Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ağustos '11

 
Kategori
Turizm
Okunma Sayısı
1166
 

Şehir, tarım ve turizm

Şehir, tarım ve turizm
 

Dünyada tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş süreci ile şehirleşme süreci de başlamıştır. Sanayi ve ticaret yatırımlarının toplandığı alanlarda oluşan şehirler sahip oldukları iş imkânları ile sosyal ve kültürel fırsatlarla hızla yaygınlaşmış ve büyümüştür. Buna karşılık nüfusu artan, iş imkânları daralan, tarımsal üretim ve pazarlama sorunları günden güne artan köylerden göç kaçınılmaz hale gelmiş, ancak göçün tahminlerin ötesinde hızlı olması zaman zaman şehirlere zor anlar yaşatmış ve yaşatmaktadır.

Bu süreç günümüzde de hiç şüphesiz devam etmekte, göç karşısında da kapasitesi yeterli olmayan şehirlerin sorunlarını daha da artırmaktadır. Bu nedenle göç hızına ayak uyduramayan şehirler adeta kırsal alan özellikleri göstermeye başlamış, alt yapıları yetersiz kalan şehirler ortaya çıkan sorunlar yumağı içinde çaresiz kalmışlardır. Devletin bu konuda özel desteklerini beklemeye başlamışlardır. Nitekim devletçe de bazı belediyelere bu yönde destekleyici uygulamalara geçilmiştir. Konut yapımı ve ulaşımda büyük şehirlere özel politikalar uygulamaya konmuştur.

Göç alan şehirlerde altyapı sorunları yanında önemli bir konu da şehrin istihdam kapasitesinin durumudur. Eğer iş imkânları göç oranında gelişmiyorsa geçim ve güvenlik sorunları artmaktadır. Şu an için ülkemizde terör bölgesi dışında pek sorun olarak görülmese de şehirlerde suç oranları da yükselmekte, şehirler yaşanmaz hale gelmekte, bu defada şehirlerarası göçler karşımıza çıkmaktadır.

Nitekim günümüzde başta gelişmiş ülkeler olmak üzere şehirlerarası göç küçümsenmeyecek boyutlara ulaşmaktadır. Bu durum bir ölçüde şehirler arasında rekabeti de gündeme getirmektedir. Günümüzde ulaşım ve haberleşmenin artması bu süreci hızlandırmaktadır.

Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca yapılan 2009 Kentleşme Şurası Kentsel Yoksulluk, Göç ve Sosyal Politikalar Komisyonu tarafından hazırlanmış olan raporda 1975- 1980 yılları arasındaki dönemde kentleşme hızının % 5,22 olduğu ve bu hızın günümüzde 2.89’a kadar gerilediği belirtilmektedir.

1970-2000 yılları arasında en fazla göçün illerin İstanbul, Ankara ve İzmir olduğu ifade edilmekte, bu illerimizi daha sonra Konya, Adana, Bursa ve Antalya illerinin izlediği açıklanmaktadır.

1990-2007 yıllarında ise bu illere İçel, Şanlıurfa ve Diyarbakır’ın eklendiği anlatılmaktadır. 1950’lerden günümüze kadar olan göçler ile köy ve şehir nüfusu şehirler lehine büyük bir değişim göstermiştir. 1950’lerde %25 olan şehir nüfusu bugün % 70’ civarındadır.

1995-2000 yıllarını kapsayan bir çalışma da ise 81 ilden en hızlı göç artışının olduğu illerin Antalya, Şanlıurfa ve Antalya olduğu gösterilmekte, 15 ilde hızlı bir nüfus azalmasının gözlendiği bu illerin başında da Tunceli ve Ardahan’ın olduğu ortaya konulmaktadır.

Göçün genel değerlendirmesinin 1975 -1980 döneminde toplam nüfusun % 9,3’ünün oluşturan 3,6 milyon insanın göç ettiğine değinilirken, 1995-2000 döneminde bu oranın % 11 olduğu ve 6,7 insanın göç ettiği ifade edilmektedir.

Beklentilerin aksine kırsal göçün fazla olmadığı son yıllarda şehirlerarası göçün toplan göçün yarısını oluşturduğu söylenmektedir. Tabii göç edenlerinde yaklaşık % 61’ının hizmetler sektöründe % 15’nin sanayi sektöründe ve % 24’ünün Tarım, Orman ve Balıkçılık sektöründe çalıştığı belirtilmektedir. http://www.bayindirlik.gov.tr/turkce/kentlesme/kitap7.pdf

Yapılan bu çalışmaları ilçelere göre de incelediğimizde tablo daha da kötü görünmektedir. Günümüzde sanayi yatırımlarını ve ticari cazibesini yitirmiş birçok ilçe nüfus kaybına uğramış, hatta bazıları ilçe olmanın verdiği avantajları bile kaybetmeye başlamışlardır. Mahkemeler ve askerlik şubesi gibi bazı devlet daireleri çevre ilçelere alınmıştır.

AB normlarına göre bugün şehir dendiğinde nüfusu 20.000’den fazla yerleşim yerleri anlaşılmaktadır. Bunun altındaki yerler kasaba olarak ifade edilmektedir. Ne yazık ki ülkemizde bu sayının altına düşen birçok ilçemiz vardır. Gelinen noktada nüfusunu muhafaza edemeyen ilçelerimizde ekonomik kayıplar bu yörelerde yaşayanların geleceğe yönelik beklentilerine de büyük zarar vermiştir.

Dün köyden şehre olan göç, bir ölçüde şehirden şehre göç haline dönüşmüştür. Bu nedenle başta küçük ilçeler olmak üzere illerinde tedbirler alması gerekmektedir. Ellindeki ticari fırsatları çok iyi değerlendirmek ve günümüzdeki teknolojik imkânları çok iyi kullanmak zorundadırlar.

Bugün göç veren yörelerin büyük çoğunluğunun ekonomik özelliği üretim ve ticaret kaynaklarının tarımda toplanmasıdır. Ayrıca doğal kaynaklar, tarihi ve kültürel kaynakların bulunmasıdır. Bu yerleşim alanlarında ekonomik gelişmenin ve kırsal kalkınmanın tek hareket noktası tarım ve turizmdir. Zaten bu kaynaklar karşısında oluşturulacak sanayi ve ticaret hayatının da ana hammadde kaynağı tarım olmakta, doğal kaynaklar ve turizm ticari hayatı zenginleştirmekte ve desteklemektedir.

Bugün ülkemiz dünyanın sayılı coğrafyalarından birisidir. Herşeyden önce tarım sektörü birçok ülkeye göre daha zengin üretim desenine sahip, doğal ve kültürel varlıklarımız dünyanın imrenerek baktığı noktalardan biridir. Ne acı ki bizler bu kaynakları gereği gibi kullanamamakta, her şeyi birilerinden bekler gibi düşünmekte ve davranmaktayız. Bu nedenle ne çok eski ticari büyük kuruluşlara ne de güçlü kooperatiflere sahibiz.

Bunun yanında birçok medeniyete beşik olmuş, nice savaşlar görmüş bu toprakların bize verdiği fırsatlardan diğeri de turizmdir. Her geçen güç içeriği zenginleşen turizm sektörü harekete geçirlmelidir. Sahip olunan tarihi, kültürel, doğal ve tarımsal fırsatlar bu yönde kullanılmalıdır. Her yıl 25 milyondan fazla turistin geldiği ülkemizde şehrimizin de bu pastadan pay almasını sağlanmalıdır.

Turizm yörenin ürettiği malların adeta yerinden ihracatına imkân veren bir sektör olarak sizlere hiç şüphesiz karşılığını fazlası ile verecektir. Yörenin tarım ürünleri, işlenmiş tarım ürünleri ve el sanatları pazarlanabilecek, pansiyonlar, oteller, lokantalar ve bu hareketin içine girecek ve gelir elde edeceklerdir. Binlerce insana istihdam imkânı yaratılacaktır. Bir ölçüde kırsal özellikler gösteren yöreler için tarım ile birlikte turizm yöre ekonomisi için kurtarıcı rolü üstlenebilmektedir.

Günümüzde şehirlerarası nüfus rekabetinin yıkıcı etkilerinden korunmanın yolu yaşadığımız şehrin geçim kaynaklarını artırmak, yaşam kalitesini yükseltmek ve de bir cazibe merkezi olma özelliğini kazandırmamızdır. Tabii bu çalışmaların tüm kesimlerin birlikte düşünüp birlikte yapması en arzu edilen bir çalışma şeklidir. Çünkü sadece devletten ya da belediyeden bu konuda çaba göstermelerini beklemek işin kolaycılığıdır. Bizlerinde de yapacakları vardır. O zaman bunlar ne olur diye soracak olursanız.

Küçük işletmelerden veya geliri düşük bireylerden oluşan girişimler gelişmiş ülkelerde olduğu gibi kesinlikle örgütlü hareket etmelidirler. Bağlı bulundukları meslek örgütleri ve kooperatifler ile yerel yönetimler ile el ele şehrin geleceği için çalışmalıdırlar. Birlikte yöre ekonomisini canlandırmalı, yeni iş alanları açılmasına öncülük etmelidirler.

Sonuç olarak göç kaçınılmazdır. Ancak şehrimizin ekonomik gücünü kaybetmemesi için duyarlı davranmalıyız. İster göç alalım, ister de verelim. Bu sürecin yörelerimize zarar vermeden gerçekleşmesi bizlerin elindedir. Yeter ki ekonomik hareketliliğimizi koruyalım ve geliştirelim. Birlikte hareket etme alışkanlığına sahip olalım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 416
Toplam yorum
: 86
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 774
Kayıt tarihi
: 19.02.10
 
 

Tarım, Gıda, Ormancılık, Çevre, Örgütlenme ve Proje konularında çalışmalarda bulunmaktayım. Öncel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster