Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Şubat '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
287
 

Şeffaflaşan MİT: "Bilgi edinme hakkı kanunu saklıdır, bilgi verilemez"

1968- 70' li yıllarda; (şimdi, sadece savunma hakkını kullandığı için 16 yıl hapse mahkum olan) Doğu Perinçek'in "Aydınlık" dergisi; hemen her sayısında (ki o zamanlar 'haftada bir çıkardı), merhum Türkeş'in Ankara'daki bürosunun hemen karşısında, ABD'nin CIA ajanlarının Türk MİT'ini kurmak için (veya yeniden yapılandırmak için) yeni bir büro açtığını dergisinde yazar ve Ankara'nın ortasında bu CIA ajanlarının ellerini kollarını sallayarak nasıl gezebildiklerini o zamanın başbakanı Demirel'e usanmadan bıkmadan sorardı.

Merhum Türkeş'in, Anadolu yaylalarında çadırlar kurdurup, Türk milliyetçiliğini nasıl örgütlediği konusu ise, belgelerle Aydınlık" dergisinin bir diğer önemli konusuydu.

12 Mart darbesinden sonra, CHP'nin yeni lideri Bülent Ecevit'in de bu iki konu üzerinde israrla durduğu, fakat iktidar olduktan sonra, "Bu konularda polemiğe girmek istemiyorum" diyerek, olayların üzerine gidilmesini, yine kendisinin kapattığı herkes tarafından bilinmektedir.

Oysa, "Kont-Gerilla, Gladyo- Jitem" gibi konular her gün o günlerin gazetelerini meşgul eden konulardı.

"Türk halkının hafızası zayıftır", derler. Artık bu zayıflıktan mıdır şişmanlıktan mıdır bilinmez ama bilinen bir gerçek vardır ki o da, aradan neredeyse bir yarım asır geçmesine rağmen hâlâ aynı konularda bir arpa boyu yol alınamamış olmasıdır.

 "Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun 29. maddesi (Sivil ve askeri istihbarat birimlerinin görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışında tutulur.)", hâlâ, Demokles'in kılıcı gibi başımızda dururken, bu konularda nasıl yol alınsın ki?

Hani, bu son zamanlarda muhalefet, iktidarı "kişiye özel yasa" çıkartıyor diye - sözüm ona- eleştiriyor ya! Hepsi göstermelik. Aslında ise, İktidarla bir olup, eleştirme adına  halkın gazını almak ve "Bilgi edinme Kanunu'nu yeteri kadar gizli tutamamak.

Aynı kaosu, 90'ların ortalarında Başbakan Tansu Çiller döneminde, Susurluk'a çarpan kamyondan sonra da yaşamıştık. Prof.Tansu Çiller, o zamanlar Abdullah Çatlı'nın ikili görevi örtbas edilemeyince, "Devlet için kurşun atan da kurşun yiyen de birdir" sözünü söylemek zorunda kalması, birçoklarının kafasına soru işaretleri yerleştirmişti.

Bu soru işaretlerinin hâlâ vatandaşın kafasında tazeliğini muhafaza ederken, bu sefer, Başbakan yardımcısı Bekir Bozdağ'ın, MİT görevlilerinin KCK’ya sızmaları konusunda, “suç işlemeden terör örgütüne girmek mümkün değil” şeklindeki açıklaması, kafaları daha da karıştırmıştır.

"Bu sözle kastınız neydi?" diye sorulunca, Başbakan yardımcısının verdiği cevap; aslında, hiçbir şeyin değişmediğini; MİT görevlilerinin KCK'dan olduğunu onlara inandırabilmek için, gerektiğinde kanunsuz işler de yaptıklarını, yani suç işlediklerini en yetkili ağızdan duymuş oluyoruz.

Öyle ki, bu İddialar, KCK’yı MİT’in kurduğu ve yönettiğine kadar vardırıldı.

Öyle ki, belediye otobüsüne molotof kokteyli atılmasında, Kızılay’ın göbeğinde bomba yüklü aracın patlatılmasında, askere, polise kurşun sıkılmasında, saldırılmasında KCK’ya sızan MİT görevlilerinin dahli var, izlenimi yaratıldı.

Şimdi, açığa çıkan bu MİT görevlileri suçlu mudur, yoksa, sadece kendilerine verilen görevleri yerine getirdikleri için suçsuz mu?

İstanbul özel yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekili Fikret Seçen, "yürütme organı (iktidar) tarafından terörün önlenmesi, bitirilmesi, ülkemizin her yerinde huzur ve güvenin temin edilmesi amacıyla yürütülen iyi niyetli girişimlerin Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğimizce soruşturma konusu yapıldığı iddiası gerçeği yansıtmamaktadır” derken, duruma açıklık getirmek gayesiyle de olsa hükümetin bir siyasetini olumlu sözlerle desteklemiş olmuyor mu?

Hani, cumhuriyet savcıları tarafsızdı!

Hani, devlet (demiyelim) iktidar suç işlemezmiş!

Hani, Türkiye değişiyormuş!

Hani, "yetmez ama evet"çilerimiz vardı!

Hani, iktidar, Ergenekon'dan farklı düşünüyormuş!

Hani, yargı politika belirlemezmiş!

Hani, 'açılım' diyerek şeffaflaşıyorduk!

Hani o saçlarına taç yaptığım ÖZGÜRLÜK

Hani o güzel sözlü iktidar yandaşları

Hani halklar toplumlar binbir renkli insanlar

Nasıl yakalamıştık  kaçarken  DEMOKRASİ

Alaettin Morgül / 16.02.2012 - 01:46  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güzeldi. Benzeri bir yaklaşım içindeyiz bu konuda. Gerçekten karşamık bir durum ve istihbaratı koruyacağız derken demokrasiyi hapsetme noktasına gidebilir. İşveç'in Türkiye severlerine Selam ve saygılar.

Turbest 
 16.02.2012 17:42
Cevap :
Katkınız için teşekkürler, sayın Turbest. selam ve esenlik dileklerimle.  16.02.2012 20:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 193
Toplam yorum
: 213
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1072
Kayıt tarihi
: 02.02.10
 
 

İsveç`in Göteborg şehrinde oturmaktayım;  evli ve bir kiz bir oglan iki çocuğum var. İsveç`te..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster