Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Nisan '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
348
 

Şehir mi, aman uzak dursun!

Şehir mi, aman uzak dursun!
 

Sabah uykumdan uyandığımda, başımın dönmesini baharın o mucizevi güzelliğinden kaynaklandığını zannettim. Nerden bilebilirdim ki tansiyonumun bu kadar yükseleceğini ve hastanelik olabileceğimi ? Yok dil altı, iğne falan derken baharın güzelliği bir başka bahara kaldı.

Şile devlet hastanesinde bir doktor arkadaşım var. Benim bu halimi görünce ısrarla kontrolden geçmemi istedi. Bana da değişiklik olur ümidi ile Şile yollarına düştüm. En son yirmi yıl kadar önce Şile’ye gitmiştim. Az gittim dere tepe düz gittim bir şehre vardım. Meğer o güzel sahil kasabası bir şehir olmuş. Taş taş üstünde. İnşaatlar yapılmış, yerleşilmiş, asfalt yollar, arabalar, insanlar……

Bu arada ben güzel bir kontrolden geçtim. Tansiyon ilacımı değiştirdiler. Şekerlendim, bir de şeker ilacı sahibi oldum. Kilolanmışım, acil kilo vermeliymişim. Mışlar ve muşlarla hastaneden ayrıldım.

Şilenin içinden çıkıp da, İstanbul yönüne veya Ağva yönüne gittiğinizde yol boyunca bahçe içinde, çam ağaçlarıyla çevrili evler, küçük köyler, minik pazarlara rastlıyorsunuz. Muhteşem bir hava, tertemiz bir oksijen, öyle ki insan içine çekmeye doyamıyor. Araba gürültüsü, koşuşturmaca, egzost gazı, stres hiç yok. Kuş sesleri, ördek vak vakları sizi kucaklıyor, sümbüller adeta yüzünüze gülümsüyor.

Zannediyorum ki bunları çoğunuz biliyorsunuz. Ama, şehrin vermiş olduğu kasvet orada yok. Ve biliyorum ki orada yaşamak, insanın ömrüne ömür katacaktır. Biraz hastalanınca çok mu duygusallaştım acaba diye düşünsem de, o yeşilin verdiği iç huzur tartışmasız en naif duygularımı bile okşuyor.

Yanlış yerde, yanlış zamanda ve yanlış şekilde yaşıyormuşum hissine kapıldım.

Aslında hayatımız o kadar kısa ki. Bir koşuşturma, bir hareket ki sorma gitsin. Sabah o trafiğe gir, egzost gazını teneffüs ederek işe git. İş yaparken bir sürü stres yaşa. Öğlen abur cubur hızlı bir yemek ve tekrar koşuşturma. Akşam aynı güzergahtan dönüş. Evde gerçekleşen bir dinlenme periyodu. Gece derin bir uyku bile haram. Ya yan komşu kavga eder veya sokaktan bir müzik sesi, ya asker uğurlanır patırtı kopar ve ya araba sesleri. Bir bakmışınız ay geçmiş. Koştura koştura para yatırısınız her yere. Doğal gaz, elektrik, su, televizyon, internet, kira, kredi, kredi kartı derken bir bakmışınız rutin şeyler devam ediyor ve sizin olması gereken hayatınız aslında başkalarınca paylaşılıyor.

Yok, ben bu hayatı artık bu şekilde sürdürmek istemiyorum.

Ömür o kadar kısa ki, kendim kendimce yaşayamadan bu dünyayı terk etmek istemiyorum. Sabah kuş cıvıltıları içinde uyanmak istiyorum. Kapımı açıp dışarı çıktığımda, yemyeşil çimenler beni karşılamalı. Ağaçlara günaydın demek istiyorum. Doya doya, kesintisiz nefes almalıyım orada. Köpeklerim beni görünce yanıma koşacaklar ve ben onlarla oynaşacağım. Gidip kümesten yumurta alıp pişirip yiyeceğim. Sonra bahçe ile uğraşacağım. Kim bilir belki şezlongda uyuklarım. Ama hayatım bana ait olmalı en azından bundan sonrası için. Biraz iç huzur için nelerden vazgeçilmez ki?

Bir Çin deyişi vardır :

Para bir ev satın alabilir ama aile satın alamaz.

Para bir saat satın alabilir ama zamanı satın alamaz.

Para bir yatak satın alabilir ama rüyayı satın alamaz.

Para bir kitap satın alabilir ama bilgiyi satın alamaz.

Para bir doktor satın alabilir ama sağlığı satın alamaz.

Para bir mevki satın alabilir ama saygıyı satın alamaz.

Para seks satın alabilir ama aşkı satın alamaz.

Para kan satın alabilir ama hayat satın alamaz.

Bir hayatımız var ve değerini bilmeliyiz. Kim bilir, belki de bu gün hayatımız geriye kalan son günü. Ne dersiniz?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

hayat bir kerede bırakamıyorsun kendin bitse çocukların başlıyor ya da ne bileyim işte bahane ve sebepler mi engel oluyor yoksa biz mi onlara prim veriyoruz. Şile'den Deniz balıkçısı var git ve ordan seyret manzarayı harika. Kendine dikkat et oldu mu? (Bu arada geçenlerde yeğenim ekranımda düzeltmeler yaparken MSN den iyi geceler demişsin, o da cevap vermemiş. Yani o ben değildim) Tekrar çoook geçmiş olsun, sağlıkla kal

kevser şekercioğlu akın 
 27.04.2008 0:13
Cevap :
Teşekkür ederim. Muhakkak dediğin yere gideceğim. Ama emin ol projemi hayata geçirmek için her şeyi deneyeceğim. Sevgilerimle.  28.04.2008 10:35
 

Öncelikle çok geçmiş olsun, uğaşılması gerekn iki önemli rahatsızlığınız var. Ancak denir ki bu iki hastalıkta dikkat eildiğinde ömür uzatırmış. Siz gibi düşübnüyorum, şehrin gürültüsü ve yaşam güçlüğü bizleri yoruyor. Huzur ve sakin bir yaşamı arzular olduk, kaldi ki ben ses sever biriydim. Ses varsa yaşam var derdim. Artık sakin ve sesiz bir yerde ömrümü tamamlamak istiyorum. Sizde lütfen kendinize dikkat edin. Dünya va roldukca stres var olacak uzak durmaya çalışalım. Tekrar size iyi dilekelrimi ilwetiyorum, neşeli ve aşk kokulu bir blog bekliyorum... Sevgilerle.

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 22.04.2008 9:34
Cevap :
Teşekkür ederim. Şehir de olmaktan çok zevk duyardım. Boğazda dolaşmayı, sinemaya gitmeyi, çaddede tur atmayı vs. Ama bunlar artık külfet oldu. Boğaza gidersiniz dönemezsiniz, caddeye araba park edemezsiniz gibi. Ve artık boğmaya başladı bunlar hepsi bu. Seevgilerimle.  22.04.2008 10:32
 

Geçmişler olsun, şekerler, tansiyonlar maşallah almış başını gidiyor. Gözünüzü seveyim dikkat edin kendinize bir tane Murat Ersöz'ümüz var blog arkadaşımız olarak değil mi? Yazınızın sonlarında belirttiğiniz yaşam tarzını ben gibi pekçok kişi istiyordur ama nerde? Bunlar hep biraz da imkanlar dahilinde olacak şeyler. Abimin Şileye gelmeden Sahil Köyde yazlık evi var.Yazın 6 ay boyunca ordalar. Ben de müsait olduğum h.sonları hemen kaçıyorum, nasıl dinleniyorum rahatlıyorum bilemezsiniz. Bahçe ile uğraşmak orada yetişen sebze meyvelerden toplayıp yemek, tavuğun altından aldığım yumurtayı yemek ayrı bir keyif veriyor. Bir de köyden satın aldığımız sütü ineği gözünüzün önünde sağıp vermesi de ayrı bir keyif. Çıkan kaymak,yapılan yoğurt, içilen süt de ayrı bir tat. Ama bunlar sürekli yapılamıyor maalesef, yine şehirdeki stresli yaşama dönmek zorundayız.İnşallah hepimiz hayallerimizdeki yaşama kavuşuruz... Tekrar geçmiş olsun dileklerimle. Kendinize dikkat edin lütfen... Sevgilerimle...

Sema Sener 
 21.04.2008 12:54
Cevap :
Teşekkür ederim. Sizde tatmışsınız benim halalimde ki yaşamı. Ama ben dönmemek üzere gitmek için inanın her şeyi yapacağım. Sevgilerimle.  21.04.2008 16:58
 

öncelikle çok geçmiş olsun murat bey. ben o kadar uzun zaman önce karar verdim ki şu anda koşullar nedeniyle olmasa bile hayatımın geri kalanını ist.da sürdürmek niyetinde değilim ve umarım bunu yapabilirim...

beenmaya 
 21.04.2008 0:48
Cevap :
Teşekkür ederim. O kadar çok kişi böyle düşünüyor ki. İnşallah isteğiniz olur sizin de. Sevgilerimle.  21.04.2008 11:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 51
Toplam yorum
: 232
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 605
Kayıt tarihi
: 12.04.07
 
 

Hayatı farklı gözle bakmayı seven, haksızlığa tahammül edemeyen, olaylara sessiz kalıp yerinde mü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster