Güneş tepemizde. Kum ve deniz en fazla bir saatlik yol. Urla, Gümüldür, Çeşme, Alaçatı yanıbaşımızda. Bu sıcakta sadece bu amaç için evden uzun süreli ayrılmaya, uzaklara gitmeye ne gerek var diye düşünüyorum.

Evim evim güzel evim...kum da deniz de iyi ama sonuçta tatil köyleri olsun, 5 yıldızlı oteller olsun, pansiyonlar olsun bana evimin rahatlığını veremez ki ! Yine dönüp dolaşıp evime gelmeliyim, evimde yatmalıyım ben.

E tabi İzmir'de oturunca böyle konuşurum... :)

***

Geçen yıl tam Güzelbahçe'den Seferihisar yoluna dönünce solda bir yer keşfetmiştik. Büyük bir villa, kocaman yemyeşil bir bahçe ve havuz. Yeni işletmeye açılmıştı. Ağaç gölgelerinin altında çimlerin üstünde minderlere yayılıp aman ne keyifli zamanlar geçirmiştik. Özellikle hafta içi, sessiz sakin kitabımızı okuyup muhabbet ederek kendi evimizde gibi rahattık.

Bu pazar yine aynı keyfi alacağımızı düşünerek çıktık yola. İsmi değişmiş. Bangır bangır bağıran Serdar Ortaç karşıladı bizi içeri girince. Tanrım, hani nerde o geçen yılki sakinlik, yer minderleri, doğallık.

Ah bu para hırsı. Berbat etmişler güzelim yeri. Sosyetik olacağız diye localar yapmışlar güzelim çimenlerin üzerine. Masalar, şemsiyeler ve gürültü. Magandalık değilde ne bu şimdi.

Tabi hemen kaçtık ordan.
***

Sığacığa zaman zaman gideriz ama kale içinde pazar günleri kurulan pazar yerini gezmemiştim hiç. En güzel plan plansızlık deyip ufak çaplı bir turistik gezi yapalım diye kırdık direksiyonu Seferihisar yönüne. Arkamızdan Serdar Ortaç bağırıyordu yine.

Sığacık; İzmir'e 50 kilometre uzaklıkta sevimli mi sevimli, cana yakın eski bir balıkçı köyü. Sahilde limanı çevreleyen bir kalenin içine kurulmuş. Kıvrılarak giden daracık sokaklarda dolaşırken, özgün mimarisini koruyabilmiş pek çok eve rastlamak olası.

İşte pazar günleri kaleninin içindeki bu dar sokaklarda, sadece yörede köylülerin yetiştirdiği sebze ve meyvelerin, elişi ürünlerin, ev baklavası, börek ve reçellerin, şarapların satıldığı bir pazar kuruluyor.

Kısmet bugüneymiş deyip , bizi bekleyen sürprizin merakıyla kale burcunun kapısından içeriye giriyoruz.

Aklımızda Haşmet Babaoğlu'nun "Sığacıkta bir pazar günü" yazısı. Gülüşüyoruz kale içinde ki pazar yerinde, ev baklavaları ev böreklerinin başında. Gerçekten çok lezzetli görünüyorlar.Tam da rejime yeni girmişken (!)

O'nun, yaşarken belki de farkına varamadığımız , ertelediğimiz güzellikleri bizlere hatırlatan yazıları üzerine sohbet ede ede dolaşıyoruz pazar yerini.

Pazar tezgahlarının başında, barbunya, fasulye ayıklamanın ruhumuzda yarattığı dinginliğin, rahatlığın güzelliği üzerinde felsefi yorumlar yapa yapa...(!)

( Burada yine Haşmet Babaoğlu 'na gönderme var. Bir yazısında barbunya ayıklamayı öyle güzel bir ritüel şeklinde anlatmıştı ki, okuduktan sonra barbunya alıp ayıklayasım gelmişti, aynı duyguları hissetmek için .)

Kendi kendimize günün havasına uygun geyik muhabbetiyle şenlendirirken pazar yerini, aslında hayatın ayrıntılarını ve bu ayrıntıların toplamının yaşamı ne kadar keyiflendirdiğini konuşuyoruz.

Çeşit çeşit ev yapımı reçellerini satıldığı tezgaha iliştirilen "Home made reçel" yazısına atılan kahkalarımız bunun kanıtı gibi.

Evlerinin önündeki küçük bahçeleri sevimli birer cafeye çevirip kendi yaptıkları gözleme , ayran ve çayla para kazanmaya çalışan köylü kadınları çok hoş, çok samimi.

***
Kalenin çıkış kapısı sahil tarafında. Sahilde balık restaurantları var.

Bir de geniş çimenlik alana yayılmış , ağaçlı, gölgeli, o sıcakta püfür püfür serin bir kır kahvesi. Sakin, mayışık sohbet ediyor insanlar. Ayaklarımızın altında parlak tüylü güzel kediler, keyifle gerine gerine uyuyorlar. Yemişler balıklarını tabi.

Çay, balık ekmek, gevezelik, sakızlı dondurma. Aman ne güzel ne güzel...Vakit nasıl geçti anlamadık tabi. Bıraksalar, ayaklarım serin çimenlerin üzerinde, gece yatısına da kalacaktım.

Ne güzel bir pazar günü... diyordum kiiiii birden Serdar Ortaç çalmaya başlamasın mı? Hey tanrım...


Tijen Taşlı- İzmir

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yazını zevkle okuduğum için ,bende bir yorum yazmak isteği duydum.Güzel yazılarda buluşmak dileği ile selamlar,

gülseren dalbudak 
 11.08.2010 0:24
Cevap :
Teşekkürler :)  11.08.2010 20:52
 

Merhaba, bende bu hafta geldim Seferihisardan ama ne hikmetse bir türlü kısmet olmadı Sığacağa gitmek. İnşallah seneye gideceğim. Çocukluğumdan hatırlarım da küçük bir araba kiralar Cuma dan konu komşu toplaşıp çadır kurardık İnciraltına v.s.. İzmir de yaşamak bir ayrıcalıktır. Sevgilerimle...

SELVİ 
 10.08.2010 11:30
Cevap :
Bizim de o taraflara gitmişliğimiz çok ama pazar günü kurulan pazarına ilk gidiyorum. Kısmet işte. Ben de... seviyorum bu şehri :) Sevgiler.  10.08.2010 14:40
 

Müşterilerinin müzik zevkleri ile kendi seçimlerini karıştıran işletmecelere duyurulur!!!

Mehmet Sağlam 
 10.08.2010 0:56
Cevap :
Sormayın Mehmet bey...sanki anlaşmış gibi her yerde aynı. Zevk desen zevk değil, ortam desen ortama uygun değil. Birde Fazıl Say'a kızıyorlar. Kimbilir adam benim gibi neye sinirlendi de böyle söyledi...  10.08.2010 12:15
 

ben de gitmezsem oralara ne olayım?:) urla çeşme, alaçatı... ehh sizler izmirde oturunca haliyle eve dönmek o kadar da zor degil. gnü birlik gezi şeklinde olabiliyor.. teşekkürler Tijen, selamlar.. sevgiler.

sema öztürk 
 09.08.2010 22:46
Cevap :
Gerçekten öyle güzel yerler var ki İzmir ve çevresinde... Kendimi yaz kış hep tatilde hissediyorum bazen :) Çalıştığım dönemde de aynıydı. İş çıkışı şöyle bir kordonda yürümek, bir çay içmek bile insana o duyguyu veriyor. Ben ne edeyim Bodrum'u Marmaris'i ? Gelin tabi, burası da senin memleket sayılır :)) kan çekiyor derler ya ...benden de sevgiler arkadaşım.  09.08.2010 23:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 156
Toplam yorum
: 955
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 2774
Kayıt tarihi
: 03.04.07
 
 

SÖZ UÇAR, YAZI KALIR. 9 Eylül Ünv. İşletme mezunu, 9 Eylül Ünv.Sosyal Bil. Ens.Sağlık Kurumla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster